Arşivden: Bugün bir miktar hektar orman daha kül oldu

Arşivden: Bugün bir miktar hektar orman daha kül oldu

*Bin kibrit yapmak için tek bir ağaç
Bin ağaç yakmak için tek bir kibrit yeter.

Konu: J. Hakan Dedeoğlu, Seçil Kalenderoğlu, Melikşah Altuntaş – İllüstrasyon: Sadi Güran
Bant Mag. No:22 – Eylül, 2013

Bugün bir miktar hektar daha ormanımız kül oldu… Yaz bitiyor, yangınlar durulur. Ama seneye kaldığımız yerden devam edeceğimize şüphe yok. Tam olarak ne kadar büyüklükte bir alana denk geldiği pek çoklarınca bilinmeyen hektar denen ölçüden onlarcası, yüzlercesi yanıyor her sene… (1 hektar 10.000 metrekareye, yani 100 m x 100 m’lik bir alana denk gelir.)

Tam olarak zararı, zararın boyutlarını bilmiyoruz; çünkü televizyonda, internette akan bir haberden öteye gitmiyor bizler için. Belki de ormanlardan uzaklaştığımız, hattâ ormanlardan korktuğumuz için sırtımızı epeydir dönmüş durumdayız onlara. Şu an bu yazıyı yazarken bulunduğum Kanada’da, ki orman denince akla ilk gelen ülke burasıdır muhtemelen, orman yangınlarında insan parmağı yok denecek kadar az. Bizim ülkede ise yüzde 98 gibi dehşet verici bir oran var. Türkiye’deki orman yangınlarının neredeyse tamamının kasıttan değil ihmalden, kazadan, iş bilmezlikten kaynaklandığını bilmek… İnsanın kafasını duvarlara vurası geliyor.

Elbette bunun önüne geçmek için etkili yeni girişimler de var. Prof. Dr. Ünal Akkemik’ten öğrendiğimize göre Orman Genel Müdürlüğü ve Bilkent Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirilen Orman Yangın Erken Uyarı Sistemi (OYEUS) yangın gözetleme kulesinin bulunduğu yerden 15 km çapındaki orman görüntülerini analiz ederek, uzaktaki bir dumanı 15 ile 25 saniye arasında tespit edip alarm verebiliyor. Bu sistem ile bugün yangına hassas 3,2 milyon hektarlık orman alanı izlenmekteymiş.

Aslında rant için kesilen, yakılan ormanlar diye veryansın ettiğimiz şu günlerde en büyük sorunun ağaçlara ve ormanlara olan mesafemiz, bilgisizliğimiz ve cahilliğimizin olduğunu fark etmek, Türkiye’deki ormanların en büyük tehdittin gölgesinde yaşayan insanların vefasızlığı olduğunu bilmek bazı hislerin, yaşam biçimlerinin acilen değişmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor bize. Ormanların kendisi kadar orman yangınları hakkında da bilmediğimiz birçok şey olduğunu ve kesilen, yanan, kaybolan bir şeyden ibaret olmaya başladıklarını fark ettiğimiz için bu sayı kolları sıvayıp cevabını bilmediğimiz soruları cevabını bilen insanlara sormaya karar verdik.

Önce bazı bilgilerle başlayalım:
-Türkiye’deki Orman Yangınlarının Sebepleri:

oy1

-Türkiye’de, 2013 yılında Temmuz ayının sonuna kadar 1.462 adet orman yangını çıktı ve 3.194 hektar alan zarar gördü.
-Türkiye’de her yıl ortalama 2.017 adet yangın çıkıyor. Bunların yüzde 98’i insan kaynaklı.
-Türkiye’de yangın söndürme için, hizmet araçları da dâhil olmak üzere 5.034 araç bulunuyor.
-Türkiye’de yaşanan en büyük yangın 31 Temmuz – 4 Ağustos 2008’de Antalya sınırları içinde olan Serik – Taşağıl yangını. Bu yangının nedeni enerji nakil hattı kaynaklı. Şiddetli poyraz nedeniyle tellerin birbirine temas etmesi sonucu oluşan kıvılcımın bu enerji hattının hemen altında bulunan tarladaki anızları tutuşturması sonucu çıkmış ve 1.674.000 metreküp dikili ağaç, 16.925 hektar alan tahrip olmuş.
-Dünyaya baktığımızda ise birkaç büyük yangından bahsedilebilir. 2010’da Rusya’da en son 6 milyon hektar alan tahrip olmuş otuz köy, 2.000 ev, 50.000 de henüz prematüre olan ağaç tahrip olmuş. 2007’de Yunanistan’da 270.000 hektar alan kül olurken 165 kişi hayatını kaybetti. 1987’de Çin Halk Cumhuriyeti’nde ise 222 kişinin öldüğü 2,3 milyon hektar alanın kül olduğu bir yangın var. Endonezya’da ise 1980’lerden bu yana epey orman yangını yaşanıyor. Özellikle 1997-98 de 8-9 milyon hektar alan yanmış, ki bu en büyük yanan alan.

bruce

Bruce Cawdron – Müzisyen (Esmerine) / Akupunktur Doktoru / Ağaç sevdalısı

Bir orman yandıktan sonra o alanda tam olarak neler olur? Doğal döngü nasıl işler?
Gezegenin neresinde olduğuna göre orman yangınlarından sonraki süreç farklı olacaktır. Ama mesela diyelim ki ılıman bir iklimden bahsediyoruz, Rusya’nın büyük çoğunluğu, Avrupa’da Alplerin kuzeyi, doğu ve kuzey Amerika’nın büyük çoğunluğu… Olacak olan şu, diyelim ki, bayağı ciddî bir yangın ve ağaçların çoğu yanmış, geriye sadece sopa gibi bazı gövdeler kalmış. Bunların bir çoğu ölmüş olsa da hayatta kalan bazıları köklerinden tekrar yeşermeye başlayacaktır. Bazı ağaçların kabukları gerçekten çok kalındır ve bir yangında tamamen yanmış gibi gözükse de aslında kabuğunun altına hâlâ hayat vardır.

Sonra, toprağın içinde, bir yangın gelene kadar sabırla 60, 80 hattâ 100 yıl beklemek üzere tasarlanmış tohumlar vardır. Bu tohumların filizlenmek için yüksek derecede ısıya ihtiyacı vardır. Bunlar filizlendikten sonra yanmış olan alan ilk önce bir çayıra benzemeye başlar. Sonra kuşlar ve diğer etkenlerle başka tohumlar gelmeye başlar ve temel döngü oluşur. İlk nesil ağaçlar çayırlıkta ilk filizlenen bitkilerin gölgesinde kendilerine büyümek için gerekli alanı bulurlar. Bu ilk ağaçlar 10-15 yaşlarına geldiklerinde ikinci ve daha güçlü nesil için gereken gölgeyi ve ortamı sağlamaya başlarlar. İlk nesil orman, yani 20 yaşından küçük çok genç bir orman, çok sık olacaktır, içinde yürüyemeyeceğin kadar sık hem de. İlk nesil ağaçlar 60 yıl sonunda ölmeye ve yıkılmaya başlarlar. Onlar öldükçe ikinci nesil ağaçlara alan açmaya başlarlar. Gövdeleri çok hızlı çürüyüp toprağa karıştığı için de genç ağaçlara besin kaynağı olurlar. İkinci nesil ağaçlara besin kaynağı olurken, daha da güçlü olacak olan üçüncü nesil ağaçlara da zemin hazırlarlar. Bu sebeple bu ilk nesil ağaçlara hemşire ağaçlar denir. Bunlar aynı zamanda, orman zemininin verimli bir örtü ile kaplanmasını sağlar ve mantar ve böcekler de üremeye başlar. Bu bahsettiğim herhangi bir insan yardımı olmadan, insan eli değmeden olacak olanlar. İnsanlar zaten sadece her şeyi mahveder.

akut

Sadettin Uslu – AKUT Bodrum Ekip Lideri

AKUT orman yangınlarında da aktif görev alan bir kuruluş. Yangın söndürme veya insan kurtarma çalışmaları dışında merak ettiğimiz vahşî yaşamın bu yangınlardan nasıl etkilendiği ve orman yangınları sırasında vahşî hayvanları korumaya ve kurtarmaya yönelik nasıl çalışmalarınız olduğu.
Özellikle yaz aylarında sıcaklıkların artmasıyla bölgemizde orman yangınlarına müdahale etmekte Orman İşletme Şefliği ve İtfaiye ekiplerine destek veriyoruz. Yangınlarda vahşî yaşam şüphesiz son derece olumsuz etkileniyor. Yangın alanında büyükbaş hayvan faunası daha az, küçükbaşlar biraz daha fazla etkilenirken, böcek faunası çok fazla etkileniyor. Kuş veya böcek yumurtalarının olumsuz etkilenmesi faunanın üremesinde aksaklıklara neden oluyor. Bazı çevrelerce önemsiz gibi görünen ot yangınları dahi popülasyon ve ekolojik dengenin korunabilmesi adına son derece önem arz ediyor.

Şu âna kadar, büyük veya küçükbaş hayvanların yaralanması durumu söz konusu olmadı; müdahale etmeyi gerektirecek bir vaka yaşamadık. Kaçışan veya tamamen yanmış hayvanlar ekiplerimiz tarafından gözlemlendi. Son Ortakent – Bitez yangınında sahadaki arkadaşlarımız, kısmen kuyruk ve kalça bölgesinden yanmış bir çakalın hızla uzaklaştığını gördüler. Zarar gören hayvanlara bu noktada ulaşmak son derece zor bir olay. Yakalanması mümkün olup, yaralı ya da yavru hiç bir hayvan bölgede bırakılmaz; tedavi ve bakım için ehil ellere teslim edilir.

TEMA-1

Doç. Dr. Zeynel Arslangündoğdu

Bir orman alanı yandıktan sonra imara açılmasına ya da yeniden ağaçlandırılmasına nasıl karar veriliyor?

İmara açıldığını hiç duymadım, genellikle ağaçlandırılıyor. Sorun şudur. Genellikle Orman Teşkilatı’nın yerel ekibi yanan alanı olduğundan az gösterme çabası içindedir. Aynı şekilde o bölgeye ait yangın riskleri objektif olarak değerlendirilmiyor. Önlem ve söndürme çalışmalarında hatalar masaya yatırılmıyor. Kimse başarısız olduğunu kabul etmiyor. Aynı zamanda söndürme çalışmaları çok risklidir. Kimseyi bile bile ölüme gönderemezsiniz. Çünkü büyük yangınlarda her an her şey olabilir. Rüzgâr tersine eser, yangının ortasında kalabilirsiniz. Doğal âfete dönüşebilir….

Türkiye yangın ile mücadelede yeterli bir filoya, donanıma sahip izlenimi veriliyor hep. Yunanistan’a yaptığımız yardım ile övünüp durulur bu konular gündeme geldiği zaman. Peki gerçekten Türkiye yeterli donanıma sahip mi ormanla yangın konusunda?
İkinci soru için; yeterli olduğunu düşünüyorum. Önemli olan yangın riskini önceden tahmin etmektir. Genellikle ilk müdahale ekipleri yangın riskinin yüksek olduğu yerlere yerleştiriliyor. Gözetleme kuleleri var, bunlar da alanın neredeyse tamamını görecek şekilde konuşlandırılıyor. Yangına ilk müdahale çok önemli, ilk 15 ve 45 dakika arasında ulaşılamazsa, hava hallerine (rüzgâr), topografya (eğim) ve yanıcı madde (ağaçların yaşı, büyüklüğü, cinsi, nemi) durumuna göre hızla büyüyor ve söndürülemez hâl alıyor.

*İngiliz marka bir kibrit kutusunun üzerinde yazan uyarı

“Orman” – “Ağaç” – “Yangın” – “İtfaiye” etiketlerinden herhangi biri ya da birkaçıyla ilgili aklınıza gelen ilk kitap nedir?

Alper Canıgüz: Fahrenheit 451, Ray Bradbury. Bilenler bilir, kitapların itfaiyeciler tarafından toplanıp yakıldığı bir distopyada geçer hikâye. Üstelik sonunda orman da mevcut. Doğa ve kitap düşmanlarının aşağı yukarı aynı kişiler olması ne kadar muazzam, değil mi? François Truffaut tarafından sinemaya da aktarılmış harika bir romandır ve sanırım sözünü ettiğiniz etiketleri oldukça iyi karşılıyor.

Joe Sacco: “Ateş” ve “itfaiye” mi? Ray Bradbury’den Fahrenheit 451. O kitabın çok iyi yazılmadığını düşünüyorum ama kitapları yakmak ve bilinci yok etmeye çalışmak fikri çok korkutucu bir fikir ve beni huzursuz ediyor. Mesela İskenderiye’deki kütüphanenin yok olması beni hâlâ rahatsız ediyor, asırlar önce gerçekleşmiş olsa bile. Mahzenlerde olanları bir daha göremeyecek olduğumuzu düşünmekten nefret ediyorum.

Yurko Dyachyshyn: The Divine Comedy (İlahi Komedya), Dante Alighieri!

Artemis Günebakanlı: Ağaçkakan, Tom Robbins. Tom Robbins’in o egzotik ve sıcak iklimde geçen hikâyelerinin bende ayrı bir yeri var.

 

Benzer yazılar