Arşivden: Sürekli “oralarda bir yerlerde” çalar, Morphine

Arşivden: Sürekli “oralarda bir yerlerde” çalar, Morphine

Yazı: Seden Mestan – İllüstrasyon: Sadi Güran
Bu yazı, Aralık 2011 tarihli Bant Mag. No:02’de yayımlanmıştır.

2 Şubat akşamı Bant Mag. Havuz’da izleyeceğimiz Robert Bralver ve David Ferino tarafından çekilmiş Mark Sandman belgeseli Cure For Pain öncesinde, arşivden bir Morphine güzellemesi.

Sürekli “oralarda bir yerlerde” çalar, Morphine. Çok acayip anlarda gelip sizi bulabilir ya da siz başınız sıkıştığında ona sığınabilirsiniz. Fazla romantikleşmeye gerek yok, Morphine hayatlarımızda yer edinen o büyük gruplardan biridir işte.

Resmi kayıtlar Morphine’in 1989 ile 1999 yılları arasında müzik yaptığını gösteriyor. Yine de bunun ne gibi bir ikna ediciliği olabilir ki? Belli bir zaman dilimine yerleştirilmesi mümkün olmayan müziğiyle Morphine, 90’lı yılların bize sunduklarından ayrılarak zamanın bilinen boyutundan çok farklı bir yerde konumlanmıyor muydu zaten? “Zamanının çok ötesinde” bir müzikten bahsetmiyoruz. Muğlaklığı, yaptığı müziğin basit kurgusu ve çığır açıcı olmasa da yepyeni kalıplar üzerinden şekilleniyor olmasından kaynaklanan Morphine, bilinmeyen bir zamana ait kalacak her daim. Kurucusu, vokalisti ve basçısı Mark Sandman’in 1999 yılında sahnede kalp krizi geçirerek hayatını yitirmesi sonucu sonlanan hikâyesiyle Morphine’in yarattığı muamma da sürüp gidecek.

Hikâyeyi tek bir kişiye indirgemek doğru değil elbette ama Morphine’e dair her şey Mark Sandman ile başlayıp yine onunla son buluyor. Blues rock eksenli grubu Treat Her Right ile müziğinin istikametini belirleyen Mark Sandman’e 1989 yılında saksafoncu Dana Colley’nin katılmasının ardından Morphine kurulmuş olur. “Morphine adı rüya tanrısı Morpheus’tan geliyor. Morphine diye bir ilaç olduğunu duydum ama adımızı ondan almadık. Rüya tanrısı konsept olarak bize çok geldi. Uyuyorduk ve rüya tanrısı Morpheus rüyamıza girdi. Uyanınca da bu grubu kurduk. Herkes rüyalarındaki mesajlarla sarıp sarmalanmıştır aslında. Bize gelen mesaj da bu grubu kurmaya zorladı bizi.”

Morphine, Good adlı ilk albümünü 1991 yılında yayınladığında Boston müzik sahnesi günümüzün diğer efsanevî gruplarının da çıkışlarına şahit olduğundan o günlerde yerel radyolarda ne kadar heyecan verici şarkılar çalındığını tahmin etmek güç değil. Yoğun baslar ve saksafon ile oluşturduğu müziği Morphine’i Pixies, Galaxie 500 ve The Pernice Brothers gibi grupların arasında öne çıkarmasa da ayrı ve daha ağırbaşlı bir yere çeker. Sandman’in de “low rock” ifadesiyle tanımladığı müziğinde Morphine, artık hepimizin de bildiği gibi, bariton saksafonla bariton vokalleri birleştirerek kasvetli denilebilecek bir tür yaratma peşindedir. “Biz bariton insanlarız” demişliği de var Sandman’in.

“Tüm bu enstrümanların bir araya gelmesiyle ortaya gerçekten pes bir ses çıkıyor ama yine de her bir enstrümandan çıkan farklı sesi duymaya devam edebilirsiniz. İnsanın bedenine çok acayip bir şekilde çarpan ve bazılarının da çok hoşuna giden bir müzik bu…”

Good ile başlangıçta sadece yerel bir ün edinebilen Morphine’i ana akım içerisine sokan, malumunuz, Cure for Pain albümü olur. Bir grubu pek de tanımıyor olabilirsiniz ama mutlaka birkaç şarkısını biryerlerden duymuş ve biliyorsunuzdur. İşte Morphine’i tanımıyor olsanız bile biryerlerden duyup da biliyor olabileceğiniz o birkaç şarkısının büyük bir kısmı Cure for Pain albümündedir muhtemelen. Albümün kapanış parçası ve Miles Davis’in yasını tutan “Miles Davis’ Funeral”, Morphine’in bünyede yarattığı tüm hissiyatı 1 dakika 41 saniyede anlatmaya muktedir.

“Biliyorsunuz hakkımızda kaleme alınan her yazıda gitar olmadan, bas ve bariton saksafonla yaptığımız müziğin ilginçliği vurgulanıyor. Açıkçası ben, ne kadar iyi bir grup olduğumuzdan ve ne kadar iyi çaldığımızdan bahsedilmesini isterdim. Bizden çok daha ilginç bir sürü grup var. Aslında biz dizeler ve nakaratlardan oluşan üç dakikalık standart rock parçaları yapıyoruz sadece.”

Cure for Pain sonrasında Morphine’i artık yerel bir grup olarak tanımlamamız mümkün değil. Amerika’nın yanısıra Japonya ve Avrupa’yı da turlayan grup işleri büyütür ve DreamWorks Records ile bir anlaşma imzalayarak yerel bir grup olma özelliğini resmen geride bırakır. 1995 tarihli Yes albümleri de büyük bir plak şirketi aracılığıyla yayınladıkları ilk albümleri olur.

Morphine’i “büyük” kılan özelliklerinden biri zaman dışı olmasıysa, diğeri de grubun müziğiyle birlikte sürüp gidecek gizemliliğidir. Mark Sandman röportajlarında Morphine’e dair pek çok hikâye anlatır da şarkılarında anlattıklarının kendi hayatına dair olup olmadığından hiç bahsetmez. Lâkin Sandman’in geçmişinden bazı olayların müziğini etkilediği herkesçe bilinir. İki erkek kardeşini de çok genç yaşta yitirmesinin hüznü Sandman’in grup arkadaşlarıyla geliştirdiği sıkı dostlukta kendini gösterdiği gibi, şarkı sözlerinde de kendine yer edinen konulardan biridir.

Morphine hikâyesinin yaşanılan kısmı, kaydedilen beş albümün ardından Roma’da verdikleri bir konser esnasında Mark Sandman’in kalp krizi geçirmesiyle sonlanır ve bundan böyle anlatılan kısım başlar. Arkadaşı Sandman’in elinde basıyla kulise doğru gittiğini gören Dana Colley, sonrasında olanları, yüzleri sahneye dönük diğer beş bin kişi gibi, kareler hâlinde hatırlıyor. Anlatılanların tüm mütevazılığına rağmen Mark Sandman’in ihtişamlı son sözleri “Çok güzel bir gece ve burada olmak muhteşem! Şimdi sizler için süper seksî bir parça armağan edeceğiz”, Morphine’in hikâyesini tekrar tekrar dillendirmek için kullanılacak bir bahanedir sadece.

Benzer yazılar