Arşivden: “Ya çıkarsa…: Sekiz düet albüm”

Arşivden: “Ya çıkarsa…: Sekiz düet albüm”

Eski sayılarımızı karıştırırken kehanetler, tahminler ve hayal gücünü kesiştirdiğimiz bir “fantezi” dosyasıyla karşılaştık. 2014 yılında hazırladığımız “Ya çıkarsa…: Sekiz düet albüm” dosyasında yıl 2018 (!) ve furya düet yapmak.

Yazı: Cem Kayıran – İllüstrasyon / Kolaj: Sadi Güran
Bu dosya, Aralık 2014’te yayımlanan Bant Mag. No:35’te yer alıyor.

Yıl: 2018. Furya: Düet yapmak.

Merhaba sevgili okuyucu. Bu yazıyı size şu an tam olarak 2018’den yazıyoruz. Belli olmaz, öncesinde öyle olaylar olur ki bunların bir kısmı başka bir paralel evrende vuku bulurken, sen bunların hiçbirine şahit olamazsın diye, biz sana bunları anlatmayı görev bildik.

2014 yılında yayınlanan Sunn O))) ve Scott Walker’ın düet albümü Soused’un yakaladığı başarının (!) ardından, müzik dünyasında yeni bir furya başladı. Kolay kolay ismini yan yana sayamayacağımız isimler, bir arada albüm kaydetmeye başladı. Biraz Fargo’nun dizisinin tutmasının ardından, tüm kanalların film uyarlaması yapımlara yüklenmesi gibi… Mesela inanması güç biliyorum ama Kraftwerk ve Eddie Vedder beraber bir albüm yaptı. Ajda Pekkan ve Ariel Pink’in Aradım Açmadın, Aşkım isimli bir albümü olduğunu da söyleyeceğim sana… Nick Cave’in Mulatu Astatke’yle bir albüm hazırlıyor olduğu da aramızda kalsın şimdilik…

Bant Mag.’la bir zaman yolculuğu yapıp hayalî bir geleceğe gidiyoruz. İncelikle seçtiğimiz sekiz düet albümden biraz biraz bahsedeceğim. Üstelik size bir sürprizim daha var: az sonra okuyacağınız albümlerin kapakları bizzat Sadi Güran’ın işleri! Evet, Sadi’nin kariyeri de 2015’le birlikte çılgın bir ivme kazanıyor!

hayali_duetler_web_1

James Blake & Bohren Und Der Club Of Gore
Albüm adı: Wings of The Digital Angel (Dijital Meleğin Kanatları)

Hip hop sanatçılarının konuk olduğu üçüncü albümünü yayınladıktan sonra çalmadık festival, almadık ödül bırakmayan James Blake, kariyerinin dördüncü albümü öncesi karşımıza büyük bir sürprizle çıktı! Yanına Almanya’nın en karanlık ve ağırbaşlı gruplarından biri olan Bohren Und Der Club of Gore’u alan Blake, Wings of The Digital Age isimli albümünü söz konusu ekip eşliğinde hazırladı. Albümün hazırlık aşamalarında verdiği bir röportajda üflemelilerin müziğinde her zaman ihtiyaç duyduğu bir katman olduğuna değinen James Blake, albümde yer alan Black Sabbath yorumunun da grubun yoğun ısrarları sonucunda albüme girdiğini söyledi.

James Blake’in kırılgan, naif, ağlamaklı ve looplar eşliğinde katman katman büyüyen vokali, Bohren Und Der Club of Gore’un yürek dağlayan ama bir o kadar da karizmatik olan ambient altyapılarının üzerine devleşiyor. James Blake’in elektronik davul ve sample dolu dünyasına Bohren Und Der Club of Gore’un akustik enstrümanlarının nefis bir renk ve bakış getirdiği kesin. Wings of The Digital Angel, karanlık dokuları çok sevip de akıcı vokal melodilerinin eksikliğini hisseden bünyeler için ilaç gibi bir albüm!

hayali_duetler_web_2

Kraftwerk & Eddie Vedder
Albüm adı: Terrabytes of Freedom (Özgürlüğün Terabaytları)

Kraftwerk ve Eddie Vedder’ın birlikte albüm hazırladığını duyduğum gün kahkahalarla güldüğümü hatırlıyorum. Ama bu gülüşün sebebi duyduklarımın komik olması değildi tabiî ki. Böylesine absürt bir deneye tanıklık edebileceğimiz için resmen kollarımı gökyüzüne açıp bağırarak gülmek istemiştim. Kraftwerk ve Eddie Vedder! Bir tarafta damarlarından data akan, gün içinde muhtemelen kendini bir USB port eşliğinde şarj eden robot adamlar; diğer tarafta her geçen gün kendini topluma daha yakın bir şekilde konumlandıran, kimi zaman itici düzeyde kendini bazı kitlesel sorunlara çözüm üretmeye adamış Vedder.

Albümün genelinde Eddie Vedder’ı ağırlıklı olarak vokaliyle duyuyoruz. Terrabytes of Freedom, akustik gitar eşliğinde şarkı söyleyen Eddie Vedder’la açılsa da Kraftwerk, robotik vokallerle şarkıya ufak ufak eşlik edip sonradan sarmal melodilerle duruma el koyuyor. Canlı performanslarda Eddie Vedder’ın bizzat yer almayacağı, grubun arkasındaki devasa ekranda piksel piksel gözüktüğü bu işbirliği, iki grubun stüdyoya birlikte girmeden, bilgisayar başında farklı ülkelerde kaydettiği bir albüm olarak soğukluğunu dinleyiciye iletmekten kendini alıkoyamıyor. Albümün prodüksiyonu için yapılan devasa kampanyaların yarattığı beklentiyi karşılayamayan bir albüm Terrabytes of Freedom. Sadece müzik tarihinde farklı uçlarda kalan iki ismi aynı torbada toplaması bile yeterince etkileyici tabiî ki. Bunun üstüne de gerçekten Kraftwerk hiti olabilecek iki üç şarkı da bu albümde yer alıyor.

hayali_duetler_web_3

Ajda Pekkan & Ariel Pink
Albüm adı: Aradım Açmadın, Aşkım (I Called You, But You Didn’t Answer My Love)

Pom Pom albümünün turnesi için bir kez daha İstanbul’a gelen Ariel Pink, bir plak dükkânında karşılaştığı Ajda Pekkan albümlerinin kapağından fazlasıyla etkilenir. Çevresindekilere o an ‘’ben bu kadına ulaşacağım’’ diyen Pink, İstanbul’daki tüm tanıdıklarını devreye sokarak Ajda Pekkan’a ulaşmanın yollarını arar. Madonna’ya iki adet bestesini vereceğini açıklayan fakat sonra bu durum Madonna’nın menajeri tarafından yalanlanan Ariel Pink, bu sefer büyük oynamak niyetindedir. Bu sebeple Ajda Pekkan’la yapacağı albüm bir anlamda Ariel Pink için rüştünü ispat etmek anlamına gelmektedir.

İşin Ajda cephesinde de durumlar biraz ilginç. Yeni bir reklam anlaşması yapmakta zorlanan Pekkan’a, Ariel Pink’in bu teklifi çok cezbedici gelmiştir. Hattâ Ariel Pink’in müziğine biraz kulak kabartan Ajda, ‘’Menopause Man’’ şarkısının vokal melodisine fena tav olup, üstüne Türkçe sözler yazar. Albümde ‘’Aykırı Kadın’’ adıyla yer alan şarkı, albümün dikkat çeken şarkılarından biri oldu tabiî ki de.

Pitchfork, NME, The Line Of Best Fit gibi dergileri mest eden bu albümün ardından Ariel Pink, Ajda Pekkan’ın albüm tanıtım konserini Harbiye Açıkhava sahnesinde yapmak istemesine de karşı çıkmadı.

hayali_duetler_web_4

Nick Cave & Mulatu Astatke
Albüm adı: Misery Of The Ethiophian Night (Etiyopya Gecesinin Istırabı)

Nick Cave’in tüm kariyerine baktığınız zaman, en fazla iplerinden salınmış, en baskın hissin ‘’rahatlık’’ olduğu ilk albümdü Push The Sky Away. Akışkan ve bildiğimiz Nick Cave albümlerinin aksine üzerinize çökmeyen bu albümün ardından Nick Cave, tabiî ki yanına birtakım Bad Seeds üyelerini alarak, Etiyopya cazının mucidi Mulatu Astatke’yi stüdyosunda ağırladı.

Konga davulları ve vibrafonun önderliğinde inşa edilen ritmik örgünün üstüne, keyfi yerinde ve içinde olduğu farklı müzikal dokuların tadını çıkarmaya bakan Nick Cave vokali gerçekten nefes kesen bir karışım sunuyor. Nick Cave diskografisinden, ritmik katmanın en ön planda olduğu şarkılardan biri olan ‘’Red Right Hand’’i de albümde Mulatu Astatke ile bir kez daha yorumlayan Nick Cave, albümdeki şarkılarda genellikle hayatta yaptığı keşifler ve rutinin verdiği keyiften bahsediyor. Mulatu Astatke ve Nick Cave’e eşlik eden Bad Seeds üyelerinden birinin Warren Ellis olduğu da malûmunuz. Warren Ellis’in kimi anlarda Astatke’ye tek başına kemanıyla eşlik ettiği anlar, albümün en dokunaklı kısımları belki de…

hayali_duetler_web_5

Daft Punk & Dan Deacon
Albüm adı: Feelin’ Like A Truck (Kamyon Gibi Hissediyorum)

Feelin’ Like A Truck, elektronik müziğin farklı alt başlıklarını seven hemen herkese hitap edebilen bir albüm. Daft Punk’ın ihtişamlı, devasa prodüksiyonlu, cilalı soundu, Dan Deacon’ın bir anlamda çivisi çıkmış, dört nala, âdeta çığlık atan elektronikleriyle bir arada. Her Daft Punk albümünde olduğu gibi, Feelin’ Like A Truck için de gerçekten eşine az rastlanır bir tanıtım çalışması yapıldı. Albüm için düzenlenen özel etkinlikler, sanki sürreal bir parti gibi geçti. Daft Punk’ın bildiğimiz devasa piramidinde, Daft Punk ikilisinin biraz daha altında konumlanan Dan Deacon, seyircileri dâhil ettiği nefis konser oyunlarını bu sefer LED ekranlarla dolu bir piramitten yaparken pek de sırıtmıyordu.

Daft Punk’ın Nile Rodgers, Giorgio Moroder ve Julian Casablancas gibi konuk müzisyenlerle çalıştıktan sonra Dan Deacon’la bir albüm yapması da oldukça cesur bir hareket. Albümdeki parçalar için de aynı şeyi söylemek mümkün. Hem Dan Deacon hem Daft Punk, vokallerde vocoder kullanmayı seven isimler. Fakat cilalı, tertemiz Daft Punk soundunun üstüne gelen bol fuzz’a boğulmuş, kirli mi kirli Dan Deacon vokali kulakları kimi zaman rahatsız edebiliyor. Feelin’ Like A Truck, isminden de anlaşılabileceği gibi bir anlamda bir güç gösterisi. Random Access Memories’ten ziyade daha eski Daft Punk albümleriyle kıyaslanabilecek bir tınısı var. Dan Deacon ise bildiğimiz gibi, yanında Daft Punk bile olsa kendi bildiğini okuyor. Hemen hemen her şarkıda, bir iki dakika özgür bırakılan Dan Deacon, parçaların içinden bazen bir kamyon gibi geçiyor!

hayali_duetler_web_6

Nekropsi & M.I.A.
Albüm adı: Deneme 1 (Experiment 1)

AYLIK albümünün ardından yine pek ortalarda gözükmeyen Nekropsi, geri dönüşünü bir kez daha bomba gibi yaptı. M.I.A. eşliğinde canlı olarak kaydedilen albüm Deneme 1, Nekropsi’nin yeni şeyler deneme, risk alma ya da hipnoz etme alışkanlıklarından herhangi birinden taviz vermediği bir başka albüm. M.I.A.’in kimi zaman kendi içine fısıldayarak söylediği şarkılar, Nekropsi’nin son sürat riffleri eşliğinde büyüleyici bir hâl alıyor.

Albümde bir M.I.A. ve bir Nekropsi şarkısına da yer vermeyi ihmal etmeyen ekip, M.I.A.’den ‘’Born Free’’yi iki katı hızda çalıyor. Nekropsi’den de ‘’Dedikodu’’ya albümde yer veren M.I.A. ve Nekropsi, şarkının ‘’NEK-ROP-Sİ NEK-ROP-Sİ’’ şeklinde hep bir ağızdan söylenen bölümünde ‘’EM-AY-EY EM-AY-EY’’ diye de bağırıyor!

M.I.A., verdiği bir röportajda Nekropsi’yle çalışmanın kendisi için çok “eğlenceli” ve “ufuk açıcı” olduğunu söylüyor. Boynundaki Nekrop Paşa Spor atkısıyla röportaj veren M.I.A., bir sonraki albümünde de “Baba” ve “Yok Var” gibi Nekropsi şarkılarını yorumlayacağını belirtiyor. Deneme 1, isminden devamının geleceği intibaını yaratan bir albüm olsa da Nekropsi’nin sağı solu pek belli olmuyor bildiğiniz gibi. Ama dans etmeye müsait, her zaman olduğu gibi grubun kendine has mizahından da izler taşıyan bir albüm.

hayali_duetler_web_7

Jack White & Mike Patton
Albüm adı: Marvello

Beğendiği her müzisyenle bir proje yapma hastalığından mustarip ikili Jack White ve Mike Patton’ın yolları bir noktada kesişti ve karşımıza Marvello çıktı. Albüm kayıt sürecinin biraz sancılı olduğu, şarkı yapım aşamalarında Mike Patton’ın kimi zaman stüdyoyu terk edecek noktaya geldiği haberleri, albüm henüz yayınlanmadan basında fazlasıyla yer aldı. Özellikle stüdyoda bir gün Patton’ın, “Yeter Jack, bu şarkıda da mı solo atmak istiyorsun?” sorusuna sinirlenen Jack White’ın sinirini tekmelediği bir amfiden çıkardığı ânın fotoğrafları epey yankı uyandırsa da iki isim de bu albüme nedense çok inandığını belirtiyor.

Marvello’nun hazırlık aşamalarını konu eden belgeselde Jack White şunları söylüyor: “Lazaretto ve sonrasında, müzikte yapmak istediğim her şeyi, her kafama eseni yapabildiğimi fark ettim. Beni yer yer sınırlayacak, bir anlamda başka bir yöne yöneltecek biriyle çalışma ihtiyacım vardı. Mike Patton’la çalışmak bu anlamda çok çekici geldi kulağa.”

Albümde ikiliye 40’a yakın konuk sanatçı eşlik ediyor. Trevor Dunn, Dean Fertita, Dave Lombardo ve Danger Mouse bu sıradışı albümde karşımıza çıkan isimler arasında. Patton’ın “kaçık blues’u” olarak tanımladığı Marvello’nun Ipecac Records’tan mı yoksa Third Man Records’tan mı çıkacağı da epey konuşuldu. En nihayetinde ikisinden birden yayınlanan albümün ardından ikili bir arada turne yapmak fikrine çok sıcak bakmadığı için birkaç tanıtım konserinin ardından “herkes kendi yoluna” diyerek ayrılarak yeni düetlere yelken açtı.

hayali_duetler_web_8

Matias Aguayo & BaBa ZuLa
Albüm adı: Maslak Ritual (Maslak Ritüeli)

Matias Aguayo’nun Maslak Oto Sanayi’deki BaBa ZuLa stüdyosuna girdiği anda mırıldanmaya başladığı melodi ve sonrasında Murat Ertel’in sazıyla üstüne çaldıkları, albüme ismini veren “Maslak Ritual” şarkısının temelini oluşturuyor. BaBa ZuLa’nın oynak ve hipnotik yapılarının üstüne, vokalini looplayarak tekerleme gibi şarkılar söyleyen Aguayo, albümdeki kimi şarkılarda da tekno köklerine dönmeyi ihmal etmiyor.

Buraya ait tınısını uzak coğrafyalarla kesiştirmekten hiçbir zaman çekinmeyen BaBa ZuLa, Aguayo’nun etkisiyle biraz Güney Amerika esanslarına Maslak Ritual’da yer veriyor. Perküsyonların ön planda olduğu kimi şarkılar, Aguayo’nun akılda kalıcı vokalleriyle dans pistlerinde uzun süre çalacak potansiyele sahip. Tabii albümde Aguayo’nun Türkçe sözler söylediği şarkılar olduğunu da belirtmeyi ihmal etmeyelim!

Benzer yazılar