Aydınlıkları ve karanlıklarıyla 2017: Moon Duo

Aydınlıkları ve karanlıklarıyla 2017: Moon Duo

Occult Architecture isimli albümünü aydınlık ve karanlık olarak iki ayrı bölümde yayınlayarak 2017 boyunca en sık dinlediğimiz gruplardan biri olan Moon Duo, Şubat ayında uzun bir aranın ardından yine İstanbullu dinleyicileriyle buluşmaya hazırlanıyor. İlk olarak 2010 yılında arkaoda’da ağırladığımız Sanae Yamada ve Erik ‘Ripley’ Johnson ikilisi, bu kez 7 Şubat akşamı Zorlu PSM Studio sahnesinde olacak. Konser öncesinde Sanae Yamada’yla geride bıraktığımız 2017’yi gözden geçirdik.

Röportaj: Cem Kayıran – İllüstrasyon: Barış Şehri

2017 yılı Moon Duo için iki albüm ve uzun soluklu turneyle epey yoğun geçti. Moon Duo için geride bıraktığımız yılı hangi sıfatlarla tanımlarsın?
Bu yıl tam anlamıyla tezatlıklarla doluydu. Hem kişisel hem müzikal anlamda harika yüksek noktalara ulaştık ve bu birçok kişide olduğu gibi bizim üstümüzde de ağır bir yüke dönüştü. Sıfatlara gelecek olursak hem tatmin edici hem yorucu; hem heyecan verici hem üzücüydü.

Moon Duo’nun iki albümü de farklı his ve halleri kapsamasıyla, bu yıl hayatımın farklı bölümlerinin soundtrack’i haline geldi. Bildiğim kadarıyla bu iki albümü aynı zamanda kaydettiniz. Birbirinden epey farklı ve kendine has bütünlükler yaratmak nasıl bir deneyimdi?
Albümleri aynı zaman diliminde kaydettik ama mikslerini farklı yerlerde, farklı zamanlarda ve farklı ruh hallerinde yaptık. Kayıt faslının ardından her şey fazlasıyla çiğ durumdaydı. Volume 1’ın mikslerini nisan ayında Berlin’deki Kaiku Studios’da yaptık ve bu albümün daha karanlık, daha gölgeli ve içsel bir karakteri olmasını istedik. Volume 2’yu da ağustos ayında Portland’da miksledik. Yazın ortasıydı ve uzun günler ve güneş bize bu hafif ve havadar eşlikçiyi hazırlamamızda yardım etti.

“…Brooklyn’de Jim Jarmusch’la birlikte sahne aldık. Bu tam anlamıyla unutulmazdı. İkimiz de onun büyük hayranlarıyız ve onunla tanışıp birlikte çalma şansı yakaladığımız için kendimizi çok acayip hissediyoruz.”

2017 yılında fazlasıyla uzun bir turne takviminiz vardı. Bu konserlerden hangisi sizin için en unutulmazıydı?
Bir tane konser seçmek gerçekten çok zor! Hepsi unutulmaz hissettiriyor çünkü bir deneyim olarak hepsi birbirine bağlı. Turne yapmak önce yükselen sonra çakılan ve ardından tekrar yükselen çılgın bir dalga üstünde süzülmek gibi. İlk kez Kuzey Afrika’da çalma şansı yakaladık ve bu bizim için çok özeldi. En sevdiğimiz festivallerden olan Beaches Brew ve Le Guess Who?’da çaldık. Aynı zamanda Sacred Bones’un 10. yıl kutlamalarında Brooklyn’de Jim Jarmusch’la birlikte sahne aldık. Bu tam anlamıyla unutulmazdı. İkimiz de onun büyük hayranlarıyız ve onunla tanışıp birlikte çalma şansı yakaladığımız için kendimizi çok acayip hissediyoruz.

Bu günlerde biz de 2017’nin En İyi Albümleri listemizi sona erdirmeye çalışıyoruz. Sizin 2017 listenizin zirvesinde hangi albümler var?
The Ecstatic Music of Alice Coltrane Turiyasangitananda
Circuit Des Yeux – Reaching For Indigo
Bitchin’ Bajas – Bajas Fresh

2017’de duyduğun en motive edici cümle neydi?
İnsan dediğin ete yazılır. [Human means written in flesh]

Röportajın tamamını okumak için buraya tıklayarak Bant Mag. No:61’e ulaşabilirsiniz.

Benzer yazılar