Beykoz Kundura: Bir Yaz Gecesi Sineması

Beykoz Kundura: Bir Yaz Gecesi Sineması

Beykoz Kundura Film Günleri açık hava programının bir parçası olarak 29 Haziran – 6 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek Bir Yaz Gecesi Sineması gösterimleri, seçimlerin stresinden yazın hülyalı atmosferi ve üfür üfür bir sinema deneyimiyle uzaklaşmak isteyenler için birbirinden lezzetli filmler sunuyor.

Geçtiğimiz yaz Restore Film Günleri ile kendi sinema etkinliklerini düzenlemeye başlayan Beykoz Kundura, Ocak 2018’de Karlar Altında Kâbuslar başlığında sinema tarihinden üç önemli başyapıtı Lastik Revizyon binasında sinemaseverlerle buluşturmuştu.

2018 sonunda açılması planlanan Kundura Sinema ve Kundura Sahne ile İstanbul’un öncü kültür sanat merkezlerinden biri olmayı hedefleyen Beykoz Kundura, sinema tarihinden unutulmaz yaz filmlerinin bir araya geldiği yeni program Bir Yaz Gecesi Sineması’nda ise sinemaseverleri 29 Haziran-6 Temmuz tarihleri arasında tekrar açık hava gösterimlerine davet ediyor. Etkinliğin Facebook sayfasına buradan, biletlere ise şuradan ulaşabilirsiniz.

Charlie Chaplin’den Jacques Tati’ye, Alfred Hitchcock’tan Ingmar Bergman’a, Jean Vigo’dan Agnés Varda’ya dünya sinemasının usta isimlerinden eşsiz başyapıtların açık havada büyük perdede sinemaseverle buluşacağı Bir Yaz Gecesi Sineması programı yeni bir hayata, yeni bir aşka, yeni arzulara yelken açan, bir arayışın peşinde, kendini bulmaya çalışan karakterlerin öykülerini takip ediyor. Gençliği, geleceği, hayalleri, yalnızlığı, arayışları, ilişkileri, heyecanı ve gerilimi içinde barındıran programda yer alan 11 filmi mercek altına alıyoruz.

Hal Ve Gidiş Sıfır // Zéro de conduite: Jeunes diables au collège

Ne hakkında? Jean Vigo’nun Hal ve Gidiş Sıfır filmi, yatılı okulda maruz kaldıkları baskıya karşı isyan eden çocukları konu alıyor. Alaycı mizahı, şiirselliği, dine ve eğitim kurumuna karşı sözünü sakınmayan tavrı ve kışkırtıcı hamleleriyle sinema tarihindeki birçok klasiğe ilham veren film 29 yaşında hayatını kaybeden Jean Vigo’nun kısa süren yaşamına sığdırdığı dört önemli filmden bir tanesi.
Neden izlemeli? Kendisi de küçük yaşta yetim kalan ve yatılı okullarda büyüyen Vigo’nun bu kişisel hikâyesini dâhiyane yönetmenliğiyle eşsiz bir filme dönüştürdüğü bu kısayı kaçırmayın deriz.
Lüzumsuz: Film Fransa’da yasaklanmış ve bu yasak ancak 2. Dünya Savaşı’nın bitiminden epey sonra kaldırılmıştı.

Gençlik Yılları // American Graffiti

Ne hakkında? 1960’larda liseden mezun olan bir grup gencin yeni hayatlarına başlamadan önce birlikte geçirdikleri sıcak bir yaz akşamını konu alan film, arabalarıyla turlayıp, ilişkileri ve gelecekleri hakkında konuşan gençler arasındaki eğlenceli muhabbetlerin yanısıra olduğu kadar döneme de ışık tutmasıyla ön plana çıkıyor.
Neden izlemeli? George Lucas’ın bilim kurgu sinemasının dışına çıktığı tek filmi olan American Graffiti sadece soundtrack’indeki rock hitleri ile konser tadında bir gece geçirmek için dahi izlenebilir.
Lüzumsuz: İronik bir şekilde George Lucas bu filmi çekmekte olduğu için kendi lise döneminin bir araya geldiği bir etkinliği kaçırmış.

Grease

Ne hakkında? Rydell Lisesi’nin havalı asi çocuğu Danny Zuko ile şehir dışından gelen yeni öğrenci Sandy Olson arasındaki aşkı anlatan filmin hikâyesinden çok, başka meziyetleri önemli. Klişelere yaslanan, sıradan hikâyeyi kült bir filme dönüştüren bu özellikler saymakla bitmez. Rock’n Roll’un, parlak saçların, deri ceketlerin, havalı arabaların moda olduğu 50’ler nostaljisiyle yaratılan rengarenk dünyası, kitsch estetiği, karakterleri, unutulmaz şarkıları ve dans sahneleriyle Grease, hâlâ ilk günkü gibi heyecanla izlenmeyi bekliyor.
Neden izlemeli? Bu sene 40. yaşını kutlayan, tüm zamanların en sevilen müzikallerinden biri olan Grease her zaman keyifle izlenecek klasiklerden.
Lüzumsuz: Filmin oyuncu kadrosu çekimler süresince yaklaşık zaman zaman günde 5.000 adet olmak üzere toplamda yaklaşık 100.000 sakız çiğnemiş.

Rochefortlu Kızlar // Les Demoiselles De Rochefort

Ne hakkında? Rochefortlu Kızlar, Rochefort’da yaşayan iki kız kardeş Delphine ve Solange’un kendilerini ve aşkı arayış hikâyesini anlatıyor. Efsane müzisyen Michel Legrand’a Oscar adaylığı getiren yapım, tatlı tesadüflerle örülmüş hikâyesi ve büyüleyici görselliğiyle vaat ettiğini fazlasıyla veren; renklerin, kostümlerin, müziklerin, koreografinin heyecan, coşku ve sevince dönüştüğü en güzel “kendini iyi hisset” filmlerinden biri.
Neden izlemeli? Henüz 25 yaşındayken bir araba kazasında hayatını kaybeden Fransız oyuncu Françoise Dorléac’ı, filmde ikizini oynadığı ve gerçek hayatta da kardeşi olan bir diğer Fransız diva Catherine Deneuve ile beraber başrolde izlediğimiz bu film keyifli ve şeker tadında bir gece isteyenler için ideal.
Lüzumsuz: Yönetmen Jacques Demy’nin eşi, Fransız yeni-dalga yönetmeni Agnès Varda filmde plak dükkanını ziyaret eden rahibe olarak küçük bir rolde karşımıza çıkıyor.

Monika’yla Bir Yaz //Sommaren med Monika

Ne hakkında? Ingmar Bergman’ın filmografisindeki ilk başyapıt olarak görülen Monika’yla Bir Yaz, işçi sınıfı bir ailenin çocuğu olan 17 yaşındaki Monika’nın ilk gençlik aşkı Harry ile birlikte geçirdikleri yazı ve ardından yeni bir hayata adım atmalarıyla değişen ilişkilerini ve hayatlarını anlatıyor. Gösterime girdiği yıl birçok ülkede tartışma yaratan Monika’yla Bir Yaz, yalın anlatımı,sarsıcı görsel dili, seyirciyle kurduğu ilişki ve imgeleri kullanma biçimiyle Bergman’ın kariyerindeki en özel filmlerden biri. Monika rolündeki Harriet Andersson’ın hafızalara kazınan performansının da bunda etkisi büyük.
Neden izlemeli? Bu sene 100. yaşını kutladığımız efsanevi yönetmen Ingmar Bergman’ın ilk başyapıtlarından birine tanık olma fırsatı yeter de artar bile…
Lüzumsuz: Francois Truffaut’un 400 Blows filmindeki çocuğun sinemadan çaldığı poster, bu filmin posteriydi.

Bir Kır Eğlencesi // Partie de campagne

Ne hakkında? Jean Renoir’ın tamamlanamayan filmi Bir Kır Eğlencesi, Parisli bir ailenin kır gezisini konu alıyor ve iki taşralı maceraperestin bu ailenin üyelerinden Henriette ve annesi Juliette ile yaptıkları kaçamak etrafında gelişiyor. Renoir’ın kamerası nehir kıyısında vakit geçiren, ağaç kenarına oturup dertleşen, sandallarla gezen, salıncakta sallanan, aşık olan insanları izlenimci bir bakışla kaydediyor. Babası Auguste Renoir ve diğer empresyonist ressamların etkisinin yoğun bir şekilde hissedildiği Bir Kır Eğlencesi’nde Renoir, doğayı etkileyici bir şekilde kullandığı gibi, tutkuyu, neşeyi, hüznü ve kasveti ustalıkla işliyor.
Neden izlemeli? Yaz vakti güneye, bir su kıyısına inmenin ne demek olduğunu anlayan herkese tatile gitmeden tatil hissini yakalamak için tavsiye edilir.
Lüzumsuz: 1936 yılında çekilen film, ancak 10 yıl sonra, tam olarak tamamlanmamış 40 dakikalık bir versiyonla izleyici karşısına çıkabildi.

Günaydın Hüzün // Bonjour Tristesse

Ne hakkında? Hollywood’un altın çağı yönetmenlerinden Otto Preminger’in Françoise Sagan’ın klasik romanından uyarladığı Günaydın Hüzün, yaz tatilini babasıyla Fransız Riviera’sında geçiren Cecile’in hikâyesini anlatıyor. Bir gün evlerine misafir olarak gelen Anne Larson ile babasının arasındaki ilişkiyi kıskanan Cecile’in bu ilişkiyi bozmak için yaptıklarını konu alan film, yönetmenin filmografisindeki en farklı filmlerden biri.
Neden izlemeli? Preminger’in hem görsel dünyasını hem de hikâyeyi karşıtlıklar üzerine kurduğu, bir kısmını renkli bir kısmını siyah-beyaz çektiği bu güçlü uyarlama yazın tüm sıcaklığını ve rehavetini kucaklamak isteyenler için ideal.
Lüzumsuz: Filmde Raymond rolünde izlediğimiz David Niven aynı sene vizyona giren 15 dakikalık Separate Tables filmiyle en iyi erkek oyuncu Oscar’ını kazandı. David Niven’in Sperate Tables’daki oyunculuğu bu ödülü kazanan en kısa performanslar arasında üçüncü sırada yer alıyor.

Şarlo Denizde // By the Sea

Ne hakkında? Charles Chaplin’in sinemaya başladığı dönemde çektiği kısa filmlerden Şarlo Denizde, slapstick komedi öğeleriyle dolu, eğlenceli bir seyirlik. Yanlış anlaşılmalar, küçük kazalar, ikili, üçlü kavgalar ve arka arkaya gelen aksiliklerle örülü filmde Şarlovari romantik anlar da yok değil. Küçük Serseri bu filmde iki farklı çiftin ilişkisine dahil oluyor ve ortalığı dağıtarak adeta kaos yaratıyor. Basit görünen sahnelerle istediği etkiyi yaratabilen Chaplin’in zamanlama konusundaki dehasını gösterdiği, Küçük Serseri’yi inşa etme sürecinin parçası olan kısa filmlerinden biri Şarlo Denizde.
Neden İzlemeli? Charlie Chaplin’in Şarlo efsanesini yaratma sürecinin başlangıç dönemini işaretleyen bu film, Küçük Serseri’nin dahiyane inşasını 14 dakikada gözler önüne seriyor.
Lüzumsuz: Bu filmin “muz kabuğuna basıp kayma” esprisini ilk kez kullanan film olduğu iddia ediliyor.

Bay Hulot’nun Tatili // Les vacances de Monsieur Hulot

Ne hakkında? Sinema tarihinin en özgün ve yenilikçi isimlerinden güldürü ustası Jacques Tati’nin her karesinden zeka fışkıran filmi Bay Hulot’nun Tatili, Fransız burjuvazisinin yazları tatil yaptığı sayfiye yerine Tati’nin üstün gözlem gücüyle bakıyor.
Neden izlemeli? Gündelik olaylardan, anlık durumlardan, davranış kalıplarından ve küçük ayrıntılardan keskin bir mizah üretmeyi başaran Tati’nin taklit edilemez sinemasının en eğlenceli parçasını yakalamak için.
Lüzumsuz: Bu film usta yönetmen David Lynch ve İngiliz komedyen Rik Mayall’ın favori filmlerinden bir tanesi.

Arka Pencere // Rear Window

Ne hakkında? Bacağı kırıldığı için dairesinden dışarı adım atamayan foto muhabiri L.B. Jeffris, tüm zamanını komşularını seyrederek geçirir. Bir gün komşularından birinin karısını öldürdüğünden şüphelenen Jeffris, bu gizemi çözmeye çalışır. Alfred Hitchcock röntgencilik ve saplantı üzerine kurulu kusursuz senaryodan bir şaheser ortaya çıkarırken salt gerilim unsurlarını kullanmıyor. Karşı apartman, bahçedeki hareketlilik ve gözetlenen komşuların yaşamları, Jeffris’in saplantılarını ve arzularını göstermeye yarıyor.
Neden izlemeli? Kapalı ve tek bir mekanda geçmesine rağmen öyküsüne koskoca bir dünyayı sığdıran Arka Pencere Hitchcock’un hikaye anlatıcılığı konusundaki ustalığına bir kez daha tanıklık etmek fırsatını sunuyor.
Lüzumsuz: Arka Pencere Grace Kelly’i sigara içerken görebildiğiniz tek film olma özelliğini taşıyor.

Jaws

Ne hakkında? Steven Spielberg’ün ilk hiti olan ve bir neslin denizden korkmasına sebep olan korku-macera klasiği Jaws, bir adaya dehşet saçan dev köpek balığını konu alıyor. Köpek balığının azar azar göründüğü, gerilim dozunun her dakika daha da arttığı filmde, Spielberg’ün dâhiyane buluşları kadar John Williams’ın müzikleri de bir o kadar etkili. Spielberg’ün vizyoner sinemacılığının bütün emarelerinin görülebileceği film hala aşılamamış bir çıta olarak sinema tarihindeki yerini koruyor.
Neden izlemeli? Spielberg’ün “dışarıdan gelen tehlike” temasını ustalıkla işlediği Jaws, vizyona girmesinden 40 küsur sene sonra bile sizi koltuğunuza mıhlamayı başaracak.
Lüzumsuz: Spielberg filmdeki köpek balığına avukatının ismi olan Bruce adını vermiş.

GÖSTERİM PROGRAMI
Kapı Açılış 19:00
Film Gösterimi 21:00

29 HAZİRAN CUMA
Hal ve Gidiş Sıfır (Zéro de Conduite)
Gençlik Yılları (American Graffiti)

30 HAZİRAN CUMARTESİ*
Grease

1 TEMMUZ PAZAR
Rochefortlu Kızlar (Les Demoiselles de Rochefort)

2 TEMMUZ PAZARTESİ
Monika’yla Bir Yaz (Sommaren med Monika)

3 TEMMUZ SALI
Bir Kır Eğlencesi (Partie de Campagne)
Günaydın Hüzün (Bonjour Tristesse)

4 TEMMUZ ÇARŞAMBA
Şarlo Denizde (By the Sea)**
Bay Hulot’nun Tatili (Les vacances de Monsieur Hulot)

5 TEMMUZ PERŞEMBE
Arka Pencere (Rear Window)

6 TEMMUZ CUMA*
Jaws

* 23:00 – 00:00 Mousike Kolektif DJ Set
**Gonca Varol’un canlı müziği eşliğinde

Benzer yazılar