“Bir rap iyi başlamazsa, iyi rap değildir”: Ezhel ve Büyük Ev Ablukada

“Bir rap iyi başlamazsa, iyi rap değildir”: Ezhel ve Büyük Ev Ablukada

Büyük Ev Ablukada’nın çoğunluğunun azınlığı Canavar Banavar, Galvaniz ve Aslan, Ezhel’le derinlemesine lafladı.

İllüstrasyon: Sadi Güran 

Geçtiğimiz mayıs ayında yayınladığı Müptezhel’le bu yaza gerçek anlamda damgasını vuran (önceleri Ais Ezhel olarak bilinen) Ankaralı Ezhel; Türkiye rap’inde estirdiği trap dolgulu devrim niteliğindeki rüzgârla bir yıldız mertebesine erişti. Üretimini 2015’te kurulmuş Kökler Filizleniyor adlı reggae grubuyla iki koldan sürdüren Ezhel, prodüksiyonu için Bugy’le çalıştığı Müptezhel’de kendi hikâyelerini anlattı ve sıra dışı yetenekleriyle hiç zorlanmadan bir damar yolu yakaladı. Bu heyecandan hareketle Türkiye müzik dünyasında benzemezliğin adresi Büyük Ev Ablukada’nın çoğunluğunun azınlığı Canavar Banavar, Galvaniz ve Aslan, bir ağustos günü Ezhel’le bir araya gelerek derinlemesine lafladı.

Ezhel: Siz beni nerden buldunuz?
Canavar: Ordan bir başlayalım.
Galvaniz: Ben seni “Amına Koyim” şarkından buldum. Şarkı VooDoo Records’dan çıktı ve bütün yılbaşını onunla geçirdik. Şarkı da güzel şarkı. Vapurda müthiş gidiyor.
C: Evet, yollarda söylüyordun. Ben sanırım o zaman çok sevmemiştim.
G: Ardından üç ay evvel de “Küvet” parçası çıktı karşıma Spotify’da.
C: Aslan’la ben stüdyoda otururken Galvaniz senin şarkını açtı. Hemen biraz geriye döneyim burada kesip; seni henüz dinlemeden önce Aslan’la beraber Kendrick Lamar’ın yaptığı kafiye numaralarına, flow’una, kelime kırmalarına kafa yoruyorduk. Sonrasında da Türk şiirinde var mı böyle şeyler diye araştıralım dedik…
Aslan: Ben Türkçede bu işlerin tam olmadığını söylüyordum. Çünkü İngilizce’de kelimeler kendileri kafiye yaratıyor. Türkçe’de ekler sona geldiği için, hep sona eklenen hecelerde kafiye yaratmak gerekiyor.
C: Yani cümleyi devirmezsen ya fiillere ya da zaman eklerine kafiye oluyor. Türkiye’de Rock müzik bunun çöplüğüyle dolu. Biz biraz kurulduk buna artık… Neyse kestiğim yere geri döneyim, stüdyoda rap çalışıyoruz… Ve biraz old school oldu. Canımız sıkıldı. Bir şeyleri kesip ekleyerek inner rhyme falan yapabilir miyiz diye araştırıyorduk. Galvaniz senin şarkını açtı. Dinledik. Azıcık uyuz olduk gibi de oldu. Stüdyoyu bir sessizlik sardı. Sonra göz göze geldik Aslan’la ve “İyi lan bu” dedik.
A: “Şehrimin Tadı”nı dinlemiştik ilk.
C: Evet “Puşt çözmüş işi” dedim ben. Ne zaman uyandın son heceyi bozmaya, kafiye davasına?

E: Çocuktum herhalde. On beş on altı yaşında filandım, haydi on yedi olayım… O zamanlar da yazıyordum. Sonradan ilk yaptığım rap’leri dinleyince, o zamanlar da arada farkında olmadan yaptığımı fark ettim. Çünkü aslında Amerikan rap’i hep bunun üzerine kurulu, bizimki gibi değil. Ben o zamanlar da çok fazla İngilizce rap dinlediğim için kafam açıldı herhalde. Kulak kafiyesi diye dediğimiz şeye dönüştü. Kulak kafiyesi, yazı kafiyesiyle aynı şey. Kelimeler kafiye yapmasa da kulağa kafiyeli geliyor. Mesela, “Ben giderim adım kalır, dostlar beni hatırlasın”, Aşık Veysel de yapmış. Bu gibi şeyler kendi kendine çıkıyordu. Kulak kafiyesi kelimesini ilk duyduğum zaman her şey yerine oturdu. O zamanlar bunu yapan rapçiler de vardı Türkiye’de tek tük. Sonra tamamen buna yoğunlaştım. İngilizce bizimki gibi köşeli ve sondan ekli olmadığı için kafiye mantığı bunun üzerine kurulu. Mesela Eminem izlediğim bir röportajında dedi ki: “Derler ki ‘orange’ ile kafiye yapamazsın. Sinir oluyorum.” Türkçede de aslında her şeyle kafiye yaratacak bir şeyler bulabilirsin. Sadece kafiye yapısı bize ilkokulda öyle öğretildiğinden…
C: Biraz bozarak yapabilirsin tabii.

Bant Mag. No:59’da tamamı yayınlanacak olan röportaj için gözünüz bizde olsun. 

Benzer yazılar