“Cadılar güçlü ve tehlikelidir”: DREAM NAILS & SECONDHAND UNDERPANTS

“Cadılar güçlü ve tehlikelidir”: DREAM NAILS & SECONDHAND UNDERPANTS

“Tanrıça’nın izniyle heteronormatif patriyarkayı eritmek” üzere, yerel sahnelerde feminist ve kuir alanlar açılmasını teşvik eden ve her tür alanda üreten kadın, femme ve kuirleri destekleyen ve feminist punk kolektif Chaos, I Am Your Mistress tarafından düzenlenen Ladyfest Istanbul ’18, geçtiğimiz hafta karma sergi açılışı, atölye çalışmaları ve bir partiyle start verdi. Bu Cumartesi ise Ladyfest İst. için soluklar Kadıköy Karga’da alınacak. Yerli sahneden Secondhand Underpants ve kim ki o’nun çalacağı gecenin onur konuğu İngiltere’den “cadılı punk grubu” Dream Nails.

Röportaj: Ful Shup

Cumartesi akşamı yeniden dinleyeceğimiz için içimizin pır pır ettiği riot grrrl gururumuz Secondhand Underpants’den Fulden, Dream Nails’i daha da yakından tanıyabilelim diye grupla nefis bir sohbete koyuldu. Kadınların açığa çıkardığı kolektif enerji, witchcraft, sosyal medya, feminist örgütlenme ve ilgiyle okuyacağınız daha pek çok muhabbet aşağıdaki satırlarda.

ladyfest

Dream Nails geçtiğimiz iki yıl içerisinde çok şey başardı. Birçok albüm yayınladınız, Avrupa’da onlarca konser çaldınız, harika klipler yaptınız ve övgü dolu eleştiriler topladınız. Neşeli, vahşi, öfkeli, güç veren, akılda kolay kalan ve aşırı derecede eğlenceli bir müzik yapıyorsunuz. Dare to Care bence geçen sene yayınlanan en heyecan verici albüm. Bana müzikal ruh ikizimi bulmuşum gibi hissettirdi. Bu yolculuğa çıkarken size neler ilham verdi? Grup nasıl kuruldu? Estetik ve politik anlamda ilham kaynaklarınız neler oldu?

Janey: Kadınlara karşı şiddeti sona erdirmeyi misyon olarak belirlemiş feminist bir aktivist olarak kadınların öfkesini de neşesini de ifade edebileceği alanlar yaratabilecek bir grup kurmak istiyordum. Anya, enstrüman çaldığını bildiğim tek arkadaşım olduğu için ona sordum ve böylece Dream Nails 2015 yazında benim yatak odamda kuruldu! Politik figür olarak Leila Khaled bir ilham kaynağıydı. Anlatıları değiştirmek ve fark yaratmanın yolunun doğrudan eylem olduğuna inanıyorum ve politik hareketlerde bunun yerine tek başına sanatsal üretimin geçmesi asla mümkün olamaz. Sanat, asla tek başına yeterli değildir ama eleştirel tartışmalar, ilişkilenme alanları ve dayanışma ortamları yaratabilir.

Anya: Çok eskiden beri farklı gruplarda çaldım ve kendimi hep şarkı yazarak ifade ettim. Ama Dream Nails ile ilk kez politik fikirlerim çaldığım müzikte kendilerine yer bulabildi. İlham kaynaklarım arasında Sleater-Kinney’nin gitaristi Carrie Brownstein ve rock’n’roll’u icat eden Sister Rosetta Tharpe’ı sayabilirim. Annem de 1970’lerde ve 1980’lerde feminist rock gruplarında çalmış çok iyi bir gitarist ve benim için önemli bir ilham kaynağı.

Lucy: Davul çalmayı YouTube üzerinden kendi kendime son birkaç yıl içerisinde öğrendim. Çalma cesaretim riot grrrl hareketini, The Slits ve The Raincoats gibi grupları keşfedince geldi.

Mimi: Her zaman bir kadın punk grubunda çalmayı hayal etmiştim. Punk müzikle iç içe büyüdüm ama hep bir dışarıda kalma duygusu içerisinde oldum çünkü punk bir erkekler kulübüydü. Konserlere giderdim, pogo da yapardım ama kıçımı avuçlayan erkeklerle uğraşmam gerekirdi. Eskiden çaldığım ve erkeklerden oluşan bir grup, kendilerini “grup” olarak tanıtır ve beni bu tanıma dâhil bile etmezdi! Yani Dream Nails benim için bir rüya. İlhamımı beni küçükseyen herkesten alıyorum.

Kendinizi “Londra’nın punk cadıları” olarak tanıtıyorsunuz. “Witchcraft”, daha çok kadın tarafından yeniden sahiplenilmekte. Chaos, I Am Your Mistress olarak biz de fanzinimizde daima çeşitli bitkilerin ve kristallerin sihirli güçlerine, tarot kartlarına ve Ay’ın hareketine ayırdığımız bir gölgeler kitabı bölümüne yer veriyoruz. Ladyfest kapsamında da bir Witchcraft atölyesi gerçekleştirdik. Sizin için “witchcraft” ne ifade ediyor? Sizce neden bugün genç feministler tarafından bu kadar sahipleniliyor?

Janey: Oldum olası kendimi bir müzisyenden çok bir cadı olarak tanımladım. Tarih boyunca “cadı” olarak damgalananlar, toplumsal cinsiyet normlarına karşı gelenler ya da geleneksel iktidar yapılarını sorgulayanlar olmuştur. Biz de kesinlikle bu tanıma uyuyoruz! Kadınlar bir odada bir araya gelerek kendileri olabildiklerinde ve bir şeyler yaratmaya başladıklarında o kadar kolektif bir enerji ve güç açığa çıkıyor ki neredeyse tadına bakabilirsiniz. Çok heyecan verici bir şey. İşte witchcraft bu. Bence popülerleşmesinin sebebi kendine güvenmekle, kendi kendini iyileştirmekle ilgili olması.

Anya: Kesinlikle! Eski çağlara dönersek cadıların ilk feministlerden olduğunu görebiliriz. Tabi olacakları bir eş bulmakla ilgilenmemiş, ilaçlar hakkında kendilerini yetiştirmiş ve bilgi birikimleri sebebiyle saygı duyulduğu kadar korkulan da kadınlar olmuşlar.

Mimi: Küçüklüğüme dair hatırladığım en eski anılardan biri büyü yapmaya çalışmamla ilgili. Oldum olası kendimi bir cadı olarak tanımladım. Böylece kendime ve güçlü olduğuma inanabildim. Bence popülerlik kazanmasının bir sebebi de insanların güçsüz olmaktan bıkması.

Lucy: Tarih boyunca kadınlar tarafından yaratılan alanların neden patriyarka için bir tehdit oluşturduğunu anlamak hiç de zor değil. Dream Nails ile birlikte çalmaya başladığımdan beri bunu daha da iyi anlıyorum.

Bizim Chaos I Am Your Mistress kolektifini kurmadaki amacımız, kendi konserlerimizi ya da başka etkinlikler düzenlemek, fanzin üretmek, kendi online topluluğumuzu yaratmak, yani kadın, femme ve kuir alanlar yaratmaktı. Sizce feminist DIY kültürü bugün bunu mu yapmalı? Kendimize alanlar yaratmak için başka neler yapabiliriz?

Janey: Açıkçası bu eylemlerin daha ziyade aktivist alanlarda yapıldığını gözlemliyorum. Feminist DIY kültürü hâlâ çok beyaz (bunu söylerken kendi beyazlığımı da katıyorum). Ama birtakım gelişmeler de olmuyor değil. Örneğin İngiltere’deki Decolonise Fest gibi kolektifler bana göre en heyecan verici, radikal ve özgürleştirici işleri ortaya koyuyorlar ve bu kolektifin beyaz olmayan kişiler tarafından yürütülmesi bir tesadüf değil. Farklı kadın gruplarıyla aktivist kolektifler oluşturmak ve farklı baskılarla mücadele eden diğer kadınları dinlemek, yalnızca yeni alanlar yaratmak için değil var olan ve hep aynı ses ve kimliklerin egemenlik kurduğu alanları dönüştürebilmek adına da yapılabilecek en önemli şey.

Anya: Kesinlikle. Hâlâ kadınlar ya da non binary bireyler tarafından işletilen mekânlar sayıca az ve kuir mekânlarda dahi erkek egemen bir durum söz konusu. Kendini kuir olarak tanımlayan üyeleri de olan bir grup olarak bu eşitsiz güç dinamiklerine karşı hassasız. Ama İngiltere’deki Bent Fest gibi çok iyi ve kapsayıcı festivaller de düzenleniyor.

Mimi: Bence mekânları geri kazanmak (şimdilik) çok kolay olmayan bir iş. Güvenli alanlarda olmanın verdiği duygu fiziksel olarak da hissedilebiliyor. Örneğin ben böyle mekânlarda korkmuyor ve kendimi saklama ihtiyacı hissetmiyorum. Konser çıkışı kendimizi harika hissederken trende kavga etmekten orası burası kanayan ve onlarla konuşmadığımız için sinirlenen sarhoş adamlarla birden çok kez karşılaştık. Biz çaldığımız mekânların güvenli olduğundan emin olmaya özen gösteriyoruz. Patriyarka dünyayı çok tehlikeli bir yer haline getiriyor ama bu korkuyu öfkeye yönlendirmek bizim elimizde.

Lucy: Önümüzdeki Queer Prom etkinliğini Londra’nın popüler bir venüsünde düzenliyoruz ve onları mekânlarını o gecenin katılımcıları için güvenli kılmaya teşvik ediyoruz (gece aynı zamanda trans bireylere yönelik çeşitli sağlık kuruluşları için de bir dayanışma etkinliği olacak).

Böyle harika videolar yapmak için ekip ve bütçe gibi kaynakları nasıl sağlıyorsunuz?

Janey: Sırrımız, hepimizin gündelik işlerinin yanı sıra müzik yapıyor olması. Hepimiz çok çalışıyor ve yoruluyoruz ve birlikte video yaptığımız insanlar da öyle. Tüm videolarımız nefret ettikleri işlerle boğuşan ve onları tatmin edecek yaratıcı bir şeyin parçası olmaya can atan muhteşem kadınlar ve non binary bireyler tarafından çekildi. Konserlerimizde sattığımız tişörtlerden bir bütçe yaratıyoruz, herkese yemek ısmarlıyoruz ve masrafları karşılıyoruz. Ayrıca çekim yaptığımız günlerde herkesin aynı derecede yararlanabileceği keyifli bir iş birliği ortamı yarattığımızdan emin olmaya çalışıyoruz.

Anya: Bence insanların arkasında durmak isteyeceği politik bir üretimde bulunursanız, bunu mümkün olduğunca eğlenceli kılarsanız ve herkes ünlü ya da zengin olmayacağını bilmesine rağmen bunun çok önemli olduğuna inanıyorsa, çok da para gerekmeden büyük işler yapılabiliyor.

Mimi: İnsanlar bunu gerçekten yapmak istedikleri için bir parçası oluyorlar. “Vagina Police” klibindeki ekip o güne kadarki en iyi set deneyimleri olduğunu söylemişti! Türkiye’deki müzisyenlere de ortamda kendileriyle aynı fikirlere ve değerlere sahip diğerleriyle ortak çalışmalar yürütmesini önerebilirim.

Lucy: Instagram’ın dünyanın dört bir yanındaki yaratıcı insanlarla iletişime geçmek için çok değerli bir araç olduğunu keşfettik.

Biraz açmak gerekirse, feminist örgütlenmede, topluluk inşa etmede ve bilinç yükseltmede sosyal medyanın nelere olanak tanıdığını düşünüyorsunuz? Bu anlamda sizin deneyiminiz nasıl oldu? Yararlı bir politik araç mı? Yoksa bunalıma sürükleyici bir trol çöplüğü mü?  

Janey: İnternet üzerindeki feminist dünya, güçlü bir yer. Brezilya’da yayımlanan Disturbio Feminino adlı muhteşem feminist fanzin (bize Facebook üzerinden ulaşmışlardı) için bir makale yazmıştım. “Cadıların evrensel kardeşliği” üzerineydi ve tam olarak bu konuyla ilgiliydi. İnternet, dünyanın dört bir yanındaki feminist kolektiflerin birleşebileceği, deneyimlerini paylaşabileceği ve birbirlerinin üretimlerini ve mücadelelerini destekleyebileceği platformlar yaratmakta. Plağımızın kapağını yapması için Dhiesta Kusuma adlı Endonezyalı grafik tasarımcıyla da Instagram üzerinden tanışmıştık. İnternet olmasaydı onu asla bulamazdık! Diğer grupların aksine sosyal medya gönderilerimizin üçte birinin feminizme dair ve feminist haberlere yönelik olmasına özen gösteriyoruz. Çünkü biz bunun için var olan bir grubuz.

Anya: Sosyal medya, feministler arasında dayanışma kurmak ve bağlantılar örmek için harika bir platform ama hangi feminizm versiyonlarının temsil edildiği konusunda da uyanık davranmak zorundayız. Örneğin patriyarka tarafından kabul görmeyen kadın öfkesi, tişörtler üzerine basılan tatlı, akılda kalıcı ve yatıştırıcı sloganlara dönüştüğünde feminizmi temsil etme amacıyla yapılmasına rağmen anlamını yitiriyor ve bu öfkeyi geçiremiyor. Oysa insanı harekete geçiren bu öfkenin ta kendisi.

Mimi: Ben takip ettiğim Feminist sayfalardan çok güç alıyorum. Instagram’da trollerin önüne geçmek daha kolay çünkü yoruma o kadar açık bir platform değil. Ama artık tüm platformlarda ne gördüğünüz başkaları tarafından yönetiliyor. Uygunsuz bulunan paylaşımlar başkalarına gösterilmiyor. Üreme adaleti üzerine yaptığımız paylaşımlarda bunu birebir deneyimledik. Paylaşımlarımız gizlendi ve hesaplarımız geçici olarak kapatıldı.

Lucy: Bazı sanatçıların hareketle anlamlı bir ilişki kurmadan sosyal medya üzerinden feminizmi “moda olan” bir estetik gibi kullanması midemizi bulandırıyor. Tam tersi bir tavır takınmak için elimizden geleni yapıyoruz.

Bugüne kadar çok farklı mekânlarda çaldınız ve yakında “Hex the Patriarchy” turnesine başlıyorsunuz. Bugüne kadar en çok keyif aldığınız konseri nerede çaldınız ve neden?

Janey: Bu turnede en çok keyif aldığım konser Luneburg’da çaldığımız Coraci Festival’dı. Politik bir festivalde ve çocuklara da açıktı. En önde çılgınca eğlenen dört kız çocuğu vardı. Biz de onları sahneye davet ettik. İnanılmaz dans ettiler ve aşırı mutlulardı! Kızlardan ikisi sonrasında yanımıza gelerek birlikte bir grup kuracaklarını söyledi!

Anya: 10 yaşında bile değillerdi! Aynı şekilde Mayıs ayında Rotterdam’da çaldığımız konserden de çok keyif aldık çünkü Mimi, daha önce hiç enstrüman çalmamış bir oda dolusu kadınla gitar ve bas atölyesi yaptı. Orada da grup kurmaya karar verdiklerini söyleyen katılımcılar oldu!

Mimi: Birkaç hafta önce Oslo’da Blitz’de verdiğimiz konser. Biz soundcheck yaparken mekânda body suspension yapan insanlar vardı. Çalarken bir grup sarhoş erkek en öne geçmeye çalıştı ve bir süreliğine durmak zorunda kaldık. Ama sonrasında harika kadınlar birlik olarak onları uzaklaştırdı.

Lucy: Benim favorilerim, Glastonbury’deki Sisterhood sahnesinde çaldığımız iki konser. Yalnızca kadınlara ve non binary bireylere açık bir sahneydi. Konserlerin çok güzel geçmesinin yanı sıra ilerleyen saatlerde herkes üstlerini çıkartmaya başladı ve her yere meme oldu! Dışarıda sabırla bekleyen erkek arkadaşlar içeride neler olduğunu bir bilseydi…

Ladyfest Istanbul’un konuğu olarak sizi ağırlayacağımız için çok heyecanlıyız. Okuyuculara iletmek istediğiniz başka bir şeyler var mı?

Janey: Cadılar güçlü ve tehlikelidir.

Anya: İstanbul’da en iyi patates kızartması nerede yenir?

Lucy: Genellikle kahve içmem ama oradaki kısa zamanımızı ayık geçirmek için peş peşe Türk kahvesi içeceğim.

Mimi: Anya’ya katılıyorum. İstanbul’a gelip sizlere çalacağımız için çok heyecanlıyız! Çantalarımızı da mümkün olduğunca bol merchandise ile dolduracağız!

 

Benzer yazılar