Genç sanatçıların fotoğraf mecrasına esnek yaklaşımı: “Medium in New Ways”

Genç sanatçıların fotoğraf mecrasına esnek yaklaşımı: “Medium in New Ways”

Bu sene ikincisi gerçekleşen NEW PHOTOGRAPHY II “Medium in New Ways” adlı sergi, bir medyum olarak fotoğrafı taze bakış açılarıyla yorumlayıp bugünün çağdaş fotoğrafını tanımlayan 11 genç sanatçıyı bir araya getiriyor. 5 Ocak – 5 Şubat tarihleri arasında ALAN İstanbul’da ziyaret edilebilecek ilham verici ve kafa açıcı bu serginin küratörü Seda Yıldız, serginin oluşum süreci ve içeriği hakkında sorularımızı yanıtladı.

Röp: İklim Arsiya

İstanbul merkezli ve uluslararası sanatçıları bir araya getirme süreci nasıl gelişti? Bu sanatçıları bir araya getirirken nasıl bir vizyonun vardı? 

Sergiye katılan sanatçıları seçerken en önemli husus bu sanatçıların işlerini serginin genel çercevesiyle ilişkilendirebilmek ve seçilen her bir işin diğerleriyle diyaloğa girmesini sağlamaktı. “Fotoğraf nedir, eğer varsa sınırları nerelerdir?” “Sanatçılar fotoğraf vasıtasıyla günümüz dünyasıyla nasıl iletişime geçiyor? “Hikaye anlatıcılığının alternatif yolları nelerdir?” “Fotoğraf başka mecralar ile nasıl iş birliği yapabilir?” gibi temel sorular ile yola çıktık. New Photography II kolektif bir sergi; işlerde üslup ve tarz olarak farklılıklar olsa da bu sanatçıların tümü bahsettiğim sorular/olasılıklar üzerine düşünüp, üreten sanatçılar. Yeni yaklaşımlara açıklar ve heyecanlılar. 8 farklı şehirden seçilmiş 11 sanatçıya ait işlerin ortak noktası sanırım bu.

Bunun haricinde özellikle lokal sanatçıların seçim sürecinde hassas davrandığım nokta; işleri galerilerde, alternatif insiyatiflerde ya da internette daha görünür olan sanatçılardan ziyade bu çevrenin bir kademe dışında bulunan sanatçılara yer vermekti. Bu sergi Rafal Milach gibi “established” bir sanatçının işleri ile daha önce işlerini sergileme fırsatı olmamış ya da İstanbul’da ilk kez sergileme fırsatı olan pek çok genç sanatçıyı ortak bir paydada buluşturuyor.

weronika-gesicka_traces

Weronika Gesicka, “traces” serisinden.

Sence sergide yer alan 11 sanatçının vizyonu ‘Medium in New Ways’i ortaya çıkarmak için nasıl bir bütünlük oluşturdu? Estetik tarzda ve yöntemde, bütünlük oluşturma aşamasında çeşitlilik arayışı zorlu bir süreç miydi? 

Sanatçıların üslup ve tarzları farklı olsa da en önemli ortak noktaları projelerinin evrensel sorunlara odaklanması. Bazı projeler daha otobiyografik olsa da (mesela Cihad Caner’in kökenine dair arayışa çıktığı “Roots” ya da Rehan Miskci’nin azınlık ve kimlik sorunlarını irdelediği “Terk” serisi) yaklaşımları bireyden topluma uzanan bir eleştiri, sorgulama niteliğinde. Sorunların/mevzuların “şimdi” ye ait oluşu ve evrenselliği sergi genelinde özellikle içeriksel bütünlük oluşturmaya yardımcı oldu.

Aslında hazırlık sürecinde çeşitlilik arayışının zorlu geçtiğini söyleyemem. Yerli olmayan sanatçıların üretiminde özellikle estetik açıdan zengin, daha radikal örnekler mevcut. Belki buna kıyasla lokal sanatçılar için bu çeşitliliğin daha sınırlı ve klasik anlatıma daha yakın olduğunu söyleyebiliriz.

Sergilenen eserler, zamana özgü konulara paralel dört ana kategori altında toplanmış. Bize bu kategorilerden bahsedebilir misin? 

“Modern Toplumun Eleştirisi”, “Yeni Belgesel”, “Dijital Çağda Analog Deneyimi” ve “Üslup Kırılmaları” dediğimiz dört alt başlığımız var. Her bir kategoriye ait iki ya da üç sanatçı seçildi ve sanatçılardan tek bir fotoğraf ile anlatı oluşturmak yeterli olmayacağından beraber kararlaştırdığımız ortalama 5-12 fotoğraftan oluşan projelerine yer verdik.

Modern Toplum Eleştirisi, kapitalist toplumda yabancılaşan birey-kent ilişkisini; sayborgler anlatısı aracılığı ile insan-teknoloji ilişkisini, akıllı gözetim sistemleri aracılığı ile kamusal alanda iktidar, politika ve kontrolün inşasını sorgulayan projelere yer veriyor.

Yeni Belgesel kategorisinde belgesel fotoğrafın “şeyleri olduğu gibi” sunma misyonuna bel bağlamayıp, fotoğrafı işlemek üzere ham madde olarak ele alan şehir kolajları projesi ve bireyin merkezde olmadığı, hiyerarşik olmayan bir tavırla objeler, hayvanlar, doğa gibi insan-dışı unsurlarla sanatçının kendi kökenini araştırdığı otobiyografik bir proje var.

Dijital Çağda Analog Deneyimi fotoğraf filminin büyüsüne ve analog kameraların sunduğu kendine has vizyonun imkanlarını deneyimleyen şehir enstantelerine ve film negatiflerine çeşitli fiziksel yöntemler ile müdahale ederek estetik kaygıları ön plana çıkaran birleştirilmiş fotoğraflara yer veriyor.

Üslup Kırılmaları kategorisinde ise dijital çağda fotoğrafın geçmişle günümüz arasında nasıl bir köprü kurabileceği merakıyla buluntu imajları yeniden anlamlandıran dijital kolajlara ve fotoğrafın diğer mecralarla (enstalasyon, video) ilişkisini somutlaştıran 2 farklı proje var.

miguel-tornero

Miguel Angel Tornero, “The Random Series: Madrileno Trip” serisinden

 

Fotoğraf alanında sana göre günümüzde fark yaratan işlerin ne gibi ortak özellikleri olduğunu söyleyebilirsin?

Geçtiğimiz yaz Viyena Fotoğraf Kitabı Festivali’nde katıldığım bir seminerde çağın en etkili fotoğraf eğitmenlerinden sayılan Corinne Noordenbos bir fotoğraf projesinin cevabını vermesi gereken üç temel sorudan bahsediyordu: Neden ben? Neden şimdi? Ve neden alakalı? (Why it is relevant?). Belki genel bir cevap olacak fakat bu sorulara ikna edici cevap verebilen işler akıllarda bir şekilde yer edinen, güçlü işler. Tabii ki herhangi bir fotoğraf projesinin içerik ya da biçimsel açıdan “fark yaratmak” gibi bir zorundalığı yok fakat fotoğrafın bu denli kolay erişilebilir ve hızlı tüketilebilir olduğu bir dönemde fark yaratan işlerin bu sorulara net, samimi ve tutarlı cevap veren projeler olduğuna inanıyorum.

Bunun haricinde daha spesifik örneklendirmem gerekirse ben özellikle fotoğrafın diğer disiplinlerle iş birliği yaparak anlatımın zenginleştirildiği ya da biçimsel açıdan bir seri içerisinde sabit bir anlatım diline bağlı kalınmaksızın çeşitli tarzların, yöntemlerin beraber kullanıldığı projeleri güçlü ve yenilikçi buluyorum.

Ayrıca geçtiğimiz yıllarda fotoğrafçılar arasında hayli popülerleşen arşivle çalışma fikrini, özellikle de göz ardı edilmiş ya da unutulmuş arşivlerin üzerindeki ölü toprağı alarak, materyalleri bir bağlamdan başka bir bağlama taşıyan projeleri heyecan verici buluyorum.

oncu

Öncü Hrant Gültekin

Genç sanatçıların çalışmalarında çağdaş bakış açılarını klasik tarzdan ayıran en güçlü özellikleri senin için ne oldu?

Genel olarak en güçlü özellik genç sanatçılarının fotoğraf mecrasına esnek yaklaşımı. Fotoğraf belki de diğer mecralar ile karşılaştırıldığında sınırları en geniş, en keşfe açık olanı. Genç sanatçılar bu durumun sunduğu sayısız fırsattan yararlanıp olasılıkları keşfetmeye ve yeni önermeler sunmaya hevesliler. Bunu destekleyecek şekilde hem üretim, hem de işlerini sergileme sürecinde alternatif yollar arıyorlar. Örneğin fotoğraf mükemmel bir baskının çerçevelenip galeri duvarına dokunulmamak üzere asıldığı noktadan uzaklaşıp, yerde buruşturulmuş heykelimsi bir formda sergilenerek karşımıza çıkabiliyor. Fotoğraf “kanıt” olabiliyor ya da zaman zaman manipule edilip gerçeklikten uzak, yaşanmamışlıklardan birleşimler sunabiliyor.

İnternet arşivinde keşfedilen buluntu fotoğraflar ait olduğu zaman ve mekandan koparılıp cesurca yeniden anlamlandırılabiliyor. Bir yolculuk dökümantasyonu, fotoğrafların yanı sıra bir gazetecinin yazıları ve fotoğrafçının günlüğünden alıntılar eşliğinde sergilenerek izleyiciye daha zengin bir görsel dil sunabiliyor. Tüm bu hikaye anlatım yöntemleri çağdaş fotoğrafı klasik tarzdan ayıran heyecan verici örneklerden birkaçı.

rafal-milach_in-the-car-with-r

Rafal Milach, “In the car with R” serisinden

 

Benzer yazılar