Güzel müzik, güzel mekânlar, güzel fikirler: Cappadox Festivali

Güzel müzik, güzel mekânlar, güzel fikirler: Cappadox Festivali

19-21 Mayıs tarihleri arasında Kapadokya’da cereyan eden Cappadox Festivali’ne gitmemişlerdenseniz muhtemelen sosyal medyada yoğun bir şekilde dolaşan festival fotoğraflarından ötürü hafif bir cinnet, giden arkadaşlara yönelik ciddi bir husumet içerisinde olmuş olabilirsiniz. Neyse ki geçti… Ama otomatize fotoğraf ve video paylaşan arkadaşlarınıza kızmayın, eller mahkumdu… Zira o diyarda, o ortamda, insan en masum dürtülerinden biri olan paylaşmaya ve en karanlık eğilimlerinden biri olan teşhirciliğe teslim oluyor.

Yazı: J. Hakan Dedeoğlu – Foto: Aylin Güngör

İki yıldır hem TSU!, hem Esmerine üyesi olarak, sanatçı kontenjanından dahil olduğum festivalin bu senesinin nasıl geçtiğini, neler izlediğimizi, deneyimlerimizi anlatmayacağım. Onun yerine, iki yıldır bir şekilde gelememiş, gelmemeyi seçmiş ya da ilgisini çekmemiş vatandaşlara seneye gelmeleri için 10 sebep sıralayacağım.

1- Güzel insanlar… Festivalde çalışan, festivale gelen, oranın yerlisi, çalanlar, müzisyenler… Herkes yüzünde bir tebessümle dolaşıyor. Stres, gerginlik, tersleme, itme, kakma, yolma, çarpma, çırpma kayırmaca yok…

2- Güzel şarap… Oturup “Kapadokya’nın şarabı meşhurdur” diye yazmaya başlamayacağım, biliyorsunuz mevzuyu zaten… Ama üç gün boyunca kendinizi milli(!) ve yerli(!) güzel şaraba emanet etmek de iyi geliyor insana.

3- Güzel müzik… World, caz, avangart, deneysel, indie türünde, ağırlığı yerli müzisyenlere veren, yabancı seçkilerinde de dikkatli davranan festivalin programı kendine has bir çizgide, dünyada pek benzeri yok. Bu da elbette her konserin, her gelenin ilgisini çekmeyeceği anlamına geliyor, ki bu da güzel, zira her konserin biletlemesi ayrı. Yine de önümüzdeki seneler de programın biraz daha şaşırtıcı isimlerle daha da çeşitlenmesini umuyorum.

esmerine-cappadox webe

4- Güzel mekânlar… Arkadaşlar, Kapadokya diyorum… Herhalde konserlerin bir konser salonunda veya açık hava bir düzlükte gerçekleştiğini düşünmüyorsunuz. Bu seneki konser mekânlarını kısaca anlatayım: Mesela biz, Esmerine olarak bir vadinin kenarında çaldık… Güneş batarken vadinin karşı yakasındaki taş evlere vuruyordu ışığı ve karşıdaki tepenin ardından dolunay yükselmekteydi. Ertesi gün de Ceylan Ertem o sahnedeydi… Mesela Kaki King, Bezirhane’de çaldı… Burası eskiden bezir yağı yapılan “kayadam” dedikleri, taş oyma mekânlardan. İnanılmaz bir akustik, akıl almaz bir ortam ve iliklere işleyen bir tarihe sahip… Sun Ra Arkestra örneğin, Uçhisar Kulesi’nin dibinde, uçurumun kenarında, Kapadokya vadisine bakan bir manzarada çaldı… Kısacası festivalin beş-altı konser mekânı var ve İstanbul’da bir tane bile öylesi bir mekân yok.

5- Güzel sistem… Fark ettim ki Cappadox’a katılmayan birçok kişiye festival “tuzlu” gibi geliyor. Eğer “her şey dahil” bilet almak isterseniz bu doğru… Ama bu, içerisinde tüm konserler, doğa gezintileri, atölyeler, başka etkinlikler dahil, geniş bir paket anlayacağınız. Halbuki, uçak ve konaklamayı bütçenize göre ayarladıktan sonra festival programından istediğiniz etkinliği seçerek kendi bütçenize göre bir festival programı yaratabilirsiniz. Dediğim gibi her etkinlik farklı kapasitelerde, farklı ortam ve mekânlarda cereyan ediyor, bu sebeple hepsi ayrı ayrı biletlendirilmiş. Konaklama için de güzel ve uygun yerler, hatta airbnb evleri dahi mevcut. Kısacası festivalin sistemi bu açıdan güzel işliyor.

6- Güzel merkez… Festival ağırlıklı olarak Uçhisar’da gerçekleşiyor. Ürgüp ve Göreme gibi öne çıkan, daha kalabalık Kapadokya ilçelerine kıyasla Uçhisar çok daha ufak ve mütevazı bir yer. Bu sebeple her yer yürüme mesafesinde… Bu güzelim kasabada konaklayıp konserlere, yemekçilere, turistik noktalara, festival sırasında açılan çarşı alanına, yine festival boyunca açılan Babylon barına, yerli esnafın dükkânlarının yer aldığı kule dibine, kısacası her yere yürüyerek gidebilirsiniz. Ayrıca Uçhisar halkının festivalden ötürü aşırı mutlu olduğunu bilmenizi isterim. Özellikle bu sene ülke genelinde dibe vuran turizm Kapadokya’da da fena halde hissediliyor ve festival onlar için tam bir ilaç. Tek yorumum, Uçhisar çay bahçesine kurulan İstanbullu yemekçi ve kahvecilere sanki pek gerek yoktu… 3-4 gün metropol kahvesi içmeden de yaşayabiliriz sanırım.

7- Güzel sürprizler… Cappadox’ta kendinizi sevdiğiniz sanatçılar ve gruplarla doğa yürüyüşünde, yan yana yemek yerken, başka bir konseri izlerken bulabilir, sürpriz konserlerde sevdiğiniz müzisyenlerin bambaşka performanslarına denk gelebilir, ya da adı önceden açıklanmamış müzisyenlerin konserlerine denk gelebilirsiniz. Mesela Şirin Pancaroğlu ve Esmerine üyesi Rebecca Foon dolunayda özel ve sürpriz bir konser verdi… Kapanış gününde de İlhan Erşahin festivalde sahne alan başka müzisyenlerle sürpriz bir jam session yaptı.

8- Güzel fikirler… Festival her sene eklenen tatlı fikirlerle biraz daha gelişiyor. Konserlerin yanı sıra mesela şöyle güzel hareketler var festivalde: Sadece güneş enerjisiyle çalışan ses sitemiyle vadi içerisinde gerçekleşen doğa konserleri… Ya da toplu tohum ekme etkinlikleri. Sonra, eğer isterseniz doğada bisiklet turları var. Ya da meditasyon etkinlikleri, yerel zanaat atölyeleri gibi gibi… Kısacası aslında herhangi bir konsere gitmeyebilir, sadece diğer etkinliklere takılabilir ve yine harika bir zaman geçirebilirsiniz.

9- Güzel turistik hareketler… Festival kapsamında iyi vakit geçirdiğiniz yetmiyormuş gibi, etrafınızın sadece birkaç kilometre mesafede akıl almaz tarihi ve turistik yerlerle dolu olduğunu unutmayın. Göreme açık hava müzesi, yeraltı şehirleri, Ihlara Vadisi ve daha nice yer… Hani biraz kaptırsanız, festivali sallayıp Kapadokya turunda bulabilirsiniz kendinizi.

10- Güzel kaçış… Neresi olduğu önemli değil aslında, İstanbul dışına çıkmamıza vesile olduğu için bile gidilir safi!

Benzer yazılar