Henüz tamamlanmamış koca bir hikâye: Balina’yla “Kaybetmenin Mitolojisi” üzerine

Henüz tamamlanmamış koca bir hikâye: Balina’yla “Kaybetmenin Mitolojisi” üzerine

2013’ten bu yana sabırsızlıkla beklediğimiz yeni Balina albümü sonunda Ada Müzik etiketiyle dijital platformlardaki yerini aldı. 4 şarkıdan oluşan ve önümüzdeki bahar aylarında plak formatında da satışa sunulacak olan Kaybetmenin Mitolojisi isimli albüme dair grup üyeleri Burçin Esin ve Alican Öyke’yle konuştuk.

Röportaj: Cem Kayıran – Fotoğraf: Ebru Yıldız

Kaybetmenin Mitolojisi’ndeki şarkılar çok daha fazla fikir ve detay barındırsa da bana kalırsa dört yıl önce yayınladığınız ilk albümünüze nazaran daha akıcı bir dinleyiş sunduğunu düşünüyorum. Bu anlamda prodüksiyon ya da şarkı yazım süreçlerini göz önüne alınca ne gibi farklılıklar göz önüne çıkıyor? Sizce Kaybetmenin Mitolojisi’ni önceki albümden ayıran bir numaralı unsur nedir?

Burçin: Öncelikle öğreniyoruz. Her seferinde de öğrenmeye devam edeceğiz. Bu albümde imkan olarak çok daha geniş zaman ve teknik skalaya sahiptik. Kendi açımdan söylemek gerekirse; ilk albümün davulları 4-5 saat içerisinde kaydedildi. 40 küsür dakika olan bir albüm için sıradışı bir kayıt süresi. Bu albümde bu konuda çok daha ferah koşullarımız vardı. Etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum.

Alican: Bence kendi kulaklarımızın neyi nasıl duymak istediğiyle ilgili doğal bir evrim gerçekleşiyor ve ona göre şekil alıyoruz. Sanırım bir numaralı unsur; bu kayıt daha derli toplu cümle kurabilen, söyledikleri kısmen daha net anlaşılan bir kayıt.

Albüm kayıtları için Barkın Engin ve Burak Gürpınar gibi isimlerle birlikte çalıştınız. Onlarla bir iş birliği içinde olmak sizin için nasıl bir deneyimdi?

Alican: Müthiş! Ozan Öner’i de unutmamak lazım. Küçükken albümlerini dinlediğimiz adamlarla kendi albümümüzü kaydettik. Bu coğrafyada müzikle bizimki gibi dertlere sahip olmuş, benzer yollardan benzer araçlar kullanarak geçmiş insanlar. İletişim açısından ise hem komik hem de ciddiydik, anlaşmak saniyeler aldı. Geçmişten geleceğe bir avuç insanız zaten, beraber olmak önemli.

Burçin: Mükemmeldi elbette. Alican söyledi ama ben de söylemek isterim. Çocukken dinleyip özendiğim, beğendiğim iki harika müzik insanıyla beraber bir ürün çıkarmak müthiş bir duygu. Daha fazla yollarımızın kesişmesi dileğiyle.

balina

Kaybetmenin Mitolojisi isminin hikâyesini de fazlasıyla merak ediyorum. Çıkış noktası neydi, albümdeki şarkılarda bu tür bir tematik bütünlükten bahsetmek mümkün müdür?

Alican: Aslında kocaman bir hikâyesi var ve henüz tamamlanmadı. Bir çeşit trajik bilim kurgu taslağı üzerine yerleşen ve İzmir’de bir dönem yaşadıklarımdan ilham alan uzun bir hikâye. Okunanların, izlenenlerin ve dinlenenlerin de bolca etkisi var tabii. Tüm parçalar tek bir karakterin çıktığı bir yolculuk ve uğradığı noktalarla ilgili referanslar içeriyor diyebilirim.

Lara Di Lara düeti “Üzgünüm”, albüm için beklenmedik ve şaşırtıcı bir kapanış sunuyor. Bu şarkıyı yazdığında aradığın sesin Dilara olduğuna nasıl karar verdin? Albümün geneline baktığında “Üzgünüm”ün üstlendiği rolü nasıl tanımlarsın?

Alican: Parça ve sözler yazıldığında aklımda hep bir kadın sesi vardı, bir süre sonra da parçayı Dilara’ya yolladım. O da beğendi ve keyifle sahiplendi. Zaten bayıldığımız bir sesi var ve müziğin karanlık noktalarında benzer hislere yükseliyoruz. Bence parçada hüzünlü bir kabulleniş var ve söz konusu yolculuğu gerçekleştiren karakter son durakta parçayı seslendiren karakterle karşılaşıyor. Belki de bu sözler onların konuştuklarıdır, tam olarak bilemiyorum. Parça bir anlamda hikâyenin çözülüşünü temsil ediyor ve sound olarak farklı bir yerde durması bizim için oldukça özel. Bu arada yanlış hatırlamıyorsam albümdeki en yaşlı parça da o.

Burçin: En başından beri Dilara olsa ne güzel olur fikri vardı. O zaman tanışmıyorduk. Tabi albüm henüz tam olarak ortada yoktu hala üzerinde çalıştığımız süreçte arayışlarımız devam etti. Hatta Alican’ın “Ben mi söylesem acaba?” dediği bile oldu : ) Sonrasında Dilara’ya ulaştık ve gerçekten tam da istediğimiz gibi oldu. “Üzgünüm” albümde farklı bir yerde duruyor gibi hissedilse de bence en içinde olanı. Tam olarak bir kapanış. Aynı zamanda “vokal olsun, olmasın” gibi bir derdimizin de olmadığını anladık. İçten gelene güvenmenin iyi fikir olduğunu düşünüyorum.

Sizi tekrar sahnede görmek için sabırsızlanan geniş bir kalabalık olduğu aşikar. Yakın gelecekteki konser takviminize dair ipuçları almak mümkün müdür?

Alican: Ocak sonuna doğru İstanbul’da alevli bir buluşma bekleniyor. Ardından onu takip eden İstanbul konserleri olacak. Güzel memleketimiz İzmir’in bu konulara olan hakimiyeti ve ilgisi konusunda hafiften sitemkarız.

Benzer yazılar