İçimde Kalmasın: Zuhal Olcay, Canan Gerede, Sibel Torunoğlu

İçimde Kalmasın: Zuhal Olcay, Canan Gerede, Sibel Torunoğlu

Sadi Güran İçimde Kalmasın serisinde sevdiği albüm ve kitap kapaklarını, film afişlerini, kendisinde anısı olan bilumum nostaljik karakteri ve müfredatı yeniden hayal edecek… İçimde Kalmasın’ın ilk çalışması, Zuhal Olcay’ın 1998 çıkışlı ikonik İhanet albümüne Yetkin Nural’ın, Canan Gerede’nin kült filmi Robert’s Movie’ye Uğur Bayazıt’ın, Sibel Torunoğlu’nun yürek yakan kitabı Travesti Pinokyo’ya ise Okan Urun’un kelimeleriyle geliyor.

İllüstrasyon: Sadi Güran
Yazı: Okan Urun, Uğur Bayazıt, Yetkin Nural

zuhal olcay - ihanet - web

Zuhal Olcay – İhanet
“Ayrılık da sevdaya dair.” 1998 Mayıs’ında 17 yaşındaki ben ilk aşkın adam yutan girdaplarında boy verirken ilaç gibiydi bu cümle. Ölümüyle barışan her canlının huzuruyla dinliyordum Zuhal Olcay’ın yeni çıkan İhanet albümünü. Aynı sene Tiyatro Stüdyosu Jean Genet’in Balkon oyunuyla çıkagelmişti İzmir’e… Olcay bir kraliçeyi oynuyordu, kendisine olan aşkım da yeni tazelenmişti yani. İhanet‘in kapak çekimi sırasında setten çıkarak aldığı ve nihayetinde kapağın başrolüne oturan Birinci sigarası o dönemler hayatı “filtresiz” yaşamaya hevesli bendeniz için pek havalıydı. Ankara’da aşık olmak zor diye gözümü İstanbul’a dikmiştim, yalnızlığımı daha çok varsayıyor, daha az biliyordum. Şimdi, albümün 20. senesinde, gecenin öteki yüzünde hala söylenecek çok sözümüz varken ve korkumuzdan susarken, sanırım albüme nokta koyan şu dizeleri tekrar hatırlamak lazım: “Belki yolumuz yakın, sen uçarsan ey umut, doğan güneş bizden yana, ilk doğuşu değil ki bu…”
Yetkin Nural

robert's movie - web

Canan Gerede – Robert’s Movie
İştah kabartıcı DVD/Bluray baskıları yapan dünyaca ünlü Criterion Collection Türk sinemasından hangi filmi onarıp piyasaya sürse diye sorsanız cevap olarak Robert’s Movie derdim.

En sevdiğim Türk filmi mi? Hayır. 

Türk sinemasının en iyi örneklerinden biri mi? Hayır. 

İzleyebileceğiniz en garip Türk filmi mi? Belki. 

Neticede “o kadar kötü ki iyi” kategorisine girmiş sayısız kült filme imza atmış bir sinema tarihine sahip olduğumuz için bu kulvarda da iddialı rakipleri arasında geride kalırdı diye düşünüyorum. 

Uzun lafın kısası Canan Gerede’nin ilk filmi Robert’s Movie kendi adıma tekrar tekrar şahitlik etmek isteyeceğim bir yolculuğa dönüşen eşsiz bir tecrübe. Kelimenin tam anlamıyla kayıp bir film. İzlemek için bir kopyasına ulaşmanın neredeyse imkansız olması nedeniyle ortadan kaybolmuş bir film olmasının yanı sıra aykırılığı ve ayrıksılığı ilke edinmiş karakterleri, mizansenleri ve olay örgüsü ile kendine çizdiği yolda da bir noktadan sonra kaybolan bir film Robert’s Movie.

Nagisa Oshima’dan Wim Wenders’e Bernardo Bertolucci’den Luc Besson’a uzanan referanslarla bezeli bu kayıp rotayı doğup büyüdüğünüz şehirde yolunu kaybetmiş bir turist gibi takip etmekten başka seçenek bırakmayan Robert’s Movie olur da bir şekilde karşınıza çıkarsa durdurun dünyayı ve izleyin.
Uğur Bayazıt

travesti pinokyo - web

Sibel Torunoğlu – Travesti Pinokyo

2011 yazı. Boysan’a Ayça bahsetmiş. Boysan da bana bahsetti. Üftade Sokak’taki evde anlattı anlattı, biraz da okuduk birlikte. İstiklal Caddesi’ndeki bir sahafta kalan sonuncu kitabı satın alıp karşıya geçtim. Kadıköy sahaflarında dolanıp zor bela bir tane daha bulduktan yarım saat sonra Fırıldak Sokak’taki Kutu Kafe’de Sadi bir yandan beni dinliyor bir yandan da önüne koyduğum kitabın kapağına bakıyordu: Travesti Pinokyo.

Harbiye’de pembe bir köşk, Aziz, travestiler, Peri Anne ve Zeliha… Sibel Torunoğlu’nun politik doğruluğun değil de gönlünün terazisine koyarak yazdığı roman 2003 yılında Stüdyo İmge’den yayımlanmış. Geri Gelen Ayna’nın, Tımarhane Günlüğüm’ün yazarı kendisiyle Zeliha arasında bir yerlerde, aşkı, dayanışmayı, ayakta kalmayı anlatırken Gepetto’nun Pinokyo’suyla cinsler, cinsiyetler, oluşlar, varoluşlar üzerine öfkeden anlayışa hızlı geçişler yaparak düşünüyor burada. “Yeraltı” diye etiketleyiverdikleri cinsten bir roman-şiir.

Birkaç hafta sonra Sadi, Boysan, ben Elmadağ’daki Polo Kafe’deyiz. Sibel karşımızda. O çok güzel, Sadi ve Boysan çok heyecanlı. Birkaç saat sonra ayrılıyoruz ve Boysan’la Sadi harıl harıl çalışmaya başlıyor. Provalar, kostümler…

2011 sonbaharında Hamursuz Fırını’nda sahnedeler artık. Hepsi öyle güzeller ki. Pinokyo’yu bir törenle alıveriyorlar aralarına. Yüzünde Sadi’nin özel olarak tasarladığı maskesiyle Peri Anne Boysan vaftiz ediyor onu çünkü: “Ben Pinokyo’yu erkek olarak yarattım. İyi kalpli peri onu önce insan sonra biseksüel yaptı”. Bir sürü an var: Hepsi dizilmiş bir yandan Ebru Gündeş’in “Fırtınalar”ını söylüyor bir yandan da fasulye ayıklıyorlar; çığlık çığlığa koşturuyorlar; Hülya Avşar’ın “Bu gece uzun olacak” şarkısının cover’ında hüzünlü, gizemli, erotik danslarını yapıyorlar…

Sibel ve Travesti Pinokyo hayatlarımıza fırtına gibi girdi. En çok da Sadi ve Boysan’ın hayatlarına.

2015 sonbaharında Peri Anne bizi bırakıp gitti. Rivayet odur ki maskesi durur Sadi’de ve “günaydın” der her sabah ona, konuşurlar kimse duymadan.
Okan Urun

 

Benzer yazılar