İstanbul, rock’n’roll haftasonuna hazır mısın?

İstanbul, rock’n’roll haftasonuna hazır mısın?

Bu haftasonu İstanbul için rock’n roll zamanı! 2016 yılında İstanbul’dan Atina’ya uzanan bir rock’n’roll kervanı hayaliyle başlayan fakat aynı yaz yaşanan darbe girişiminin ardından İstanbul ayağı askıya alınan We’re Loud Festivali bu hafta sonu bizimle! Tamamen bağımsız olarak organize edilen We’re Loud, 10 farklı ülkeden 14 grup ve DJ’lerle, farklı mekânlara yayılarak 3 gün sürecek müzik ve dans dolu, yemekli, tekneli ve sıra dışı bir deneyimi garantiliyor.

İstanbul’dan The Raws ve Polonya’dan Moron’s Morons’un sahne alacağı açılış partisi 19 Ekim Cuma günü ve bir güzel haber de bu partinin aynı zamanda The Raws’un Slovenly etiketli yeni 45’liğinin çıkış partisi olması. Sınırlı sayıda basılan 45’likler konserde edinilebilecek. Ertesi günse konserler Kabataş’tan 13.30’da kalkan bir tekneyle Boğaz’a açılan özel bir etkinlikle başlıyor ve akşam Kadıköy Sahne’de Belçika’dan The Kids efsanesinin ve İstanbul’dan ilk kadro 15. yıldönümü konseriyle Poster-iti’nin yanı sıra Reptilians From Andromeda, Tommy & The Commies ve Biznaga’nın sahnede olacağı geceyle sürüyor olacak. Konserlerden sonraki after party’nin mekânı için takipte kalmakta fayda var. Pazar günü Aret’in Yeri’nde “sürpriz konuklarla” saat 15.00’teki öğle yemeğinin ardından Crudez, Anmls, Th’ Losin Streaks ve The Cavemen konseriyle festivalin kapanış partisi Peyote’de olacak.

İstanbul’da We’re Loud Festivali’nin ilk hayalini kuran ve bu haftasonu gerçekleşecek ziyafeti mümkün kılan, 2002’den beri aktif olan bağımsız etiket Slovenly Recordings’in kurucusu Pete Slovenly’den festivalin hikâyesini dinledik.

Festivalin ismi (Biz Gürültülüyüz Festivali) kendi başına çok şey anlatıyor elbet. Ama bu ismi almasının arkasındaki hikâyeyi festivalin küratöründen duymak isteriz. “We’re Loud” ismi sana ne ifade ediyor?

Yunanistan’da, Atina’da gerçekleşen ilk WE’RE LOUD FEST, aynı zamanda “WE’RE LOUD: 90s Cassette Punk Unknowns” ismi altında yayınladığımız toplama albümün de çıkış partisiydi. Toplamanın adı albümdeki favori parçamdan geliyor: Magister Ludi – “We’re Loud”

Aynı toplamada 32 yeni parça daha vardı. Bir nevi 1990’lardaki Killed by Death toplamalarını andırıyor ama yayınladığımız parçaların hiçbiri daha önce plak formatında basılmamıştı. Sadece kaset olarak yayınlanmışlardı. Yaptığımız en iyi yayınlardan biri olduğunu düşündüğüm için çıkışını sıkı bir partiyle kutlamak istedim. Festival o kadar harika geçti ki her sene aynı isimle tekrar etmek istedik.

Ayrıca bunların dışında elbette müziklerimiz ve partilerimiz oldukça GÜRÜLTÜLÜ.

Haftasonu We’re Loud Festivali’nde izleyiciyi geniş bir rock’n’roll skalasından hem bazı efsaneler hem de keşifler bekliyor. Festivalin programını oluştururken dikkat ettiğiniz temel fikirler neler oldu? Sadece performanslar anlamında değil, aynı zamanda mekânlar ve burada yaratacağınız deneyimler anlamında da…

Öncellikle The Kids’i yeniden We’re Loud Festivali’nde ağırlamak büyük bir onur. Dördüncü kez bizimleler. Onlar gerçek bir efsane. Avrupa’nın ilk punk gruplarından biri olarak henüz “punk” yaygın bir janr olarak tanınmadan seneler önce agresif rock’n’roll’larını icra ediyorlardı. Çaldıkları müthiş konserler bir yana, The Kids “Kendin Yap” (DIY) punk kültürü adına çok önemli bir isim ve bizim festivalimizin temelinde de bu kültür var. 40 yılı aşkın süredir konser veriyorlar ve hâlâ çok iyiler. Sahnede oldukları her sene bundan ne kadar çok keyif aldıklarını hissedebiliyorsunuz.

Daima mümkün olduğunca enternasyonel ve sadece müzikal açıdan değil, her anlamda çeşitlilik içeren bir program yaratmaya çalışıyoruz. Bu sene İstanbul için çıkardığımız programda 10 farklı ülkeden 14 grup ağırlayarak bu anlamda başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Şili ve Yeni Zelanda kadar uzaklardan gelenler bile var. Grupların videolarına buradan ulaşabilirsiniz. Fotoğraflarına tıklamanız yeterli. Buradan da festival toplamasını dinleyebilirsiniz.

DJ ekibimizden de bahsetmeliyim. Tokyo’dan Rin-chan, Avrupa’dan ve elbette İstanbul’dan 8 DJ’e katılacak! We’re Loud Festivali konserlerden çok daha fazlasını sunuyor. DJ’lerle birlikte 1960’lar, garage & soul, punk & rock’n’roll eşliğinde parti sabahlara kadar sürecek. Her şey plaktan ve dans pisti için özel çalınacak!

Festivalin programlaması her zaman düzenlediğimiz farklı yerlerdeki kendi deneyimlerimizin birer yansıması oluyor. Bu nedenle de yıllar içinde buraya ziyaretlerimizde Türkiyeli arkadaşlarımızın bizi götürdüğü yerleri seçtik. Elbette Peyote bunlardan biri oldu. The Raws’u 2007’de Peyote’de izlemiştik. Ve tabii ki bir rakı ve meze ziyafeti çekmemiz gerekiyor. Pazar günkü akşamdan kalma öğle yemeğimizde bunu yapacağız.

İstanbul’da 2016’da We’re Loud isimli bir festival düzenleme fikrinin ilk kıvılcımı nasıl alevlenmişti?

İlk kıvılcım 2007’de İstanbul’a ilk ziyaretimde alevlendi. Yıllardır seyahatlerimde başıma gelmemiş bir şey oldu ve balık ekmek yeyip Boğaz’a doğru bakarken İstanbul’dan yola çıkarak başka bir yere doğru giden bir parti teknesi hayal ettim. Belgeselimiz “We’re Loud 2016: Ten Slovenly Days in Greece”de de anlatılan hikâye…

Bu görüntü zihnimde yer etti ve her sene birkaç kez aklıma düştü. 2007’de Yunanistan’da tanıdığım kimse yoktu. 2018 itibarıyla Slovenly kataloğunda 6 Yunan grup yer alıyor ve elbette yıllar içinde orada bir sürü arkadaş edindik. Böylece bağlantı da kurulmuş oldu. Parti İstanbul’da başlayacak Lesbos adasından geçerek Atina’da sona erecekti. Lesbos’a ilk kez 2013’te gitmiş ve Türkiye ve Yunanistan arasında mükemmel bir köprü olduğunu fark etmiştim. Tabii ki bu birçok mülteci için de geçerli oldu ve bu mesele 2016’da sonunda gerçekleştirebildiğimiz festivalin hikâyesinin büyük bölümünü oluşturdu.

Türkiye’de yaşanan darbe girişiminin ardından festivali Yunanistan’dan başlatma kararı We’re Loud’un motivasyonu ve akışını nasıl etkiledi?

Tabii ki 2016’da yaşanan darbe girişimi sonucunda festivali Selanik’e taşıma kararı aldık. Bizim için çok zor oldu ama devam etmek gerekliydi. Ayrıca We’re Loud İstanbul’un iptal edilmediği, yalnızca ertelendiğine dair sözümüzü de vermiştik. Ve işte yeniden buradayız!

İstanbul sahnesinden arkadaşlarla ortaklaşa bu kadar özel, sıra dışı ve tamamen bağımsız bir festivali organize etme deneyiminden biraz bahsedebilir misin?

İstanbul’da bu organizasyonu yapmak harika bir deneyim oldu. 10 yılı aşkın süre önce tanıştığımız The Raws ile hâlâ arkadaşım. We’re Loud Festivali aynı zamanda yeni 45’liklerinin de çıkış partisi olacak! Onlar ve onlar aracılığıyla tanıştığım diğer arkadaşlar her konuda çok yardımcı oldu. İstanbul’dan bir diğer yakın arkadaşım olan ve İstanbul’dan Sardinya’ya taşınarak bir başka yakın arkadaşımla evlenen Yaprak [Yaprak Kırdök] birkaç haftalığına İstanbul’a geldi ve festival için çok çalıştı. Kendisi de DJ’lerimizden biri olacak ve ayrıca eski grubu Poster-iti’nin neredeyse 15 yıl kadar süredir ilk kez orijinal kadrosuyla sahne alacak!

Eski İstanbul punk sahnesinden de yeni arkadaşlar edindim. Etkinliğe destek verdiler. Muaf’taki Pre-party’mizde yıllar sonra ilk kez çalan Low Sexual Desire ve Rashit’i birlikte izlemek benim için çok anlamlıydı. Bazıları organizasyon ve festivalin tanıtımı konusunda da çok yardımcı oldu. Bize destek olan Eksibir, Analog Kültür ve Can Plak gibi pek çok oluşum oldu. Gökçen Kaynatan’la bile tanıştık! Dolayısıyla We’re Loud İstanbul şimdiden muazzam bir deneyim oldu. Haftasonu için sabırsızlanıyoruz!

İşte İspanya’dan Yeni Zelanda’ya tam gaz rock’n roll ve punk gruplarının sahne alacağı festivalde sizi bekleyenler:

Magnetix – I Drink (But My Guitar Doesn’t)

The Raws – Fat & Grey

Biznaga – Una Ciudad Cualquiera

The Cavemen – Janey

Moron’s Morons – Devil Sucks My Cock and Swallows

Poster-İti – Öksürük Krizleri

Nestter Donuts – Veneno Barato

the KIDS – Bloody Belgium

Th’ Losing Streaks – Leaving Here

Tommy and the Commies – Devices

Hand & Leg – Tie

Reptilians from Andromeda – Come’on Babe

ANMLS – Vámonos de la Ciudad

Crudez – Prisoner

Benzer yazılar