Sanat, kurum ve kullanıcı arasında farklı dinamikler yaratmak: SALT Yararlı Sanat Ofisi

Sanat, kurum ve kullanıcı arasında farklı dinamikler yaratmak: SALT Yararlı Sanat Ofisi

SALT Galata’da uluslararası kültür kurumları ile üniversitelerin yer aldığı Asociación de Arte Útil platformu ortaklığında kurulan ve Eylül ayında işlemeye başlayan Yararlı Sanat Ofisi, sanat kavramını kullanıcılarına işlev ve yarar sağlayan bir pratik olarak temellendirerek bu temel üzerinden kurum, kullanıcı ve sanat arasında yeni ilişkiler geliştirmeyi hedefliyor.  

SALT araştırma ve programlar ekibi direktörü Meriç Öner ve kamu programları yönetmeni Onur Yıldız ile Yararlı Sanat Ofisi üzerine detaylı bir sohbet ettik.

Röp: Yetkin Nural

_DSC0177 (1)

Türkçe’ye “yararlı sanat” olarak çevrilen “arte útil” kavramı ilk karşılaşan kişi için işlevsellik üzerinden bir sorgulamayı çağrıştırıyor. Sanatın yararlılık üzerinden tanımlanmasında kullanılan kriterlerden bahsedebilir misiniz?

Onur Yıldız: “Arte Ûtil” kavramının öne sürdüğü kriterlerden konuşmadan önce, bu kavramın Türkçe çevirisi olarak kullandığımız “yararlı sanat” tabirinin yeterince vurgulamadığı bir noktadan bahsetmek gerek. İspanyolca bir tabir olan “Arte Ûtil”, sanatın, kullanıcıları olan ve bu kullanıcılara çeşitli biçimlerde yarar sağlayan bir pratik olmasının yanı sıra toplumsal anlamda dönüşüm yaratmak hedefiyle bir araç gereç olarak kullanıldığı durumları da tanımlamakta. Yararlı sanat tabirindeki yarar kavramının, sanatın kullanıcıları ile kurulacak ilişkinin niteliğine dair fikir verse dahi araçsallık vurgusunu yeterince karşılamadığının farkındayız. En doğru ifade ile sanatın toplumsal dönüşüm için bir araç olarak icra edildiği durumlar ya da toplumsal ve siyasal sorunların çözümünde bir rol üstlendiği haller bu kavramın kapsamı içine girmekte.

Dolayısıyla kavram, işlevsellik fikri üzerinden yapılacak bir sorgulamadan farklı olarak, sanatın toplumsal ve siyasal alanla kurduğu çok boyutlu ilişkiye dair bir sorgulama olarak okunabilir. Arte Ûtil fikrinde, kamusal alanlar, hizmetler ve karşılaşmaların giderek geri çekildiği bir dönemde, farklı bağlamların özgün ihtiyaçları doğrultusunda, sanatın bu eksiklikleri gidermeye dair ne gibi roller üstlenebileceğine dair bir sorgulama olduğunu söyleyebiliriz. Bu doğrultuda, öne sürülen kriterler de sanatın bir toplumsal ya da siyasal soruna işaret etmeden farklı olarak, sorunlara çözüm getiren bir araç olarak icra edildiği, temsilin yerine bire bir ölçeğin geçtiği ve izleyicilerin kullanıcılara dönüştüğü sanat pratiklerine odaklanmak için var.

Yararlı Sanat Ofisi projesinin açıklama metni müzelerin girdiği zorlu bir dönemeci ele alıyor. Müzelerin kurumsallaşma ve şirketleşme stratejileri içerisinde aldıkları kararların bu kuruluşların hem sanat hem de kullanıcı / ziyaretçi ile olan ilişkilerini nasıl etkilediğinden bahsedebilir misiniz?

Meriç Öner: Müzelerin içinde bulunduğu krizin çoklukla 20. yüzyılın sonlarına doğru yaptıkları seçimlerden kaynaklandığının altını çizeyim önce. Hemen sonrasında meselenin aslında her coğrafyada kendine has biçimlerde işlediğini hatırlatayım. Dönemler ötesi ve kaygı verici olan ise müzenin varlığını sürdürmek için her şeyden önce büyüme yoluna gitmiş olması. Metrekare cinsinden veya ziyaretçi sayısıyla ifade edilen başarılar, sözünün değerinden emin ve bu bakımdan ziyadesiyle manipülasyona yatkın bir kesimin kurumları birbirine benzetme yarışına dönüştü. Şimdiye kadar konuşulanların kullanıcılara dair bir endişeye dayanmamasından bu stratejilerin ilişkileri pek de el üstünde tutmadığını anlayabilirsiniz. Müzenin geçmişten gelen otoritesi, kullanıcıya öğrenme ve hayran kalma dışında bir tepki atfedilmesini imkânsızlaştırır. Müzeler kitle turizmine dâhil olup, sözsüzleşmeye başladıklarında verimsizliklerini sorgulamak yerine daha çok üretime ve daha çok tüketime yöneldiler. Kullanıcıların tepkilerini tartmaya başladıkları bir gerçek. Ancak amaç iyi bir derlemeyle herkese hitap eden deneyimler üreten makinelere dönüşmek oldu, kullanıcıdan gelen etkiyle sanat kurumunun becerisini yeni bir döneme hazırlamak değil. Demin Onur’un kullanıma, işleve dair söylediği bu bakımdan çok kritik. Eğer karşılıklı olma imkânlarını bu sefer de bildiğimizi yüz yüze öğretmeye, yani atölye “deneyimlerine” yıkıyorsak, hâlâ aynı modeli sürdürüyoruz ama yüzeyde farklıymış gibi davranıyoruz. Üstelik kamu mekânına, yeni servisler sunma becerisine sahipken.

Yararlı Sanat Ofisi’nin kuruluş amaçlarından bir tanesi de bir önceki soruda bahsettiğimiz, kurumsal müzelerin karşı karşıya olduğu krizlere, çoğalma ve çeşitlenme reflekslerinin bu krizlere olan katkısına dair dialoglar geliştirmek ve bu dialogların içine kullanıcıları da katmak olarak tanımlanıyor. Bu projenin bir diğer “çeşitlenme” refleksi olarak kalmaması için ne gibi fikirler ve çalışmalar söz konusu?

M.Ö: Zor bir soru. Cevabı hem henüz yok, hem de en başından beri SALT’ta var olduğunu düşünüyorum. Çeşitlenme az önce sözünü ettiğim gibi içine savrulduğumuz bir atölye ortamı kurmak heyecanıyla ilgili. Format daha derin nedenleri olan sıkışıklığa bir çözüm olarak sunuluyor. Oysa değer teşkil eden sorunu bir an evvel çözmeden önce sağlam bir soruya dönüştürmek. SALT’ın başından beri tek tutunduğu sorular oldu. Bir sorunun varlığı ona karşılık gelen sayısız ihtimali barındırıyor. Bu ihtimallerin değerlendirilmesi konusunda hep çemberi geniş tutmaya çalıştık. Bildiğimizle, bilmediğimizi ayırt edip merak ettiklerimizi öğrenebileceğimiz ortamlar kurduk. Noktasal merakın niteliksiz çoğalmayı, bildiklerimize olan özenimizin gereksiz çeşitlenmeyi hep doğru sınırda tuttuğunu düşünüyorum.

SALT’ın içerik ve ilgi alanlarını altı yıldır uygun vesilelerle dolaşıma soktuk. Şimdi SALT’tan faydalananların çalıştıklarını, bildiklerini, merak ettiklerini duyma niyetimiz var. SALT Araştırma’nın kitap ve arşiv koleksiyonlarının nelere dönüştüğünü izlemek önemli öte yandan. Yararlı Sanat Ofisi’nin bir görevi de bu. Programı iki senelik bir zamana yaymak istedik ki hayal ettiğimiz bu karşılaşmalar koşa koşa yapılan bir verimlilik testine dönüşmesin.

O.Y: “Çeşitlenme” refleksi olarak tabir edilen pratiklerin hegemonik bir ilişki niteliğinde olduğunu söyleyebiliriz. Bu pratiklerde, kurumların dışarıda var olanları kendi bünyelerine katmaları ve bu kapsama eylemi aracılığıyla dışarısının sahici anlamda çeşitli olan dokusunu kendi kurumsal yapıları içine tercüme ederek içermeleri söz konusu. Kuruma has kaygılar ile biçimlenen bir müfredattan söz ediyoruz. Yararlı Sanat Ofisi’nin kurumların karşı karşıya olduğu sorunlara dair tümden yanıtlar barındırmadığını hatta aksine barındırdıklarının çoğunun sorular olduğunu akılda tutarak şöyle diyebiliriz; üzerine düşünmekte olduğumuz bileşen kavramı, kullanıcıların kurumların içeriklerini biçimlendirmede etkin olduğu bir ilişkiyi tanımlamakta. Kurumların kendi içine alma iştahıyla dışarısına yöneldiği durumlardan farklı olarak bileşenler ile kurulan ilişkide bir açıklık ve işbirlikçi tavır söz konusu.

Yararlı Sanat Ofisi “arte útil” tanımlaması içerisinde yer alan sanat işlerini bir vaka olarak değerlendirerek bu vakaların biriktirildiği bir arşivi içeriyor. Bu proje sürecinde SALT’ın ev sahipliği kapsamında varolan arşive Türkiye ve yakın coğrafyalardan da işler eklenecek. Türkiye’den – ve yakın coğrafyadan- arşive eklenecek vakaları kimler, nasıl bir süreç içerisinde seçecek?

OY: Yararlı Sanat Arşivi, arte-util.org adresinde dijital olarak erişilebilir bir arşiv.  Asociación de Arte Útil [ Yararlı Sanat Birliği] tarafından biraraya getirilen arşive dahil olmak için öne sürülen kriterlerden bir kısmını karşılıyor olmak gerekiyor. Seçim süreci şimdiye kadar her zaman yukarıda bahse geçen internet sayfasında yer alan bağlantı üzerinden başvuruya açık ve zaman zaman ise kurumlar tarafından açık çağrıların yapıldığı bir biçimde ilerledi. Değerlendirme ise Asociación de Arte Útil yer alan araştırmacılar tarafından yapılmakta. Farklı coğrafyalardan gelen başvuruları kendi bağlamları içinde değerlendirmek için ise o bağlama dair bilgi sahibi uzmanlar bu seçim sürecine geçici olarak davet edilmekte.

SALT Galata’da yer alan Yararlı Sanat Ofisi, arşivi tanınır kılmak ve arşivin kullandığı terminolojiyi dolaşıma sokmak amaçlarıyla kendi yürüttüğü bir araştırma süreci ile arşive dahil edilmesinin uygun olacağını düşündüğü işleri listelemekte. Bir başlangıç aşaması olarak düşünülen bu süreç Türkiye içinde zaman zaman yapılacak çağrılar ile ilerleyecek, Türkiye’ye komşu coğrafyalarda ise o bölgeyi bilen uzmanların yönlendirmesi ile biçimlenen araştırma ve çağrılara dönüşecek.

Yararlı Sanat Ofisi 10.10.2017 001 (2)

Yararlı Sanat Ofisi’nin amaçları arasında  sanatçı ve akademisyen tanımlarının dışına çıkan bir “profesyonel kullanıcı” grubunun oluşumunu hedeflemek de var. Profesyonel kullanıcı tanımını biraz detaylandırırsak, sanat veya akademik amaçların dışında kalan kimler bu projeden ne gibi amaçlarla yararlanabilir?

M.Ö: SALT’ın yapı içerisinde ve çevrimiçi ortamda sunduğu imkân ve içerik çok çeşitli. Tümü ücretsiz olarak kullanımda olduğu için faydalanmak isteyen herkese açık. Bunları detaylandırmak yerine saltonline.org ve saltresearch.org’un incelenmesini tavsiye ederim.

Profesyonel kullanıcı, kurumun sunduğu servislerden sonuna kadar faydalanan biridir. Buna kamu programlarına katılmaktan SALT Galata’daki çalışma mekânlarına yayılmaya kadar çeşitli kullanımları dâhil edebiliriz. Biz nasıl nitelikli servis sağlamaya titizleniyorsak, o da nitelikli kullanmaya özen gösterir. Aramızdaki ilişki endüstriyel değildir. İyi bir kullanıcı olup olmadığına karar vermek için kendisini test etmeye çalışmam. Kendime bağımlılık yaratmaya çalışmam. Bu derece içeriğe ve işleyişe yaklaşmış birisine kuruma nasihat etmek, akıl vermek gibi göstermelik haklardan daha ötesini sağlamak isterim. Çünkü ayırdığı vaktin karşılığının kendine kattıkları olduğunu iddia etmem, karşılığını kurumun aldığını bilirim. Yararlı Sanat Ofisi’nde nitelikli kullanımı doğrudan takdir etmenin yollarını bulmaya niyetliyiz. Bunların neler olacağını birlikte göreceğiz. Başlatıcı kullanıcı. Bizse bu niyetin önceden tarif edilmiş bir ödüle, kurum tarafından kurgulanmış bir oyuna dönüşmemesinden sorumluyuz.

Benzer yazılar