Yusuf Murat Şen’in geçmişi yeniden kurguladığı gizemli dünyası: “Fading Away”

Yusuf Murat Şen’in geçmişi yeniden kurguladığı gizemli dünyası: “Fading Away”

Yusuf Murat Şen’in yedinci kişisel sergisi Fading Away belirsiz kimliklerin geçmişte bıraktıkları imgeleri yepyeni hikâyelerle bugüne taşıyor. Şen, serisinde kaybolmaya, sararıp solmaya başlamış buluntu fotoğrafları tarihin tozlu raflarından çıkarak yeniden yorumluyor. “Üretilen bir imgenin kalıcı hale getirilmesi” olgusunu çıkış noktası olarak benimsiyor ve fotoğraftaki en eski ve en yeni teknikleri bazen bir arada bazen ayrı ayrı kullanarak zaman aşımı gelgitleri destekliyor.

Röportaj: Gizem Kayar

Islak kolodyon ve diğer antik fotoğraf yöntemlerinden beslenen ve 6 Mayıs’a kadar Versus Art Project’te sergilenecek Fading Away’i yaratıcısına sorduk.

Serginin başlığıyla alakalı bir soruyla başlamak istiyorum. Sence bir imgenin tamamen ortadan kaybolması, solup gitmesi mümkün müdür? Ya da solup gitmekte olan bir imge sanatçı tarafından yeniden yorumlandığında zaten başka bir işe dönüştüğünden imgenin eski hali yok olmuş mu olur? 

İmge aslında hafıza ve bellek ile doğrudan ilişkili bir meseledir. İmge bizim kafamızdadır. Kafamızda değerlidir. İmgeyi taşıyan, biriktiren, belleğinde koruyan kişi, kişiler veya kurumlar yok olunca imgeler de sahipsiz kalır, değersizleşir ve anonimleşir. Bu noktada başka bir bellek tarafından sahiplenilmezse doğal bir yok oluşa doğru yol alır. Doğal korozyon ve dönüşüm onu alıp nereye götürür bilinmez.

Solup gitmekte olan imge benim yaptığım gibi bir sanatçı tarafından yeniden yorumlandığı zaman aslında ortaya yeni bir imge çıkar. Eskisini çağrıştıran, eskisine şapka çıkarıp selamlayan, eskisini kucaklayan yeni bir imge. Yeni imge artık hem eski imgeyi taşır, hem de onun yok oluşunun imgesini, yani aslında zamanın imgesini taşır.

Fading Away 4, Pleksiglas üzerine Islak Kolodyon, 45 x 60 cm

Pleksiglas üzerine Islak Kolodyon, 45 x 60 cm

Fading Away’in üretim sürecinde “zaman” kavramı ile kurduğun bağlantı nasıl şekillendi?

Fading Away’in kendisi aslında zamana yayılan ve süreçlerin hissedilerek üretimlerin ortaya konulduğu bir proje. Her şeyden önce Islak Kent serisinde de olduğu gibi yavaş bir üretim modelini benimseyip o süreçteki psikolojik ruh hallerimi işin hamuruna katmaya çalışıyorum. Aynı zamanda üretim biçimi olarak süreci şekillendirmeme, yönetmeme, manipüle ederek duygularımı içe aktarmama olanak veren yöntemleri kullanıyorum.  Fading Away bu doğrultuda, zamana kayıt tutma, zamanımızın acılarını, sancılarını, yaralarını ve bunları yaşayan bireylerin psikolojisini ifade etmeye kalkışan bir proje olarak başladı. Bu meseleleri ise zamanda yolculuklar yaparak, yine bizim coğrafyamızdan ama kimsesiz, sahipsiz, acılı, hastalıklı, yaralı imgeler aracılığıyla ifade etmeye çalıştım. Tekerrür eden acıları, yaraları, zaman içinde geri dönüşlerle eski kodları üzerinden okumaya ve güncellemeye çalışıyorum. Bunu yaparken de fotoğrafın eski üretim yöntemlerine yenilerini ekleyerek yeni bir anlatım dili oluşturuyorum. Ayrıca kullandığım imgeleri de farklı zamanlar içinde üretilmiş başka imgelerle buluşturarak bağ oluşturuyorum. Benim üretimlerim tam anlamıyla bir zaman yolculuğunun sonuçlarıdır diyebilirim.

Geçmişteki imgeleri yorumlayıp farklı bir forma, bambaşka bir hikâyeye dönüştürme eylemi ile amaçladığın etki, anlatmak istediğin şey ne?

Fading Away’in ana düşüncesi, kişisel bakışla dönemin ruhu olduğunu hissettiğim “hastalık”, “acı” ve “yok oluş” üzerine odaklanıyor. Çalışmamın ana malzemesi olan kimsesiz, anonimleşmiş eski suretleri kullanma sebebim aslında günümüz insanına ve onun dönemsel oluş hallerine referans vermektir.

Bir yandan O’nun yüzüne ayna tutarak veya onu işlerin içine hapsederek ona sonluluğunu, yok oluşunu hatırlatırken, öte yandan dönemimizde toplumsal anlamda çöküşün, karanlığa gömülüşün ifadesini bulup, kaydını tutmak, geleceğe bunun belgesini bırakmak gibi düşünceler baskın oldu. Bu kayıt düşme eylemini desteklemek ve zaman içinde kalıcılığını sağlamak için de projenin bir fotokitap formu üretilmiş oldu.

Pleksiglas üzerine Islak Kolodyon, 24 x 30 cm

Pleksiglas üzerine Islak Kolodyon, 24 x 30 cm

Pleksiglas üzerine Islak Kolodyon, 60 x 45 cm

Pleksiglas üzerine Islak Kolodyon, 60 x 45 cm

Fading Away’in üretim sürecinde en yoğun hissettiğin duygu neydi? Tüketim sürecinde izleyicinin de bu duyguyu hissedeceğini düşünüyor musun?

Fading Away’i üretirken sürekli duygularımla yüzleştim. Bu duyguları ifade edebilmek için de negatif ile pozitif arasında gelgitler yaşadım. Duygularım ise beni çoğunlukla siyaha ve karanlığa götürdü. Bu noktada ben sanatçının kendisi ile yüzleşerek en samimi haliyle üretimde bulunması gerektiğine inanıyorum.

Meseleyi izleyici açısından düşünecek olursak, izleyici bu projedeki işler üzerindeki göstergeler sayesinde, ters giden, distopik bir durum olduğunu hissedecektir diye düşünüyorum. Mutsuzluğu, acıyı, hastalığı, yıkımı ve bol bol karanlığı görecektir zaten.

Gumbikromat baskı, 28,5 x 20,8cm

Gumbikromat baskı, 28,5 x 20,8cm

Gumbikromat baskı, 40 x 29,5 cm

Gumbikromat baskı, 40 x 29,5 cm

Polyester film üzerine karışık teknik, 47 x 91,5 cm

Polyester film üzerine karışık teknik, 47 x 91,5 cm

Benzer yazılar