/dergi/no-56/severim-igneyle-kuyu-kazmayi-prof-sny-records/
192250

Bizleri Planet Tampon plağına kavuşturan Prof Sny Records bugüne kadar yaptığı tüm yayınlarının detaylarını; neyi, nasıl ve neden yaptığını anlatıyor.  


İlk olarak Reptilians From Andromeda’nın Doomsday EP’sini ve ardından İstanbul underground sahnesinin dünü ve bugününe yön veren grupların parçalarından kendi seçkisine yer veren Istanbul Street Trash Vol. 1 toplamasını büyük bir emek, dayanışma, özgürlük ve özveri çerçevesi içerisinde hazırlanmış plaklar olarak önümüze getiren Prag merkezli bağımsız plak şirketi Prof Sny Records şimdi de İstanbul’un kült grubu Tampon’un ilk albümü Planet Tampon’la karşımızda. Özge Duchoslav’un Prag’a taşındıktan sonra hayata geçirdiği Prof Sny Records’un neyi, nasıl ve neden yaptığını, yayınladığı plakların basılma yolculuklarını ve bundan sonra neler olabileceğine dair ipuçlarını büyük bir heyecanla kendisinden dinledik.

Müzikle ilişkin nasıl başladı ve yol aldı? Punk’la nasıl tanıştın? Kaç yaşındaydın? Müzik yapmaya nasıl başladın? Kısaca anlatabilir misin?

Çocukluğumuzdan beri metalle birlikte bir yandan punk da dinliyorduk zar zor bulduğumuz kasetlerden. Bir yandan yazışıyorduk eski usul mektuplarla. Approved albümlerinin çıktığını yabancı bir fanzinden öğrendiğim Radical (Noise) Emre önce mektup arkadaşım olmuştu mesela. Bir müzik enstrümanıyla ilk temasım ortaokul yıllarıma dayanıyor. Kimilerimizin hatırlayacağı klasik, elektro gitar, davul dersleri verilen ve aynı zamanda da stüdyo olan Trio Müzik’te Krikor Turutyan’dan klasik gitar dersleri almaya başladım 1992 senesinde. Ders parasını denkleştirmek için stadın yanındaki okulumu kırıp kursun oralarda çevre gazetesi satıyordum. Neticede ilk konserim klasik gitar konseri oldu anlayacağınız. O sıralar en yakın okul arkadaşım rahmetli tavşan Barış’tan aldım ilk gitarımı. Telsiz, perdesiz, kulakçıkları kırık, kabı olmayan gitarımı sevinçle eve kadar elimde taşıdım. Deli gibi klasik gitar çalışıyordum o ara.

Kadıköy’den Rashit grubu ilk kadro elemanları en yakın arkadaşlarımdı. Birlikte gittiğimiz bir konser çıkışı (Space Garden sonrası sanırım) Aslı (Tampon), “Sen çalsana grupta” dedi. O sıra Evren ve İnan’la yollar ayrılıyordu. Bir hafta sonra Tampon konserindeydim. Elektro gitarı alalı 3-4 gün olmuştu ve ben klasik gitardan sonra ayakta çalamıyordum. Konserin yarısı amfinin üzerinde oturdum. Bir de yaşım tutmuyor diye güvenlikler alamamıştı girişte, “Al sen çal o zaman benim yerime, ben gruptanım” deyince girebilmiştim. 17’iydim herhalde. O sıralar hayatımı ve müzik algımı geliştiren insanlar De-form Tayfun, Mod Ünver, Emin, Punk Aslı, De-tone Deniz, Kod Necati! En kısası bu.

Prof Sny Records’u başlatmaya karar vermene vesile olan ilk motivasyonlar nelerdi? Daha önce de müzik basmaya yönelik girişimlerin olmuş muydu?

Daha önce ben başkalarının düşlerini gerçeğe çevirip çalışarak eziyet görüyordum, klasik iş hayatı. Japon bir firmada robotlar, makinelerle ilgili işlerde çalışıyordum. Müzikle ilgili işler yapmak hep zamansızlık veya parasızlıktan yarım kalıyordu. Prof Sny’in başlangıcı da bir şeylere yeniden başlamak için hâlâ istekli olmamdan başka bir şeye dayanmıyor. Çocuk gibi, deli gibi, Beckett gibi, artık ne derseniz… İstanbul’daki hayatımı yıkıp “Çek Cumhuriyeti’ne gidiyorum” dedim. Hayatımın adamıyla tanışma, evlenme, iş yerinden istifa… Prag’a taşınma sonrası neredeyse ilk iş olarak Prof Sny Records’u kurduk. Sadece plak basacağız dedik, sadece underground olacak dedik. Tabii başta kimse inanmadı bize. O yüzden adını ironik olarak “profesyonel düşler” anlamına gelen Prof Sny koyduk.

Plak şirketini hayata geçirirken Planet Tampon albümüne yönelik planlar fikir bazında şekillenmiş miydi ya da bu fikir planların üzerinde belirleyici oldu mu?

Plak şirketini underground müziğe destek vermek ve yayınlarımızı plak olarak basma fikriyle kurduk. Başından beri buna karar vermiştik ve Tampon’u da ilk projemiz olarak düşünüyordum. Tampon’un kalbimdeki yeri bambaşka tabii ki. Arkasında durabileceğim işler yapmak istiyorum her zaman. Tampon’un albümü için çok uğraştık çünkü buna değeceğini düşünüyordum. 23 senedir Türkiye punk tarihinde ayakta kalmış bir grup, hem de bir kadının liderliğinde. Bu çok önemli. Parçalar zaten herkesçe ezbere biliniyordu, grubun albüm yapmak gibi bir derdi de yoktu ama benim ısrarlarımla kabul ettiler. Kanal kayıt yapıldı, tüm baslar yeniden yazıldı, her parça için gitarist sevgili Umut 4-5 gitar kaydetti. Davulları sevgili Anıl çaldı, Aslı’ysa onca yılın birikimiyle şahane bir performans gösterdi. Kanal kayıtta hepimizi korkutan Tampon’un canlı performanslarındaki ruhu kaybetmekti ki böyle bir şey olmadı. Tampon’un ruhunu koruyarak, orijinal haliyle bir albüm ortaya çıkarabildik. Koleksiyon değeri taşıyan bir albüm olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Türkiye’de değil, dünyada çok az örneği olan bir plak çünkü benzerlerinden farklı olarak 500 adet beyaz transparan üzerine elde tek tek kan efekti verilerek üretildi ve Nisan 1 şakası olarak piyasada!

Bu albümü yayınlamak sana kişisel olarak neler ifade ediyor? Biraz bahsedebilir misin?

Benim için tabii ki çok önemli. 20 sene önce Aslı’yla kimini birlikte yaptığımız, kimini birlikte çaldığımız parçaların şimdi plak formatında yayınlayabilmemiz tabii ki çok önemli. Eskiden beri hep istediğim bir şeydi Tampon’un bir albümünün olması. Yeni üç parça daha var albümde. Çok iyi çalınmış, çok iyi söylenmiş ve çok iyi kaydedilmiş bir albüm. Gitarist Umut’un gruba katkısını dinleyince anlayacak herkes, müzik onun sayesinde de inanılmaz yerlere geldi. Bu işte çok emeği olan insanlar var. İstanbul’da Jamsession Stüdyosu sahibi Erhan Kabakçı’nın aldığı kayıt, albüm son hale gelene kadar Ünver Şahin’in müzikal desteği, Prag’da yıllardır sevdiğim bir sürü punk grubunun albümüne imza atan ve bu albümün de miks ve masteringini yapan Zdenek Skir’in en ince detayına kadar uğraşması Planet Tampon’u sound olarak bu seviye getirdi. Hep var olması gerektiğini düşündüğüm Tampon albümü, çok da içimize sinen bir şekilde gerçek oldu tüm bu güzel insanların sayesinde.

Image
Image

Prof Sny Records’un ilk yayını Reptilians From Andromeda’nın 7 inç formatındaki Doomsday EP’si oldu. Reptilians From Andromeda’yla halihazırda bağlantıda mıydınız?

Dediğim gibi Prof Sny Records’un planladığı ilk proje Tampon albümüydü. Bu fikri şirketi kurar kurmaz 2015 sonu Aslı’yla paylaştım. O da deli olduğu için hemen bu fikri gerçekleştirebileceğimize inandı. Ama tabii anladığınız üzere grubu toparlamak, stüdyoyu ayarlamak, kayıt, mix, mastering derken bu fikir oldukça zamanımızı aldı ve çok titizlendik. Tampon’un stüdyo kayıtları sırasında Reptilians From Andromeda’dan Tolga’nın eşi Aybike’yle tanıştım. Ben grubu dinlemiş ve çok beğenmiştim, orada inceden bir çıtlattım ama direkt olarak Radical (Noise) Kerem’in Paslanmaz Kalem dergisindeki röportajından sonra Tolga’ya sordum, “İlk olarak sizin EP’yi yayınlayalım mı? Ne dersiniz?” diye. Tolga ve Aybike çok sevineceklerini söylediler ve inanılmaz hızlı bir şekilde parçaları toparladık. The Monos grubundan Fran Ashcroft, Tolga’yla temastaydı ve bizim plak için tüm parçaların masteringini yaptı. Tüm harika grafikleri de tabii ki Tolga ve Aybike yaptı. Çok kısa sürede baskıya verebildik. Yurtdışında daha çok tanınan bu güzide grubumuzla başlamış olmak bizi çok mutlu etti.

Istanbul Street Trash toplaması İstanbul’un farklı dönemlerinden underground gruplara ışık tutması adına çok özel bir toplama. Bu toplama için şarkıları bir araya getirirken nelere dikkat ettiniz? Hangi şarkıların yer alacağına nasıl karar verdiniz?

Tampon’un kayıtları devam ederken bir yandan da Tolga’ya bir toplama albüm fikrinden bahsetmiştim. Tarihini bile planlamıştık hatta. Parçaları seçerken ilk kriter olarak, “Madem plağa basılacak, iyi bir seçki olmalı” dedik. Toplamada yer alan grupların şu anda aktif olarak çalıyor olması önemli değil ya da belli bir türe bağlı kalınması… Çok yeni ve çok iyi gruplar da var, Rumble Fish gibi eskiden çok iyi gruplar da var. Aslında ortak özellikleri sadece “çok iyi gruplar” olmaları, yeraltından olmaları ve bizim seçkimiz olması! Ticari kaygı gütmüyor olmaları da elbette! Çok parça arasından bunları seçtik diyelim.

Image

Istanbul Street Trash toplamasının Vol. 1 olarak dinleyiciyle buluşması bunun bir serinin başlangıcı olduğu izlenimini veriyor elbet. Devamına yönelik nasıl planlar var?

Evet bu toplamayı iki plak olarak düşündüm başından beri. Bildiğiniz gibi plakta iyi bir ses elde etmek için çalma süreleri de çok önemli. Bu yüzden tüm sevdiğimiz grupları bir albüme sığdıramadık. İkinci toplama albüm için de şimdiden parçalar belli, çok da sıkı bir albüm gelecek! Çıkışını aralık gibi düşünüyoruz çünkü ricamız üzerine bazı gruplar seçtiğimiz parçaları yeniden kaydedecekler ve yine mastering Prag’da, çok güvendiğimiz bir üstat tarafından yapılacak. Kapak tasarımı da çok önemli benim için. İkinci toplamada yer almasını çok istediğim bir grup bu albümün kapağını yapıyor olacak. Bu da son derece önemli. Hiçbir şeyi alelade veya aceleyle yapmıyoruz, canımız nasıl isterse, neyin iyi olduğuna inanıyorsak öyle yapıyoruz. Bu toplamadan önce yayınlamayı planladığımız iki 12 inç LP var. Albüm kayıtları devam eden Türkiye’den ve yurtdışından albümler de var anlaşmak üzere olduğumuz.

Peki Prof Sny Records gruplarla nasıl bir anlaşma yapıyor? Plak ve dijital üzerinden nasıl bir dağılım oluyor? Prof Sny Records’un işleyiş modelini anlatabilir misin?

Biz sadece plak basıyoruz. Bunun haricinde de çok katı kurallarımız yok. Tam olarak rakam vermem doğru olmayabilir ama plaklarını basmak istediğimiz gruplara maddi kazanç olarak plak verdiğimizi söyleyebilirim.

Dijital ya da download gibi şeylerle biz ilgilenmiyoruz ama gruplara dijital haklarını vererek onlara da destek oluyoruz ki bunu pek kimse yapmıyor.

Plak basımı tabii ki maliyetli bir şey. Biz şimdiye kadar ses kalitesine, kayıtlara çok önem vererek ve hatta renkli baskılı, biraz daha koleksiyonluk plaklar çıkardık. Tabii bu plakları dükkânlarda görmekten memnun olan ve daha fazlasını isteyenler plakları alarak destek vermeli. Bu vesileyle sadece bize değil, aynı zamanda gruplara, plak dükkânlarına, bağımsız plak şirketlerine, konser organizasyonlarına, festivallere, tüm yeraltı faaliyetlerine destek vermiş olacaksınız. 

Plak basma deneyimi adına Çek Cumhuriyeti’nde yaşıyor olman bu süreçte çok faydalı olmuş olmalı. Plaklar nerede ve nasıl bir süreçte basılıyor? Şimdiye kadar 7 inç ve LP formatlarında baskılar yaptın. İleri planlar arasında farklı plak formatları da var mı? Ya da atıyorum, kaset de basmak gibi fikirler gündeme gelebilir mi? 

Plaklar sadece Prag’daki 65 senedir plak basan ve benim de broker’ı olduğum fabrikada basılıyor. Burada basılan plakların kalitesinin dünyaca bilinmesi de baştan iyi bir referans oluyor. İstediğimiz her formatı 7 inç, 10 inç veya 12 inç olarak iyi ses kalitesinde ve kaliteli kapaklarda basabiliriz. Teknik ve kapasite olarak en iyi plak üreticisiyle çalışıyoruz. Prensip olarak da sadece plak basan bir şirket olarak var olmak istiyoruz. CD ya da mp3 değil ama örnekse kaset de sevdiğimiz bir format ama biz sadece plak yayınlayacağız. Ama bahsettiğin şekilde 10 inç gibi farklı formatlar olabilir veya hep aklımda olan 1-2 parçalık flexi disc veya flexi kartpostallar mesela…

Image

Plakların dağıtımını Türkiye ve Türkiye dışında nerelere yapıyor ve nasıl gerçekleştiriyorsun?

Plaklar underground olduğuna göre dağıtımı da underground kanallar tarafından yapılıyor. İstanbul’da Dead Generation Semih ve Yaudioman Yaman ve Bursa’da Likmarkji plak & distro tarafından dağıtılan plakları dükkân olarak da Hammer Müzik, Deform, Zihni, Opus3A, Outro’da bulabilirsiniz. Türkiye dışında da Çek Cumhuriyeti’nde Prag ve Plzen’de, Slovakya’da üç plak dükkânında varlar. Çok yakında Hollanda, Almanya, Japonya ve Amerika’da da olacak. Tüm dükkânlarla, dergilerle, fanzinlerle yazışarak, birer ikişer oluyor bu işler.

Prof Sny’in tanıtım metninde yalnızca Türkiye’den grupları basacağına dair bir ibare yok. Türkiye dışından underground gruplara da yer vermeyi düşünüyor musun? Böyle bağlantılar var mı?

Evet doğru anlaşılmış, sadece Türkiye değil tabii ki tek konu ama buradan başlamak istedim. Türkiye’den gruplara da bir şekilde faydam olabilirse çok mutlu olacağım. Çek bir grubun albümü gelecek yakın bir zamanda, çok sevdiğim iki Türk gruba daha albüm hazırlığı içindeyiz. Her yerden underground gruplara açığız, ülke gözetmeksizin elbette. Türkiye’den daha önce albümleri basılmış yine bir-iki grup daha var Prof Sny Records’tan çıkmasını çok istediğim. Ama bakalım…

Son olarak, ileriye dönük söylemek istediğin neler olabilir?

Tabii ki biz hayallerimizi gerçekleştirmeye devam etmek istiyoruz edebildiğimiz kadar. Çok şey var yapacak ve dediğim gibi bu işlerin hepsi birbiriyle bağlantılı. Tam destekten bahsediyorum; grupların konserlere giderek, plak dükkânlarından alışveriş yaparak, bağımsız label’ların yayınlarını alarak. Ben elimden geleni yapacağım. İnatçı tiplerdenim. Severim iğneyle kuyu kazmayı!

  1. Seks turizmi ve kupa eşler peşinde: Ekaterina

    Romain Mader’den, kadınların iyi bir eş olmak ve güzel fiziklerini korumak için eğitim aldıkları ve sadece evlenerek terk edebildikleri Дреамтовн isimli bir kasabada geçen, hiciv dozu yüksek kurgu bir öykü...

  2. Regl öncesi sendromu üzerine bir artırılmış gerçeklik sergisi: PMS

    14 Nisan’da sanatçı ve illüstratör Meltem Şahin küratörlüğünde Bant Mag. Havuz’da açılan PMS, Türkiye ve farklı ülkelerden kadın sanatçıların regl öncesi sendromundan yola çıkarak hazırladığı GIF’leri bir “artırılmış gerçeklik” sergisinde bir araya getiriyor.

  3. Gezegenin “öteki” suratları: “İnsan Dışı”

    Barselona’da sanatın çocuk eğitimindeki rolü alanında yaptığı doktora çalışması ve hem yurt içinde hem de dışındaki çeşitli karma sergilerinden sonra 3 Haziran’da Bant Mag. Havuz’da açılacak ilk solo sergisi İnsan Dışı için hazırlanan Heval Tonger Yazıcı ile sohbet ettik.

  4. Air Max Günü şerefine: Paris Running Club & Nike Air Quarters buluşması

    Nike Air Max Günü, İstanbul’da başta Paris Running Club üyeleri olmak üzere birçok yaratıcı ismin yer aldığı ve Bünyamin Aydın’ın küratörlüğünde gerçekleşen etkinlikle kutlandı.

  5. A’dan Z’ye: Can

    Bu ay kuruluşunun 50. yılını kutlayan efsanevi gruba dair A’dan Z’ye bilinmesi gerekenler...

  6. Aklımdakiler: Pentagram

    Türkiye’de metal müzik denince akla gelen ilk grup Pentagram, otuz yıllık yolculuğuna çeşitli şekillerde tanıklık etmiş yazar, müzisyen ve organizatörlerin sorularını yanıtlıyor.

  7. Eski kafalı ve fütürist: Allred & Broderick

    Cappadox’tan hemen önce, Peter Broderick’le Erased Tapes etiketiyle yayınlanan taptaze işbirliği üzerine...

  8. Köklere dönüş: Trans Am

    Trans Am üyesi Phil Manley, yeni albüm California Hotel’in hazırlık aşamalarını anlatıyor.

  9. Onuncu yılında: Record Store Day

    Müzik sektörünün en çok tartışılan kutlamalarından biri olan Record Store Day, bu yıl onuncu kez düzenleniyor.

  10. “Müzik kolay kısmıydı”: ESG albümü “Step-Off” 15 yaşında

    ESG üyesi Renee Scroggins’le on beşinci yılı şerefine yeniden yayınlanacak Step-Off üzerine.

  11. “Kolektif olmayan bir yapı düşünmek insanlığa aykırı”: Tampon

    1 Nisan’da İstanbullu efsanevi punk grubu Tampon’un tarihi değer taşıyan ilk albümü Planet Tampon çok özel duyulan ve çok özel hissedilen bir plak baskısı olarak bizlerle buluşuyorken grupla arayı kapatıyoruz!

  12. “Severim iğneyle kuyu kazmayı!”: Prof Sny Records

    Bizleri Planet Tampon plağına kavuşturan Prof Sny Records bugüne kadar yaptığı tüm yayınlarının detaylarını; neyi, nasıl ve neden yaptığını anlatıyor.

  13. Karşılıklı bir teslimiyet: Anadol

    Anadol’un tahrik edici bir pop içliliğine sahip yeni albümü Hatıralar müptelalarını bekliyor.

  14. Teftiş: Bu ay ne dinlesem?

    Yakın zamanda keşfettiğimiz, etkilendiğimiz ve paylaşmak istediğimiz müziklerden bir seçki.

  15. Juliette Binoche ve kafamıza sıkan 10 unutulmaz performansı

    Dünyanın en özel birkaç oyuncusundan biri olan Juliette Binoche, Nisan ayı itibariyle Ghost in the Shell’de karşımıza çıkacak. Kendisinin muazzam kariyerinden on şahane performansa aşk mektubu yazmak için bulduğumuz en iyi bahane, şimdilik bu.

  16. Müdanasız bir oyuncu: Nur Sürer

    Türkiye sinemasının nev-i şahsına münhasır kimliklerinden Nur Sürer’le şöhreti kulaktan kulağa yayılan online dizi Masum’daki harika performansından başlayan sohbetimiz koyulaşarak akıp kendi yolunu buldu. Buyrun, kendisinin hayata baktığı o harika yerde tüm hayranlığımızla beraberce eriyip bitelim.

  17. Ölümsüzlüğü hedeflemeyen bir efsane: Ian McKellen

    “Homofobiyle mücadele sürecinde küçücük bir rol oynayabilmek bile ayrıcalıktır.”

  18. İyisiyle kötüsüyle: Favori animasyonların canlı aksiyon uyarlamaları

    Nisan ayında vizyonda izleyeceğimiz anime uyarlaması Ghost in the Shell’den de hareketle, favori animasyonların canlı aksiyon uyarlamalarını, iyisiyle kötüsüyle masaya yatırmakta karar kıldık.

  19. “Unutmanın sınırı ne olabilir?” sorusunun peşinden: Kaygı

    Ceylan Özgün Özçelik’le Nisan ayında İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma Bölümü’nde Türkiye izleyicisiyle buluşacak ilk filmi Kaygı’yı konuştuk.

  20. Mekân içinde mekân, beden içinde organ: “YU”

    Mart ayında Ah! Kosmos olarak Together We Collide isimli yeni EP’sini yayınlayan Başak Günak, daha önce Şimdi düşünüyorum da senin için yok olmak ne zor olurdu performansında birlikte çalıştığı dansçı ve koreograf Gizem Aksu’yla bahar aylarında da İstanbul ve yurtdışındaki yolcuğunu sürdürecek son işi YU üzerine konuştu.

  21. Yaşamı neden hep “üreyebilme” üzerinden tanımlayalım ki?: Svalbard Küresel Tohum Deposu

    Norveç'e bağlı Svalbard takım adalarında yer alan Küresel Tohum Deposu’nda saha araştırması yapan Sophia Roosth’la, evrimsel biyolojiye, queer kuramına, biyolojide ve siyasette hızlı-yavaş ritim tasavvurlarına ve zamanı derinlemesine düşünen mimari yapılara uzanan, kafa açıcı bir sohbet.

  22. Künye