/dergi/no72/nova-norda-birkan-nasuhoglu-canozan-ve-sedef-sebuktekinin-ekosistemi-sarkilarin-ev-hali/
195697

Yerli sahnede yeni neslin dikkat çekici müzisyen ve bestecileri Nova Norda, Birkan Nasuhoğlu, Canozan ve Sedef Sebüktekin, Şarkıların Ev Hali adlı 8 şarkılık bir ortaklık için eylül ayı boyunca Sapanca’da bir eve kapandı. Birlikte üretti, paylaştı ve birbirlerine yol arkadaşlığı yaptı.

Albüm, ocak ayında Universal Müzik Türkiye etiketiyle paylaşılacak. İki parça için de video klip hazırlıkları sürüyor. Merak uyandıran bu iş birliğinden ipuçları, birlikte üretme hâli ve nasıl bir ortamda olduklarına dair sözü Şarkıların Ev Hali’nin dört yaratıcısına bırakalım.

“Konsersizliğin getirdiği moralsizlik, maddi sıkıntılar ve beraber üretmenin zorluğu bizi güçlerimizi birleştirmek gibi bir çözüme götürdü.” – Nova Norda

Şarkıların Ev Hali projesi için ilk kıvılcım nasıl alev aldı? 

Nova Norda: Pandemi bütün müzisyenler için çok büyük bir sınavdı. Konsersizliğin getirdiği moralsizlik, maddi sıkıntılar ve beraber üretmenin zorluğu bizi güçlerimizi birleştirmek gibi bir çözüme götürdü. “Madem kendimizi eve kapatıyoruz, neden hepimiz birden tek bir eve kapanmayalım ki?” dedik ve hayal kurmaya başladık. Birkaç aylık planlamanın sonunda bu hayalimiz, meyvesi olan bir de albüm ile gerçek oldu.

Canozan: Ben Novalara gitmiştim muhabbete. Ses sıkıntısı olmayan bir evde toplanıp gece gündüz jamming yapma hayalimden bahsettim. Bu fikir benim çok yükseldiğim bir fikir çünkü şehir içinde müziğin sesini açıp 4-5 kişi müzik yapmak genelde mümkün olmuyor ve yıllardır bunun açlığını hissediyorum içimde. Bu jammingleri bir albüm hâline getirip yapımcılara sunabileceğimizi söyledim. Bu fikir üstüne baya gaza geldik. Pandemiden dolayı konser veremediğimiz bu süreci en verimli şekilde geçirmiş olacaktık. Nova bu fikri alıp geliştirdi ve sponsor ekonomisini de ekledi. Genel albümün konsepti üzerine kafa yorduk, fikirler ortaya attık. Çok eğlenceli ve üretken bir dönem olacağını düşünmüştük ve gerçekten öyle de oldu.

Sedef Sebüktekin: Bu harekete geçmek için geç bile kalmışız sanırım. Fikir benden çıkmadı ancak duyar duymaz büyük bir coşku hissettim. Güzel dostlarla her türlü yola çıkılırmış gerçekten, bir kez daha görmüş oldum. 

“Olumlu tarafı, hepsini daha yakından tanıdım; müzisyenliklerine, yaratıcılıklarına bir kez daha hayran oldum.” – Sedef Sebüktekin

Her gün bir arada olmanın sürece etkileri üzerine:

Birkan Nasuhoğlu: Tatilden ziyade sorumluluğu olan bir iş içerisinde olduğumuzun ilk akşamdan itibaren farkındaydık. Bu bilinç hepimiz için avantaj oldu. Bu süreç bittikten sonra kendi aramızda konuştuklarımız, herkesin kendi içinde sıkıştığını hissettiği anların olduğunu gösterdi fakat birbirimize karşı olumsuz bir dışavurum yaşamadık. Birbirimizi daha yakından tanıma fırsatı bulduk, bunu değerlendirmeye çalıştık. Ayrıntıları konuşmadan, ortak çalışma tarzımız konusunda bir strateji geliştirdik, son güne kadar uyguladık. Ortaya çıkan sonuç bizi fazlasıyla tatmin edince o evdeki maceramız mutlu bir şekilde sona erdi.

Canozan: Tabii beş kişiyi aynı yere uzun süre sıkıştırınca komplikasyonlar çıkmaya başlıyor! Şaka bir yana hiç bir sorun yaşamadık diyebilirim. Yaşadıysak da hatırlamıyorum. Yani önemli şeyler değil. Olgun insanlarla olduğu sürece komün gibi yaşamanın çok eğlenceli olduğunu düşünüyorum. Birlikte oyunlar oynadık, felsefi tartışmalar yaptık, film izledik, parodi şarkılar yaptık. Hatta bu şarkılardan biriyle Universal ekibini trolledik! Evde geçirdiğimiz sürenin yarısına geldiğimizde Universal’dan şarkıların demolarını dinlemeye geldiler. Ne durumda olduğumuza bakmak için. Parodi şarkılardan birini ciddi bi şarkıymış gibi dinlettik, çok komikti.

Sedef Sebüktekin: Herkes net olduğunda, sorumluluk sahibi olduğunda çoğu şey kaymak gibi çözülüyor. Olumlu tarafı, hepsini daha yakından tanıdım; müzisyenliklerine, yaratıcılıklarına bir kez daha hayran oldum. Olumsuz sayılırsa, 21 gün sonunda bu tempodan epey yorulmuş olarak çıktık.

“Sanırım bizim ismimizi yanyana gören çoğu insan akustik bir şeyler hayal etmiş ama sekiz şarkı içerisinde sadece yalnızca bir şarkı akustik.” – Birkan Nasuhoğlu

Şarkılara dair ipuçları:

Birkan Nasuhoğlu: Ortaya yeni bir sound çıkardık diyebilirim. Melodik ve ritmik bir sound oldu. Sanırım bizim ismimizi yanyana gören çoğu insan akustik bir şeyler hayal etmiş ama sekiz şarkı içerisinde sadece yalnızca bir şarkı akustik. Indie elektronik bir vaziyet var albümde.

Nova Norda: Hepimizin tarzlarını alıp karıştırırsanız ortaya ne çıktığını berrak bir şekilde görebileceksiniz bence bu albümde.

Sedef Sebüktekin: Ortak bir sound olmasına rağmen tür olarak da çok çeşitli şarkıları barındıran bir albüm oldu. Her mod var içinde. Chill, upbeat, indie-folk, elektro akustik, akustik romantik, hüzünlü, mutlu, gaz… Of, çok sevdim ben bu albümü, çok heyecanlıyım!

Canozan: Elimdeki bütün enstrümanları ortaya yığdım; synthesizerlar, akustik gitarlar, elektro gitar ve pedallar, davul makinesi vs. Bunlara Nova’nın Korg elektro-piyanosu ve Sedef’in Dynaudio monitörleri eklenince, oraya gidip setup kurulduğunda herkesin silahını seçmesi uzun sürmedi. Birkan, Fender Telecaster’ı aldı ve kendine güzel bir ton ayarladı, Sedef microKORG’u seçti. Nova, elektro-piyano ve Novation Bass Synth’i çok sevdi. Ben Ableton’ın başında kayıt, edit ve miksten sorumlu bakan görevi üstlendim daha çok. Tabii gerektiğinde herkes diğer enstrümanları da çaldı ortaya karışık bi şekilde. Bütün bunlar sonuçta ortaya indie elektronik karışımı, taze bir ses paleti ortaya çıkardı. Sonuçtan çok memnun olduk. Yenilikçi ve ilgi çekici bir tarz yakaladığımızı düşünüyorum.

Ortam, ev ve çevreye dair detaylar:

Birkan Nasuhoğlu: Sapanca’da bir köyde müstakil bir evdeydik. Yeşilliklerin, kuşların, kedi ve köpeklerin içindeydik. 

Nova Norda: İstanbul’u bir gün bile özlemedim diyebilirim. En sevdiğim insanlarla bir arada olmak ve birlikte üretmek bana ilaç gibi geldi. 

Canozan: Salonu neredeyse tamamen camla kaplı bahçeli bir evdeydik. Çok ferah ve havadar bir evdi. İnsanın modunu yükselten bir sakinliği ve manzarası vardı. Ayrıca herkesin bireyselliğini yaşayabileceği bölümler vardı evde. Büyük bir evdi ve herkese gerekli özel alan mevcuttu.

Müzik dışında paylaşılanlar, oynananlar:

Birkan Nasuhoğlu: Bize haftada iki kez yemek desteği geliyordu. 21 günü sağlıklı besinlerle geçirebilmemiz için bu desteğe mecburduk. Yine de ekstra, canımızın istediği yemekleri yapmak için mutfağa girdik tabii. Gün içerisinde muhakkak herkesin köşesine çekildiği bir zaman dilimi oldu. Bahçede zaman geçirmek için keyifli bir alan vardı, orayı iyi değerlendirdik. Eve ait bir havuz da vardı ama ben girmeyi tercih etmedim. Aslında kendi aramızdaki çoğu paylaşımda müziğin yeri bir şekilde hep vardı. Çünkü en büyük ortak noktamız bu.

Nova Norda: Hırsız polis oynadık bolca. Bize birbirimizi daha da yakından tanıtan bir oyun oldu. Kimler iyi blöfçü kimler beceriksiz; şaşırtıcı sonuçlar çıktığını söyleyebilirim!

Canozan: Jameson canlı yayınında şişe çevirmece oynadık. Kartlarımız vardı, Eşek falan gibi kart oyunları oynadık. 

Bazen insan kendi ekosisteminde yanlış kararlar verebiliyor şarkının kompozisyonuna veya sözlerine dair. Müzik zevki ve yaratım deneyimi olan dört kişi çok daha hızlı ve isabetli kararlar verebiliyor.” – Canozan

Bu deneyimden kazanılanlar:

Birkan Nasuhoğlu: Uzun yıllar grup müziği içerisinde olduğum için bazı duygular benim için tanıdıktı fakat ilk defa bu dörtlü müzik yapmak için yanyanaydı. O noktada bazı riskler oluşuyor tabii. Birbirimizi çok iyi dinledik, ne istediğimizin gayet iyi farkındaydık, elemeden geçmesi gereken fikirler hızlı bir şekilde elendi. Avantajlı olduğumuz kritik noktalar vardı yani. Oraları sağlam geçtiğimiz için iletişimimiz de güçlenmiş oldu. Sound ve tarz olarak daha önce tecrübe ettiğim bir örnek olmadığı için şarkılara yaklaşımımız teknik ve aranjman olarak zihnimi açan bir noktadaydı diyebilirim.

Nova Norda: Bence en güzeli, bir kere bile ortamın gerilmemesiydi. Altına girdiğimiz sorumluluğun hepimiz farkındaydık ve iş birliği hiç bozulmadı. Birimiz yorulduysa diğeri devraldı, bir konuda fikirler tıkandıysa sorun etmeden başka konulara geçilebildi. Bu başta hiç öngöremediğimiz bir konuydu ve açıkçası endişelerim vardı. Şimdi dönüp baktığımda endişelerimin büyük ölçüde boşa çıktığını görüyorum. Hiç konuşulmamasına rağmen herkesin sorumluluk bilinci çok yüksekti. 

Canozan: Zevkine güvendiğim insanlarla olmak bence şarkıların yapım aşamasını baya hızlandırdı. Örneğin birinin aklına bi fikir geldiğinde hemen deniyoruz ve sevildiyse hızlıca karar verilip ilerleniyor. Tek başıma müzik yaparken o denenen şeyin güzel mi kötü mü olduğuna karar vermek daha uzun sürüyor. Bazen insan kendi ekosisteminde yanlış kararlar verebiliyor şarkının kompozisyonuna veya sözlerine dair. Müzik zevki ve yaratım deneyimi olan 4 kişi çok daha hızlı ve isabetli kararlar verebiliyor.

  1. Manga kültüründe bir dönüm noktası: Moto Hagio

    Shōjo mangalarının kurucu annesi Moto Hagio’nun hikâyesi, kadınların erkek egemen bir disiplinde var olabilme, toplumun onlar için biçtiği kalıplardan sıyrılabilme mücadelesini temsil ediyor.

  2. Koşarak özgürleşmek, koşarak punk dinlemek ve mükemmel olmamak: Running Punks

    Murakami 2008 tarihli kitabında iyi bir yazar olmasının her gün koşmasıyla neden bağlantılı olduğunu anlatmıştı. Bu özgürleştirici eyleme dair söyleyecekleri olan bir başka figür de koşarken punk albümü değerlendirmeleri yapan Jimmy Watkins.

  3. Özel olan özel değil, özel olan politiktir: “Her hanede bir Emine Hanım var”

    Yıllarca depoda duran eski fotoğraf albümünün yeniden başına oturmak, karikatürist Aslı Alpar'a uzun süredir atmayı arzu ettiği adımı attırdı. 2011 yılında kaybettiği anneannesi Emine Hanım'ın hayatını değersizleştirenlere inat, onun hikâyesini yaşatmak için kalemine sarıldı.

  4. Kayra ve Ege Avcı’yla “Bütün Ayazların Ortasında”

    Ege Avcı: “Hiçbir dinleyici şarkı sözlerinin yüzde yüz ne anlattığını bilmek istemez. Hele bunu sanatçı dışında birinden duymak asla istemez. O yüzden ben yalnızca işaret ettim, göstermedim.”

  5. Elvedalar ve ah, merhabalar: Tsar B’den “Unpaintable”

    Gergin ve vahşi geçirdiğini söylediği son iki yılından “Unpaintable” isimli bir EP çıkaran Tsar B ile yeni parçaları, dans tutkusu ve müzikle kurduğu ilişki üzerine.

  6. Güven bağları yeniden kurulurken: Future Islands

    Solist Sam Herring’den yeni albüm “As Long As You Are”ı ve başarıyla gelen zorlayıcı psikolojiden arkadaşlıklarına tutunarak nasıl çıktıklarını bir Zoom sohbetinde dinledik.

  7. Nova Norda, Birkan Nasuhoğlu, Canozan ve Sedef Sebüktekin’in ekosistemi: “Şarkıların Ev Hali”

    Eylül ayında Sapanca’da bir eve kapanan dörtlü, 2021’in ilk günlerinde Universal Müzik Türkiye’den yayımlanacak ortak albümlerini nasıl bir ortamda ve ruh hâlinde yarattıklarını anlatıyor.

  8. Şarkı şarkı: Y Bülbül ve “Fever” albümü

    Ölümle hesaplaşma, cırcır böceği oratoryosu, teremin çalan Teoman ve “Fever”.

  9. Feza psikolojisi başka şeye benzemez, uzayda çığlığını kimse işitmez

    Hayatta kalma mücadelesindekiler, insan ırkını kurtarmakla yükümlüler, fezayı bahane edenler, uzay yarışının ortasındakiler, bilmeceleri çözmesi gerekenler… Üç astronot adayını merkezine alan bir ofis komedisi olan “Moonbase 8”den hareketle, fezada tanıştığımız karakterler ve bu zorlu mesleğin benzersiz yükleri.

  10. Chicago Film Festivali’nden 2020 Keşifleri

    Yunanistan’ı bu seneki Oscar yarışında temsil edecek olan “Apples”, İstanbul Film Festivali’nin Filmekimi Galaları bölümüne de konuk olan “Sweat” ve takip ettiğimiz 56. Uluslararası Chicago Film Festivali’nden diğer keşifler.

  11. İnsanın kör noktası: “Nasipse Adayız”ı Ercan Kesal’dan dinledik

    Pazarlıklar, politik stratejiler, iktidar savaşları, imaj operasyonları, anket çalışmaları, bitmek bilmeyen koşuşturmacalar, göze girme çabaları, oy ve ilişki peşinde delice bir uğraş…

  12. Kaçınılmaz olarak fantastik, “Ah Gözel İstanbul”

    Alışıldık nostaljik İstanbul belgesellerine kıyasla şehri "bir tür hayal perdesi/bellek oyunu" içinden resmeden yönetmen Zeynep Dadak ile “Ah Gözel İstanbul"u konuştuk. Şehre dair klişe perspektifleri gözden geçirtmesi dileğiyle.

  13. Künye