Formdayız: Ninjababy (2021, SXSW)

Yönetmen: Yngvild Sve Flikke
Yazar: Yngvild Sve Flikke, Johan Fasting, Inga Sætre
Oyuncular: Kristine Kujath Thorp, Nader Khademi, Arthur Berning
Formu dolduran: Merdan Çaba Geçer

Ne hakkında?

Astronot, orman bekçisi veya karikatürist… Partilemeyi bir yaşam biçimi hâline getiren, henüz 23 yaşındaki grafik tasarımcı Rakel’in “olunacaklar” listesi bayağı uzun olsa da; bu listede ebeveynliğe kesinlikle yer yok. Aniden humus kokusundan irrite olması veya günde üç litre meyve suyu içmesi onu şüphelendirmese de, fizyolojik kimi belirtiler ev arkadaşı Ingrid’i harekete geçiriyor. Testin sonucunun pozitif çıkmasıyla da durum kesinleşiyor: evet, düz karnına ve minimal semptomlara rağmen Rakel hamile.

Akla en makul gelen biyolojik baba, aynı zamanda Rakel’in aikido eğitmeni de olan, empati ve nezaket sahibi Mos. Fakat bebeğin birkaç haftalık değil de, neredeyse yedi aylık olması; ikinci bir şok dalgasına sebebiyet verip, kürtaj ihtimalini ortadan kaldırıyor. “Dick Jesus” ile tek gecelik, o kadar da romantik olmayan bir ilişkinin sonucu olduğu anlaşılan bu “ninja bebek” onu bir dizi zor seçimle karşı karşıya bırakıyor.

İlk intiba?

İlk olarak Berlin Film Festivali’nin “Generation” bölümünde, şu aralar ise SXSW’de gösterilen Ninjababy’in en büyük mahareti; defalarca izlediğimiz bir öyküyü ele alırkenki tavrı. Karakterini eylemleri yüzünden özür dilemeyen, anneliğin kutsal olduğuna dair inanışı elinin tersiyle iten bir kadın olarak tasarlıyor ve meselesinin getirdiği tüm duygusal derinliğe rağmen, mizahı elden hiç bırakmıyor. Sinema adına yeni keşifler yapılmıyor elbet fakat kadınlar hakkındaki köklü toplumsal beklentiler üzerine önemli cümleler mevcut.

Derinlerde ne var?

İstenmeyen hamileliklerde sorumlulukları kadına yükleyen patriyarkanın iki yüzlülüğü, evlat edinme süreçlerinde ayyuka çıkan gizli ırkçılık.

Bunu seven şunları da sever

Konu fazlasıyla işlenmiş olsa da, Ninjababy’nin meseleyi ele alış şekli açıkça Juno ve Obvious Child gibi Amerikan bağımsızlarını anımsatıyor. Öyle ki filme okyanusun öbür tarafından bir remake gelmesi, pek de şaşırtıcı olmayacaktır.

İzlemeden önce bilmeniz gerekenler

Ninjababy, Norveç asıllı illüstratör Inga Sætre’nin Fallteknikk isimli grafik romanından uyarlandı. Filmdeki animasyon sekanslar da yine Sætre’nin orijinal çizimlerini içeriyor. Karakterleri zaman zaman bir çizgi roman dükkânında, diğer kadın protagonistli kitapların önünde görmemiz de; filmin bu güçlü bağlarına işaret ediyor.

Bir diğer ayrıntı ise, ninja bebeği seslendirenin oldukça tanıdık bir isim olması: Skam ve Ragnarok’dan anımsanabilecek Herman Tømmeraas.

Karakterlere dair… 

Mizah duygusunu hiç yitirmeyen, günlük konuşmalarda spermden, boktan veya seksten rahatlıkla bahsedebilen biri Rakel. Bebeğini bir an önce vücudundan ve hayatından çıkarmak isteyen ancak artan bağlılık duygusuyla da baş edemeyen Rakel; sahip olduğu çeşitli katmanlarla, ikna edici bir protagonist.

Animasyon sekanslar aracılığıyla sık sık beliren, sinsice karnında büyüyen yaşam formu ninja bebek ise, filmdeki en eğlenceli anların sebebi. Haydut maskesi takmış bir ceninin babası hakkında “Sen ciddi misin? Gerçekten onunla mı seviştin?” demesi veya annesini şişmanlatmadığı için kendini cool bulması kağıt üzerinde bile komik.

Soru işaretleri…

Rakel’in Los Angeles’a taşınacağı için bebeği evlat edinmek istemeyen, fakat sonrasında fazlasıyla istekli olan ablası Mie, senaryonun en yüzeysel işlenen karakterlerinden. Tüm olanlar yüzünden kariyeri için önemli bir eşikten vazgeçti, bir de üstüne partneriyle ayrılma noktasına geldi. Peki finale doğru girilen yolda onun reaksiyonunu neden göremedik? Tüm özverili hareketlerine, kardeşinden aldığı sözlere rağmen bu karardan hiç mi rahatsız olmadı?

Yükleniyor...