“Memoria” değerlendirmesi (2021, Ayvalık Film Festivali) #formdayız

Tür: Dram
Yönetmen: Apichatpong Weerasethakul
Yazar: Apichatpong Weerasethakul
Oyuncular: Tilda Swinton, Elkin Díaz, Jeanne Balibar, Juan Pablo Urrego, Daniel Giménez Cacho, Agnes Brekke, Jerónimo Barón, Constanza Guitérrez
Formu dolduran: Yağmur Ruken

Zaman dilimi ve mekân 

Günümüz dolayları, Kolombiya..

Ne hakkında?

Memoria, orkide çiftliğinde çalışan, hastalanan kardeşini ziyaret etmek için Kolombiya’ya seyahat eden fakat gittiği şehirde alışmakta zorluk çeken Jessica’ya odaklanıyor. Bu zorluğu tetikleyen en önemli şey ise her gece duyduğu ve kaynağını bilmediği güçlü patlama sesleri.

Hem uykularını hem de gündelik hayatını sekteye uğratan, en öngörülemez anlarda beliren bu sesin kaynağını bulmak, onu tanımak, böylece ondan kurtulmak isteyen karakter nihayetinde bu sesin kaynağının peşine düşüyor. 

İlk intiba?

Weerasethakul’un aralık bıraktığı kapılardan dile gelmesi zor rüyalara açılan Memoria, izleyenlerin hem büyük bir dikkat ve merakla parçası olabileceği hem de her şeyiyle dışında kalabileceği bir deneyim alanı sunuyor.

Önceki filmlerini bilenler için çok da yabancı olmayacak bu deneyim, merkezine hikâyesinden ziyade sorular, boşluklar ve uzun sessizlikler yerleştiriyor. İzledikten çok sonra bile size eşlik etmekte ısrarcı bir film Memoria

Derinlerde ne var?

Hem bu seyir deneyiminin hem de hayatın müphemliklerine dair bir başımıza ne yapacağımız sorusunu öylece kucağımıza bırakıveren Memoria’nın, ses ile bellek, kişisel ile kolektif hafıza arasında açtığı katman da ayrıca kıymetli.

Filmin tamamına sirayet eden, dile getirmesi zor deneyim, Kolombiya’nın modernleşme tarihinin de bir parçası olan sömürgecilikten ayrı düşünülemeyecek -her şeyi bilme arzusundaki- eril bakışa bir set çekiyor diyebiliriz. Weerasethakul geçmişe, “şey”lere, ötekilerin bilgisine tamamıyla vakıf olunamayacağını, anlatı merkezinde yer alan, bu dünyaya ait olduğu şüpheli ses ile sürekli hatırda tutmamızı istiyor gibi. 

Taşıdığı kodlar 

Alışıldık seyir deneyimini istikrarlı boşlukları ve sessizlikleriyle yerinden etmekte kararlı olan Weeransethakul, Memoria’da da bu anlayışından taviz vermiyor. Ses tasarımının da filmin merkezindeki yeri es geçilmemeli.

Kimler sever? 

Bildiği dünyadan sıkılan ve başka türlüsüne sabırla açılma arzusunda olanların epey seveceği Memoria, seyir deneyiminde verdiği emeğin karşılığını bütünlüklü cevaplarla almak isteyenler için epey pişmanlık uyandırabilir.

İzlemeden önce bilmeniz gerekenler

Memoria, Altın Palmiye ödüllü yönetmenin memleketi Tayland dışında ve İngilizce (ayrıca İspanyolca) çektiği ilk filmi. 

Kişisel tarihinin ve içinde büyüdüğü kültürün kodlarını taşıyan filminde ana karakterin peşine düştüğü ses fikrinin Weerasethakul’un hayatının bir döneminde yaşadığı “Patlayan Kafa Sendromu”ndan gelmesi kuvvetle muhtemel.

Karakterlere dair… 

Filmin merkezinde yer alan tek bir karakter var. Belki ses tasarımıyla 2 diyebiliriz. Kaynağı bilinmeyen sese baş karakterle birlikte bizler de tanıklık ediyor, cevabını aradığı soruların ardından kendisine eşlik ediyoruz. 

Karakter modern şehrin gündelik şehir hayatından doğaya doğru çekildikçe bu tanıklık, yerini daha uzun soluklu sessizliklere bırakıyor. Ritmiyle ve cevap arayan bakışlarıyla Swinton’ın performansı bizi film boyunca en etkileyen şeylerden biri oluyor.

Hakkında konuşturuyor mu?

Weeransethakul’un  rüyalara, doğaya, zamana ve hafızaya dair sonsuz ilgisinin eşlikçileri Memoria’nın tesirinden uzun süre çıkamayacak gibi görünüyor.

Yükleniyor...