/dergi/no-56/iyisiyle-kotusuyle-favori-animasyonlarin-canli-aksiyon-uyarlamalari/
192250

Mart ayında izlediğimiz Beauty and the Beast’in ardından, aralarında Mulan, Lion King ve Guy Ritchie’nin yönetmen koltuğunda oturacağı Aladdin’in de bulunduğu birçok animasyon ve animenin canlı aksiyon uyarlamalarının yolda olduğuna ilişkin haberleri almıştık. Nisan ayında vizyonda izleyeceğimiz anime uyarlaması Ghost in the Shell’den de hareketle, favori animasyonların canlı aksiyon uyarlamalarını, iyisiyle kötüsüyle masaya yatırmakta karar kıldık. 


Teenage Mutant Ninja Turtles (1990)

Manhattan’ın kanalizasyonunda yaşayan ve adlarını Rönesans dönemi ressamlarından alan Leonardo, Donatello, Michelangelo ve Raphael adlı, suçla savaşan kaplumbağaları tanımayan yoktur. İlk olarak çizgi roman formatında karşımıza çıkan ve 1987 yılında başlayan çizgi dizisiyle tüm dünyada tanınır hale gelen Teenage Mutant Ninja Turtles, yönetmen koltuğunda Steve Barron’la 1990 yılında bir canlı aksiyon filmine dönüştü. Kaplumbağaların geçmişlerini, ustaları Splinter’la ve gazeteci April O’Neil’la tanışmalarını anlatan filmin gişede de büyük bir başarıya imza attığını, hatta beş farklı devam filminin çekildiğini de ekleyelim.

Dennis the Menace (1993)

Hank Ketcham’ın çizdiği bir gazete karikatürü olarak başlayan ve o sıralarda dört yaşında olan yaramaz oğlu Dennis’ten esinlenen Dennis the Menace, önce bir çizgi diziye ardından da sinemaya uyarlandı. Oldukça zor bir çocuk olan Dennis’in ailesinin tatile gitmesi üzerine yan evdeki Wilson ailesiyle yaşadıklarını konu eden ilk film 1993 yılında çekildi. John Hughes’un yazdığı, Nick Castle’ın yönettiği filmde Dennis rolünü Mason Gamble, Bay Wilson’ı da Walter Matthau canlandırdı.

Image

The Flintstones (1994)

Hanna-Barbera’nın Taş Devri’nde yaşayan iki ailenin maceralarını anlatan unutulmaz çizgi filmi The Flintstones da canlı aksiyon furyasından nasibini alanlardan. Kalabalık bir yazar ekibi, dev bir bütçe ve yönetmen koltuğunda Brian Levant’la çekilen film, hikâye açısından zayıf bulunup beğenilmemiş olsa da iyi bir gişe başarısına imza atmıştı. Film hakkındaki en iyi detayın John Goodman, Rick Moranis, Kyle MacLachlan, Rosie O’Donnell, Halle Barry ve Elizabeth Taylor’ın da aralarında bulunduğu iddialı oyuncu kadrosu olduğunu söyleyebiliriz.

How the Grinch Stole Christmas (2000)

How the Grinch Stole Christmas, Amerikalı ünlü çocuk kitapları yazarı Dr. Seuss’un yazdığı ve resimlerini çizdiği bir Noel hikâyesi. 1966 yılında Boris Karloff’un anlatımıyla bir Noel animasyonuna dönüşen hikâye, 2000 yılında da başrolde Jim Carrey’i izlediğimiz bir canlı aksiyon film olarak çekildi. Ron Howard’ın yönettiği film, bir kar tanesinin içindeki Whowille kasabasında yaşayan ve herkesin Noel’ini mahvetmeye çalışan Grinch’in Cindy Lou adında küçük bir kızla arkadaş olunca nasıl değiştiğini anlatıyor.

Scooby-Doo (2002)

Kendilerine Mystery Incorporated adını veren bir grup gencin, köpekleri Scooby’le beraber gizemli vakaları çözdüğü Hanna-Barbera çizgi filmi Scooby-Doo, aynı isimle 2002 yılında sinemaya uyarlandı. Fred karakterini Freddie Prinze Jr.’ın, Daphne’yi Sarah Michelle Gellar’ın ve Mondavarious adlı ana kötü karakteri Rowan Atkinson’ın canlandırdığı film, ünlü bir tatil beldesinin ardındaki gizemi çözmeye çalışıyor. Daha sonra üç devam filmi çekilen filmin Scooby-Doo hayranları tarafından çok da beğenilmediğini söyleyebiliriz.

Image

The Cat in the Hat (2003)

Dr. Seuss, 1957 yılında yayınlanan ve tüm dünya tarafından tanınmasına sebep olan The Cat in the Hat kitabını bir kelime listesinden uyaklı olanları bir araya getirerek yazmış. Şapkalı ve papyonlu bir kedinin iki küçük kardeşin evine gidip onları eğlendirmesini anlatan hikâye, ilk olarak müzikal bir animasyon olarak televizyona, 2003 yılında da sinemaya uyarlanmış. Kediyi canlandıran Mike Myers’a Dakota Fanning ve Alec Baldwin eşlik ediyor. Fantastik filmlerden tanıdığımız Bo Welch’in yönettiği film, gişede de iyi bir başarı elde etti.

Transformers (2007)

İlk olarak bir oyuncak markası olarak ortaya çıkan, daha sonra çizgi filme dönüşen Transformers, 2007 yılında dört filmlik bir seriyle sinemaya atıldı. Yönetmen Michael Bay, çizgi filmi seslendiren Peter Cullen’ı Optimus Prime rolü için filme dahil etti. Oyuncu kadrosunda Shia LaBeouf, Megan Fox, Jon Voight ve John Turturro’yu barındıran film, dünyaya gelen Autobotlarla Decepticonların arasındaki savaşı anlatıyor.

Image

The Last Airbender (2010)

Nickelodeon’da 2005-2008 yılları arasında yayınlanan Avatar: The Last Airbender, karakterleri, temaları, espri anlayışı ve referanslarıyla hem izleyiciler hem de eleştirmenler tarafından çok sevilmişti. 12 yaşındaki hava bükücü Aang’ın hikâyesi, 2010 yılında M. Night Shymalan tarafından sinemaya uyarlandığındaysa oldukça kötü yorumlar aldı. Orijinal hikâyeye yeterince sadık kalmadığı için eleştirilen filmin senaryosundaki tutarsızlıklar ve oyuncu seçimleri de çokça tepki çekti. Dev Patel, Aasif Mandvi ve Shaun Toub’un başrolleri paylaştığı film, Altın Ahududu Ödülleri’nde En Kötü Film dahil beş dalda ödül kazandı.

The Smurfs (2011)

Belçikalı çizer Peyo’nun yarattığı küçük mavi yaratıklar, yani Şirinler, çok sevilen bir çizgi roman serisi ve çizgi dizinin kahramanları. 2011 yılında çekilen The Smurfs, New York’ta kaybolan ve Gargamel onları yakalamadan evlerine dönmek isteyen Şirinler’in hikâyesini anlatıyor. Hank Azaria’nın Gargamel’i canlandırdığı, Neil Patrick Harris ve Sofia Vergara’yı da oyuncu kadrosunda gördüğümüz filmde animasyonla yaratılmış Şirinler’i izliyoruz. 3D olarak vizyona giren The Smurfs’e iki yıl sonra bir de devam filmi çekildi.

Beauty and the Beast (2017)

Disney’in en sevilen animasyonlarından 1991 tarihli Beauty and the Beast, genç bir kız ve canavarın arasındaki tüm önyargıları yıkan aşkı anlatıyor. Filmin canlı aksiyon uyarlamasının çekileceği haberi başlarda tepki çekse de Emma Watson, Ian McKellen, Ewan McGregor ve Kevin Kline’lı efsanevi kadro tüm tepkileri susturmayı başarmıştı. Yeni filmin klasik animasyona göre en büyük farklarından biri ana karakter Belle’in, Watson’ın da yardımlarıyla çok daha aktif bir karaktere dönüşmüş olması. Klasik hikâyedeki gibi bir kitap kurdu olan Belle aynı zamanda yeni icatlar geliştiren bir mucit. Bu büyülü hikâyenin taze ve modern versiyonu, kesinlikle izlemeye değer.

Ghost in the Shell (2017)

Aslen bir manga olan ve 1995 yılında anime uyarlaması yapılan The Ghost in the Shell, şimdi de bir canlı aksiyon uyarlamasıyla karşımızda. Matrix serisinin ilham kaynağı olduğu söylenen hikâye, yakın gelecekte bir distopyada geçiyor. Jamie Moss’un senaryosunu yazdığı, Rupert Sanders’ın yönettiği film, The Major karakterini Scarlett Johansson oynadığı için çok tepki çekmişti. Juliette Binoche, Michael Pitt, Takeshi Kitano ve Pilou Asbaek’ten oluşan güçlü bir oyuncu kadrosuna sahip Ghost in the Shell, 31 Mart itibariyle vizyonda!

Image
  1. Seks turizmi ve kupa eşler peşinde: Ekaterina

    Romain Mader’den, kadınların iyi bir eş olmak ve güzel fiziklerini korumak için eğitim aldıkları ve sadece evlenerek terk edebildikleri Дреамтовн isimli bir kasabada geçen, hiciv dozu yüksek kurgu bir öykü...

  2. Regl öncesi sendromu üzerine bir artırılmış gerçeklik sergisi: PMS

    14 Nisan’da sanatçı ve illüstratör Meltem Şahin küratörlüğünde Bant Mag. Havuz’da açılan PMS, Türkiye ve farklı ülkelerden kadın sanatçıların regl öncesi sendromundan yola çıkarak hazırladığı GIF’leri bir “artırılmış gerçeklik” sergisinde bir araya getiriyor.

  3. Gezegenin “öteki” suratları: “İnsan Dışı”

    Barselona’da sanatın çocuk eğitimindeki rolü alanında yaptığı doktora çalışması ve hem yurt içinde hem de dışındaki çeşitli karma sergilerinden sonra 3 Haziran’da Bant Mag. Havuz’da açılacak ilk solo sergisi İnsan Dışı için hazırlanan Heval Tonger Yazıcı ile sohbet ettik.

  4. Air Max Günü şerefine: Paris Running Club & Nike Air Quarters buluşması

    Nike Air Max Günü, İstanbul’da başta Paris Running Club üyeleri olmak üzere birçok yaratıcı ismin yer aldığı ve Bünyamin Aydın’ın küratörlüğünde gerçekleşen etkinlikle kutlandı.

  5. A’dan Z’ye: Can

    Bu ay kuruluşunun 50. yılını kutlayan efsanevi gruba dair A’dan Z’ye bilinmesi gerekenler...

  6. Aklımdakiler: Pentagram

    Türkiye’de metal müzik denince akla gelen ilk grup Pentagram, otuz yıllık yolculuğuna çeşitli şekillerde tanıklık etmiş yazar, müzisyen ve organizatörlerin sorularını yanıtlıyor.

  7. Eski kafalı ve fütürist: Allred & Broderick

    Cappadox’tan hemen önce, Peter Broderick’le Erased Tapes etiketiyle yayınlanan taptaze işbirliği üzerine...

  8. Köklere dönüş: Trans Am

    Trans Am üyesi Phil Manley, yeni albüm California Hotel’in hazırlık aşamalarını anlatıyor.

  9. Onuncu yılında: Record Store Day

    Müzik sektörünün en çok tartışılan kutlamalarından biri olan Record Store Day, bu yıl onuncu kez düzenleniyor.

  10. “Müzik kolay kısmıydı”: ESG albümü “Step-Off” 15 yaşında

    ESG üyesi Renee Scroggins’le on beşinci yılı şerefine yeniden yayınlanacak Step-Off üzerine.

  11. “Kolektif olmayan bir yapı düşünmek insanlığa aykırı”: Tampon

    1 Nisan’da İstanbullu efsanevi punk grubu Tampon’un tarihi değer taşıyan ilk albümü Planet Tampon çok özel duyulan ve çok özel hissedilen bir plak baskısı olarak bizlerle buluşuyorken grupla arayı kapatıyoruz!

  12. “Severim iğneyle kuyu kazmayı!”: Prof Sny Records

    Bizleri Planet Tampon plağına kavuşturan Prof Sny Records bugüne kadar yaptığı tüm yayınlarının detaylarını; neyi, nasıl ve neden yaptığını anlatıyor.

  13. Karşılıklı bir teslimiyet: Anadol

    Anadol’un tahrik edici bir pop içliliğine sahip yeni albümü Hatıralar müptelalarını bekliyor.

  14. Teftiş: Bu ay ne dinlesem?

    Yakın zamanda keşfettiğimiz, etkilendiğimiz ve paylaşmak istediğimiz müziklerden bir seçki.

  15. Juliette Binoche ve kafamıza sıkan 10 unutulmaz performansı

    Dünyanın en özel birkaç oyuncusundan biri olan Juliette Binoche, Nisan ayı itibariyle Ghost in the Shell’de karşımıza çıkacak. Kendisinin muazzam kariyerinden on şahane performansa aşk mektubu yazmak için bulduğumuz en iyi bahane, şimdilik bu.

  16. Müdanasız bir oyuncu: Nur Sürer

    Türkiye sinemasının nev-i şahsına münhasır kimliklerinden Nur Sürer’le şöhreti kulaktan kulağa yayılan online dizi Masum’daki harika performansından başlayan sohbetimiz koyulaşarak akıp kendi yolunu buldu. Buyrun, kendisinin hayata baktığı o harika yerde tüm hayranlığımızla beraberce eriyip bitelim.

  17. Ölümsüzlüğü hedeflemeyen bir efsane: Ian McKellen

    “Homofobiyle mücadele sürecinde küçücük bir rol oynayabilmek bile ayrıcalıktır.”

  18. İyisiyle kötüsüyle: Favori animasyonların canlı aksiyon uyarlamaları

    Nisan ayında vizyonda izleyeceğimiz anime uyarlaması Ghost in the Shell’den de hareketle, favori animasyonların canlı aksiyon uyarlamalarını, iyisiyle kötüsüyle masaya yatırmakta karar kıldık.

  19. “Unutmanın sınırı ne olabilir?” sorusunun peşinden: Kaygı

    Ceylan Özgün Özçelik’le Nisan ayında İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma Bölümü’nde Türkiye izleyicisiyle buluşacak ilk filmi Kaygı’yı konuştuk.

  20. Mekân içinde mekân, beden içinde organ: “YU”

    Mart ayında Ah! Kosmos olarak Together We Collide isimli yeni EP’sini yayınlayan Başak Günak, daha önce Şimdi düşünüyorum da senin için yok olmak ne zor olurdu performansında birlikte çalıştığı dansçı ve koreograf Gizem Aksu’yla bahar aylarında da İstanbul ve yurtdışındaki yolcuğunu sürdürecek son işi YU üzerine konuştu.

  21. Yaşamı neden hep “üreyebilme” üzerinden tanımlayalım ki?: Svalbard Küresel Tohum Deposu

    Norveç'e bağlı Svalbard takım adalarında yer alan Küresel Tohum Deposu’nda saha araştırması yapan Sophia Roosth’la, evrimsel biyolojiye, queer kuramına, biyolojide ve siyasette hızlı-yavaş ritim tasavvurlarına ve zamanı derinlemesine düşünen mimari yapılara uzanan, kafa açıcı bir sohbet.

  22. Künye