/dergi/no-56/karsilikli-bir-teslimiyet-anadol/
192250

Anadol’un tahrik edici bir pop içliliğine sahip yeni albümü Hatıralar müptelalarını bekliyor.


Berlin’de yerleşik müzisyen, sanatçı ve DJ Gözen Atila’nın yedi seneyi aşkın süredir üretimde olan pop projesi Anadol yeni albümü Hatıralar’ı Hayvanlar Alemi grubunun davulcusu Işık Sarıhan’ın yürüttüğü dijital plak şirketi Inverted Spectrum Records aracılığıyla 27 Mart’ta dinleyiciye açtı. Dijital formatın yanı sıra yine Anadol yapımı bir bez çanta içinde USB stick formatı ve albüme özel basılmış kartpostalıyla da edinilebilen Hatıralar, 2012 tarihli ilk albümü Çürüyen Yıllar’ı Parisli video sanatçısı ve müzisyen Anne Laplantine’in kendi web sitesinden yayınlamasıyla dinleyiciyle buluşturmuş ve bugüne kadar Vimeo/YouTube üzerinden birçok parçasını hazırladığı videolar eşliğinde sunmuş Anadol’un aynı zamanda ilk “fiziksel” albümü. Anadol’un 1970’ler ve 1980’lerle özdeşleşen farklı org ve synth modellerinden çıkarak imzasını atan ritim ve ses dünyaları içinde, dürtüselliğe yakın bir tabloda yolunu bulan enstrümantal parçaları tahrik edici bir pop içliliğine sahip. Şarkılara koyduğu isimlerle popüler kültür adına birtakım “dönem” unsurlarına da göz kırpabilen Atila, Anadol’un üretim dinamiğini biraz da “eldeki malzemeye teslim olma ve malzemenin ona teslim olması” üzerinden açıklıyor. Anadol’un Hatıralar’da buluşmuş, türlü duyguya; yer yer tatlı bir hüzne, yer yer şen bir kahkahaya değgin bu besteleri müptelalarını hızla artıracağa benziyor. Taner Yücel’in gitarıyla, Fehmican Gözüm’ün saksafonuyla, Metin Göksel’in de sesiyle konuk olduğu parçalara da yer veren ve “Tahta Sucuk” için hazırlanmış Cem Kaya imzalı kliple çocukluk/gençlik yıllarımızı film şeridi misali yeniden bir gözümüzün önünden akıtan Hatıralar’ı yaratıcısı Gözen Atila’dan dinlemenin vakti geldi. 

Image

Anadol adı altında müzik yapma fikri ilk kendini gösterdiğinde kafandaki en belirgin fikir ve duygular nelerdi? Ve ilk günden bu yana Anadol nasıl değişti?

Müzik yapmaya başladığımdan beri, biraz piyano çaldığım için genelde midi klavye ve synth çok sık kullanıyorum. Bu ev tipi, çocuklar oynasın diye alınan küçük orglar zaten bizim jenerasyona yabancı enstrümanlar değil. Evde ses kaynağı olarak kendimi bildim bileli kayıt aldığım, çok sevdiğim aletler. İlk başta daha çok ritim kayıtlarını loop olarak kullanıyordum sonra akor ve arpejleriyle birlikte daha uzun kayıtlar almaya başladım. Garip bir pop şarkısı formuna dönüştü sonra parçalar. Daha çok iki dakika civarı melodik, iki-üç akorlu parçalar. Erkin’le (Gören) bazılarına vokal ve gitar da kaydettikten sonra, ilk albüm Çürüyen Yıllar ortaya çıktı. Sonra da Hatıralar’ı dört-beş değişik orgla kaydettim. Her modelin kendine has bir ses dünyası, bir mizacı oluyor, biraz ondan beslenen bir albüm oldu. Geçen sene bitirdiğim üçüncü albüm Uzun Havalar’daysa parçalar uzadı, 8-10 dakikalık, synth baladı diyebileceğim, daha atmosferik, alan kayıtlarının ve nefeslilerin de olduğu acelesi olmayan parçalar var.

Anadol’u uzun zamandır kimi zaman buluntu görsellerden kurgulanmış, kimi zaman kendi çektiğin videolar aracılığıyla yayınladığın parçalarla tanıyoruz. Bunun arkasında nasıl motivasyonlar oldu? Video nasıl bir mecra senin için? Biraz açabilir misin?

Videoyu da ses kaydını da yaparken motivasyonum farklı değil. İnsanın elinin altındakilerle ne yapabileceği ve bunları nasıl birleştireceği önemli. Ben biraz malzemeye teslim olma, biraz da malzemenin bana teslim olması taraftarıyım. Her iki mecrada da içgüdüsel davrandığımı söyleyebilirim. Ancak işi yaptıktan sonra üzerine düşünebiliyorum. İnternetten buluntu video da kendi çektiğim de benim için hemen hemen aynı değeri taşıyor. Anadol için o kadar sık video yapmam da fiziksel albüm yapmayı uzun süre düşünmediğim içindi. Soundcloud’a ya da başka bir siteye tek tek parçalar koymak yerine videosunu yapıp internete yüklüyordum.

Kullandığın ekipmandan, şarkı yazmaya nereden başladığından, nasıl yol alıp, nasıl kayıt yaptığından biraz bahsedebilir misin?

Daha önce de değindiğim gibi, bu süreçte kullandığım orga, synthlere teslim olmamdan ötürü işin estetiğini enstrümanın orijinal tınısı belirliyor. Bas, davul ve arpej altyapısını tek kanala, aynı anda, tek seferde doğaçlama kaydettiğim için kompozisyon açısından çok sınırlı bir alanda çalışabildim, ama maksadım oydu zaten. Sonrası tahmin edilebileceği üzere üst üste kanal kayıt. Özellikle Hatıralar albümü için konuşuyorum bu arada. Miks ve mastering sürecinde biraz problem yaşadım ama o havayı bozmamak için ses manipülasyonlarının, efektlerin baskın olmadığı, dip gürültülü ev kayıtları haliyle kalmasına özen gösterdim.

Hatıralar, Anadol’un ilk fiziksel albümü. Cömert de bir albüm. Bonuslarla birlikte 16 parçaya kulak veriyoruz. Albümü hazırlama ve kaydetme süreci nasıldı? Ne kadar sürdü? Şarkıları bir araya getirirken nelere özen gösterdin? Senin için bir şarkı ne zaman bitiyor ya da ne zaman bitmiyor?

Hatıralar, Anadol’un beş ayrı döneminden ikinci ve üçüncü dönemini kapsıyor ve aslında iki kısa albümden bir araya getirilmiş bir seçki gibi. Bonuslar da ilk albümden çok sevdiğim iki parçanın re-mastered versiyonu fakat bu parçalar sadece USB stick’le beraber edinilebiliyor. Albümün ilk dokuz şarkısını 2011’de İstanbul’da, ertesi yıl da geri kalanını Berlin’de tamamladım. Berlin’de yaptıklarımın tınısı farklı zaten, kullandığım orglar ve parça formları değişiyor. Üç parçaya Taner Yücel (gitar) Fehmican Gözüm (saksafon) ve Metin Göksel (ses) eşlik ediyor. Genelde albümleri iki-üç ay arası bir çalışma döneminde tamamlıyorum ve ara veriyorum. Çünkü insanın ruh hali değişiyor, çıkan yeni malzeme diğerine uymamaya başlıyor. Şarkı tamamlanınca daha fazla müdahale edemediğim bir nokta geliyor sonra da elden geçirip bitiriyorum. Emin olmadıklarım da rafa kalkıyor. Hatıralar‘dan bir parçayı çıkardım bu yüzden. Üzerinde harika bir solosu var Taner’in ama benim için tamamlanmadı bir türlü.

Popüler kültürle ilişkini biraz açsak? Son zamanlarda seni en çok heyecanlandıran “popüler kültür unsurları” neler mesela? Ya da yatağına geri sürünmek istemene sebep olanlar?

Herhalde herkesten farklı değil. Her gün internette komik videolara bakıp haberlere saç baş yoluyorum. Popüler kültürle neredeyse sadece Facebook’ta karşılaşıyorum. İstanbul ya da Türkiye’de olup bitenler haricinde güncel sanat ve müziği de takip ettiğim söylenemez, o kadar enerjim de yok zaten. Müzik dinlemek daha çok tarih ya da bölge araştırması gibi benim için, genelde geriye dönük. Ama aşırı popçuyum yani yanlış anlaşılmasın. Cesur ve Güzel izliyorum, çünkü neden olmasın.

Inverted Spectrum Records’la nasıl yolları kesiştirip bağlandınız? Albüm yayınına dair detayları öğrenebilir miyiz?

Inverted Spectrum, Hayvanlar Alemi’nin davulcusu Işık Sarıhan’ın kurduğu bir dijital şirket. Işık’la önce Facebook’tan, sonra Berlin’de konser vermeye geldiğinde tanıştık. Albümü beğendikten sonra ben ne yapacağıma uzun süre karar veremediğim için ara ara haberleştik. Bu arada bir sonraki albümü bitirdim. Niyetim plak basmaktı kendi başıma, ama gerçekten çok zahmetli. Işık Ankara’dan Deri Altı Kanalları’nın toplamasını yayınladı, o zaman sanırım doğru bir yer olacağını düşündüm, plak işinden de vazgeçmiştim ve anlaştık. DAK müzikal tavır olarak çok etkilendiğim bir grup. Sonra Teksas’tan çok iyi bir egzotik toplama çıktı “Oily Underground” adında. Ben de doğru bir yerde olduğumu hissediyorum.

Image
Image

Albümle birlikte yayınlanan Cem Kaya imzalı “Tahta Sucuk” klibi İstanbul’da 2009 yılında 19 Mayıs kutlama törenlerinde çekilmiş görüntülerden oluşuyor galiba? Görüntüler ekran yansıyan tüm gerginliği ve detaylarıyla muazzam! Bu çekim ve çekimlerin Anadol klibine dönüşme süreci nasıl gerçekleşti?

Evet, İnönü Stadyumu’ndaki 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlaması görüntülerinden yapıldı. Cem’in kendi belgeseli Motör (Remake Remix Rip-Off) için çektiği ve kullanmadığı bu efsane malzemeyle bir şey mutlaka yapmak istiyordum. Cem de bana video yapmak istiyordu, ortada buluştuk.

Dinleyici albümle birlikte bir kartpostal da edinebiliyor. Daha önce kartpostala yönelik farklı işler yaptığını da biliyorum. Kartpostal genel anlamda senin için ne ifade ediyor? Anadol’la nasıl bağdaşıyor?

Albüm USB stick formatında olduğu için bir kapak yapma imkânımız yoktu. Ben de mektup vesaire eski usul iletişim merakımdan ötürü kapağı kartpostal şeklinde yaparak, satın alanlara birkaç satır yazmayı düşündüm. Albümü dijital olarak dinleyiciye ulaştırdığımız için kaset ya da plak gibi bir materyale sahip olma zevki ortadan kalkıyor. O yüzden elimden geldiğince yumuşatmaya ve geri dönüşümlü olmasına çalıştım. USB stick de kopyalanabilir, elden ele gezebilir, zaten albüm Creative Commons 2.0 lisanslı. Kartpostal da hatırası işte, Hatıralar‘ın. İçine bonus parçalarla beraber bir de sürpriz video koydum.

Anadol’u canlı icra etmeye yönelik düşüncelerin var mı?

Anadol, kayıt ve icra süreci olarak fazlasıyla stüdyoya ait bir müzik. Seyirlik bir şeye dönüşecekse eğer bambaşka bir formata taşınması, müzisyenlerle birlikte belki tekrar düzenlenmesi gerekecek. O zaman da bana kalırsa artık başka bir şey olacak. O yüzden hiç düşünmedim.

Image
  1. Seks turizmi ve kupa eşler peşinde: Ekaterina

    Romain Mader’den, kadınların iyi bir eş olmak ve güzel fiziklerini korumak için eğitim aldıkları ve sadece evlenerek terk edebildikleri Дреамтовн isimli bir kasabada geçen, hiciv dozu yüksek kurgu bir öykü...

  2. Regl öncesi sendromu üzerine bir artırılmış gerçeklik sergisi: PMS

    14 Nisan’da sanatçı ve illüstratör Meltem Şahin küratörlüğünde Bant Mag. Havuz’da açılan PMS, Türkiye ve farklı ülkelerden kadın sanatçıların regl öncesi sendromundan yola çıkarak hazırladığı GIF’leri bir “artırılmış gerçeklik” sergisinde bir araya getiriyor.

  3. Gezegenin “öteki” suratları: “İnsan Dışı”

    Barselona’da sanatın çocuk eğitimindeki rolü alanında yaptığı doktora çalışması ve hem yurt içinde hem de dışındaki çeşitli karma sergilerinden sonra 3 Haziran’da Bant Mag. Havuz’da açılacak ilk solo sergisi İnsan Dışı için hazırlanan Heval Tonger Yazıcı ile sohbet ettik.

  4. Air Max Günü şerefine: Paris Running Club & Nike Air Quarters buluşması

    Nike Air Max Günü, İstanbul’da başta Paris Running Club üyeleri olmak üzere birçok yaratıcı ismin yer aldığı ve Bünyamin Aydın’ın küratörlüğünde gerçekleşen etkinlikle kutlandı.

  5. A’dan Z’ye: Can

    Bu ay kuruluşunun 50. yılını kutlayan efsanevi gruba dair A’dan Z’ye bilinmesi gerekenler...

  6. Aklımdakiler: Pentagram

    Türkiye’de metal müzik denince akla gelen ilk grup Pentagram, otuz yıllık yolculuğuna çeşitli şekillerde tanıklık etmiş yazar, müzisyen ve organizatörlerin sorularını yanıtlıyor.

  7. Eski kafalı ve fütürist: Allred & Broderick

    Cappadox’tan hemen önce, Peter Broderick’le Erased Tapes etiketiyle yayınlanan taptaze işbirliği üzerine...

  8. Köklere dönüş: Trans Am

    Trans Am üyesi Phil Manley, yeni albüm California Hotel’in hazırlık aşamalarını anlatıyor.

  9. Onuncu yılında: Record Store Day

    Müzik sektörünün en çok tartışılan kutlamalarından biri olan Record Store Day, bu yıl onuncu kez düzenleniyor.

  10. “Müzik kolay kısmıydı”: ESG albümü “Step-Off” 15 yaşında

    ESG üyesi Renee Scroggins’le on beşinci yılı şerefine yeniden yayınlanacak Step-Off üzerine.

  11. “Kolektif olmayan bir yapı düşünmek insanlığa aykırı”: Tampon

    1 Nisan’da İstanbullu efsanevi punk grubu Tampon’un tarihi değer taşıyan ilk albümü Planet Tampon çok özel duyulan ve çok özel hissedilen bir plak baskısı olarak bizlerle buluşuyorken grupla arayı kapatıyoruz!

  12. “Severim iğneyle kuyu kazmayı!”: Prof Sny Records

    Bizleri Planet Tampon plağına kavuşturan Prof Sny Records bugüne kadar yaptığı tüm yayınlarının detaylarını; neyi, nasıl ve neden yaptığını anlatıyor.

  13. Karşılıklı bir teslimiyet: Anadol

    Anadol’un tahrik edici bir pop içliliğine sahip yeni albümü Hatıralar müptelalarını bekliyor.

  14. Teftiş: Bu ay ne dinlesem?

    Yakın zamanda keşfettiğimiz, etkilendiğimiz ve paylaşmak istediğimiz müziklerden bir seçki.

  15. Juliette Binoche ve kafamıza sıkan 10 unutulmaz performansı

    Dünyanın en özel birkaç oyuncusundan biri olan Juliette Binoche, Nisan ayı itibariyle Ghost in the Shell’de karşımıza çıkacak. Kendisinin muazzam kariyerinden on şahane performansa aşk mektubu yazmak için bulduğumuz en iyi bahane, şimdilik bu.

  16. Müdanasız bir oyuncu: Nur Sürer

    Türkiye sinemasının nev-i şahsına münhasır kimliklerinden Nur Sürer’le şöhreti kulaktan kulağa yayılan online dizi Masum’daki harika performansından başlayan sohbetimiz koyulaşarak akıp kendi yolunu buldu. Buyrun, kendisinin hayata baktığı o harika yerde tüm hayranlığımızla beraberce eriyip bitelim.

  17. Ölümsüzlüğü hedeflemeyen bir efsane: Ian McKellen

    “Homofobiyle mücadele sürecinde küçücük bir rol oynayabilmek bile ayrıcalıktır.”

  18. İyisiyle kötüsüyle: Favori animasyonların canlı aksiyon uyarlamaları

    Nisan ayında vizyonda izleyeceğimiz anime uyarlaması Ghost in the Shell’den de hareketle, favori animasyonların canlı aksiyon uyarlamalarını, iyisiyle kötüsüyle masaya yatırmakta karar kıldık.

  19. “Unutmanın sınırı ne olabilir?” sorusunun peşinden: Kaygı

    Ceylan Özgün Özçelik’le Nisan ayında İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma Bölümü’nde Türkiye izleyicisiyle buluşacak ilk filmi Kaygı’yı konuştuk.

  20. Mekân içinde mekân, beden içinde organ: “YU”

    Mart ayında Ah! Kosmos olarak Together We Collide isimli yeni EP’sini yayınlayan Başak Günak, daha önce Şimdi düşünüyorum da senin için yok olmak ne zor olurdu performansında birlikte çalıştığı dansçı ve koreograf Gizem Aksu’yla bahar aylarında da İstanbul ve yurtdışındaki yolcuğunu sürdürecek son işi YU üzerine konuştu.

  21. Yaşamı neden hep “üreyebilme” üzerinden tanımlayalım ki?: Svalbard Küresel Tohum Deposu

    Norveç'e bağlı Svalbard takım adalarında yer alan Küresel Tohum Deposu’nda saha araştırması yapan Sophia Roosth’la, evrimsel biyolojiye, queer kuramına, biyolojide ve siyasette hızlı-yavaş ritim tasavvurlarına ve zamanı derinlemesine düşünen mimari yapılara uzanan, kafa açıcı bir sohbet.

  22. Künye