/dergi/no-56/muzik-kolay-kismiydi-esg-albumu-step-off-15-yasinda/
192250

ESG üyesi Renee Scroggins’le on beşinci yılı şerefine yeniden yayınlanacak Step-Off üzerine.


1980’lerin başlarında Güney Bronx’ta Scroggins kız kardeşlerin temelini oluşturduğu bir kadroyla; funk, hip hop, post punk ve disko gibi türlerden izler taşıyan ama hiçbiriyle de kolayca tanımlanamayan ESG’nin yolculuğu, belki de müzik tarihinin en karakteristik ve özel hikâyelerinden biri. 1981 yılında efsanevi prodüktör Martin Hannett işbirliğiyle yayınlanan kısa formattaki ilk kayıttan 2013’te yayınlanan Closure isimli son uzunçalara; vurucu beat’ler, tekrar odaklı ve beyninize işleyen bas yürüyüşleri ve Renee Scroggins’in iplerinden salınmış özgür vokalleri grubun müziğinin en belirgin unsurları oldu.

Bugüne dek parçaları en çok sample’lanan gruplar arasında başı çeken ESG’nin, kendinden sonraki jenerasyonlarda ortaya çıkan birçok müzik türünde bıraktığı izleri de bu detayın üzerinden takip edebiliriz. Müzikal kimliğini olabildiğince yalın ve direkt bir şekilde kazanmış olan ESG’nin yalnızca “UFO” parçasından kesitler, şimdiye dek yaklaşık beş yüz farklı şarkıda kullanıldı. J Dilla, 2Pac, Beastie Boys ve N.W.A  gibi hip hop efsanelerinden Miles Davis, Liars, Nine Inch Nails, Burial ve Prefuse 73 gibi farklı etkileşimlerden beslenen müzisyen ve gruplar, “UFO”dan kesitlere kendi parçalarında yer veren isimler arasında. Grubun sampling kültürüyle olan ilişkisiyse epey fırtınalı. Bugüne dek birçok röportajlarında parçalarını sample’layan müzisyenlere saygı duymadıklarını ve bunu anlamakta zorluk çektiklerini dile getiren grup üyeleri, 1992 yılında Sample Credits Don’t Pay Our Bills (Sample Kredileri Faturalarımızı Ödemiyor) isimli bir EP yayınlayarak da konuyla ilgili tavrını belli etmişti.

ESG, on bir yıllık sessizliğinin ardından yayınladığı Step Off isimli üçüncü stüdyo albümünün on beşinci yılını kutluyor. Söz konusu albümün, ESG diskografisinde temsil ettiği çok fazla şey var. Bunların en başında da Scroggins ailesinin bir sonraki jenerasyonunun ESG kadrosuna katıldığı ilk albüm olması geliyor. Annelerinin yoğun çabası ve isteğiyle müzikle ilgilenmeye başlayan kardeşlerin kızlarından Nicole bas gitarda, Chistelle de elektro gitar da annelerine eşlik ediyor. Grubun son yayınının ardından geçen uzun sürede hiçbir şey kaybetmediği, tam tersine yeni jenerasyonla birlikte gelen enerjiyi olgunlukla harmanlamayı başardığının kanıtı olan yedi şarkıdan oluşan Step Off, her zaman minimal şarkı düzenlemelerine imza atan ESG’nin diskografisinin bu anlamda da zirvesi olarak tanımlanabilir. Renee’nin nefis vokalleri ve kızı Nicole’ün sade bas yürüyüşünden ibaret olmasına rağmen funk’ın en ihtişamlı dönemlerinden bir şarkıymış gibi tınlayan “It’s Not Me” ya da sihri ritmik kurgusunda yatan agresif kapanış şarkısı “My Street” buna en güzel örnekler. ESG’nin dinleyicileri dansa davet eden ve iç sıkıntılarıyla baş başa bırakan iki farklı ucunu beş dakika içinde ustalıkla bir araya getiren “Sensual Intentions” da grubun sınırlı ses paletiyle istediği her şeyi yapabileceğini gözler önüne seriyor. 

Fire Records etiketiyle 26 Mayıs’ta yeniden plak ve CD formatlarında satışa sunulacak olan Step Off için yeni bir kapak görseli de hazırlandı. Daha önce de farklı plak şirketleri, markalar ve dergiler için yaptığı çalışmalarla tanınan İngiliz illüstrasyon sanatçısı Hannah Alice’in imzasını taşıyan kapak, grubun 1980’lerde yayınladığı EP ve albüm kapaklarına bir saygı duruşu niteliğinde.

Image

Step Off’un yeniden yayınlanması şerefine Renee Scroggins kısacık da olsa bize vakit ayırdı ve söz konusu albüm ve yakın geleceğe dair planlarını anlattı.

Step Off albümü on beş yılın ardından yeniden basılıyor. Bu albümün hazırlık sürecini düşününce aklına gelen ilk şeyler neler?

Ağırlıklı olarak kızlarımızla olan ilişkilerimiz ve onlara verdiğimiz hayat dersleri. Müzik kolay kısmıydı.

Step Off kızın Nicole’ün baslarını çaldığı ilk ESG albümü ve bildiğim kadarıyla grubun kadrosunda ailenizin daha genç fertleri de yer alıyor. ESG’yi bir aile geleneği olarak tutmak nasıl bir his?

Nicole’ün ve oğlum Nicholas’ın benimle birlikte çalıyor olmalarıyla çok gurur duyuyorum. Annemin bizim için kurduğu hayalleri daha özel bir hale getirebilecek başka bir yol olduğunu düşünmüyorum.

Kadro kalabalıklaşsa dahi minimalist yaklaşımlar ESG’nin müziğinde kendini hissettirmeye her zaman devam etti. Müziğinizde boşlukların oynadığı rolle ilgili ne düşünüyorsun?

Aslında grup şu an eskisinden daha kalabalık değil. Hatta şimdiki turnede yalnızca dördümüz varız. Müzikteki boşluklar bence belli sesleri ya da enstrümanları ön plana çıkarmak için çok önemli.

30 yıllık bir yolculuğun ardından hâlâ müzik yapmaya devam edebilen bir müzisyen olarak, yeniden basım geleneğiyle ilgili ne düşünüyorsun?

Müziğin dinleyicileriniz ve müziğinizi yeni keşfeden kişiler için ulaşılabilir olması gerektiğini düşünüyorum.

Günümüzde birçok müzisyen ESG’yi ilham kaynakları arasında gösteriyor. Müzik yapmaya başladığınız dönemde sizin kahramanlarınız kimlerdi?

James Brown ve Motown akımı başlıca ilham kaynaklarımızı oluşturuyor.

Bir röportajınızda hayatın boyunca yeni müzikler kaydetmeyi sürdüreceğini söylemiştin. Yakında yeni bir şeyler yayınlamaya yönelik planlarınız var mı?

Evet! Hâlâ mikslerini tamamlamamış olsam da What More Can You Take’i kaydettik. Eylül ayına kadar yayınlamış olmayı planlıyorum. Ayrıca “canlı” performanslarımızın 40. yıldönümünün şerefine 2018’de de özel bir uzunçalar yayınlamak istiyorum.

Image
  1. Seks turizmi ve kupa eşler peşinde: Ekaterina

    Romain Mader’den, kadınların iyi bir eş olmak ve güzel fiziklerini korumak için eğitim aldıkları ve sadece evlenerek terk edebildikleri Дреамтовн isimli bir kasabada geçen, hiciv dozu yüksek kurgu bir öykü...

  2. Regl öncesi sendromu üzerine bir artırılmış gerçeklik sergisi: PMS

    14 Nisan’da sanatçı ve illüstratör Meltem Şahin küratörlüğünde Bant Mag. Havuz’da açılan PMS, Türkiye ve farklı ülkelerden kadın sanatçıların regl öncesi sendromundan yola çıkarak hazırladığı GIF’leri bir “artırılmış gerçeklik” sergisinde bir araya getiriyor.

  3. Gezegenin “öteki” suratları: “İnsan Dışı”

    Barselona’da sanatın çocuk eğitimindeki rolü alanında yaptığı doktora çalışması ve hem yurt içinde hem de dışındaki çeşitli karma sergilerinden sonra 3 Haziran’da Bant Mag. Havuz’da açılacak ilk solo sergisi İnsan Dışı için hazırlanan Heval Tonger Yazıcı ile sohbet ettik.

  4. Air Max Günü şerefine: Paris Running Club & Nike Air Quarters buluşması

    Nike Air Max Günü, İstanbul’da başta Paris Running Club üyeleri olmak üzere birçok yaratıcı ismin yer aldığı ve Bünyamin Aydın’ın küratörlüğünde gerçekleşen etkinlikle kutlandı.

  5. A’dan Z’ye: Can

    Bu ay kuruluşunun 50. yılını kutlayan efsanevi gruba dair A’dan Z’ye bilinmesi gerekenler...

  6. Aklımdakiler: Pentagram

    Türkiye’de metal müzik denince akla gelen ilk grup Pentagram, otuz yıllık yolculuğuna çeşitli şekillerde tanıklık etmiş yazar, müzisyen ve organizatörlerin sorularını yanıtlıyor.

  7. Eski kafalı ve fütürist: Allred & Broderick

    Cappadox’tan hemen önce, Peter Broderick’le Erased Tapes etiketiyle yayınlanan taptaze işbirliği üzerine...

  8. Köklere dönüş: Trans Am

    Trans Am üyesi Phil Manley, yeni albüm California Hotel’in hazırlık aşamalarını anlatıyor.

  9. Onuncu yılında: Record Store Day

    Müzik sektörünün en çok tartışılan kutlamalarından biri olan Record Store Day, bu yıl onuncu kez düzenleniyor.

  10. “Müzik kolay kısmıydı”: ESG albümü “Step-Off” 15 yaşında

    ESG üyesi Renee Scroggins’le on beşinci yılı şerefine yeniden yayınlanacak Step-Off üzerine.

  11. “Kolektif olmayan bir yapı düşünmek insanlığa aykırı”: Tampon

    1 Nisan’da İstanbullu efsanevi punk grubu Tampon’un tarihi değer taşıyan ilk albümü Planet Tampon çok özel duyulan ve çok özel hissedilen bir plak baskısı olarak bizlerle buluşuyorken grupla arayı kapatıyoruz!

  12. “Severim iğneyle kuyu kazmayı!”: Prof Sny Records

    Bizleri Planet Tampon plağına kavuşturan Prof Sny Records bugüne kadar yaptığı tüm yayınlarının detaylarını; neyi, nasıl ve neden yaptığını anlatıyor.

  13. Karşılıklı bir teslimiyet: Anadol

    Anadol’un tahrik edici bir pop içliliğine sahip yeni albümü Hatıralar müptelalarını bekliyor.

  14. Teftiş: Bu ay ne dinlesem?

    Yakın zamanda keşfettiğimiz, etkilendiğimiz ve paylaşmak istediğimiz müziklerden bir seçki.

  15. Juliette Binoche ve kafamıza sıkan 10 unutulmaz performansı

    Dünyanın en özel birkaç oyuncusundan biri olan Juliette Binoche, Nisan ayı itibariyle Ghost in the Shell’de karşımıza çıkacak. Kendisinin muazzam kariyerinden on şahane performansa aşk mektubu yazmak için bulduğumuz en iyi bahane, şimdilik bu.

  16. Müdanasız bir oyuncu: Nur Sürer

    Türkiye sinemasının nev-i şahsına münhasır kimliklerinden Nur Sürer’le şöhreti kulaktan kulağa yayılan online dizi Masum’daki harika performansından başlayan sohbetimiz koyulaşarak akıp kendi yolunu buldu. Buyrun, kendisinin hayata baktığı o harika yerde tüm hayranlığımızla beraberce eriyip bitelim.

  17. Ölümsüzlüğü hedeflemeyen bir efsane: Ian McKellen

    “Homofobiyle mücadele sürecinde küçücük bir rol oynayabilmek bile ayrıcalıktır.”

  18. İyisiyle kötüsüyle: Favori animasyonların canlı aksiyon uyarlamaları

    Nisan ayında vizyonda izleyeceğimiz anime uyarlaması Ghost in the Shell’den de hareketle, favori animasyonların canlı aksiyon uyarlamalarını, iyisiyle kötüsüyle masaya yatırmakta karar kıldık.

  19. “Unutmanın sınırı ne olabilir?” sorusunun peşinden: Kaygı

    Ceylan Özgün Özçelik’le Nisan ayında İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma Bölümü’nde Türkiye izleyicisiyle buluşacak ilk filmi Kaygı’yı konuştuk.

  20. Mekân içinde mekân, beden içinde organ: “YU”

    Mart ayında Ah! Kosmos olarak Together We Collide isimli yeni EP’sini yayınlayan Başak Günak, daha önce Şimdi düşünüyorum da senin için yok olmak ne zor olurdu performansında birlikte çalıştığı dansçı ve koreograf Gizem Aksu’yla bahar aylarında da İstanbul ve yurtdışındaki yolcuğunu sürdürecek son işi YU üzerine konuştu.

  21. Yaşamı neden hep “üreyebilme” üzerinden tanımlayalım ki?: Svalbard Küresel Tohum Deposu

    Norveç'e bağlı Svalbard takım adalarında yer alan Küresel Tohum Deposu’nda saha araştırması yapan Sophia Roosth’la, evrimsel biyolojiye, queer kuramına, biyolojide ve siyasette hızlı-yavaş ritim tasavvurlarına ve zamanı derinlemesine düşünen mimari yapılara uzanan, kafa açıcı bir sohbet.

  22. Künye