/dergi/no-56/seks-turizmi-ve-kupa-esler-pesinde-ekaterina/
192250

Romain Mader’den, kadınların iyi bir eş olmak ve güzel fiziklerini korumak için eğitim aldıkları ve sadece evlenerek terk edebildikleri Дреамтовн isimli bir kasabada geçen, hiciv dozu yüksek kurgu bir öykü…


İsviçreli fotoğrafçı Romain Mader’in Paul Huf Ödülü’nü kazanani Mörel Books etiketiyle yayınlanan fotoğraf kitabı Ekaterina, seks turizmi için Ukrayna’ya giden ve sonunda kendine bir eş bulan bir gencin kurmaca öyküsü üzerinden toplumsal cinsiyet, yalnızlık, kadın bedeni ve estetik normları gibi konulara naif ve ironik olmayı beceren bir tonla dokunuyor.

Image
Image

Mader’in kendisini öykünün kahramanı olarak kullandığı hikâyeye, “The Fifth Element filmindeki güzel kızıl Milla Jojovitch’in doğduğu ülke” olarak tanımladığı Ukrayna seyahatinde karşılaştığı, adeta bu tanımın hakkını veren bir betimlemeyle çekilen belgesel niteliğindeki fotoğraflar eşlik ediyor. Fotoğrafçının aynı zamanda kendi kahramanı ve öznesi olduğu, aslında tamamen kurmaca öyküyle beraber gerçekliklerinden ödün vermek zorunda bırakılan fotoğraflar, Mader tarafından atfedilen “belgesel” nitelikleri nedeniyle de okuyucunun kafasını karıştırarak, gerçeklikle kurgu arasındaki çizgiyi bulandırıyor. Belki tam da bu nedenden ötürü, Ekaterina kitabından fotoğraflar geçtiğimiz sene bu günlerde Performing For The Camera (Kamera İçin Performans Vermek) isimli sergi için prestijli Tate Modern’in duvarlarında yerlerini aldılar.

Ülkenin (ve dünyanın) her yerinde boy boy karşımıza çıkan kadın bedeninin nesnelleştirildiği billboard reklamlar, striptiz kulüpleri, hostesler, kostümler ve gülümsemeleri yüzlerinde donmuş poz veren “güzel” kadınların kareleri arasında gezinirken, Mader’in fotoğraflarında kendisi dışında erkeklere neredeyse hiç yer olmadığını farkediyoruz. Ancak “erkek bakışı” kitabın içinde hem fotoğraflarda hem de hikâyede otoriter bir hayalet gibi geziniyor. Mader de aslında bu hayaletle, kameranın arkasından önüne geçip, onun cisimleşmiş haline dönüşerek dalga geçiyor. Model ve baş kahraman olarak neden kendisini kullandığı sorulduğunda ise Mader, “Başka insalarla dalga geçmek çok kolay. Onun yerine kendim poz vermek ve ana karakter olmak daha iyi, çünkü bu çekilde ironik ve korunmasız bir sonuç ortaya çıkıyor” şeklinde izahat veriyor.

Image
Image
Image

Kitaba ismini veren Ekaterina, Romain Mader’in öyküsünde Ukrayna’ya ilk ziyaretinde tanıştığı ve daha sonra unutamayıp onu bulmak için geri döndüğü genç kadının ismi. Kökeni Rusça’nın Katherine’i olan Yekaterina’dan geliyor ve ismin “Slav kökenli, büyük göğüslü, nemfomanyak seks işçisi” gibi bir argo kullanımı olduğu da rivayet ediliyor. Ancak Mader’in, Ekaterina’nın yaşadığı, “Дреамтовн” isimli hayali kasabaya varışı ve sadece kadınların yaşadığı, iyi bir eş olmaya ve güzel fiziklerini nasıl koruyabileceklerine dair eğitim aldıkları ve sadece evlenerek terk edebildikleri bu kasabadaki tüm kadınların Ekaterina ismine sahip olduğunu öğrenmesiyle, kitap tüm ironisini ortaya döküyor ve okuyucuya nihayetinde hiciv dozu yüksek bir kurgu öykü okuduğunu hatırlatıyor.

Image
Image

Ekaterina bizi kimi terkedilmiş gibi duran şehirler ve kasabalar arasından geçirerek seks turizminin, “kupa eşlerin”, baskıcı toplumsal cinsiyet rollerinin ve erkek egemen estetiğin her dönem geçer akçe olduğu medya ve reklam dünyasının hakimiyetine tanık olmaya davet ediyor. Üstelik tüm bunları, naif ve gamsız, hem mizahi hem de ciddi bir anlatımın hakim olduğu görsel ve metinsel bir dille kotarıyor.

Mörel Books

Ekaterina kitabının yayımcılığını üstlenen İngiliz yayınevi Mörel Books, özellikle sanatçılara kitap projelerinde tanıdığı özgürlük ile tanınıyor. Yayınladıkları kitaplarda sanatçıdan ayrı bir grafik tasarımcı ile çalışmayan Mörel Books etiketiyle piyasaya çıkan kitapların konu ve estetik çeşitliliği de bu özelliği kanıtlar nitelikte. Yayınevinin kurucusu Aron Mörel, Mörel Books için ilhamı 2008’de keşfettiği fanzin fotoğrafçılığının yükselişi ve bu tarz kitapların satıldığı daha butik kitapevlerinin çoğalması ile edinmiş. Kuruluşundan bu yana özellikle fotoğraf kitabı formatına yoğunlaşan yayınevinin bazı kitapların oluşumu için sanatçıyla beraber belirledikleri zaman kısıtlamaları ile hareket etmek, örneğin bir kitabı 48 saat içerisinde hazırlamak veya olmuyorsa o projeyi bırakmak gibi deneysel yöntemleri de bulunuyor.

*15 Nisan’a kadar Mörel Books internet sitesinden “BANT30” koduyla sipariş verenler kitapları %30 indirimle edinebiliyor.

Image
Image
Image
  1. Seks turizmi ve kupa eşler peşinde: Ekaterina

    Romain Mader’den, kadınların iyi bir eş olmak ve güzel fiziklerini korumak için eğitim aldıkları ve sadece evlenerek terk edebildikleri Дреамтовн isimli bir kasabada geçen, hiciv dozu yüksek kurgu bir öykü...

  2. Regl öncesi sendromu üzerine bir artırılmış gerçeklik sergisi: PMS

    14 Nisan’da sanatçı ve illüstratör Meltem Şahin küratörlüğünde Bant Mag. Havuz’da açılan PMS, Türkiye ve farklı ülkelerden kadın sanatçıların regl öncesi sendromundan yola çıkarak hazırladığı GIF’leri bir “artırılmış gerçeklik” sergisinde bir araya getiriyor.

  3. Gezegenin “öteki” suratları: “İnsan Dışı”

    Barselona’da sanatın çocuk eğitimindeki rolü alanında yaptığı doktora çalışması ve hem yurt içinde hem de dışındaki çeşitli karma sergilerinden sonra 3 Haziran’da Bant Mag. Havuz’da açılacak ilk solo sergisi İnsan Dışı için hazırlanan Heval Tonger Yazıcı ile sohbet ettik.

  4. Air Max Günü şerefine: Paris Running Club & Nike Air Quarters buluşması

    Nike Air Max Günü, İstanbul’da başta Paris Running Club üyeleri olmak üzere birçok yaratıcı ismin yer aldığı ve Bünyamin Aydın’ın küratörlüğünde gerçekleşen etkinlikle kutlandı.

  5. A’dan Z’ye: Can

    Bu ay kuruluşunun 50. yılını kutlayan efsanevi gruba dair A’dan Z’ye bilinmesi gerekenler...

  6. Aklımdakiler: Pentagram

    Türkiye’de metal müzik denince akla gelen ilk grup Pentagram, otuz yıllık yolculuğuna çeşitli şekillerde tanıklık etmiş yazar, müzisyen ve organizatörlerin sorularını yanıtlıyor.

  7. Eski kafalı ve fütürist: Allred & Broderick

    Cappadox’tan hemen önce, Peter Broderick’le Erased Tapes etiketiyle yayınlanan taptaze işbirliği üzerine...

  8. Köklere dönüş: Trans Am

    Trans Am üyesi Phil Manley, yeni albüm California Hotel’in hazırlık aşamalarını anlatıyor.

  9. Onuncu yılında: Record Store Day

    Müzik sektörünün en çok tartışılan kutlamalarından biri olan Record Store Day, bu yıl onuncu kez düzenleniyor.

  10. “Müzik kolay kısmıydı”: ESG albümü “Step-Off” 15 yaşında

    ESG üyesi Renee Scroggins’le on beşinci yılı şerefine yeniden yayınlanacak Step-Off üzerine.

  11. “Kolektif olmayan bir yapı düşünmek insanlığa aykırı”: Tampon

    1 Nisan’da İstanbullu efsanevi punk grubu Tampon’un tarihi değer taşıyan ilk albümü Planet Tampon çok özel duyulan ve çok özel hissedilen bir plak baskısı olarak bizlerle buluşuyorken grupla arayı kapatıyoruz!

  12. “Severim iğneyle kuyu kazmayı!”: Prof Sny Records

    Bizleri Planet Tampon plağına kavuşturan Prof Sny Records bugüne kadar yaptığı tüm yayınlarının detaylarını; neyi, nasıl ve neden yaptığını anlatıyor.

  13. Karşılıklı bir teslimiyet: Anadol

    Anadol’un tahrik edici bir pop içliliğine sahip yeni albümü Hatıralar müptelalarını bekliyor.

  14. Teftiş: Bu ay ne dinlesem?

    Yakın zamanda keşfettiğimiz, etkilendiğimiz ve paylaşmak istediğimiz müziklerden bir seçki.

  15. Juliette Binoche ve kafamıza sıkan 10 unutulmaz performansı

    Dünyanın en özel birkaç oyuncusundan biri olan Juliette Binoche, Nisan ayı itibariyle Ghost in the Shell’de karşımıza çıkacak. Kendisinin muazzam kariyerinden on şahane performansa aşk mektubu yazmak için bulduğumuz en iyi bahane, şimdilik bu.

  16. Müdanasız bir oyuncu: Nur Sürer

    Türkiye sinemasının nev-i şahsına münhasır kimliklerinden Nur Sürer’le şöhreti kulaktan kulağa yayılan online dizi Masum’daki harika performansından başlayan sohbetimiz koyulaşarak akıp kendi yolunu buldu. Buyrun, kendisinin hayata baktığı o harika yerde tüm hayranlığımızla beraberce eriyip bitelim.

  17. Ölümsüzlüğü hedeflemeyen bir efsane: Ian McKellen

    “Homofobiyle mücadele sürecinde küçücük bir rol oynayabilmek bile ayrıcalıktır.”

  18. İyisiyle kötüsüyle: Favori animasyonların canlı aksiyon uyarlamaları

    Nisan ayında vizyonda izleyeceğimiz anime uyarlaması Ghost in the Shell’den de hareketle, favori animasyonların canlı aksiyon uyarlamalarını, iyisiyle kötüsüyle masaya yatırmakta karar kıldık.

  19. “Unutmanın sınırı ne olabilir?” sorusunun peşinden: Kaygı

    Ceylan Özgün Özçelik’le Nisan ayında İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma Bölümü’nde Türkiye izleyicisiyle buluşacak ilk filmi Kaygı’yı konuştuk.

  20. Mekân içinde mekân, beden içinde organ: “YU”

    Mart ayında Ah! Kosmos olarak Together We Collide isimli yeni EP’sini yayınlayan Başak Günak, daha önce Şimdi düşünüyorum da senin için yok olmak ne zor olurdu performansında birlikte çalıştığı dansçı ve koreograf Gizem Aksu’yla bahar aylarında da İstanbul ve yurtdışındaki yolcuğunu sürdürecek son işi YU üzerine konuştu.

  21. Yaşamı neden hep “üreyebilme” üzerinden tanımlayalım ki?: Svalbard Küresel Tohum Deposu

    Norveç'e bağlı Svalbard takım adalarında yer alan Küresel Tohum Deposu’nda saha araştırması yapan Sophia Roosth’la, evrimsel biyolojiye, queer kuramına, biyolojide ve siyasette hızlı-yavaş ritim tasavvurlarına ve zamanı derinlemesine düşünen mimari yapılara uzanan, kafa açıcı bir sohbet.

  22. Künye