2025: En iyi 10 soundtrack albüm
2025 soundtrack albüm seçkimizi hazırlarken kriterimiz, kompozisyonların eşlik ettikleri filmlerle kurduğu ilişkilerin yanı sıra onlardan bağımsız olarak da hissettirdikleri oldu.

Father Mother Sister Brother
Jim Jarmusch & Anika
(Sacred Bones Records)
Jarmusch’un 2022’de güzide plak şirketi Sacred Bones’un 15. doğum gününde grubu SQÜRL ile sahne alması iyi bir fikirdi. Aynı kutlamada yer alan Anika’nın performansından etkilenmesi sayesinde elimizde bu güzel soundtrack var. 72 yaşındaki yönetmenin altı yıl aradan sonra gelen ve Venedik’te Altın Ayı’yı kazanan filminin müzikleri ikilinin Berlin’de beraber doğaçlama olarak ürettikleri kayıtların Jarmusch tarafından küçük parçalara ayrılmasından oluşmuş.

SIRĀT
Kangding Ray
(Invada Records)
Arafı sembol ettiği aşikâr uçsuz bucaksız Fas çöllerinde, kabin hoparlörlerin arşa yükseldiği bir rave partisine konuk oluyoruz. Óliver Laxe imzalı film için Kanding Ray’in yaptığı besteler de ahlâk, beden ve kolektif trans hâlini iç içe geçiren deneyimi kesinlikle boyutlandırıyor. Puslu synth geçişleri ve klostrofobik ritimleriyle her dinleyişte bir miktar kaybolmuşluk hissini bünyeye yayan albüm, yılın en iyi soundtracklerinden biri şüphesiz.

The Smashing Machine
Nala Sinephro
(Warp Records / A24 Music)
Safdie Kardeşler filmlerinde Warp ailesinden Daniel Lopatin ile sık sık ortaklaşırdı. Benny Safdie de ilk solo filmi için yine Warp kataloğunun özgün seslerinden Nala Sinephro ile çalışmış. Abbey Road Studios’da kaydedilen albüm, müzisyenin deneysel caz tınılarını yoğun yaylı blokları ve narin arp melodileri ile buluşturuyor. Yer yer tedirgin edici, yer yer sürükleyici, tam anlamıyla sinematik bir deneyim.

Marty Supreme
Daniel Lopatin
(Warp Records / A24 Music)
Safdie Kardeşler ve Daniel Lopatin demişken… Yılın hakkında en çok konuşturan sinema olaylarından birine dönüşen Marty Supreme’de Josh Safdie yine OPN ile çalıştı. Albüm, retrofütüristik ritimlerle donatılmış ama duygusal yoğunluğu güçlü bir anlatı kuruyor: Filmin de temas ettiği başarı ve yalnızlık, aşk ve yabancılaşma arasındaki ince çizgi müziğin her katmanında hissediliyor.

Hamnet
Max Richter
(Decca Records)
Chloé Zhao’nun yönettiği Hamnet için müzik yazım sürecini “Çekimlerden önce senaryoyu okuduktan sonra, aile sevgisi ve kaybı, doğadaki yerimiz ve Agnes’in içsel yolculuğu temalarını yansıtan fikirler çizdim… Onun için hikâyenin büyük bir kısmını destekleyen bir koro dili geliştirdim.” şeklinde açıklamış Richter. Ormandaki tüm ağaçların acı ve sevgi dolu varoluş anlarınıza eşlik ettiğini düşünün. Öyle içsel ve derin hisleri destekliyor bu soundtrack.

28 Years Later
Young Fathers
(Milan Records)
Genellikle punk, hip hop ve küresel müzikleri eklektik bir karışıma dönüştüren Young Fathers, bu albümde de sınır tanımayan bir dil kuruyor. Danny Boyle’un “izolasyon içinde ayakta kalmaya çalışan, dışarıda kalmış, geçici bir toplum hissini” yansıtacak bir müzik talebiyle üçlünün ürettiği parçalarda yoğun baslar, çarpıcı vokal katmanları ve endüstriyel dokular, kıyamet sonrası bir dünyanın iç ritmini oluşturuyor.

Sinners
Ludwig Göransson
(Sony Music)
Ryan Coogler’ın favori bestecisi Ludwig Göransson, kariyerinin ikinci Altın Küre’sine uzandığı Sinners müzikleriyle yalnızca bir eşlikçi yaratmanın ötesine geçip filmin en belirleyici unsurlarından birine imza attı. Blues odaklı bir film olmasına rağmen Göransson’un besteleri uçsuz bucaksız bir ses paletiyle ne tek bir janra ne de tek bir moda bağlı kalıyor. Filmin ilk yarısının western havası ve diğer yarının psikedelik tonuyla müthiş bir bütünlük söz konusu.

Edge of Night / Gecenin Kıyısı
Ozan Tekin
(Bağımsız)
Bir ses haritası çizmek mümkünse eğer, Gecenin Kıyısı müzikleri bunu karanlık ve parıltılı çizgilerle başarıyor. Ozan Tekin’in Köln’deki stüdyosunda kaydettiği parçalar, yalnızca bir atmosfer yaratmıyor; aynı zamanda o atmosferde kaybolmayı da mümkün kılıyor. Analog synthesizer’ların ve kosmische musik geleneklerinin etkisinin hissedildiği müzikler, zihinde puslu bir şehirde sabaha karşı yürümek gibi bir his bırakıyor.

Little Amélie or the Character of Rain
Mari Fukuhara
(22D)
Yuki Kodama’nın romanından uyarlanan film, bebekliğin ve bilinç eşiğinin en kırılgan hâllerini ele alıyor. Japon besteci Mari Fukuhara, bu kırılganlığı notalara dökerken arp, prepared piano ve Japon halk ezgilerinden ilham alan motifleri bir araya getiriyor. Albüm boyunca duyulan rüzgâr sesleri, iç mekân yankıları ve düşük tempolu vurmalılar, anlatının hem fiziksel hem içsel mekânlarını şekillendiriyor.

Frankenstein
Alexandre Desplat
(Netflix Music)
Desplat, klasik gotik anlatıyı modern film müziği hassasiyetiyle yeniden şekillendiriyor. Yaylıların karanlık dalgaları, düşük frekanslı elektronik dokularla iç içe geçerek bir canavarın doğuşunu sesle resmediyor. Her tema, Dr. Frankenstein’ın takıntısı ile yaratığın yabancılaşması arasındaki ince çizgiyi sesle çiziyor. Besteci, parçaların her bir karakterin ruhuna açılan bir pencere işlevi gördüğünü ifade etmiş.