2025: Yerli sahneden 70 kayıt

2025’in yerli sahnede müzik dökümü, EP ve albüm formatında yayımlanmış kayıtlardan oluşuyor. Sıralama alfabetik, eşlikçi çalma listemiz de hemen aşağıda. 

https://open.spotify.com/playlist/4OgK5EaQTx6A71uKnyhS6X?si=53a5569ae6634e22

Yazılar: Cem Kayıran, Elif Öz, J. Hakan Dedeoğlu, Şevval Öztemur, Tuana Özcan, Tuğçe Hitay, Zeynep Naz Günsal


3pillie – RELAPSE PREVENTION
(DB Music) 

R&B damarı baskın bir kısaçalarla sahalara dönen Doğa Ocak, beat’ine yavaş ama kana hızlı giren “WORKMAN, PT.1 ile seksi bir açılış yaptıktan sonra gitar loopları ve tok vuruşlara zengin bir yedi dakika armağan etmiş dinleyene. EP’sinde kendini vokallerine vererek buğulu piyano notaları arasından hip hop, R&B ve drum & bass arasında bir yerlerden fısıldıyor. 


Ağaçkakan – Gölge
(Arena Music Türkiye)

Burada “gölge” yalnızca karanlığı değil; ritimlerin kırılma noktalarındaki çatlakları da imliyor. Ağaçkakan’ın içsel hesaplaşmalarını taşıyan metinler, sokak dilinden uzaklaşmadan daha çok metaforik bir doku kazanıyor. Tempo değişimleri de duyguların akışkan olduğunu hatırlatır nitelikte.


Ahmet Ali Arslan – Manastır
(Kura Records)

Sıcakların etkisiyle zamanın yavaşladığı, bir şeylere odaklanmanın her geçen gün daha çetin bir hâl aldığı günlere ilaç niyetinde bir Ahmet Ali Arslan koleksiyonu. Her biri başka bir müzisyen ve başka estetik tercihler, koşullar, yaklaşımlar, diyaloglar eşliğinde ortaya çıkmış 15 şarkılık bu enstrümantal albüm, Ege’nin çeşitli yerlerinde hayat bulmuş.


Aleyna Tilki – Kırlar
(DMC & Warner Music Türkiye)

Aleyna Tilki, 9-10 yıldır anaakım pop müziğin spot ışıklarının altında. Sami Baha ve Umut Özcan’ın baş yapımcılığını üstlendiği 13 şarkılık ilk albümü, sırtını güncel trendlerden ziyade derinlikli atmosferler yaratmayı önceliklendiren prodüksiyon yaklaşımı ile müzisyenin geçirdiği dönüşümün bir çıktısı gibi duyuluyor.


ARKADAŞ – EX ARKADAŞLAR MEZARLIĞI
(Bağımsız)

Düşünsel varoluş durumları için kurgulanmış, pop unsurlarına eklemlenen elektronik vuruşların ve yankılı synthlerin yarattığı rüyamsı yapısıyla biraz yıpranmış bir günlüğün arasında saklanan duyguları açığa çıkarıyor.


Armonycoma or slt – Birdenbire Şehir Bandosu
(M4NM)

Dinleyiciye bir yön göstermektense sorular bırakmakla ilgilenen bir prodüktör Armonycoma or slt. Son numarası Birdenbire Şehir Bandosu da katmanlı yapılar ve kırılgan geçişlerle yer yer neredeyse fiziksel hissedilen bir yabancılaşmaya ses veriyor. Bazen bir duvar yazısı gibi öfkeli, bazen bir cam buğusu gibi geçici. 


Baba Sad – Öfke Hediye
(Hexe Music)

Bağımsız müzik sahnesinde uzun zamandır pek çok farklı grup ve müzisyenle üretimlerini sürdüren Yağız Nevzat İpek, Efe Sanlav ve Dehan Kılınçarslan üçlüsünden oluşan Baba Sad’ın ilk EP’si, dinleyicilerin de olduğu bir ortamda canlı kaydedilmiş. Rock’n’roll’da kir ve pas arayan, freakoutlarla savrulmak isteyen kulaklara geliyor.


Bahr – Ursine
(Bağımsız)

Duygusunu direniş, başkaldırı ve dayanışmanın kalıcılığından alıyor. İçerisinde kalakaldığımız tüm çirkinlik uykularından uyandıran Ursine, yerel motiflerle örülmüş mekanik ses estetiğini deneysel unsurlarıyla bir araya getirerek var oluyor. 


Barkın Engin – Aural Recollections
(Bağımsız)

Replikas kurucularından biri olan Barkın Engin’in ilk solo albümü, geride kalan 20 yılda yaptığı elektronik kompozisyonlardan bir derleme. Aural Recollections, müzisyenin doku odaklı bestecilik yaklaşımını titiz prodüksiyonuyla tesiri yüksek bir deneyime dönüştürüyor. Kulaklıkla ve başkaca uyaranlardan arınmış şekilde dinlemeniz tavsiye.


Burhan Öçal & Jamaaladeen Tacuma – Trakya Funk
(Gülbaba Records / Omni Sound)

Geçtiğimiz yıl Akbank Caz Festivali kapsamında Mehmet Uluğ anısına bir konser vermek üzere bir araya gelen iki eski dost virtüözden yine farklı coğrafyaların ritimlerin, vurgularını ve groove’larını pürüzsüz şekilde bir araya getiren, parti tadında bir albüm. İkiliye eşlik edenler arasında Seda Erciyes, Gazapizm ve Kardelen var.


Büşra Kayıkçı – Weaving
(Warner Classics)

Büşra Kayıkçı, Anadolu’nun kadim dokuma gelenekleri ve kültürünü müziğine taşıyor. Her parça halı ve kilimlerdeki bir motif etrafında örülü; sembollerin her birinin kültürel bir anlamı, duygusal bir karşılığı var. Gerçek tezgâh sesleri de ses paletinin bir parçası.


Can Kazaz – Yalnızlık Bakanlığı
(Universal Music Türkiye)

Kazaz’ın “Gölgenizle kabulleşmek kolaylaşsın.” sözleriyle paylaştığı koleksiyon, bir başınalık ile yalnızlık arasındaki o ince çizgi üzerinde hassas bir şekilde yürüyor. Şarkılar kalabalık içinde kaybolanları görünür kılıyor, bireysel hatıraları kolektif bir zemine taşıyor. 


Cemiyette Pişiyorum – ENDÜSTRİ
(Bağımsız)

İstanbul’un punk veteranları, bildiğimiz enerjisinden ödün vermeden daha içe kapanık, daha melankolik ve daha kasvetli bir şekilde karşımızda.Tolga Can Saygılı’nın hem yorgun hem isyankâr vokalleri şarkıların duygusal yükünü taşırken, zaman zaman alaycı bir ton ediniyor. 


ceni – catsandcloudsandmonsters
(Bağımsız)

İstanbullu prodüktör ve besteci ceni’nin 12 dakika süren ilk EP’si, tamamladıktan sonra gözlerinizi ovuşturmak isteyeceğiniz bir blender etkisinde. Glitch dokular, çocukluğun kıyısından sökülen imgelerle örtülü. Parçaların kurguları, vokallerin işleniş biçimi ve ritmik düzergâhının açıklığı şimdiden daha fazlası için ağzımızı sulandırıyor.  

Ceylan Ertem – Sana Rağmen
(Jaya Records)

Ceylan Ertem diskografisinin 20 parçadan oluşacak ve iki bölümden oluşacak altıncı durağının ilk yarısı; geçmişle geleceği, gelenekle yeniliği aynı potada eritiyor. Ertem’in müzikal kimliğini sürekli yeniden inşa eden bir sanatçı olduğunu bir kez daha kanıtlayan albümde Sena Şener, Mabel Matiz, Ediz Hafızoğlu ve nice müzisyenin katkıları var.

Congulus – Sanrı
(Retro Yapım)

Sanrı, üç parçalık kısa bir yolculuk ama bıraktığı etki uzun soluklu. Anadolu melodileriyle başlayan açılış giderek daha karanlık, daha hipnotik bir sarmala dönüşüyor. Önce haşır neşir olduğumuz öğeleri parçalıyor, sonra hepsini başka bir biçimde yeniden kurguluyor.


Çağrı Sinci – Başkası
(Yeraltı Sakinleri)

Karanlık odalar, fazla beyaz duvarlar, kalın kapılar, ince cümleler. Sinci’nin sözcükleri yalnızca ritimle dans etmiyor; aynı zamanda içinde yaşadığımız dünyaya ayna tutuyor ve bizi kendi “başkası” olmaya zorlayan parçalanmış düşünceleri açığa çıkarıyor. Yeraltı Sakinleri Orkestrası eşliğinde, önceki işlerine kıyasla tür yelpazesini de epey genişletiyor.


VRPSDIGV7Y3VJ3RJPHS6LOTT7Q.0.1-4

Da Poet & Calmcatt – Lo-Fi Treasures Vol.1 : Dark Waters
(Universal Music Türkiye / NotYourUsualLoFi)

Kimi kayıtlar derin bir nefes gibidir. Bu, bilerek kısa soluklarla yapılmış bir yürüyüş gibi. Da Poet’in bu sene Lola projesine de birlikte hayat verdiği Calmcatt ile hayata geçirdiği 10 enstrümantal parçadan oluşan albüm, lo-fi estetiğinin hâlihazırda kırılgan kıvrımlarını alıp, üzerine hafif bir gece serinliği serpiyor.


Dead Groan – Hollow-Eyed Queen
(Opus Lazuli)

İstanbullu old school death metal üçlüsünün, hem içe hem dışa dönük bir yıkıma ses veren ikinci albümü. Çalımında da akışın yarattığı atmosferde de karşı koyması ya da ortak olmaması güç bir öfke kendini belli ediyor. Prodüksiyonunu grup ve Taner Yücel’in üstlendiği albümün kapak görseli de Gülsüm Gilol imzalı. 


Deniz Mahir Kartal – KafaNar II
(Gülbaba Records)

Müzisyenin kendi anlatımıyla Berlin’in elektronik müzik geleneğini Anadolu’nun kadim enstrüman ve tınılarıyla bir araya getirme girişimi. Albümde kaval, ney, duduk, sipsi, çağlama ve divane gibi duymaya çok alışık olmadığımız nefeslilere yer veren Mahir elektronik altyapılarla birlikte mistik bir hikâye anlatıcısına bürünüyor. 


Dilan Balkay – Tavşan Uykusu
(SMF)

Dilan Balkay’ın ikinci stüdyo albümü, dağınık ritimlerin ve huzurunu yitirmiş anların elektronik dokular içerisinde yankılandığı, tedirginlik dolu zihnimizin saldırısı altında kalplerimizin derinlerini açığa çıkarmak için el ele yürüyebileceğimiz bir yolculuk inşa ediyor. On şarkılık akış, birbirine karışmış ve dolanmış bulanık onlarca ânı bir araya getiriyor.


Dilhan Şeşen – KAÇAK ELEKTRİK
(Contrapol Records)

KAÇAK ELEKTRİK, “İSYAN” ile açılıyor ve tam da böyle bir yerden hayatın büyüyen karanlığını ve sıkışmışlığını keskin gitarlarla bir araya getiriyor. Umut ve umutsuzluk, ayağa kalkmalar ve dizlerin üstüne çöküp kalakalmalar arasında köprü kuran EP’nin nesnesi dünya; öznesi sen, ben, biz, bazı dayanışmalar ve bazı öfkeler. 


DJ Strawberry – Playground
(YUKU Music)

Üretimlerine Berlin’de devam eden DJ Strawberry, bu kez yapıbozumcu bir yaklaşımla breakbeat ve footwork unsurlarının iç içe geçtiği bir ses deneyimi yaratmış. Bu alabildiğine katmanlı prodüksiyon yaklaşımında algoritmaların rastlantısallığı da belirleyici bir rol oynuyor. 


dok – BENG
(Ses Deposu)

Dört parçadan oluşan EP, kaotik bir şehrin sokakların yankılayan kıvrımlarla örülmüş, girift bir kurguya sahip. Elektronik müzikte nüanslı ifadelerden, yoğun ve katmanlı kompozisyonlardan hoşlananlar için yeni bir heyecan yaratacağına şüphe yok. 


Ekin Fil – Bora Boreas
(Dronarivm)

Yılın son günlerinde yayımlanan Ekin Fil albümü, çatlak bir zaman çizelgesini ses hâline getiriyor. Tıpkı bir rüzgârın basınç, sıcaklık ve hız koordinatları gibi deneyimlenen bir akışa sahip. Kimi parça hafifçe çözünen bir melankoli verirken, kimi parça beklenmedik bir içsel ivmeyle esintiye kapılmanızı istiyor.


Eriç – Yerli Yersiz
(Shalgam Records)

Zamanı belli olmayan duygular, türlere sığmayan melodiler… Eriç, ilk EP’sinde duyguların yönünü takip ediyor. Dört şarkıdan oluşan bu koleksiyon, farklı dönemlerde yazılmış olsalar da aynı hissin farklı yüzlerini bir araya getiriyor. İçtenliğini kaybetmeyen ama sözü de dolandırmayan bir anlatım var Eriç’in müziğinde. 


Eve Dönüş Yok – KARAKÖY
(Shalgam Records)

Kişisel ve toplumsal kaygılara, mücadelelerimize ses veren Eve Dönüş Yok, zengin enstrümantasyon ve düzenlemeleriyle dört parçada atmosferik bir deneyim yaratıyor. Kayıtları İTÜ MİAM Stüdyoları’nda gerçekleşen dört parçalık EP’nin prodüksiyonunu da bizzat grup üyeleri üstlenmiş.


Fosil – Self Care
(Fossss)

İstanbullu prodüktörün oyun alanının ne denli geniş olduğunun ispatı niteliğinde üç parçadan oluşuyor. Dinleyicisini yormadan akışına ortak eden Self Care, ürpertici ses blokları ve bas müziğinin leftfield kanadına yakın bir yerde konumlanan hibrit ritmik kurgularıyla derinlikli bir dinleme deneyimi vadediyor. 


Gökçe Coşkun – Bir Ada
(Bağımsız)

Büyükada – Heybeliada ekseninde yazılan şarkılardan oluşan ikinci Gökçe Coşkun albümü. Umut Burkay Coşkun ve Berkay Küçükbaşlar eşliğinde kaydedilen dokuz şarkılık albüm, müzisyenin önceki işlerine kıyasla melankoliyi açık bir şekilde kucaklayan bir üsluba sahip. 


Grup Ses & Gökalp K – Grup Ses / Gökalp K
(Souk Records)

Albüm boyunca takip ederken kan ter içinde bırakan kurguları ve beklenmedik geçişlerle, hip hop’tan krautrock’a kadar geniş bir skalada dolanıyor ikili. Zamanın aşındırdığı seslerin yeni bağlamlarda yeniden hayat bulduğu bir deneyim sunan albümde melodik hatlar ve ritmik yapılar sabit bir zemine oturmaktan kaçınıyor ve zamansız bir groove paleti yaratıyor.


heryol – HERYOL
(Universal Music Türkiye)

Ali Alp İşbilen, Eyüp Yavuz Mercan ve Ensar Bayraktar’dan oluşan heryol üçlüsünün ilk albümü. Genelde kapalı bir havanın hâkim olduğu, atmosferik synth katmanları ve Bayraktar’ın vokaliyle düşünsel bir estetik çizen 10 parçanın miks ve mastering işlemleri Baran Göksü imzalı. 


Hissikablelvuku – Cereyan
(Bağımsız)

Berkan Tilavel, Okan Kaya ve Volkan İncüvez’den oluşan Hissikablelvuku, önceliği bir arada çaldıklarında “vuku bulan ânı” önceliklendiren bir grup. Son yıllarda çeşitli konser salonları ve mekânlarda dinleyicileri ortak ettikleri “cereyan”larını nihayet bir albümle tarihe not düştüler. 


human scum – suspended
(Rhizomorph Records)

Kaan Akay’ın 2014’te drone ve ambient seslere odaklanan bir radyo programı olarak başlayan human scum projesinin son EP’si, dinleyeni bir kuyunun ücra köşelerinde usul usul gezdiriyor. Acelesi olmayan kompozisyonlarında şehirden sesleri (İstanbul Kart alarmları gibi) ve diyalogları modifiye ederek derinlik yakalıyor. 


Hüma Utku – Dracones
(Editions Mego)

Hüma Utku, Dracones’ta sesin coğrafyayla kurduğu ilişkiyi biyolojik hafızayla çarpıştırıyor. Doğmadan önceye, doğduktan sonraya dair bir bilinç akışyla mekânsal olduğu kadar zamansal bir gerilim de barındırıyor. Ritim yerine içsel bir titreşim, armoni yerine göçebe bir yankı var.


İlk Zamanlar – Kaçık Çiçekler
(Hexe Music)

Elektronik ve endüstriyel sesleri merkezine oturtarak janrlar ötesi hikâyeci bir üslup benimseyen ikili, klostrofobik ve zifiri karanlıktan seslenen bir gece masalı anlatıyor. “Terleyen, haykıran, kükreyen, ağlayan, sınırları yıkan, barikatları aşan” bir bütünlükle mesajını doğrudan vermek yerine ifadesine gömülü bir şekilde aktarıyor Kaçık Çiçekler.


İpek Görgün – Earthbound
(Touch)

İstanbullu bestecinin üçüncü stüdyo albümü, kanser tedavisi sürecinde deneyimlediği “chemo-brain” olarak da bilinen bilişsel sisin, onu bestecilik yönelimlerini sıfırdan öğrenmeye itmesinin bir çıktısı. Elektronik manipülasyonlar ile organik kayıtların birbirine karıştığı bu ses mimarisi, keskin frekans geçişleri ve arka plan dokuları arasında bilinçli bir çarpışma yaratıyor.


Islandman – Island5
(Rest in Space)

Grubun Berlin’de inşa ettiği stüdyosundaki uzun doğaçlama seanslarının işlenmesiyle hayat bulan Island5 albümü, üçlünün Anadolu müziklerinden aldığı ilhamının altını kalın kalın çiziyor. Özellikle “Cool Saz” ve “Ala Geyik” gibi parçalarla. İşitsel atmosferle şahane bir uyum yakalayan kapak görseli de Bráulio Amado imzalı.


Japa – Love Is Never Enough 
(Resonus Records) 

Çağla Karaali, Oğulcan Akça ve Efe Artun Yüksel üçlüsü Japa’nın ilk EP’si; göçler, değişimler ve çeşit çeşit evrimsel süreçler içinden ortaya çıktı. Dolu dolu ve engin dünyasında elektronik hassasiyetlerini alacalı bir yelpazede, olabilecek tüm renkleriyle bahşediliyor. Dokuya doygun, hünerde coşkun işin atmosferi çok belirgin ve davetkâr.


Jtamul – Ce Eh
(Amel / NAAFI)

Jtamul’un dört parçalık yeni sürümü Ce Eh, kulübün nabzını yalnızca yükseltmekle kalmıyor, aynı zamanda ritim ve gerilim arasında duraksayan bir anlatı örgüsü kuruyor. Karanlık ile parlaklık arasında gidip gelen ritmik yapılar, minimal motiflerden kopmadan sürekli bir akış içinde çözülüyor. Bu da kulak ile beden arasındaki sınırların saydamlaşmasını mümkün kılıyor.


KAM – Luz
(Gülbaba Records)

2010 yılında Galata’da kurulan KAM, yeni EP’sinde Anadolu motifleriyle psikedelik sesler arasında, caz ve folk sesleri de işin içine dâhil ederek yarattığı atmosfer ile dinleyeni mekân, zaman, hisler içinde çözüp erittiği ve birbirine aktığı bir noktaya götürüyor. prodüktörlüğünü Taner Yücel üstlenirken mikste Ercan Bektaş Ülger, mastering işlemlerinde ise Çağan Tunalı imzası var. 


Kamufle – Tamamlanmaya Çalışıyorum
(Dikkat Records)

“Ömür herkese şen geliyor di mi? Dışı iyi, içi perperişan.” Tamamı A-Bacchus beatleri üzerine şekillenmiş şarkılardan oluşan yeni Kamufle albümü, MC tarafından “Birikmiş bir depresyon ve bitkinlik hâlinin dışavurumu” şeklinde tanımlanıyor. Kamufle, hemen her işinde olduğu gibi toplumsal mesajlarını içsel kazılarıyla birleştirerek servis ediyor.


Kana Kana – Cinema Inferno
(Tamar Records)

Kana Kana, yine tematik bir kurgu ile örülen bir kısaçalarla çıktı karşımıza. Cinema Inferno, konseptini ve ilhamını sinemanın karanlığından alıyor. Altı şarkıdan oluşan koleksiyonun söz, müzik ve düzenlemeleri Kana Kana’ya ait. İlk Kana Kana albümü Ölüler Hariç’in sınırlı sayıdaki kaset baskısının gizli şarkısı “Kentlerin Dışında” da EP’nin güzelliklerinden biri. 


Kayra – Kaos Parkı Fanzin
(somilk)

Yalnızlığın, statükonun sarsıntılarının ve günlük hayatın küçük kopuşlarının izini süren Kaos Parkı Fanzin, bir şehirde yaşanmış ama anlatılmamış beş akşamüstü gibi okunabilir. Kayra, Türkçe rap’te “uzlaşılmış” formüllerin dışına çıkarak kaybolan anları ve sıkışmışlık hissini paralel anlatılar üzerinden yankılıyor. 


kim ki o – Must Live
(Bağımsız)

Berna Göl ve Ekin Sanaç’tan oluşan kim ki o, 2025’in heyecanlı dönüşlerinden birine imza attı. Beş şarkılık EP’de zamanla bir mantra kıvamını alan bas yürüyüşleri ve duygusal yoğunluğu en üst seviyeye taşıyan synth dokularına kim ki o-vari bir kulüp atmosferi yaratan beatler eşlik ediyor. 


Kum – Sana Yazmadığım Şarkılar
(Warner Music Türkiye)

Kum, bu kez kaybolmuş anıların melodisini yazıyor. Sana Yazmadığım Şarkılar, hafıza ve unutma arasındaki gerilimi keşfe çıkan bir şarkılar bütünü. Lo-fi bir estetikle örtülen minimal gitar melodileri ve reverb havuzuna batırılmış vokaller, zamansız ve mekânsız bir duygu alanına sürüklüyor dinleyeni.


light motiv – Geçen Günler Düşen Yapraklar Gibi
(Shalgam Records)

İzmirli müzisyen Sarp Öztürk’ün projesi light motiv’in bossa nova sürprizi, gün batımı yürüyüşlerinize eşlik edecek parçalardan oluşuyor.  Düşsel atmosferinde hafifçe salınan sıcak tınılarıyla Sarp’ın yumuşak vokallerine kapılıp gittiğimiz parçalar arasında, geçtiğimiz sene yayımlanan kısaçalarından “KOY”un bossa nova-laştırılmış bir hâli de mevcut.


Lin Pesto – KABUL
(Bağımsız)

Synth pop sularında kendini, hayatı sorgulamanın kederli hâlleriyle gezinmemizi sağlayan Lin Pesto’nun ilk uzunçaları. Beş yıllık bir sürecin çıktısı olan koleksiyon, elektronik seslerin eşlik ettiği Lin Pesto’nun puslu vokalinden dökülen liriklerle, duygusal derinlik alanları yaratmış. 


Loradeniz – SUN SHONE
(Music From Memory)

Loradeniz’in müzikal DNA’sında ne varsa duyabildiğiniz bir albüm. Elektronik ambient kompozisyonlardan oluşan bu koleksiyon, janr etiketlerinden ziyade ruh hâlleri ya da havasıyla tanımlamaya daha elverişli bir sonik dünya inşa ediyor. Bir ilk albüm olması itibarıyla bazı başlangıçlara işaret ettiği aşikâr ama Loradeniz için bir kırılmanın da sembolü bir yandan.


Lumatin – Modus
(Soma Tune)

İstanbullu prodüktör ve müzisyen Salih Ziya Sama’nın Lumatin ismiyle yayımladığı ilk albümü.  Netam, Danae Palaka, Eliyo ve Kuduban gibi farklı coğrafya, kültür ve yaklaşımlardan müzisyenlerin de çeşitli duraklarına eşlik ettiği koleksiyon, electronica ve house gibi stiller arasında mekik dokuyor.


Mabel Matiz – Aklıselim
(Pose Records)

Bu şarkıların bazıları bilindik, bazılarınınsa üzeri tozlanmış. Bu açıdan hafıza tazeleyici bir işlevi de var. Mabel Matiz zaman içinde değişen bestecilik anlayışı, çeşitlenen vokali ve yorumuyla yeniden kaydetmiş seçtiği parçaları. Derlemenin esas meselesi, Mabel Matiz’in müzisyen haklarını korumak amacıyla kendine özgü şekilde kataloğunu oluşturma arzusu. 


Mertcan Mertbilek – Tanrısız Beleş At
(Ortaçağ)

Palmiyeler ve Kilink ile tanıdığımız Mertcan Mertbilek’in ilk solo albümü. Müzisyenin Kaz Dağları eteklerinde konumlanan stüdyosunda tek başına kaydettiği; ateş başında otururken sallana sallana eşlik etmelik, western dokulu lo-fi folk parçalardan oluşan uzunçalar, ortaya çıktığı yerin ferahlığını her köşesinde muhafaza ediyor. 


Min Taka – I think we should just move in together 
(Bağımsız)

Hem inandırıcı hem de sadece eğlenceli. Rotterdam’da yerleşik müzisyenin türler arası seyahatleri karbon ayak izi bırakmayıp, ruh yükselten armoniler ve zeki melodilerle zevke getirdiği EP’nin prodüktör künyesinde Min Taka ile birlikte Rotem Gerad, Aspasia, Hana Fatur gibi isimler var.


Mojave – Kandırma Kendini
(NO5 RECORDINGS)

İlhamlarını İngiliz post-punk sahnesinden alan grup, ilk albümünde içsel çatışmalar ve duygusal kırılmaların izini sürüyor. Bol bol havada uçuşan riffler ve Enes Cihan’ın dikkat çekici vokalleri; kimi zaman coşkunun hat safhada olduğu, kimi zaman dinginlikle keder arasında bir yerlerde olan anlar duygusal gelgitlere eşlik ediyor.


naberkötüdür – naberkötüdür
(Ortaçağ)

Beş şarkı boyunca, motorik kraut’tan beslenen ritimler (“motor”) ve reverblere batırılmış gitarlar (“yıldız”) Boran Arda’nın çok az kelimeyle dokuduğu, çocuksu bir buhran içeren sözleriyle birleşiyor. İçine kapanık cümlelerinin aksine, vokali tüm enerjisiyle dışa taşan ve duygu dolu. DIY pratiği ve sade, kolektif yaratım süreci şarkıların temelini oluşturuyor.


Nihal Saruhanlı – Boyutların Müziği
(Bağımsız)

Davulcu ve perküsyonist Nihal Saruhanlı’nın Ursula K. Le Guin’in Uçuştan Uçuşa kitabından aldığı ilham ile yarattığı ilk solo albümü sekiz bölümden oluşuyor. Her biri yarı-fantastik, yarı-gerçekçi boyutlar arasında gezinen maceralar bütünü. Yusuf Bahar’ın seslendirmesine eşlikçi vurmalı enstrümanlar, elektronik sesleriyle hayal gücüne sıkı sıkıya bağlı kalıyor.


Özcan Saraç – Neural Generators Of The Auditory Brainstem Response
(EVEL Records)

Sesin nörofizyolojik izlerini haritalayan Özcan Saraç’ın tam 5 saat 37 dakiak uzunluğundaki albümü, klasik soundscape estetiğinin ötesine geçerek, işitsel mekanizmanın iç süreçlerini müzikleştiren devasa bir çalışma. Her bölümü konvansiyonel ezgiden uzaklaşırken, sesin duyusal üreticilerinden gelen kesintisiz bir akış yaratıyor.


Parham A.G – Part I
(DB Music)

İstanbul bağımsız müzik sahnesinin en üretken figürlerinden Parham A.G, punk, emo ve alternatif rock etkilerinin harmanlandığı, samimi ve enerjik bir anlatım benimsiyor bu EP’sinde. Tüm enstrümanları kendisinin çaldığını ve prodüksiyonunu da bizzat üstlendiğini de belirtelim.


Plastic Ideas – Afterglow
(Tamar Records)

İstanbullu shoegaze grubunun Afterglow albümü, bir odada yalnız başına otururken birden duvarda beliren hayali andırıyor. Hâkim olan atmosfer, sakinlikle kaosun arasında sarkaç gibi. Geçmişe dair sorularla örülü akışında bir an her şey çok net, bir sonraki an her şey bulanık…


Selen Gülün – Two Words
(Baykuş Müzik / İki Müzik)

Hayyam Stüdyoları’nın 10 Usta 10 Albüm serisi kapsamında yayımlanan Two Words, bir kısmı beşli, bir kısmı trio, bir kısmı duo ve bir kısmı solo kaydedilmiş parçalardan oluşan akışında karşıtlık, ikilik ve denge gibi temalarda dolaşıyor. Albümün kapanışını, Gülünün doğaçlama solo kaydı “Beginning of the End” yapıyor. 


Selin Baycan – AŞİNA
(Bağımsız)

Selin Baycan’ın epeydir beklediğimiz ilk albümü AŞİNA, kırılganlık ve güç teması ekseninde; birinin artık seninle olmamasına, benliğe ve sevgiye dair sorgulamalarının çıktılarını bir araya getiriyor ve dinleyene tesellisi olmayanlara sarılmak için bir alan yaratıyor. Adını da bu parçaların uyandırdığı tanıdık nostaljiden alıyor.


Selût – Değerlim’in Hikayesi
(Tarla Records)

Müzisyenin çekirdeğini kendi yaşantısının ağır duygularını topladığı somon pembesi bir geyik metaforuyla tanımladığı albümün dinleyicide uyandırdığı ilk şey, hem söylenenlerin hem de söylenmeyenlerin “duyulması” isteği. Selût’ün ifadeye yaklaşımı, müzikal kompozisyonlar ve sözcükleri birer kavramsal referans olarak gördüğü bir zeminde yürüyor.


Serra Bilgincan – Disintegration
(Bağımsız)

Avangart caz sahnesinde üretimlerini sürdüren besteci ve vokalist Serra Bilgincan’ın kendi bestelerini bir araya getirdiği ilk EP’si. Müzisyene Çağdaş Topal, Eren Turgut, Gürtuğ Gök, Koray Üsgülen eşlik ediyor. Sisli sabahlardan gece patikalarına” çıkan bir yolculuğa ortak eden koleksiyon, duygu aktarımının bir an olsun sekteye uğramadığı bir ses manzarası yaratıyor. 


Sezgin İnceel – Kaktüs, Kedi vs.
(Bağımsız)

Sezgin İnceel’in bir hikâye anlatıcısı gibi şekillendirdiği albümü, kendi içinde yaptığı kazıların bir çıktısı olsa da her birimizle doğrudan konuşabilen cümlelerle dolu. Müzisyenin tabiriyle, sekiz parçalık albüm “ötekileştirmeye karşı bir direniş ve kendi kimliğiyle var olmanın manifestosu.” 


Shoukran – İhtimal
(Tantana Records)

2016’dan beri Gözyaşı Çetesi’ne bahşettiği besteciliği ve şarkı söyleyişi ile tanıdığımız Şükran Pınar Balcı, solo kariyerine sakin ama emin bir adımla başladı. Akustik-elektrik, psych-folk gibi tanımlanabilecek işte Özgür Yılmaz’la birlikte bazı parçalarda odayı karartıyor, bazılarında ise çöllere götürüyorlar. Ilık havası ve Shoukran’ı bu kadar “öz” ve “tek” duymanın cazibesi albüm süresince tazeliğini yitirmiyor.


Sren – Başka Bir Hayat Mümkün
(Tamar Records)

Kaan Bilgin, Mert Berkay Saraç, Ozan Köseoğlu ve Öykü Birce Boyoğlu’dan oluşan Sren, ilk albümü Başka Bir Hayat Mümkün’de shoegaze, dream pop ve post-rock sularında gezinen dokuz parçayı bir araya getiriyor. Hepsi grubun sade ama derinlikli anlatımıyla örülmüş. Kimi zaman içe dönük bir yüzleşme, kimi zaman dışa vurulan sessiz bir haykırış…


SUH.EYL – OLALIM ARTİZ
(Bağımsız)

Ülkenin dertleriyle hemhâl olmuş ve tavrını hiç sakınmadan ortaya koyan bir albüm. Türkiye’deki genç neslin sesini sahneye taşımayı, onlarla birlikte hareket etmeyi sürdüren müzisyen, koleksiyonu şu şekilde özetlemiş: “Kaybettiklerimize dair gösterdiğimiz sevgiyi, saygıyı ve kendimizde o kayıpların ardından inşa ettiğimiz özgüveni temsil eden şarkılardan oluşuyor bu albüm.”


Şevket Akıncı – Camera Obscura
(Tarla Records)

Gitarist ve besteci Şevket Akıncı, her albümüyle ya da parçası olduğu her ortaklıkla gerçek bir “maceracı” olduğunu da gözler önüne seriyor. Kariyerindeki en kişisel albümlerden biri olarak tanımladığı son işi Camera Obscura da büyük bir titizlikle kurgulanmış, yol boyunca önünüze dizilen her taşın altından türlü güzelliklerin çıktığı bir serüven. 


vicotüco – Normal Yaşa ve Ortalama Bir Süre Zarfında Öl
(Bağımsız)

Sinanılmaz ve Mert Avcı’nın İstanbul’un ara sokaklarından, absürt geyiklerden ve düşük pil seviyesindeki emektar bir Macbook’tan çıkardığı sesli hikâyeleri, Normal Yaşa ve Ortalama Bir Süre Zarfında Öl adlı ilk vicotüco albümüne evrildi. İçinde bir teslimiyet, belki de bir çelişki gizli ama aynı zamanda gülümseten bir açıklık, bir kafa rahatlığı da söz konusu. 


Yasak Helva – Atamba
(Gülbaba Records)

Kendi deyişleriyle “türsüz bir türlü” müzik üreten grubun elektronik dokunuşlar, loop ve sample’lar ile renklenen şarkılarının sözleri, Yasak Helva’dan alıştığımız gibi toplumsal bir zemine oturuyor. Kolektif bir çağrı, zaman zaman içsel bir başkaldırı niteliği taşıdığını söylemek mümkün. 


Zeynep Toraman – a lifetime of annotations
(Sawyer Editions)

a lifetime of annotations, iki uzun formda eser üzerinden, notaların dâhiyane tekrarlarında ve birikimlerinin içsel yansımalarında kendini buluyor. Kemanlar ve çellonun nefesi, klasik repertuvarın ağır mirasını neredeyse bir ağıt gibi yeniden düşünürken, melodik çizgiler dinleyiciyi dingin ama bir o kadar da sarsıcı bir meditasyon alanına çekiyor. 


Değerlendirme: Aylin Güngör, Berk Çakmakçı, Berk Sayan, Beyza Yıldırım, Biçem Kaya, Burcu Teker, Cem Kayıran, Dalya Turunç, Deniz Bankal, Ekin Sanaç, Elif Öz, Engin Ertan, Ezgi Oğraş, Güray Özçelik, Harun Kubat, J. Hakan Dedeoğlu, Kiraz Mısırlıoğlu, Korcan Derinsu, Melikşah Altuntaş, Meltem Demiraran, Senem Çelikörslü, Şevval Öztemur, Tuana Özcan, Tuğçe Hitay, Utkan Çınar, Yağmur Ruken Kahraman, Yiğit Atılgan, Zelal Buldan, Zeynep Naz Günsal