Bant Mag. No: 29’dan // Daha bilinçli ama hâlâ keyifli: Chet Faker

Albümün çıkışının ardından Avrupa’da turne yapacak olan Chet Faker’a, New York’ta bir taksideyken yeni albümü, konserleri ve esprili ismiyle ilgili merak ettiklerimizi sorduk.

2012’de yayınladığı Thinking In Textures isimli uzun soluklu EP’siyle kariyerine epey etkileyici bir başlangıç yapan Chet Faker, ya da gerçek adıyla Nick Murphy, bu ay ilk uzunçaları olan Built On Glass’ı Future Classic etiketiyle yayınlamaya hazırlanıyor. Soulvarî vokal melodilerini grup formunda altyapılarla dinlediğimiz ilk EP’ye nazaran elektroniklerin daha baskın olduğu bir albüm olacak gibi görünüyor Built On Glass. En azından albümün ilk single’ı ‘’Talk Is Cheap’’ ve Chet Faker’ın geride kalan iki yılda yaptığı düetler bu yönde işaretler veriyor.

Thinking In Textures isimli ilk EP’ni yayınlayalı iki yıl oldu. Şimdi de ilk albümün Built On Glass yayınlanmak üzere. Bu iki albümün hazırlık süreçlerini karşılaştırdığında ne gibi farklılıklar görüyorsun?
Thinking In Textures’tan önce herhangi bir hazırlık sürecim olmadı sanırım. O zamanlar pek bir şeyin farkında değildim. Müzik eskiden yapıyor olduğum bir şeydi şimdiyse mesleğim hâline geldi.

Yani şimdi daha ciddî bir şey mi senin için?
Bu sefer albüm için çalışırken daha bilinçliydim. Thinking In Textures’ın prodüksiyonunu yapmış olduğumu fark ettiğimde albüm zaten yayınlanmıştı. Bu albüm içinse iki yılımı tamamen adanmış bir şekilde geçirdim. Bu yüzden evet, şimdi daha ciddî olduğunu söyleyebilirim. Aynı zamanda bu şeyin benim için bir ‘’mesleğe’’dönüşmemesi için de uğraşıyorum. Hâlâ süreçten keyif alıyorum.

ImageBuilt On Glass’ın albüm kapağı çok basit görünüyor ama aynı şekilde çok da etkileyici. Kapağın hikâyesinden biraz bahseder misin?
Teşekkür ederim! Melbourne’lü bir tasarımcı tarafından hazırlandı. Aslında çok uzun bir hikâye. Ama kısaca, kapaktaki el albümdeki insan katılımını temsil ediyor. Bu benim solo projem. Her şeyi stüdyomda kendi başıma kaydettim. Bu yüzden el çok insanî ve kişisel olmayı yansıtıyor, sadece bir el. Beton olmasının sebebi de ticarî bir ürün olması. Tüketilen bir şey yani. Aslında bu albümün ta kendisi aslında. Bu benim hayatımın bir ürün hâline gelmiş olması. Amaç o ikisi arasında bir denge kurabilmek.

Peki bu kişisel şarkıları dört kişilik grup formuyla mı çalacaksınız?
Henüz emin değilim açıkçası. Son zamanlarda elektronik ağırlıklı bir ekipmanla tek başıma turne yapıyorum. Araç gereci değiştirmeyi seviyorum. Şimdilerde formülle oynuyorum diyebilirim.

İlk Avrupa turneni geçtiğimiz yıl yaptın ve şimdi de albümün yayınlanmasının ardından yeni bir Avrupa turnesine başlıyorsun. Seni en çok heyecanlandıran şehirler hangileri bu turnede?
Daha önce hiç gitmediğim yerlerde çalacağım için heyecanlıyım. Aslında genel olarak çalacağım her yerde heyecanlanıyorum. Tabiî ki Londra ve Paris gibi yerlerde yeniden çalacak olmak çok güzel. Ama 25 yaşındayım ve ilk albümümü yayınladım. Şu an dünyayı ve farklı kültürleri keşfediyorum. Bu yeteri kadar heyecan verici!

Bant Mag. No:29’da yer alan röportajın devamını buradan okuyabilirsiniz.

Röp: Cem Kayıran, İllüstrasyon: Jenny Zhao