Lime Garden, Squarepusher ve bu hafta başka ne dinlesek?
Yazı: Cem Kayıran, Elif Öz, Tuana Özcan, Utkan Çınar - Fotoğraf: Steve Gullick
Haftanın yeni müzikleri: Lime Garden, Squarepusher, Donna Mobile, upsammy & Valentina Magaletti, Gnod, My New Band Believe, Yıldız Parmak, Mei Semones ve dahası.
Taze yayımlanmış albüm ve teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz sizi bekliyor.

ALBÜM: Lime Garden – Maybe Not Tonight
(So Young Records)
İngiliz ekip Lime Garden ikinci stüdyo albümünde, hem oldukları insanlara hem de ses dünyalarına dört elle sarılıyor. Bizi grubun geçmişine, hatalarına, özgüvensizliklerine, dürtülerine bütün gerçekliğiyle ortak ediyor Maybe Not Tonight. Baştan sona bir parti albümü olarak nitelendirebileceğimiz kaydın dans molalarına, başınız dönene kadar kafa sallamalarına, sigaranızın ilk nefesine veya içkinizin ilk yudumuna eşlik edebilecek bir sürü ânı var. 20’leriniz başlarında veya ortalarındaysanız ya da bu zamanlarda nasıl hissettiğinizi hatırlamak istiyorsanız, yeni Lime Garden albümünü es geçmeyin.
TEKLİ: Kelsey Lu – Portrait Of A Lady On Fire
(Dirty Hit)
Yeni Kelsey Lu teklisini karanlık bir ormanda büyülü bir çello yürüyüşü olarak betimlemek uygun olur. Başlar başlamaz dinleyiciye hüznünü geçiren parça, ismini Céline Sciamma’nın 2019 tarihli filminden alıyor ve Lu hayaletimsi vokallerinde tıpkı filmde olduğu gibi arzusunu dillendirmekte zorlanan iki insandan bahsediyor. İki insanın arasındaki çekimin romantik bir ilişkiye evrilmeden önceki kafa karışıklığını, dillendirilmeyen boyutlarını, kararsızlığı ve aslında bütün bu durumun romantizmini çok karakteristik bir şekilde parçasına sıkıştırmış.

ALBÜM: upsammy & Valentina Magaletti – Seismo
(PAN)
Londra’da yaşayan İtalyan davulcu Valentina Magaletti, kalıp dışı işitsel ifade biçimlerinde ritim inşası ve icrasına dair yeni patikalar yaratmaya durmaksızın devam ediyor. Hollandalı prodüktör upsammy ile bu son ortaklığı, büyük oranda Rotterdam’daki Museum Boijmans van Beuningen’de kaydedilmiş. Bir noktada hangi sesin kimden geldiğini ayırt etmenin iyiden iyiye zorlaştığı, hatta anlamsızlaştığı bir bütünlük hâli söz konusu. Plak şirketinin yaptığı tanım da çok yerinde: “Gerilim ve beklentiyle başlayan, hiperaktif hareketle çözülen bir enerji.”
TEKLİ: Palmiyeler – Duydum Ki Yokmuş Sana Benzeyen
(Ortaçağ)
Daha önce tadılmamış heyecanları beraberinde getiren aşklara yazılmış şarkı. Prodüksiyonu Luca Fritz ve M. Mertbilek imzalı yeni Palmiyeler teklisi, yalın düzenlemesiyle duyguyu gölgelemeden aktarmak niyetinde. Lirikleri de az kelime ile çok şey anlatmakla, hatta bir duygu durumunu yaşatmakla ilgileniyor. Albüm yaklaşırken Palmiyeler kanadından tekliler de hız kazanmış durumda.

EP: Mei Semones – Kurage
(Bayonet Records)
Geçen seneki harika çıkışı Animaru’yla favorilerimizden biri hâline gelen Semones, bu hızlı ve verimli döneme yeni EP’si ile devam ediyor. Üç şarkılık çalışma, 25 yaşındaki Berklee mezunu, pek yetenekli müzisyenin sevdiğimiz soundunun bir devamı. Latin esintili, Japonca sözlü caz parçaları, özellikle Semones’in müthiş gitarıyla havasını buluyor. Özenle işlenen melodiler Semones’in şarkıların ayaklarını yere basmasını sağlayan sakin vokaliyle oldukça uyumlu. Onunla yeni tanışıyorsanız bu EP de gayet güzel bir girizgâh olabilir. Heyecanla takibe devam.
TEKLİ: Iceage – Ember
(Mexican Summer)
Mitik bir aşk hikâyesinin bölümleri gibi ilerleyen Iceage’in yeni albümü For Love of Grace & the Hereafter duyuruldu. “Star”da aşkından “bir yıldız gibi yanıp tutuşan” bir anlatının izini süren grup, “Ember”da bu kez aynı duyguyu karşı tarafı lanetlemeye çalışan, kurnaz bir büyü gibi ele alıyor. Tatlı bir melodiyle açılan şarkı kısa sürede vahşileşirken; “Seni seviyorum”u sadece kötü bir kehanetin habercisi olarak kullanıyor. Albümün açılış şarkısı olan “Ember” da yine sözlere dikkat çeken bir kapak ile yayımlandı. Bu hikâyenin devamını dinlemek için tarih 29 Mayıs.

TEKLİ: Donna Mobile – Airplane Mode
(nu-DC Records)
Elif Çağlar’ın Donna Mobile projesi, uzun süredir sahneden yaydığı house groove’larını bu kez kayıtlı bir formatla önümüze getiriyor. Müzisyenin pürüzsüz vokal icrası ve sürükleyici beatlerle şekillenen “Airplane Mode”, dört duvar arasında sıkışıp kalmaktansa geceye karışmayı tercih eden bir karakterin ağzından yazılmış. nu-DC ekibinin ifadesiyle parça, “bağlantıyı kesip gerçekten anın içinde kaybolmak isteyenler için bir gece yürüyüşü gibi.” Donna Mobile seslerinin tamamı Elif Çağlar tarafından üretiliyor, miks ve mastering işlemlerinde ise Deniz Doğançay imzası var.
ALBÜM: Tenille Townes – The Acrobat
(Township Records)
2011’de henüz 17 yaşında yayımladığı ilk albümüyle özellikle vatanı Kanada’da büyük ilgiye mazhar olan Tenille Townes; uzun aralar verse de albümlerine devam ediyor. Bu dördüncü uzunçalarının özelliği tüm enstrümanları çalıp, tüm prodüksiyonu da kendisinin üstlenmesi. Bu başlı başına albüme ayrı bir güç veriyor. İsminizde “Townes” geçiyorsa hâliyle üzerinizde country tarihinin baskısı olacaktır. Müzisyen bunun altından başarıyla kalkıyor ve eli yüzü düzgün bir country albümüyle karşımıza geliyor. Şekilden çok ruhuna yaslanıyor; kişisel ve samimi. Türün sevenlerini rahatlıkla tatmin edecektir.

ALBÜM: My New Band Believe – My New Band Believe
(Rough Trade Records / GRGDN Müzik)
2023’te dağılan black midi’nin basçısı Cameron Picton, grup sonrası dönemde tek başına yeni türler, formlar ve ifade alanlarıyla uğraşmaya başladı. Bu denemeleri zaman zaman canlı performanslarda paylaşsa da bunların bir gruba dönüşmesi biraz zaman aldı. Şimdi ise My New Band Believe adı altında, aynı isimli bir albümle karşımızda. black midi ne kadar kompleks yapısı ve sert, köşeli vuruculuğuyla “aşırı” bir yerde duruyorsa; My New Band Believe de barok melodileri, ilham aldığı formları sürekli kurcalayan yaklaşımı, soyutlukla gerçeklik arasında gidip gelen sözleri ve zengin enstrümantasyonuyla en az onun kadar “aşırı”. Parçalar usul usul ilerlerken bir anda köşesinden kırılıp bambaşka bir şeye dönüşebiliyor. Sözler ise her an kendi anlamını ters yüz edebilecek, perspektifi değiştirebilen, esnek bir anlama sahip. Tüm bunlar birleştiğinde albüm, dinleyeni sanki bir hayal dünyasının içindeymiş gibi hissettiren; bağlam ve anlamın sınırlarının oynandığı dünyasında bir masal gibi duyulmayı başarabiliyor.
TEKLİ: Gang Of Four – NO KINGS HERE!
(Velveteen Records)
Post-punk estetiğinin köşebaşı isimlerinden Gang Of Four’u kuruluşlarının 50. yılında hâlâ aynı enerjiyle müzik yaptığını görmek çok güzel. 28 Mart’ta ABD’de gerçekleşen “No Kings” protestolarına destek amaçlı yazılan şarkı oldukça sıkı, dinamik ve coşkulu bir çalışma. Hiç de eski tınlamıyor. Günümüz dünyasına uygun bir soundtrack. Bu arada Gang of Four her ne kadar “dörtlü bir çete” olsa da yıllar içinde kadrosunda çok fazla değişim yaşamış bir grup olduğunu da hatırlatmalı. Grubun altı yıl aradan sonraki ilk orijinal şarkısında vokalist Jon King, 15 yıl aradan sonra katkı veriyor. 2020’de hayatını kaybeden Andy Gill’in yer almadığı ilk şarkıları aynı zamanda. Öyle ya da böyle grubun ruhu stabil.

ALBÜM: Yıldız Parmak – Beni Hatırla!
(Çöplük Günler Records)
İzmirli müzisyen Yiğit Karakoç’un projesi Yıldız Parmak’ın ilk albümü Beni Hatırla!, glitch-folk, ambient ve indie rock arasında gezinen 12 parçadan oluşuyor. Büyük ölçüde enstrümantal ilerleyen bu koleksiyon, DIY bir üretim olmasına rağmen oldukça katmanlı ve zengin bir duyuma sahip; her parça kendi içinde birden fazla fikri yokluyor, açıyor, yön değiştiriyor. Albümle aynı adı taşıyan parçada müziğin içine kamufle bir hâlde, akustik gitara eşlik eden bir vokali biraz duymak mümkün. Beni Hatırla!, ilk albüm olmanın ötesinde, Yıldız Parmak’ın sonraki üretimlerine dair merakı arttıran bir başlangıç.
TEKLİ: Kurt Vile – Chance To Bleed
(Verve Records)
Kurt Vile, 2022 tarihli (watch my moves) albümünün ardından yeni albümünü duyurdu. Philadelphia’s Been Good to Me adlı koleksiyon, 29 Mayıs’ta Verve etiketiyle yayımlanacak. İlk tekli “Chance to Bleed” de eşlikçi bir video ile paylaşıldı. Vile’ın memleketine açık bir selam niteliği taşıyan albüm, müzisyenin uzun süredir kurduğu ev-stüdyo çevresinde şekillenen daha “organik” bir kayıt sürecinin ürünü. Vile’ın ifadesiyle bu kayıt, “her şeyi içine koyduğu” ve vokal ile elektro gitar performanslarını özellikle öne çıkardığı bir dönemin çıktısı.

ALBÜM: Efe Demiral – İsimsiz Eserler Mezarlığı (Original Motion Picture Soundtrack)
(klik sound)
Geçtiğimiz haftalarda ilk albümü Inside Out’un 10. yılında konuklarıyla yeniden yorumladığı albümle Ne Dinlesek’e konuk olan Efe Demiral, bu sefer bir soundtrack albümüyle karşımızda. Melik Kuru’nun ilk uzun metraj filmi olan İsimsiz Eserler Mezarlığı için yapılan bestelerden oluşan albüm, en geniş ensemble’a sahip parçasıyla açılıyor ve zengin ses paletiyle her durakta çeşitlenen bir üslup benimsiyor. Prömiyerini 45. İstanbul Film Festivali kapsamında yapan İsimsiz Eserler Mezarlığı’nın festival yolculuğu da Los Angeles ve Sofya’da devam edecek.
ALBÜM: Squarepusher – Kammerkonzert
(Warp Records)
30 yılı aşan kariyerinde Squarepusher her albümde farklı bir yön açsa da belirli bir çekirdek estetikten hiç uzaklaşmadı. Kammerkonzert bu çekirdeğin en berrak hâllerinden biri olarak duyuluyor. Squarepusher’ın müziği çoğu zaman ritmik karmaşıklık üzerinden okunur. Caz ve klasik oda müziği ile temas kuran, birlikte çalma fikrini elektronik ortamda simüle eden bu albüm ise başka bir açıdan yaklaşıyor meseleye. Evet, ritim hâlâ yoğun ama artık belirleyici değil; armoni ve enstrümantasyon öne çıkıyor.

ALBÜM: Félicia Atkinson & Christina Vantzou – Reflections Vol. 3: Water Poems
(RVNG Intl.)
Albüm ismindeki “su şiirleri” aslında bir yöntem öneriyor. Parçalar lineer ilerlemiyor; yön değiştiriyor, geri çekiliyor, genişliyor. Tıpkı bir gelgit hareketi gibi. Atkinson’ın çoğunlukla fısıtlılarla işittiğimiz metinleri tamamlanmış cümleler kurmak yerine dağılmayı tercih ediyor. Bu da anlamın ve kurgunun sabitlenmesinin önüne geçiyor. Dinleyici bir anlatıyı takip etmek yerine bir akışın içinde kalıyor. Suya kendini usulca bırakmak gibi.
EP: Fantastic Twins – Speicher 139
(Kompakt)
Fransız besteci ve prodüktör Julienne Dessagne, yeni bir Fantastic Twins EP’siyle aramızda. Kompakt’ın uzun soluklu Speicher serisinin yeni halkası, Fantastic Twins kataloğunun doğrudan dans pistine dönük olduğu en net çalışmalarından biri. Acid ve techno damarı kabarık EP, “False Index” ile karanlık ve hipnotik bir açılış yapıyor. “New Systems” daha derin bir atmosfer yaratıyor, “Uninhibited” ise bu kısa serüvenin muhtemelen en akılda kalıcı anlarını barındırıyor.

TEKLİ: Melike Şahin & Seda Erciyes – Sev Seveceksen
(Diva Bebe Yapım)
2024’e yayımladıkları solo albümlerle (AKKOR ve Bataklığımda) iz bırakan Melike Şahin ve Seda Erciyes, kararsızlığı romantize etmeden netlik ısrarında bulunan bir şarkıyla karşımızda. “Sev Seveceksen” adını taşıyan parça Seda Erciyes, Mehmet Mutlu ve Zeki Alper Gülay tarafından bestelenmiş. Sevdiğine “Öpeceksen hatrıma öpme, gelsin içinden” diyen parça, nostaljik ve çağdaş pop arasında bir denge barındırıyor. Zeynep Sütcü & Uzay Kabuli imzası taşıyan videosu eşliğinde burada.
TEKLİ: Dua Saleh – Cállate
(Ghostly International)
Of Earth & Wires adlı yeni albümüyle 15 Mayıs’ta buluşacağımız Dua Saleh’in bu koleksiyondan paylaştığı dördüncü tekli. Dembow kökenli ritmik omurga sabit; synth dokuları sanki itici güç olacak kıvamda kullanılıyor. Bu tercih Saleh’in önceki işlerinde duyulan alternatif R&B yoğunluğunu Latin kulüp estetiğiyle kesiştiren yeni bir fazaın haberciisi olarak okunabilir. Yer yer bir tekerleme söylediğini hissettiren oyuncu vokal üslubu da çok yakışmış.

ALBÜM: Gnod – Chronicles of Gnowt (Vol. 1)
(Rocket Recordings)
Manchester çıkışlı Gnod, 20 yılı aşan kariyerinde drone, krautrock, noise ve psikedelik rock arasında sürekli hareket eden bir dil kurdu. Chronicles of Gnowt (Vol. 1) bu çizginin yeni bir safhası ve aynı zamanda Rocket Recordings etiketiyle yayımlanacak üç albümlük bir serinin ilk bölümü. John “Spud” Murphy ile gerçekleştirilen stüdyo seansları, “grubun en iyi kayıt deneyimlerinden biri” olarak tanımlanmış. “Three Trees” pastoral bir ferahlık barındırırken, “All Tunnel No Light” ağır çekim drone patlamalarıyla ortamı biraz geriyor. Kapanıştaki “Ekstasis” ise kraut etkili tekrarlar ile karşı koyması kolay olmayan bir yoğunluk yaratıyor.
EP: Uran Apak – Hayriye and the Boys
(Bağımsız)
Hayriye and the Boys, Londra’da yaşayan müzisyen Uran Apak’ın önceki albümü Kabuk’ta kurduğu içe dönük, kış mevsimiyle özdeşleşen ses alanından belirgin bir kopuşu temsil ediyor. Ritmik altyapılar doğrudan UK kulüp geleneğinden filizleniyor; açıkça öne çıkmasa da mikrotonal çağrışımlar taşıyan kısa motifler duyuluyor. Dramatik alanı geniş tutulmuş vokal performansıyla şarkılar dans müziğinin alışılmış kalıplarından sıyrılıyor.

ALBÜM: Pictish Trail – Life Slime
(Fire Records)
Johnny Lynch, namıdiğer Pictish Trail, altıncı albümünde yine şahsına münhasır bir yaklaşımla, görsellerinde ve sonik dünyasında eşsiz bir estetik yakalıyor. Life Slime bildiğimiz dünyaya tam da ait olmayan, zihninizi kapağındaki pespembe dünyaya taşıyan psikedelik bir iş. Fakat etkileyici bir biçimde yabancı ya da uzak tınlamıyor albüm; parçalar ilerledikçe müzisyenin filtresiz duygularılarıyla bizi ânında içine çeken, bu gerçeklik ve hayal arasındaki dünyada nasıl ilerleyeceğini merak ettiren bir hâle bürünüyor.
TEKLİ: The Strokes – Going Shopping
(RCA Records)
The Strokes, hayranlarını kısa süreli ipuçları ve gönderilen paketlerle merakta bıraktıktan sonra yeni teklisi Going Shopping”i yayımladı ve yedinci stüdyo albümü Reality Awaits’i duyurdu. Grup geçtiğimiz hafta sosyal medya üzerinden yeni müziklerin geleceğini ima ederek hayranlarına yakında “iletişime geçeceklerini” söylemişti. Yeni tekliyi bazı dinleyicilerine kaset formatında gönderdikten sonra, Reality Awaits albümünün 26 Haziran’da yayımlanacağı da açıklandı.