Şansı kurumsallaştırmak: Yangın ile ŞANS Ltd. üzerine

Röportaj: Tuana Özcan - Fotoğraf: Eda Nur Yılmaz

Theo Kaya, Bora Yavrucuk, Efe Sanlav, Sarp Gürkan ve Birkan Başören’den oluşan Yangın, ŞANS Ltd. adını verdiği ikinci albümünü 15 Mayıs’ta yayımladı.

Bugünün belirsizliklerini ve “şans” fikrini merkezine alan albüm, grubun şimdiye kadarki en oyunbaz işlerinden biri. Bir yandan Yangın’ın daha önce adım atmadığı alanları keşfederken, diğer yandan gürültülü gitar duvarlarını koruyup onları yeni prodüksiyon fikirleriyle genişletiyor. 

13 Haziran’da LOST & FOUND (& LOST AGAIN) kapsamında NOH Extended’da gerçekleşen konseri öncesinde buluştuğumuz Yangın üyeleriyle ŞANS Ltd. albümünün kurduğu evreni ve yıllardır durmaksızın sürdürdükleri konser temposunun şarkılara etkisini konuştuk.


“Şarkılar üzerine düşünürken hepsinde ortak bir ‘şans’ teması olduğunu fark ettik. Şanssızlıklar, şansa ihtiyaç duyulan anlar… Sonra bu soyut kavramı satılabilen bir ürüne dönüştürme fikri çıktı.” -Bora Yavrucuk 

Albüm çıktı, lansman konserini de geride bıraktınız. Sonraki süreç sizin için nasıl geçti? Şarkıların artık dinleyiciye ait olmaya başlaması nasıl hissettiriyor?

Theo Kaya: Güzel geçti. Lansman konseri de çok güzeldi. Albüm çıkana kadar aklımızda hep “Yetişecek mi, ne yapacağız?” stresi vardı. Özellikle çocuklar benden daha çok koşturdu. O telaşın geride kalması bile büyük rahatlık.

Bora Yavrucuk: Ciddi bir rahatlama geldi. Albüm bittikten sonra resmen hiçbir şey yapmadım.

Efe Sanlav: Konserlerde çalmak işin en keyifli kısmı. Bana sadece şu kötü geldi: Bir yıl boyunca sürekli bir şey üretip çalışıyorsun, sonra albüm çıkınca bir anda yapacak işin kalmamış gibi hissediyorsun. Üniversite sınavına hazırlanıp sınav bitince yaşanan boşluk gibi aynı.

ŞANS Ltd. sadece şarkılardan ibaret değil; web sitesi, videoları ve bütün görsel diliyle kendi evrenini kuruyor. Özellikle hazırladığınız web sitesi, 2000’lerin internet ortamını hatırlatan hoş bir detay. Albümün etrafında böyle bir dünya kurma fikri nasıl ortaya çıktı?

Efe Sanlav: ŞANS Ltd. aslında dolandırıcı bir şirket.

Bora Yavrucuk: Şarkılar üzerine düşünürken hepsinde ortak bir “şans” teması olduğunu fark ettik. Şanssızlıklar, şansa ihtiyaç duyulan anlar… Sonra bu soyut kavramı satılabilen bir ürüne dönüştürme fikri çıktı. Buradan da ŞANS Ltd. doğdu. Hepimiz de bu şirketin çalışanları olduk; herkesin farklı departmanı var. Konsept üzerine düşünürken de içerik üretirken de çok eğlendik, iyi hissettik.

Bu şirket fikri ortaya çıkınca o rolleri aranızda nasıl dağıttınız?

Sarp Gürkan: Çok hızlı oldu aslında. Ne zaman bölüştük hatırlamıyorum bile. Galiba Theo’nun fikri bile yoktu. Theo’nun departmanına biz üçümüz karar verdik. İlk önce ben atladım, “halkla ilişkiler olmak istiyorum” dedim. Sonra Efe’ye operasyonu verdik ama bence hiçbir fikri yok departmanında neler oluyor diye. Sadece Mission Impossible‘ı hatırlatıyor diye istedi bence.

Efe Sanlav: Ben biraz “Hallederiz abi.” insanıyım. Çözeriz falan derim ve hiçbir şey çözemem. 


“Ne yaşıyorsam ya da çevremizde ne yaşanıyorsa onu yazıyorum. Daha ağlak ya da daha umursamaz görünmesi de biraz hayatın o dönem bize hissettirdiği şeylerle ilgili.” -Theo Kaya 

Zenginleri Ye”nin sözleri, daha önceki işlerine daha doğrudan oyunbaz bir yerden konuşuyor gibi. Yarış Atı” da bir açıdan öyle. İleride söz yazımında böyle bir yere kayarken görüyor musunuz kendinizi?

Theo Kaya: Politik göndermeler eskiden de vardı ama daha küçük dokunuşlar hâlindeydi. “Elektrik” ilk politik şarkıydı, bu albümde de “Paslı Direk” öyle. “Yarış Atı”nda da aslında Sınav filmindeki görüntüden etkilendim. Öğrenciyle yarış atını, beyaz yakayı aynı yarışın içinde düşündüm. Söz yazımım çok planlı ilerlemiyor. Ne yaşıyorsam ya da çevremizde ne yaşanıyorsa onu yazıyorum. Daha ağlak ya da daha umursamaz görünmesi de biraz hayatın o dönem bize hissettirdiği şeylerle ilgili. O yüzden kurgu yok yazdığım şeylerde, hep yaşadıklarım ya da yaşananlardan etkileniyorum.

Bir Yangın şarkısı nasıl yazılıyor? Müzik yazımı ve söz yazımı arasındaki ilişkiyi merak ediyorum. 

Theo Kaya: Genelde önce notlar alıyorum. İlk müzikal fikir çoğu zaman Bora’dan geliyor. Sonra birlikte şekilleniyor. Ben şiirvari notlarımı, biraz yapboz gibi bir araya getirip şarkı formuna çeviriyorum. Sonra çocuklardan geçiyor, onlar da “şu cümle bizlik değil” gibi yorumluyorlar. Herkes her şeye karışıyor. En sonunda herkes müdahale etmiş oluyor; herkesin çorbada tuzu, şarkılarda payı mutlaka var.

Grup içinde güçlü bir fikir ayrılığı yaşandığında nasıl ilerliyorsunuz? Birinin kesin “hayır” demesi yeterli oluyor mu, yoksa birbirinizi ikna etmeye çalışan bir süreç mi işliyor?

Bora Yavrucuk: Hepimizin bir veto hakkı vardı aslında ama…

Theo Kaya: Herkesin bir veto hakkı vardı ama çok fazla veto yapıyorduk. Biri bir fikre kesin olarak karşıysa, önce onu ikna etmeye çalışıyoruz. Benim yakın zamanda çok karşı olduğum bir afiş fotoğrafı vardı mesela. İkna olmuyorsa da “Tamam, tartışmaya değmez” deyip geçiyoruz genelde.

Bu albümde prodüksiyonu da Bora üstlendi. Dışarıdan bakınca bu hem daha özgürleştirici hem de daha yorucu bir pozisyon gibi görünüyor. Bora, senin için süreç hangisine daha yakındı?

Bora Yavrucuk: Hayatım biraz zehir oldu, onu söyleyebilirim! Grup arkadaşlarıma da hayatı zehir ettim. İlk albüm Plastik’i yaptığı işte yetkin ve deneyimli insanların yardımıyla yapmıştık, Taner Yücel gibi çok deneyimli biri vardı. Böyle insanların olması işleri kolaylaştırıyor. Ama bunu kendim denemek de çok öğreticiydi. Denemiş olmak çok hoşuma gitti. Bu sayede istediğimiz şeyleri daha rahat deneyebildik. Çok planlı ilerlemek yerine sürekli deneyerek kayıt yaptık ve bu hoşuma gitti.


“Şarkıları nihayetinde canlı çalınmak üzere yazıyoruz aslında. Evde kulaklıkla tek başına dinlenmekten çok, kalabalık içinde yaşanmasını önemsiyoruz.” -Sarp Gürkan

Müziğinizde farklı türlerden beslenen çok doğal bir akış var. Yeni bir şarkının karakterini belirleyen ilk kıvılcım genelde nereden geliyor?

Bora Yavrucuk: Sabit bir yöntemimiz yok. Bazen çok sevdiğimiz bir şarkının hissini yakalamaya çalışıyoruz. “Bunu ne kadar çalsak etik olur, bunu birebir çalmadan benzer bir duygu yaratabilir miyiz?” diye düşünüyoruz.

Theo Kaya: Neydi o cümle,”İyi sanatçılar kopyalar, büyük sanatçılar çalar” mıydı?

Bora Yavrucuk: Biz de daha çok hissiyatın peşinden gidiyoruz. Bazen tek bir şarkı, bazen daha genel bir fikir çıkış noktası oluyor. Sonra da bol bol çalıyoruz.

Aynı zamanda son birkaç yılda oldukça yoğun bir konser temposu içindeydiniz. Bu deneyimin yeni albümün yazım sürecine etkisi oldu mu?

Sarp Gürkan: Kesinlikle oldu. Sürekli sahnede olmak, bizi bugünkü Yangın’a dönüştüren en önemli şeylerden biri.

Efe Sanlav: Albümün şekillenmesinde de çok etkiliydi. Bugünkü, daha sert sayılabilecek sound’a, şu anda yaptığımız müziğe ulaşmamızda canlı performansların büyük payı var.

Sarp Gürkan: Biz şarkıları nihayetinde canlı çalınmak üzere yazıyoruz aslında. Evde kulaklıkla tek başına dinlenmekten çok, kalabalık içinde yaşanmasını önemsiyoruz. Daha kolektif bir şekilde tüketilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Bora Yavrucuk: Ama bu albümde canlı çalarken bizi zorlayacak şeyler de yazmamızın sıkıntısı da oldu. Sonra onları sahnede uygulanabilir hâle getirmek için yeni çözümler geliştirdik. Efektleri ya da başka unsurları canlı çalabileceğimiz şekilde yapmaya çalışmak da hoş bir etkinlik oldu.


“Merch satın alan ve seven insanlarız; grup tişörtü, anahtarlık vs. almayı çok seviyoruz. Kendi merchlerimizi yapma sebebimiz de bu aslında, bizim de çok sevmemiz.” -Efe Sanlav

ŞANS Ltd. kapağı da albüm kadar hareketli ve katmanlı hissettiriyor. Kaan Walsh ile çalışırken görsel dünyaya dair nasıl bir ortak dil kurdunuz? Başından beri aklınızdaki görüntü buna yakın mıydı?

Theo Kaya: Biz Kaan’ın işlerini önceden de çok beğeniyorduk, yarış atı fotoğrafları falan da çekmiş zamanında. Hepimiz biliyorduk zaten, çok beğendiğimiz biriydi. İlk toplantı gibi bir şey yaptık ve çok güzel bir fikir çıktı ortaya. Çok güzel bir iş çıkardı, bizim içimize en çok sinen kapak oldu.

Sizi etkileyen, dönüp dönüp dinlediğiniz konsept albümler var mı? Ya da ŞANS Ltd.‘i hazırlarken aklınızın bir köşesinde duran işler oldu mu?

Sarp Gürkan: Dream Theater’ın Metropolis albümü geliyor aklıma ama ondan etkilenmedik.

Arctic Monkeys’in bir albümü vardı sanki…

Theo Kaya: Evet, Tranquility Base Hotel & Casino. Onu ben ilk çıktığında beğenmemiştim ama sonra çok sevdim. Uzayda bir otel işletmecisi hakkındaydı. Son dönemde Fontaines D.C.’nin Romance albümünü seviyorum. Ama aslında bizim yaptığımız şey klasik anlamda konsept albüm değil. Daha çok albümün etrafında kurduğumuz bir dünya var.

Yangın’ın ürettiği merch işleri hep albüm dünyasının bir uzantısı gibi duruyor. Bugün konserde satışa çıkan Yangın forması, oyuncak figürler ya da önceki dönemlerde yaptığınız işler bunun güzel örnekleri. Hiçbir üretim ya da bütçe sınırı olmasa, hayata geçirmek isteyeceğiniz en çılgın Yangın ürünü ne olurdu?

Efe Sanlav: Biz de merch satın alan ve seven insanlarız; grup tişörtü, anahtarlık vs. almayı çok seviyoruz. Kendi merchlerimizi yapma sebebimiz de bu aslında, bizim de çok sevmemiz.

Sarp Kaya: Evet bence de. Ama soruya cevap olarak ben Yangın heykeli yapılsın çok isterdim.

Bora Yavrucuk: Şişme havuz isterdim ben.

Efe Sanlav: Ben de hepimizin çok kaslı ve kel oyuncaklarını isterdim. Mesela kaslı, kel ve Yangın kıyafetlerinde bir Sarp, basıyorsun üstüne “Abi oraya gitmeyelim.” diyor. Çok isterdim gerçekten.

Theo Kaya: Birkan’a ateş silahı istiyorduk.

Sarp Gürkan: Bu grup kurulduğunda Birkan yoktu, biz dördümüzdük ve grubun adını Yangın koyduk. Ama işte yıllar sonra Birkan katıldı ve aslında ateşle en alakalı olan o. 

Universal Music çatısı altında yayımlanan ilk işlerinizden biri bu albüm. Bu geçiş günlük üretim pratiğinizde ya da geleceğe dair planlarınızda somut bir değişiklik yarattı mı?

Sarp Gürkan: Eskiden büyük plak şirketlerine karşı daha önyargılıydım. Ama Universal ile çalışınca bunun tamamen değiştiğini söyleyebilirim. Gerçekten müziği seven insanlarla çalışıyoruz. Konserlerimize geliyorlar, bizi takip ediyorlar. Çok geliştirici bir deneyim oldu.

Bora Yavrucuk: Deadline sistemi de çok etkiledi. Bir teslim tarihi olması bazen “Acaba acele mi ediyorum?” hissini yaratıyor.

Sarp Gürkan: Onun dışında geleceğe bakışımızı değiştiren bir durum olmadı. Universal olsa da olmasa da yine aynı müziği yapıyor olurduk. O yüzden bizim üretim biçimimizi değiştiren bir şey olmadı.