Mevsimlik Obi-Wan Kenobi

Disney+ dizisi Obi-Wan Kenobi, peşi sıra yayımlanan Star Wars uzantıları arasında en büyük heyecan yaratanı şüphesiz ki. Bunda şimdiye dek yayımlanan spin-off dizilerin başarısından ziyade ikinci üçlemenin ikonik karakterlerini, orijinal oyuncularıyla birlikte ekrana taşıyor olmasının payı var tabii. 27 Mayıs Cuma günü, ilk iki bölümünün birlikte prömiyer yapacağı mini seri için geri sayım sona ererken, lise yıllarından arkadaşım olan bir başka Obi-Wan’la, Denizcan Durukan’la buluştum. Hem Star Wars sevdasının nasıl başladığını hem Türkiye’deki fan komünitelerinin nasıl işlediğini hem de diziye dair neden heyecanlanmamız gerektiğini dinledim.

Advertisement

Denizcan, 1990 İstanbul doğumlu bir Star Wars tutkunu. Kendini bir popüler kültür meraklısı olarak tanımlıyor; sinema, müzik, çizgi roman, oyunlar ilgi alanlarına girmekte. Şu sıralar pek aktif olmayan ama yeniden canlandırmayı arzuladığı bir Twitch kanalı da mevcut. 10 yıldır finansal kontrolör olarak çalışıyor. “Mesleğim finans ama yoğun hayat temposunda vakit buldukça Star Wars’la haşır neşir olmayı seviyorum.” diyor. Bu haşır neşirlik, kimi özel günlerde, etkinliklerde ya da buluşmalarda Obi-Wan Kenobi karakterine dönüşmeyi de kapsamına almakta.  

Başlangıç noktası: The Phantom Menace 

Star Wars evrenine olan tutkusunu bilsem de bu sevdanın nasıl başladığını hiç dinlememiştim. Birçok akranımızla benzer şekilde, 1999’da The Phantom Menace filmiyle başlamış her şey. Kadıköy Rexx Sineması’nda babasıyla birlikte izlediği filmden önce evdeki bazı oyuncaklar, arada televizyonda denk geldiği ya da babasının arşivindeki video kasetlerden izlediği önceki filmlerden bu dünya hakkında birtakım bilgileri varmış. Ama fitili yakan şey sinema salonundaki deneyim olmuş. “Çok vurulmuştum evrene o zamanlar” diyor ve anlatıyor: “Tabii o zaman 8-9 yaşındayım, Star Wars evrenindeki bir tane gezegeni dünya zannetmiştim. Başta geçen ‘Çok uzak bir galakside…’ vurgusunu kaçırmışım.”

Peşinden gelen 2002 ve 2005 tarihli filmlerle bu aşk iyice pekişmiş. Çocuklukta, her şeyden kolayca sıkılabilinen yaşlarda Star Wars tutkusunun asla sönmediğinin altını çiziyor. Bundaki en önemli faktör, Lucasfilm’in Star Wars ekseninde yarattığı, hiç bitmek bilmeyen “expanded universe” kavramıymış. Fanların da katkıda bulunabildiği, bir parçası olabildiği; her geçen gün yeni bir kitap, oyun ya da seriyle büyüme devam eden bir kurgu olması ona çok çekici gelmiş. “Ben de 8-9 yaşından beri bu evrenin bir parçasıyım, iyi ki de hiç çıkmamışım!” diyor.  

Peki Obi-Wan Kenobi, tutulduğu ya da kendine yakın gördüğü ilk karakter miydi? Denizcan anlatıyor:

“Evet, ilk göz ağrım Obi-Wan’dı. The Phantom Menace’da ‘padawan’ dediğimiz çırak rolündeydi. Aslında orijinal trilojide de Obi-Wan var; yaşlı, Alec Guinness’in canlandırdığı Obi-Wan. Sonrasında Ewan McGregor’ın canlandırdığı gençlik dönemi var. Çocukken kılıcının mavi olması, tipi, hikâyede bir yan karakter gibi kalmasına rağmen duruşu, söyledikleri, diyalogları, Anakin’i eğitmesi… Sonuçta Obi-Wan gerçek bir Jedi. Jedi’lığın tüm iyi özelliklerini taşıyor; sadakat mesela. İnandığı kodlara bağlılığı, sabrı… Bunlar benim karakterimle de çok örtüşüyor. Bazı açılardan kendimi benzetiyorum Obi-Wan’a. Bir de Star Wars’un köklerinde yatan aydınlık-karanlık savaşında aydınlığı en doğru şekilde temsil eden karakterin o olduğunu düşünüyorum.”

“Bir cosplayer değilim.”

Star Wars tabii ki popüler kültürün en büyük fan kitlesine sahip olgularından biri. Belki de en büyüğü. Dünyanın dört bir yanında düzenlenen ve binlerce Star Wars hayranını buluşturan etkinlikler malumunuz. Denizcan’ın da söylediği gibi, fanların da bu evrene kendilerinden bir şeyler katabilmesi önemli bir detay. Cosplay âleminde de karakterleri yeniden canlandıran, kendi yorumlarını getiren Star Wars tutkunları büyük bir çoğunluğu oluşturuyor. 

Türkiye’de de azımsanamayacak bir fan kitlesi var elbette. Nitekim Denizcan için de Obi-Wan Kenobiliğe uzanan yolculuk, üniversitedeki ilk yılllarında düzenlenen Star Wars etkinliklerine katılması olmuş. O dönem yeni yapımlar olmadığı için filmlerin çok revaçta olmadığını ama eski filmlerin zaman zaman tekrar gösterime girmesi ve 2020’de hayatını kaybeden Darth Vader aktörlerinden David Prowse’un İstanbul’a gelmesi gibi sebeplerle buluşmalar düzenleniyormuş. Bu etkinliklere “bir tane kıytırık bornoz, içine tişört ve pantolonla” gittiğini ve düzgünce kostümünü giymiş insanları görüp bu meseleyi ciddiye alması gerektiğini düşündüğünü anlatıyor, role giremediğini söylüyor. Sonrasında, 2016’da Londra’daki bir Star Wars dükkânından kostümünü alabilmiş. Bugün yaptığı şeyin de cosplayerlık olmadığını vurguluyor:

“Cosplayerlığa sevdalanmış insanlar kostümünü kendi diker, bu işin raconu budur. Sen hazır bir şey satın alırsan, o kostüm giymek oluyor; o yüzden benimki cosplayerlık hiç değil. Ben mevsimlik Obi-Wan’ım.”

Mevsimlik Obi-Wan tanımını açalım: Türkiye’de Denizcan’ın “fanservice” olarak adlandırdığı, iki geniş çaplı Star Wars fan komünitesi / teşkilatı var. Bunlardan biri, yildizsavaslari.com web sitesinin sahiplerinin kurduğu organizasyon. Diğeri de Denizcan’ın da yaklaşık 15 yıldır bünyesinde bulunduğu JediTurk. İki oluşum da Lucasfilm’den onaylı. Bu, ekiplerin diledikleri gibi Star Wars etkinlikleri ya da gösterimler düzenleyebileceği, resmî oyuncak dağıtabileceği anlamına geliyor. Zira Lucasfilm, dünya genelindeki fan gruplarını da yakından takip etmekte. Şöyle anlatıyor Obi-Wan:

“Üzerine Vader kostümü giyip bir Star Wars etkinliğine katılamıyorsun. Diyeceksin ki ‘Nereden duyuyorlar?’; duyuyorlar işte… Temsilcileri var, temel etkinliklerin düzenlendiği yerlerde bu insanlar geziyor ve öyle kafana göre bir kostüm giyip Lucasfilm’in adını taşıyacak bir etkinlik yapamıyorsun kolay kolay.”

Kağan Atsüren’in 90’lar sonlarında kurduğu JediTürk, Türkiye’deki hemen hemen tüm Star Wars etkinliklerine katılıyor. Galalar örneğin. Ekipçe hareket ediliyor, beraber kostümler giyinip etkinlikte pozlar veriliyor, düellolar yapılıyor. Bunun elbette maddi bir karşılığı da var. 

O günlerde çekilen fotoğrafların, kostümü almış olmasını kendince anlamlandıran detaylardan biri olduğunu söylüyor Denizcan. JediTürk ekibinin şu andaki tek Obi-Wan Kenobi’si kendisi. Ama her karakterden yalnızca bir tane olmadığını söylüyor. Etkinliklere de her karakterden bir tane ile katılmak gibi bir kural belirlenmemiş; herkes kendine yakın hissettiği Star Wars kahramanına dönüşebiliyor. Yine de organizasyon tarafından “Ben bir tane şu şu karakterden istiyorum” gibi bir talep gelirse, ekipte fiziksel olarak en benzeyen kişi tercih ediliyormuş.

“Orada bir sahneyi canlandırmıyoruz ama yalandan bir düello yapalım diyoruz ve havaya giriyoruz. Kostüm giymenin sana kattığı şey evrenin daha çok parçası gibi hissedebilmek.”

Role hazırlanmak

Kostüm, kostüm diyoruz ama bahsettiğimiz sıradan bir Obi-Wan Kenobi kostümü değil. Üç-dört çantaya sığdırılabilen, çizmesinden kemerine her detayı orijinaline sadık kalınarak yapılmış 10-12 parçalık bir kostüm. Taşıması ağır, giymesi zor. Hele yaz aylarındaki etkinliklerde çok terlediğini söylüyor ama fiziksel açıdan en zorlusunun Vader kostümü olduğunu da belirtiyor.

Mevsimlik Obi-Wan Kenobi’nin bu kostümü tek başına giymesi mümkün değil; ben asla beceremezdim. Eşi Duygu da bu süreçte yardımcı olmak üzere yanımızda. Yıllar içinde profesyonelleşmiş iyice, seri bir şekilde Denizcan’ı dönüştürüyor. 15-20 dakikalık bir süreç bu. Kostümün olmazsa olmazı; mavi ışıklı, savururken ses efektleri çıkaran ışın kılıcı ise 2004’ten beri onunla birlikte.

Karaktere fiziksel açıdan benzemek de önemli tabii. Kostüm gerçekçi olsa da saç-sakal gibi detayları da göz önünde bulundurmak gerek. Bu anlamda her zaman kendini Obi-Wan olmaya “hazır” tutup tutmadığını soruyorum.

Star Wars etkinliklerinin düzenlenme ihtimali olan zamanlarda, mesela bu ara, dikkat ediyorum. Nisan ayında ‘Ben bir süre saçımı kestirmeyeyim’ dedim mesela. Çünkü biliyorum ki yakın zamanlarda bir etkinlik olacak. Teknik olarak Obi-Wan, Star Wars filmlerinde çok farklı tiplerden geçmiş bir karakter. Ben saçımı kestirsem Episode 1’daki Obi-Wan Kenobi olurum mesela. Özellikle benzeyeyim demiyorum ama arkadaşlarımın ara sıra ‘Obi-Wan’ın Episode 3’deki hâline benzemişsin’ demesi hoşuma gidiyor, motive ediyor. O dönemki saç ve sakalını çok beğeniyorum, dizideki hâlini de beğendim. O yüzden biraz ona paralel gidiyor.”

Ekipçe katıldıkları etkinlikler de çeşitlilik gösteriyor. Örneğin bundan 3-4 yıl önce Ataşehir’deki bir ilkokulda, öğrencilerin talebiyle Star Wars karakterlerinin katıldığı bir organizasyon yapılmış. Önemli bir basketbol maçının ardından, Star Wars kahramanları sahaya çıkmış. Beraber fotoğraflar çekilmiş, hatta basketbol oynanmış. Çocuklarla buluşmanın çok anlamlı olduğunu hissediyor, muhtemelen kendisinin bu evrene tutulduğu yılları anımsayarak.   

Tabii Obi-Wan Kenobiliğin, günlük yaşantısı ve finansal kontrolör kimliğiyle çakıştığı durumlar da olmuş. Bir etkinlik öncesi ofiste işinin uzaması sebebiyle gecikmemek adına kostümünü evde giyip yola çıkması gerekmiş mesela. “Köprüden direksiyon başında Obi-Wan Kenobi olarak geçtim!” diyor.

Denizcan’la Star Wars konuşmak, onun Obi-Wan’a dönüşümünü izlemek; hayranlığın en pür hâllerinden birine tanık olmamı sağladı. Açıkçası sohbetimizden beri hayatta bu kadar kendimle ilişkilendirdiğim bir fanlığım olup olmadığını düşünüyorum kendi kendime. Yanıtın hayır olduğu aşikâr. Bu kadar uzun soluklu bir adanmışlık başka bir şey. Tabii durumu çok romantize etmeye de gerek yok bir yandan. Fotoğraf çekerken “daha önce hiç bu pozu vermemiştim” diye heyecanlanıyor ya da benim ışın kılıcının tozunu sildiğim bir mizansen yaratıyor. Çok eğlendiği her hâlinden belli.  

Neden Obi-Wan Kenobi için heyecanlanmalıyız?

Bu soruya en kapsamlı yanıtlardan birini Denizcan’ın vereceğine şüphe yok. Ben aradan çekiliyorum, söz Obi-Wan’da:

“Star Wars’a ilgi duyanlar zaten biliyordur, Obi-Wan Kenobi dizisi prequel dönem dediğimiz 1999-2002-2005’te çekilen filmlerle orijinal triloji arasında bir dönemde geçiyor ve bu dönemi anlatan çok fazla yapım yok. Öncesini anlatan yapımlar var; benim hiç sevmediğim, sequel olarak adlandırdığımız Episode 7-8-9 diye geçen dönemler ise hep orijinal trilojiden sonrası. Bu dönem çok merak edilen bir dönem Star Wars evreninde. Episode 3 birçok Star Wars filminin aksine kötülerin kazandığı bir film. A New Hope ile Episode 3 arasındaki dönemi insanlar merak ediyor çünkü Vader’ın yükselişe geçtiği, zirve dönemi diyebileceğimiz bir dönem. Star Wars evrenine derinlemesine dalmışsan biliyorsun o dönem yazılan yapıtları ama film ya da dizi tadına bir şey hiç yapılmadı. Sadece Rogue One var o da A New Hope’un tam öncesi, film bittiğinde zaten son sahnesi orijinal trilojinin başladığı yere bağlanıyor. Benim bu kadar ilgimi çekmesinin en büyük sebebi direkt Obi-Wan Kenobi hakkında bir dizi olması. Bu Obi-Wan’a daha çok odaklanacağı anlamına geliyor. Obi-Wan’ın daha hermit gibi yaşadığı dönem. Yoda’dan aldığı bir görev var, o da Luke’a göz kulak olmak. A New Hope filmindeki hope (umut) aslında Luke. Obi-Wan’ın Luke’a göz kulak olması ve hermit yıllarında başından geçenler anlatılıyor. Vader’ı da dizide Hayden Christensen oynuyor. Vader’ı tekrar zirve döneminde göreceğiz ve Obi-Wan ile muhtemelen bir kapışması olacak. Bunları görmeyi bekliyorum. Hâliyle bir yandan çok büyük beklentim var, bir yandan da bu tip zamanlarda insan korkuyor da… Bazen öyle yapımlar çıkıyor ki ‘Keşke hiç hiç olmasaydı da bunları görmeseydim…’ diyor insan. Ben bunları 7-8-9 için söylüyorum yani… Ne kadar filme gitsek de, sinemada etkinlikler yapsak da, kostümümüzü giysek de geriye dönüp baktığımda bir-iki sahne dışında hiç beni çeken bir şey olmadı. Ama The Mandalorian, The Book of Boba Fett gibi son dönem dizilerin ardından Obi-Wan Kenobi’nin de iyi bir yapım olarak karşımıza çıkmasını bekliyorum. Popüler kültür ağzıyla ‘hypelıyım!’”

Röportaj: Cem Kayıran 
Görsel: Deniz Bankal
Teşekkürler: Duygu Adalı Durukan, Eftelya Koyuncu