Teftiş: Adult Jazz @ Paradiso Kleine Zaal, 18 Kasım 2014

İlk albümü Gist Is’le bu yıl en çok dinlediğimiz gruplardan biri olan Adult Jazz’ı Amsterdam’ın ünlü konser mekanı Paradiso’nun küçük salonunda izledik. Bant Mag. ekibi olarak hem Oturduğum Yerden sergisi, hem de Selda feat. Boom Pam, Tsu!, Baba Zula ve Grup Ses Beats’in performansları ile katılacağımız, Silver Apples, Einstürzende Neubauten, Mac DeMarco, Swans, Autechre, Trans AM ve daha nice isimle dolu Le Guess Who? festivali öncesinde, Amsterdam’da Adult Jazz’ı yakaladık. Bu yıl dinlemeye doyamadığımız, akıcılığıyla beni mest eden Gist Is albümündeki parçaları ilk kez canlı dinleyeceğim için fazlasıyla heyecanlıydım. Grubun bugüne kadar iyi kalitede bir canlı performans video’sunu izlememiş olmam da konserden önce performansla ilgili birçok konuda aklımda sorular oluşmasına sebep olmuştu. Özellikle boşlukların albüm genelinde bir enstrüman gibi görev görüyor olduğu detayını düşünerek, canlı performansta bunun ne kadar etkili bir şekilde sahneye yansıyacağını merak ediyordum. Albümün de açılış şarkısı olan ”Hum” ile konsere başlayan İngiliz grup, nefis vokal melodileri ve ağır ağır yayılan seslerle bezeli bu şarkıyla dinleyiciyi hemen etkilemeyi başardı. ”Hum”ın albümdekiyle neredeyse birebir şekilde tınlayan performansının ardından, Gist Is‘in öne çıkan şarkılarından ”Springful”u da yine kusursuz şekilde çaldı. Özellikle vokalist Harry Burgess’in, yer yer efektler eşliğinde canlı performansta da albüm kalitesinde söylediğini belirtmek gerek. Nispeten küçük bir salonda konumlanan Paradiso’nun Kleine Zaal sahnesinde ses dengeleri de gayet etkileyiciydi. Sürekli kendi arasında enstrümanları değiştiren grup üyeleri, seyirciyle iletişim kurmakta da çok başarılıydı. Özellikle Burgess’in konserin sonlarında bis yapmayacak olmalarıyla ilgili ” Şimdi size yalandan gidiyormuşuz gibi yapmamızın ne anlamı var?”  tadındaki açıklaması salonda epey kahkahaya sebep oldu. photo 4 Performansa dönecek olursak, albümden sevdiğim şarkılar ”Be A Girl”, ”Am Gone” ve ”Donne Tongue” genel itibariyle çok tatmin edici şekilde çalındı. Fakat grubun ”Spook” gibi etkileyici finali olan bir şarkının ardından çalmayı tercih ettiği ”Pigeon Skulls”, düşük temposu ve bir türlü ilerleyemeyen trafiğiyle dinleyicilerin bir nebze olsun konsere olan odağını kaybetmesine sebep oldu. Konserin sonunda çalınan ve ben de dahil olmak üzere tüm dinleyicilerin büyük bir merakla beklediği ”Idiot Mantra” performansıysa, konserin genelinin aksine albüm versiyonunu aratan bir performans oldu maalesef. Parçanın çok katmanlı vokallerini canlı performansa olduğu gibi yansıtamayarak şarkının akışında önemli bir boşluk yaratan ekip, şarkının en karakteristik yanlarından biri olan ana gitar riff’inin doğudan çıkma bir enstrüman gibi tınlayan tonunun yerine daha sıradan bir gitar tonu kullanarak da şarkıyı heyecanla bekleyen bizleri biraz da olsa hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim. Çok genç bir ekip olan Adult Jazz’ın, etkileyici şarkılarının yanı sıra, etkileyici bir performans grubu olduğunu bu konserle görmüş ve duymuş oldum. ”Idiot Mantra” gibi etkileyici bir prodüksiyonun sahneye olduğu gibi yansıyamaması, performansın kalanı düşünüldüğünde anlaşılabilir hale geliyor. Harry Burgess dışında kalan üçlünün kendi arasında bas, gitar, trombon, perküsyon ve davul gibi enstrümanları sürekli değişerek kullanması, sahnede sürekli bir hareketlilik yaratıyor ve enstrümanlara her müzisyenin farklı bir bakışı olması da şarkılarda çeşitlilik yaratıyor. Yazının başında değindiğim boşluk hadisesiyle ilgili olarak da, boşlukların aslında sadece parçaların kayıtlı hallerinde değil de canlı performansta da önemli rol oynadığını söylemek mümkün. Böylesine genç bir grubun epey karakteristik bir yaklaşımı, çok usta bir şekilde işlemesi, bundan sonra yapacakları için de heyecan verici. Şu sıralar Avrupa turnesinde olan ekibin programına bir bakın, olur da bir yerlerde denk geliyorsanız sakın kaçırmayın! Önümüzdeki günlerde Le Guess Who?’dan nice konserin teftişiyle de buralarda olacağız hatırlatalım. Buraya tıklayarak da Adult Jazz’la Bant Mag. No:33’te yaptığımız röportajı okuyabilirsiniz.

Yazı: Cem Kayıran