Upchuck ile yeni albüm ve “iyi olma” hâlleri üzerine
Röportaj: Cem Kayıran - Fotoğraf: Michael Tyrone Delaney
Dünya berbat bir yer olmaya büyük bir ısrarla devam ederken “hayatta kalma” meselesini şarkılarında bir direniş alanı yaratarak kurcalıyor Atlanta çıkışlı Upchuck. 3 Ekim’de Domino etiketiyle yayımlanan yeni albüm I’m Nice Now, şefkat ve öfkenin buluşup kol kola girebildiği bir mosh pitin tam da göbeğinden sesleniyor. 13 şarkılık akışı “İtildik, hiddetlendik, çürüdük ama bizi yıkabileceğinizi sanmayın” diyen 32 diş bir sırıtış ya da okkalı bir orta parmağa benzetmek mümkün.
Henüz Upchuck ile tanışmayanlar için de müthiş bir ilk adım olacak “New Case” klibi albümden birkaç gün önce paylaşıldı. Üç dakikalık bu stop-motion harikasının yönetmeni, İsveçli görsel sanatçı ve müzisyen Cissi Efraimsson ile İlayda Güler’in 2024 ilkbaharında yaptığı röportajı da buradan okuyabilirsiniz.
Aksi iddia edilse de çeşitlilikten uzak, konforlu ve steril kalıplarla örülü punk sahnesinde, içindeki gerilimi dönüştürücü bir biçimde şarkılara akıtan vokalist KT (Kalia Thompson) ile I’m Nice Now albümünün çıkışına yaklaşık bir ay kala bir Zoom seansında buluştuk. Ty Segall prodüktörlüğünde meşhur Sonic Ranch Studios’da kaydedilen albümü, Upchuck ile sahnede olmanın nasıl bir his olduğunu ve dinleyene iyi gelen şarkılar yazma motivasyonlarını konuştuk.
“Artık enerjimi Trump’a sinirlenmeye ya da boş şeylere harcamak istemiyorum. Kendimi güçlü tutup, bu boktan dünyada var olmaya devam etmeye çabalıyorum.”

Şu sıralar turnedesiniz, nasıl gidiyor her şey? Upchuck’la turnede olmanın en keyifli yanı senin için nedir? Punk sahnesinin genellikle beyaz ve erkek ağırlıklı olduğu Avrupa’daki sahne deneyimlerin nasıl genel olarak?
Ah, bilmiyorum ya. Sanırım en güzeli hepimizin dost olması ve aramızın gerçekten iyi olması. Yedi yıldır birlikteyiz artık, düşün yani. Sanırım dün en sevdiğim günlerden biriydi; Green Man Festival’da çaldık, inanılmazdı. Bu turne baya iyi geçti açıkçası. Amyl & The Sniffers ile çıktığımız önceki turnede bazen bizi 10 kişinin dinleyeceğini düşünüyordum ama bu sefer öyle değildi.
Sahnede olmak da kesinlikle harika! Her konserde mosh pit oluyor, en az bir iki tane. Sürekli hareket var, bu da bana enerji veriyor. Seyirciden o enerjiyi alamazsam ben de düşüyorum, performansımın en iyisini veremiyormuş gibi hissediyorum. Ama eğer onlar hazırsa, ben de sonuna kadar hazırım. Bu tamamen müzisyen ve dinleyici arasındaki enerji alışverişine bağlı bir durum.
Yeni albümün çıkış tarihinin yaklaşıyor, heyecan epey yüksektir diye tahmin ediyorum.
Aşırı heyecanlıyım. Bir an önce çıksın istiyorum çünkü bu benim Upchuck albümleri arasındaki kişisel favorim. Gerçekten sabırsızlanıyorum, herkesin de benim kadar sevip sevmeyeceğini merak ediyorum.
Albüm gerçekten harika. Benim de favorim olduğunu söyleyebilirim. Ty Segall ile ikinci kez çalıştınız, biraz bu dinamikten bahseder misin? O sizde farkında olmadığınız bir şeyi ortaya çıkarıyor mu sence?
Sanırım bu tamamen bir “rahatlık” meselesi. Ty arada öyle şeyler yapıyor ki bizi sürekli uyanık tutuyor. Sadece 10 günümüz vardı. Sürekli kayıt yapıyorduk, kafamız bulanıyordu artık. Bunu fark ettiği zaman bir anda bir balon patlatıyor ya da “Çok hızlı çalıyorsunuz, hadi 20 şınav çekin!” diyordu. Böyle şeylerle enerjiyi diri tutuyordu. Onun gerçekten farklı biri olduğunu düşünüyorum, tuhaf ama güzel bir şekilde. Bizi gerçekten anladığını hissediyorum.
Peki Sonic Ranch’te kayıt yapmak nasıl bir deneyimdi? Mekânın albüme kattığı bir doku oldu mu sence?
Kesinlikle. İyi ki oraya gitmişiz. Teksas ve Meksika sınırında bir yer, tamamen farklı bir atmosfer. Kaçacak, dağıtacak bir yer bile yoktu. Stüdyoyu yöneten Tony de acayip biri. Oradaki herkes biraz tuhaftı bence. Tabii iyi anlamda bir tuhaflıktan bahsediyorum. Bu da bizi birbirimize daha çok bağladı. Her şey çok rahattı. Günde üç öğün yemek veriliyor ve herkesin kendi odası var. Turnede genelde böyle olmaz; oradayken biraz kendi kendine kalıp nefes alabilme imkânın oluyordu.
Aynı anda başka gruplar da orada kayıt yapıyordu değil mi?
Evet! Hep birlikte takıldık, birbirimizin stüdyosuna gidip kayıtları dinledik ve üzerine lafladık Tekrar gitmemiz gerekirse bir an bile düşünmem!
Yeni albümün adı I’m Nice Now (Artık iyiyim). İronik bir havası var, hikâyesi nedir?
Komik ama isim Hoff’tan çıktı. “Ne dersin, I’m Nice Now mı olsa?” diyordu sürekli. Çünkü önceki turnede “Ben Koç burcuyum, benimle oynama!” falan diyordum sürekli. Bu sefer “Yok yok, I’m nice now diyordum. Sonra düşündük, aslında bu isim bize uyuyor. Gerçekten artık biraz daha sakinim. Çünkü dünyada o kadar saçmalık, kötülük var ki öfkelenmek çok kolay. Ama artık enerjimi Trump’a sinirlenmeye ya da boş şeylere harcamak istemiyorum. Kendimi güçlü tutup, bu boktan dünyada var olmaya devam etmeye çabalıyorum.
Albümü dinlerken bu öfke kesinlikle dinleyiciye geçiyor ama bittiğinde içimi enteresan bir mutluluk kapladı. Sanki arkadaşlarımla güzel bir akşam geçirip eve dönmüşüm gibi. Şarkıların bu hissi yaratmasını sağlayan şey sence ne? Upchuck’ın gizli sosu ne?
Hmm… Bu iyi bir soru ve bu açıdan hiç düşünmemiştim. Sanırım cevabı da “biz” olmamıza çıkıyor. Biz nasılsak şarkılar da öyle oluyor. Sahnedeki hâlimiz, turdaki hâlimiz, şarkılarımız, hepsi birebir aynı. Gerçekten bu kadar doğalız.
Peki bu albüm özelinde “iyi hissettiren” şarkılar yazmaya özen gösterdiğinizi söyleyebilir miyiz?
Elbette. “Tired” mesela bence tam bir iyi his şarkısı. Daha tatlı bir parça. Hatta “Lost One”ın sözlerinde bir anlamda “Dostum sürekli bağırmamdan yorulmadın mı?” diyorum. Yani artık öfkeli olmak istemiyorum. Her albümde aynı şeyi yapmak istemiyorum. Bir yerde değişmesi gerekiyor.
Tabii epey kişisel anlatılar da var işin içinde. “Forgotten Token” örneğin. Video klibinde de ailenle birlikte kamera karşısına geçtiniz hatta.
“Forgotten Token” geçen yıl kaybettiğim kız kardeşime bir saygı duruşu. O inanılmaz bir kadındı. Çok yetenekliydi ve çok yoğun çalışıyordu. İnsanların onun yeteneklerini nasıl sömürdüğünü göstermek istedim. Ertesi gün ölecek olsa bile bazıları hâlâ umursamayacaktı. Bu özellikle Siyah kadınlar ve beyaz olmayan herkes için söz konusu ne yazık ki.
Bu projeyi hayata geçirmemde Ian Cone bana çok yardımcı oldu. Ve yakın arkadaşım Maximiliano Balbuena da senaryoyu oluştururken büyük destek verdi. İkisine de kocaman teşekkürler, çünkü bunu yapabilmek benim için gerçekten zordu.
Atlanta ile ilişkine gelirsek, yıllar içinde şehirle arandaki bağ nasıl değişti?
Atlanta’yı seviyorum. Ama artık bazı yerlere rahatça gidemiyorum, özellikle de mahalledeki bara. Farklı olmak bazen zor. Belediye başkanı Andre Dickens bizi mahvediyor; Cop City, soylulaştırmaya, tamamlanmayan projeler, karşılanmayan vaatler… Hepsi sinir bozucu. Atlanta çok değişti ve inanılmaz pahalılaştı. Ama topluluk hâlâ burada, hâlâ direniyoruz.
Yaklaşık dokuz yıl önce Famous Class’tan Cyrus’la röportaj yapmıştım.
Aa, gerçekten mi?
Evet, o etiketi ve yaklaşımlarını çok seviyorum. Sizden de 2022’de Famous Class sayesinde haberdar olmuştum. Şimdi Domino ile çalışıyorsunuz, yeni bir dönem başladı. Nasıl gidiyor her şey?
Domino harika. İşin tanıtım kısmında da turne organizasyonunda da inanılmaz destek oluyorlar. Onlar olmasa bu röportaj bile olmazdı. Gerçekten çok destekçiler. İşin en güzel yanlarından biri konserlerimize gelmeleri ve şarkılarımız eşliğinde pogo yapmaları Onların müziğimizi bu kadar benimsemesi çok hoşuma gidiyor. Kataloglarındaki diğer gruplara çok benzemiyoruz ama bizi sevdiklerini gerçekten hissettiriyorlar. Artık her şeyi kendimiz organize etmek zorunda değiliz. Bu da omzumuzdan büyük bir yük aldı.