Yaşa takılanlar: Elbow - Asleep in the Back

Yazı: utkan çınar

Elbow’un 2001 tarihli ilk albümü Asleep in the Back artık tam 25 yaşında. 

İlk dinleyişten bu yana neler değişmiş? Şarkıların arasına neler sızmış? Yaşa takılanlar açtı ve yeniden dinledi.


Elbow
Asleep in the Back
7 Mayıs 2001

Çok mühim albümdür çünkü…

Elbow ile tanıştığımıza çok sevindiğimiz albümdür. O dönemler bir enteresan. 90’ların coşkusu azalmış; grunge, Brit-pop gibi rock’ın son yüksek gişeli tarzlarının tekrara girmeye başladığı, Thom Yorke’un herkesi üzdüğü(!), Travis ve Coldplay’in geçer akçe olduğu garip zamanlar. Elbow tam da bu arada taze bir soluk oldu bizlere. Müzikal geçmişi oldukça yüklü bir şehirden, Manchester’dan geliyorlardı ama esin kaynakları farklıydı. Müziklerinde etkilerini rahatça seçebileceğiniz Talk Talk, Genesis, Peter Gabriel gibi isimleri sayarlarken, o dönem Radiohead’in Kid A ve Amnesiac deneylerine yelken açtığı ortamda arkasında bıraktığı “modern arabesk” boşluğu doldurma işini de üstlendiler bir yandan. Hatta o dönemler Doves ile aralarında, Oasis / Blur, Travis / Coldplay tarzı bir rekabet de üretilmeye çalışılmıştı diye hatırlarım. Doves’un da güzel şarkıları vardı o dönem ama şu an miras konusunda pek bir rekabet olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. 

İlk dinleyişte hissettirdikleri vs bugün hissettirdikleri

İlk şarkı “Any Day Now”ın girişindeki davullar hâlâ ilk andaki gibi etkilidir üzerimde. O günden bugüne dokuz tane daha albüm yayımladılar ve müzikleri, prodüksiyonları çok daha gelişti. Şimdiden bakınca Elbow takipçileri için albüm biraz fazla ham tınlıyor olabilir. Bu hamlık da çok onların kalemi değil aslında. Şarkıları ince eleyen bir prodüksiyona açık oldu her zaman. Bir yandan da Elbow herhangi bir dönemin, bir akımın takipçisi bir grup olmadı hiç. Guy Garvey’nin vokal melodilerinin taşıdığı, ince elenmiş bestelerle hep “düzgün çocuklar” oldular. Asleep in the Back ise Elbow’u belirleyen albüm değil. Bu ünvanı The Seldom Seen Kid’e vermeliyiz. Ancak o yolu açan albüm olduğu için de önemli. Müzik dünyasında istediğinizi yapma lüksü için güçlü ve özgün bir başlangıca ihtiyacınız vardır. Asleep in the Back bunu başarabilmiştir.   

Bunu biliyor muydunuz?

Elbow’u İstanbul’da iki kere izleme şansı bulmuştum. İlk olarak 2006’da Babylon konserlerine, diz bağlarımı kopardığımdan dolayı koltuk değnekleriyle gidip üst katta oturarak izlemiştim. Kendi soundlarını oturtmaya başladıkları üçüncü albümleri Leaders of the Free World’ün turnesi kapsamındaki konserin tadı hâlâ damağımda. Vokalist Guy Garvey’nin seyirciyle kurduğu son derece pozitif iletişim ve grubun kolektif dinamizmi harikaydı. Bir yıl sonra da bu sefer garajistanbul’a, İstanbul Film Festivali’nde gösterilecek The U.S. vs John Lennon belgeseli şerefine düzenlenen Come Together gecesi kapsamında, hemşerileri I Am Kloot ile beraber çalmışlardı. Amaç Lennon coverları duymaktı onlardan ama bunu çok da karşılamamıştı. Açıkçası iki Lennon coverı hatırlıyorum. Biri “Cold Turkey”, – o zaman ekşi sözlük’e not almışım; diğeri de yanlış hatırlamıyorsam “Instant Karma”. 

Bu arada İstanbul’un grupta bıraktığı izler de var. Albümlerinde bulunmayan “Hotel İstanbul” isimli bir şarkının yanı sıra geçen yıl yayımladıkları son albümleri AUDIO VERTIGO’dan “Knife Fight” isimli şarkı da Beyoğlu’nda bir bıçaklı kavgadan bahseder. Sonra bir daha izleyemedik onları; aslında 2008’de, The Seldom Seen Kid ile popülariteleri çok yükselince tahmin etmiştim böyle olacağını. Ama şehirle bir bağları olduğu aşikâr, bu da gelecekte onları tekrar canlı görmek için umutlandırabilir bizi.