Ahu Öztürk’le “Toz Bezi” üzerine

Ahu Öztürk’le “Toz Bezi” üzerine

Şubat ayında gösterildiği Berlinale’nin ardından, İstanbul Film Festivali’nden En İyi Film, Kadın Oyuncu ve Senaryo ödülleri ile ayrılan Toz Bezi filminin bu akşam Başka Sinema kapsamında özel bir gösterimi olacak. Film ekibinin de katılacağı gösterim, bu akşam 21:30’da Beyoğlu Sineması’nda. 13melek’in geçtiğimiz günlerde vizyona giren filmin yazarı ve yönetmeni Ahu Öztürk’le Bant Mag.’in mayıs sayısı için yaptığı röportajın bir kısmını buradan okuyabilirsiniz.

Röportajın tamamı Bant Mag. No:49 / Mayıs sayısında okunabilir.

Röp: 13melek 

Daha önceki çalışmalarınızdan bahsederek başlayalım. Sinema yapmaya nasıl karar verdiniz?

Üniversitede sinemayla uğraşan biri değildim, hayatımda daha sonra belirdi. Seçerek değil de eleyerek ulaştığım bir şeydi, ne yapmam gerektiğini el yordamıyla buldum. Bir tür sentez, sentezden daha fazlası benim için sinema. İlk belgeselle başladım, başkalarının belgesellerinde de çalıştım. Sandık gözaltında tecavüz meselesiyle ilgiliydi, Türkiye’de herhangi bir yerde göstermedim, yurtdışında gösterildi. Benim için ağır bir hikâyeydi, çekim öncesinden kurguya kadar olan bütün süreçte sağlam bir depresyona girdim. Sonra Açık Yara’yı yazdım. Param yoktu ve filmi nasıl çekeceğimi bilmezken Ankara Sinema Derneği tam daKars Öyküleri başlığı altında bir yarışma açtı. Benim hikâyem de köyde geçecek bir hikayeydi, Karslıyım zaten. Oraya başvurdum ve seçildi, onlarla birlikte çekmiş oldum. Daha sonra başka uzun metrajlı senaryolar üzerinde çalıştım, hatta bir tanesiyle çok ilgiliyken Toz Bezi’ni yazmaya karar verdim.

Filme dair aklınıza ilk düşünce bir Kürt akrabanızın kendisini Çerkez olduğuna ikna ettiği bir hikâyeyle düşmüş. Toz Bezi ise iki gündelikçi kadının tutunma hikayesi. Fikrin çıktığı yerle vardığı yer arasında fark var.

O hikâye, bende Hatun’un genel çerçevesini çizdiği biraz deli bir kadının ışığını yaktı aslında. Onları gündelikçi yapmam teyzemin gündelikçi olması ve ona olan vefa borcumla ilgili. Bütün yolculuklarda aslında benzeri bir süreç olur, bir yerden başlarsın, başladığın yer gitmek istediğin yer olmayabilir. Onu yolun kendisi belirler, benim sürecimde de öyle oldu. Yazarken sınıf meselesi olay örgüsünün içinde kendiliğinden belirdi. İki gündelikçi kadın orta sınıf kadınların evlerine çalışmaya gidiyorlar, dolayısıyla orada kadınlar üzerinden sınıfsal bir karşılaşma alanı oluştu. Filmin bütün ekseni de bu çerçevede belirmiş oldu. 

Çekim süreci öncesinde film için fon ararken yazdığınız bir metin var. “Kendi utanç yükümden kurtulmak için bu filmi yapmak istediğimi anladım” diyorsunuz. Nedir o utanç?

Babam memurdu, biz başka bir şehirde yaşıyorduk, çocukken bir seferinde teyzemi ve diğer akrabalarımızı görmek için İstanbul’a gelmiştik. Teyzem beni temizliğe gittiği bir eve götürdü, o gün ilk defa öyle güzel bir ev gördüm. Ortada sezgisel bir duvar vardı. Aslında ev bizim gibiydi, kimse yoktu. Her şeyle oynayabilirdim, çocuğun odasındaydım ama oynamamam gerektiğini biliyordum. Bu, çocukluğu yoksullukla geçmiş birinin çok iyi bileceği bir duvardır. Ben orada teyzemin temizlikçi olduğunu anladım, annem bunu kimseye söylememen gerektiğini tembih ettiği için ben de söylememiş oldum. Tabii ki sonra lisede ve üniversitede sol tedrisattan geçtim, Toz Bezi’ni de çocukken bana devredilen bu utançtan yola çıkarak yazdım ve teyzeme ithaf ettim.

Gösterimle ilgili detaylar için buraya tıklamanız yeterli.

Benzer yazılar