Aklımdakiler: Tuğçe Şenoğul

Aklımdakiler: Tuğçe Şenoğul

Seni Görmem İmkansız ve Kahinar gruplarıyla yaptığı üretimlerin ardından kariyerinin ilk solo albümünü yayınlayan Tuğçe Şenoğul’a yakınındakiler, dostları ve hayatına bir noktada dokunmuş isimler merak ettiklerini sordu.

Hazırlayan: Busen Dostgül – İllüstrasyon: Sadi Güran

Tuğçe Şenoğul’un neredeyse eşine rastlanmamış olgun bir tınıya sahip “ilk” albümü Gölgelerine kış aylarının kasvetini kulaklarımızdan içeri süzerek nihayet hayatımıza girdi. Adeta bambaşka bir atmosfere ışınlandığımız seslerle daha önce deneyimlemediğimiz karanlıklara sürüklenme şansı bulduğumuz dokuz parçalık yolculuğumuza Şenoğul’un harika vokalleri, tüm albümü saran synth’ler, ustalıkla işlenmiş gitar ve baslar eşlik ediyor. Yılın en uzun gecesinde parçalarını ilk kez Salon İKSV sahnesinde canlı seslendiren Tuğçe Şenoğul, bu albümün hakkının uzun geceler olduğunu da üstüne basa basa anlatan bir performansa imza attı.

Seni Görmem İmkansız ve Kahinar gruplarıyla yaptığı üretimlerin ardından kariyerinin ilk solo albümünü yayınlayan Tuğçe Şenoğul’a yakınındakiler, dostları ve hayatına bir noktada dokunmuş olan isimler merak ettiklerini sordu.

Görkem Karabudak & Taner Yücel 
Albüm kayıtlarında vokallerin neredeyse tamamını yekpare şekilde söylemeyi tercih ettin. Yani başından sonuna kadar hiç durmadan, duygu yoğunluğunu bölmeden, tek parça halinde. Özellikle de titreşimleri bir ses dosyasına veya herhangi bir formata sıkıştırarak paylaşıyor olmamızın bile albüm prodüksiyonu gibi bir kurgu dahilinde “şimdilik” kabul edilebilir bir acizlik sayılabileceğini varsayarsak; bu yöntemi senin için vazgeçilmez kılan duygu neydi? 
Çok çektiniz benden değil mi! Evet. “Albüm aslında müziğin ruhuna aykırı mı? Kurgulayarak, sıkıştırarak onu hapis mi ediyoruz?” zaten çok cevaplı ve karışık bir soru. Bana bir albümde şarkının ruhunu, hissini tam bir kanallıkla aktarabilmek vokalin en önemli görevi gibi geliyor. Bu nedenle kesip bölerek ya da çoğaltılarak yapılan vokal kayıtlarını tercih etmiyorum. Bir kerede o kanala girip çıkmalı gibi geliyor. Öteki türlü mekanikleşiyor, duygudan, histen kopuyor.

Melikşah Altuntaş 
Seninle Parliament Pazar Gecesi Sineması’nda My Girl izleyip ertesi sabah şiş gözlerle aynı ilkokul bahçesinden içeri girdiğimizi keşfetmiştik epey acayip bir sohbet gecesinde. Benzer yerlerde, benzer zamanlarda, benzer duygularda atlatmışız o keko yılları… Çocukluğumuzda maruz kaldığımız ve senin şimdiki hayatını, müziğini etkileyen şeyleri, kişileri merak ediyorum bu yüzden, yani sen kimleri sayardın? Ne bileyim, 90’larda Kral Tv Video Müzik Ödülleri’nde Yılın Şarkısı ödülü kazanmış, seneler sonra Acun’la filan kanka olduğunu görünce moralinin bozulduğu bir popçu vardır elbet sevdiğin? (Benimkinin Mustafa Sandal olduğu çok mu belli oldu)
Evet, oldukça tuhaf bir ortak geçmişimiz var seninle. Mustafa Sandal benim listemde de var tabii. Sertab Erener’in Lal albümünde “Rüya” isimli bir şarkı vardı. 3. sınıfta müzik dersinde o şarkıyı söylemiştim. Arkadaşlarım ve öğretmenim beni alkışlamışlardı. İlk kez bir kalabalığa söylediğim şarkı oydu. Bülent Ersoy’dan “Biz Ayrılamayız” ve “Benim Annem, Güzel Annem” nedense beni ağlatırdı. Televizyonda Nalan Altınörs çıktığında hiç tanışamadığım ve çok sevilen dedemin en sevdiği şarkıcı olduğu için hüzünlü bir hal olurdu. Tarkan ve Yonca Evcimik şarkılarıyla okulda dans gösterileri yapardık. Yazlıkta arkadaşlarımla ailelerimizi toplar o dönem ünlü olan şarkıcıların taklitlerini yaptığımız bir gösteri düzenlerdik. Annem Türk Sanat Müziği söyler, babam Pink Floyd, Bee Gees plakları çalar, ablam ise Nirvana, Pearl Jam, Motörhead filan dinletirdi. Medcezir albümünü ve Yıldız Tilbe’nin “Delikanlım” şarkısını ilk duyduğumda da çok sevmiştim. Aklıma gelenler böyle şimdilik.

tuğçe-(ceylan-melikşah)-WEB

Ceylan Ertem
Seni MySpace günlerinden beri ilgi ve sevgiyle takip ediyorum, Seni Görmem İmkansız’ın kaç konserine geldim hatırlamıyorum bile. Her zaman iyi işler yaratan arkadaşım oldun. Ve sonunda güzel albümünü paylaştın. Tebrik ederim buradan da bir kez daha. Sen albüm sürecinde kimleri takip ediyordun, kimleri gözlüyor kulak kabartıyordun merak ediyorum? Hangi gruplar ve isimler seni ve müziğini etkiliyordu şarkıları yazdığın dönemde?

Çok teşekkür ederim sana öncelikle. Ben bu albüm sürecinde dönüp durduğum eski alışkanlıklarım olan Morphine, Neşet Ertaş, Cocteau Twins, Billie Holiday, Nirvana, Jeff Buckley gibi pek çok isimi yine dinledim tabii. Onun dışında çok türlü müzik dinlediğim bir dönemdeydim ve hâlâ da devam ediyor bu. Uzakdoğu akımlarını (K-Pop gibi) gezdim biraz ama ağırlıklı olarak rap, trap, noise dinlediğim bir dönemdi. Kelala, Gdragon, SOPHIE, Bones, Arca, Coucou Chloe, Grimes, Keith Ape, Rich Chigga, Yaeji şimdi aklıma gelenler.

Ali Elmacı
Şimdiye kadar yaptığım sergilerin her zaman bir müziği olmuştur. Atölyemde çalışırken dinlediğim müzikler, üzerinde çalıştığım resimlerin ritmini ve atmosferini sağlamamda büyük katkı sağlamaktadırlar. Bu konuda Gombrich, insanın farklı algılama özelliğinin de etkisiyle ressamların müziği görselleştirmeye başladığını söyler. Buradan yola çıkarak senin müziğinin bir resmi var mıdır?

Evet, hep olur. Fotoğraf üzerine eğitim aldığım ve resim yapmayı da sevdiğim için olabilir belki. Bir şarkı yaptığımda onun görsel dünyası hemen yanında beliriyor. Bu bazen fotoğraf, bazen resim ya da aklımda dönmeye başlayan bir görüntü olabiliyor.

Hakan Tamar
Tuğçe, albümün için Görkem Karabudak ve Taner Yücel gibi iki tehlikeli prodüktörle çalışma fırsatı buldun. Üçünüzün ilk ortak üretimi olan Gölgelerine adlı albümün tamamında tek vücuttan çıkmış hissiyatı hâkim ve bu insana da çok iyi hissettiriyor. Bu tecrübeniz sonrasında aranızda tutturduğunuz kimyayı senin gözünden görmek isterim mümkünse…

Tanımlaması biraz zor bir bağ oluştu aramızda. Öyle çok şey yaşandı ve öyle güzel aktık ki içinde… Ailem gibi oldular.

Berk Çakmakçı
Üzerinde çalışmaya ilk başladığın zaman hayalindeki albüm ile bitmiş, paketlenmiş, yayınlanmış albüm arasında nasıl farklar var? Bu süreçte kontrolün dışında gelişen şeylerle aran nasıldı? 

Her şeyiyle hayalimdekinden daha güzel oldu. Anlatmak istediğim bir hikâye vardı, onu daha fazla kişi beraberce anlattık. Görkem ve Taner’in ses dünyasında, sizin Studio Pul olarak kapakta yarattıklarınızla konu derinleşti, güçlendi. Kontrolüm dışında gelişen bir şey olduğunda, genelde önce biraz panikliyorum sonra zaman vermeye ve anlamaya çalışıyorum.

Hakan Dedeoğlu & Aylin Güngör
Albüm için yazdığın, albümdeki en eski parça hangisi? O sırada müziğinin geleceğiyle ilgil hislerin nasıldı?
“Senden Korktum Ben”, albümdeki en eski parça. 2010 yazında Moda’daki evimin balkonunda yazmıştım. Yaşanmış bir hikayeyi ilk kez o kadar net aktarabildiğimi hissetmiştim. Şarkı yazmanın, bir duygunun ifade edilebilmesi ve bu yolla iyileşmesi için önemini fark etmiştim. Aslında bu Gölgelerine‘nin ilk adımıydı.

Bir plak dükkanında çalışıyorsun diyelim… Biri geldi ve “Gölgelerine’yi çok sevdim, bana benzer tatta 3 albüm daha önerir misiniz?” dedi. Ne önerirsin? 
Çok da benzer diyemem ama; Cocteau Twins – GarlandsKelela – Take Me Apart, bir de belki “90’s best of trip-hop” gibi toplama bir albüm olabilir.

tuğçe-(düzo)-WEB

Kaan Düzarat
Bir vampir filmi izler gibi dinledim albümü. Gölgelerine bir soundtrack olsa hangi filme olmasını isterdin? Ya da filmi çekilecek deseler yönetmen koltuğunda kim olurdu?

Kaan sana hep yakalanıyoruz. Bir gün detayları yüz yüze anlatırım ama evet vampirler ilhamımız oldu. Ben Gölgelerine‘nin, Wong Kar Wai’nin çektiği bir vampir filmine soundtrack olmasını isterdim.

Mabel Matiz
Albümün gölgelerinle olan ilişkisi nasıl? Bu şarkıları yazarak, onları kendinden salıp uzaklaştırmış gibi mi hissediyorsun? Yoksa artık ayrılmayacak bir bütünün parçalarına dışardan bir gözlem, bir ışık tutma mı bu sadece? 

Oldukça yakın bir ilişki hali. Bu artık bahsedilebilen, belirli ölçülerde kabul edilebilmiş bir karanlık. Aslında sorunda da var. Işık tutulmuş bir karanlık için hâlâ karanlık demek mümkün mü bilemiyorum. İnsan değişiyor. Korkuları ve genelde onun yarattığı karanlık da öyle. Gidenler de kalanlar da olacaktır sanırım. Bu daha çok kabul etme süreci gibi geliyor.

Dosyanın tamamını okumak için buraya tıklayarak Bant Mag. No:61’e ulaşabilirsiniz.

 

Benzer yazılar