Beden, hafıza ve direniş: 8 Mart için kısa film seçkisi
Hazırlayan: Bant Mag.
Delhi’den Bogotá’ya, İstanbul’dan Gazze’ye; kadınların deneyimlerine farklı açılardan bakan on kısa film. Belgesel, animasyon ve kurmaca arasında dolaşan seçkideki tüm filmler, Vimeo ve YouTube üzerinden erişime açık. Film isimlerine tıklayarak izleyebilirsiniz.

Period. End of sentence.
2018
Yönetmen: Rayka Zehtabchi
Hindistan’ın Delhi yakınlarındaki bir köyde kadınların başlattığı sessiz bir devrimi takip eden kısa belgesel, tabu olarak görülen menstruasyon hakkında konuşmayı ve düşük maliyetli ped üretimini mümkün kılan küçük bir makinenin etrafında örgütlenen bir dayanışma hikâyesi anlatıyor. Ped üretiminin bir hijyen meselesinin ötesinde kadınların kendi bedenleri üzerindeki sessiz denetimi kıran bir politik eyleme dönüştüğü film, 91. Akademi Ödülleri’nde En İyi Kısa Belgesel kategorisinin kazananı olmuştu.

My Mother’s Hair / Annemin Saçı
2020
Yönetmen: Zeynep Sıla Demircioğlu
Almanya’ya işçi olarak göç eden kuşaktan miras bir hikâye. Çocuklarını geride bırakarak Almanya’ya giden bir annenin en küçük kızının dilinden, annenin temasından mahrum kalmış bir kadın olma deneyimini izliyoruz. İçinde umudu, ayrılığın verdiği yoksunluğu, kavuşmanın verdiği mutluluğu ve ailenin iki farklı kuşağından kadının birbiriyle kurduğu bağı, bir kadının annesiyle kurduğu bağın derinliğini sıcacık görüntüler eşliğiyle anlatan film; 2021 Leipzig Film Festivali, 2021 Thessaloniki Animasyon Festivali, 2022 Tricky Women Film Festivali’nden ödüllerle ayrılmıştı.

La Perra / The Bitch
2023
Yönetmen: Carla Melo
Ergenlik, annelik ve kadın olma hâlinin çelişkilerini tuhaf ama çarpıcı bir görsel dünyada anlatan La Perra, suluboya ve mürekkep tekniğiyle tamamen elde üretilmiş bir animasyon. Bogotá’da yaşayan kuş yüzlü bir kız, annesinin otoritesi ve çocukluk dünyasının sınırları arasında sıkışmışken bir gün evden ayrılıyor ve kendi arzusunun izini sürmeye başlıyor. Yönetmenin kendi gençlik deneyimlerinden yola çıkarak kurguladığı anlatı, kadınların büyürken taşıdığı “ayıp” ve “suç” duygularını görünür kılıyor. Daha da önemlisi, kadın olmanın tek bir hikâyesi olmadığını hatırlatıyor.

Samidoun: The Steadfast Women of Palestine
2025
Yönetmen: Mariam Shahin
“Samidoun” Arapçada “direnen, sebat eden” anlamına geliyor. Filistinli kadınların işgal, savaş ve patriyarkal baskı koşulları altında sürdürdükleri gündelik yaşamı kayıt altına alan bu kısa belgesel, Nobel Women’s Initiative tarafından hazırlanmış. Doktorlardan öğretmenlere, hukukçulardan genç öğrencilere kadar farklı alanlarda çalışan kadınların tanıklıklarını bir araya getiren Samidoun, kadınların savaş koşullarında dahi direnç, yaratıcılık ve toplumsal liderlik pratiklerine dair kolektif bir portre sunuyor.

Androktones
2018
Yönetmen: Emine Yıldırım
Mit ile güncel politik gerçeklik arasında gidip gelen kısa ama yoğun bir feminist alegori. Beden, arzu ve şiddet imgeleri arasında dolaşan film; kadın figürünü tarih boyunca ona yüklenen korku, tehdit ve baştan çıkarıcılık anlatılarıyla birlikte yeniden düşünmeye davet ediyor. Androktones, Amazon efsanelerinin “erkek öldüren kadınlar” anlatısını çağırırken bu imgenin ardındaki politik anlamı da kurcalıyor.

Des Majorettes Dans L’Espace / Majorettes in Space
1996
Yönetmen: David Fourier
César ve BAFTA ödüllü bu kısa, yalnızca altı dakikalık süresine rağmen cinsellik, din ve beden politikaları üzerine beklenmedik bir kozmos kuruyor. David Fourier’in kolaj gibi ilerleyen anlatısı; Rus kozmonotlardan majoretlere, bir heteroseksüel çiftten HIV’le yaşayan genç bir kuirin hikâyesine kadar farklı görüntüleri hızlı bir ritimle birbirine bağlayarak absürt bir pop estetiği içinde keskin bir dünya kuruyor. Film, özellikle kondom ve cinsel özgürlük tartışmalarını Katolik Kilisesi’nin muhafazakâr söylemleriyle çarpıştırarak beden üzerindeki otoriteyi sorguluyor. Beden politikalarının yalnızca kadınların değil; tüm cinsiyet kimliklerinin özgürlüğüyle ilişkili olduğunu hatırlatan sivri bir manifesto gibi de okunabilir.

Hysterical Girl
2020
Yönetmen: Kate Novack
Emmy adayı belgesel sinemacı Kate Novack’ın 2020 tarihli kısa filmi, psikanalizin en tartışmalı metinlerinden birine feminist bir karşı okuma getiriyor. Hysterical Girl, Sigmund Freud’un 1905’te yayımladığı ve “Dora” takma adıyla bilinen genç bir hastanın hikâyesini anlattığı ünlü vaka çalışmasını yeniden ele alıyor. Freud’un analizinde “histeri” teşhisi konan 17 yaşındaki Dora’nın hikâyesini burada ilk kez kendi sesinden dinliyoruz. Araya giren Hollywood filmlerinden sahneler ve ABD’deki cinsel taciz soruşturmalarından kesitlerle; Freud’un Dora’ya yönelttiği soruların aslında bugün de kadınlara yöneltilen sorularla neredeyse aynı olduğunu anlıyoruz.

My Moms Eggplant Sauce
2022
Yönetmen: Shaina Feinberg
Bir yemek, genelde sadece bir yemek değildir. Yönetmenin annesi Maria ile birlikte nesillerarası bir travmanın izini sürdüğü kısa belgeseli, burnunuza gelecek nefis kızarmış patlıcan ve taze domates kokuları eşliğinde bir kadının, kız çocuğu ve anne varoluşlarında geçirdiği dönüşümü merkeze alıyor. Maria’nın insanı hayretlere sürükleyen deneyimlerini, belki de üstesinden gelmesini sağlayan muzip tavrıyla seslendirdiği belgesel; onun kişisel tarihinde önemli bir yeri olan, filme de adını veren yemeğin malzemelerini edinmek için çıktığı alışverişten başlayarak, ocakta pişirip sofrada sunduğu anlara kadar uzanan görüntüleri derliyor.

Salı
2015
Yönetmen: Ziya Demirel
Prömiyerini Cannes’ın kısa film yarışmasında yapan Salı, İstanbul’da sıradan görünen bir günün içinde kadınların maruz kaldığı görünmez baskıyı ekrana taşıyor. Ortak senarist Buket Coşkuner’in hakkında yazdığı bir “gün”den yola çıkan film, lise öğrencisi Aslı’nın okula giderken, basketbol oynarken ve eve dönerken karşılaştığı üç farklı erkekle yaşadığı küçük ama tesirli karşılaşmaları takip ediyor. Gündelik hayatın sıradan anları bir anda gerilimli bir atmosfere dönüşüyor. Patriyarkanın çoğu zaman gündelik mikro karşılaşmalarla kurulduğunu hatırlatan filmde baş karaktere Melis Balaban hayat veriyor.

Women Are Heroes
2010
Yönetmen: JR
Fransız sokak sanatçısı JR’ın 2010 tarihli uzun metraj belgeseli Women Are Heroes, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan kadınların direniş hikâyelerini kamusal alana taşıyan büyük bir sanat projesinin parçasıydı. Sierra Leone’den Brezilya’ya, Hindistan’dan Kamboçya’ya uzanan bu çalışma; savaş, yoksulluk ve şiddetin ortasında yaşamı sürdüren kadınların portrelerini devasa fotoğraflar hâlinde sokaklara, trenlere ve çatılara yerleştiriyordu. Belgeselin internet için hazırlanan bu kısa versiyonu, uzun metrajın görsel ve politik omurgasını yoğunlaştırılmış bir anlatıya dönüştürüyor.