Adele ve yeni albümü müzik endüstrisini “değiştirirken”

Her Adele albümü gibi, altı yıllık aranın ardından gelen 30 isimli yeni Adele albümü de hem öncesinde hem sonrasında anaakım müzik dünyasının manşeti oldu. 19 Kasım’da yayımlanan albüm, bir süre kırdığı ve kıracağı rekorlarla konuşulacak tabii.



Şimdiki konumuz ise albümün Spotify’da yıllardır anlam vermekte güçlük çekilen bir özelliği değiştirmiş olması. Platformda bir albümü dinlerken, kullanıcı tarafından değiştirilmediği takdirde parçaların karışık sırayla çalıyor olmasından bahsediyoruz. 30’nin yayımlandığı gün, bu detay, “otomatik” olmaktan çıkarıldı ve albümlerin, şarkı sırasına uygun şekilde dinlenmesinin önü açıldı. Tabii ki dileyen yine shuffle butonuna basarak şarkıların sırasını karıştırarak albümü farklı şekilde deneyimleyebilir.

Adele 21 Kasım Pazar günü attığı tweette, bunun sürekli dönüşen müzik endüstrisinden tek talebi olduğunu söyleyip, Spotify ekibine kendisini dinledikleri için teşekkür etti.

Üzerine konuşulması gereken iki konu var. Birincisi, bu değişikliğin Adele’in talebiyle yapılmış olması tabii ki. Bir albümün kurgusunun ne kadar titizlikle yapıldığı, müzisyenlerin anlattıkları hikâyelerin nasıl bir akışta ilerlemesi gerektiği yönünde uzun uzun kafa yorduğu malumunuz. Bu özelliğin değişmesi için Spotify’a talepte bulunan ilk müzisyenin Adele olduğuna inanmak güç. Fakat dev streaming servisi, “en çok dinlenilen” sanatçılardan birinin bu konuya dikkat çekmesiyle değişikliğe gitmeyi tercih etmiş anlaşılan. Nitekim üç gündür yayında olan albümün en az (!) dinlenen parçası “Love Is A Game”, an itibariyle 5 milyon 400 bin dinlemede.

Hatta Adele’in tweetine cevap olarak aşağıdaki şakayla (Senin için her şeyi yaparız 🙏✨) yanıt verilmesi kaşları kaldırtıyor.

Plak fabrikaları ablukada

Adele’in “sürekli dönüşen müzik endüstrisini” değiştirmeye yönelik çabasının, büyük resme bakınca gerçekliğini yitirmesi de diğer bir konu. Bunu doğrudan Adele’le ilişkilendirmenin ne kadar doğru olduğu da tartışılır tabii ama bağımsız ya da küçük çaplı plak şirketlerinin, yeni plak baskılarının takvimlerinde dünya çapında yaşanan rötarların ardında da yeni Adele albümü olduğu biliniyor. Yaklaşık iki senedir Covid sebepli aksaklıklar ve gecikmeler, birçok bağımsız etiketin belini bükmüş, fiziksel dünyaya veda etmek zorunda kalan plak şirketleri olmuştu. Sony’nin yeni Adele albümü için piyasa normallerinin epey üzerinde sipariş vererek plak fabrikalarını adeta “kapatması” büyük tepki topladı. 

Adele ile birlikte Ed Sheeran, Taylor Swift, Coldplay ve Elton John gibi pop dünyasının diğer “rekortmen” isimlerinin de aynı yıl albüm yayımlamış olması ve anaakım plak şirketlerinin rekor savaşı, sektörün diğer tabakalarında üretmeye çalışan herkes için bir engele dönüşüyor. Hâlihazırda kriz döneminde olan endüstrinin diğer bileşenlerini yok sayan bu yaklaşım, 2021 tarihli pek çok albümün plak baskılarının sonraki takvim yılında çıkmasını bile zorlaştırıyor. Against Me! grubunun kurucusu Amerikalı müzisyen Laura Grace Jones’un yorumu, konuyu özetler şekilde: “Eğer bir gruptaysanız ve albümünüzü önümüzdeki 3 ay içinde bitirmezseniz; plaklarınız 2023’e kadar çıkmayacak. Ama hiç baskı yok tabii…”

Müzik dünyasında hâlihazırda “çok satan”ın “daha da çok satması” için kurulan düzenin kırılması için çok yol kat edilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlattı yeni Adele albümü. Sektörde kabuk bağlamış yanlışlar ve eşitsizlikler, pandemiyle birlikte daha da belirginleşmiş, daha büyük tartışmaların konusu olmuştu. Belki de esas tartışma yolun sonunda bir ışık olup olmadığıdır. Şarkılar sanatçının dizdiği sırayla dinlenebilsin tabii, ne güzel. 

Yazı: Cem Kayıran