Authentic: Lin Pesto

Authentic serisinin beşinci bölümünde; geçtiğimiz haftalarda KABUL adlı yeni albümünü yayımlayan Lin Pesto’ya üretim süreçleri ve işlerini benzeriz kılan detaylara dair merak ettiklerimizi sorduk.

Farklı disiplinlerden sanatçı ve müzisyenlerin kapısını çaldığımız Authentic söyleşileri buradan okunabilir.

*VANS Authentic ürünlerine de buradan ulaşabilirsiniz.


“Yaşadığımız dünyada ne kadar kendinsen o kadar zorbalanıyorsun. Sonunda yetişkinliğe vardığında sana ait olan ne varsa hepsinin üstünü kapatmaya çalıştığın için elinde hiçbir şey kalmıyor.” 

Üretimlerinin “anlatmak” gibi bir derdi var mı? Yoksa daha çok hissettirmek üzerine mi yoğunlaşırsın? 

Ben ilk müziği kaydedip üzerine vokal melodileri bulmaya çalışıyorum. Eğer müzik içime siniyorsa şarkının verdiği hissiyattan yola çıkarak sözleri tamamlıyorum. Genelde dinlediğim müziklerin anlattıkları yerine bende bıraktıkları duygu daha kıymetli. Bu nedenle ben de elimden geldiğince şarkıların dinleyicilere bir şeyler hissettirebilmesini umuyorum. Kulağa güzel gelen herhangi bir akor diziliminin beynimde bana hissettirdikleri benim için dünyalara bedel. 

Nasıl bir çalışma ortamın var? Çalışma masanda ya da ortamında olmazsa olmazların neler? 

Çoğunlukla evde, odamda kayıt yapıyorum. Bazen sıkılırsam ses kartını ve çaldığım enstrümanı evde başka yerlere kurup orada da çalışıyorum. Çalışma masamda ve yanımda hep defterimi ve kalemlerimi tutuyorum. Bir şeylere başlamadan önce yeni defter alıp içine birçok şey yazıp çiziyorum. Özellikle söz yazarken elime kalemi alıp aklımdakileri yazmak ve sonradan karaladığım veya üstünü çizdiğim yerlere tekrar bakmak bana iyi geliyor. Birçok fikir oralardan çıkıyor genel olarak. 

İşlerin için ilham verici olmuş mekân neresi?

Herhangi bir yer yok. Yalnız kalabildiğim her yer bana ilham veriyor.  

Üretim sürecine bir mevsim atayacak olsan hangisi olurdu? 

Sanırım yaz mevsimi olurdu. Çocukluktan ergenliğe geçişten itibaren yaz aylarında hep içimde bir hüzün olur, nedenini ben de bilmiyorum. Ben de çoğu zaman o hüzünden besleniyorum. 

Sence otantik olmak öğrenilebilen bir şey midir yoksa kendiliğinden mi gelişir?

Kendiliğinden geliştiğini düşünüyorum fakat bir yandan da yaşadığımız dünyada ne kadar kendinsen o kadar zorbalanıyorsun. Seni sen yapan şeyleri diğerlerine uyabilmek için bir kenara koyma ihtiyacı hissediyorsun. Sonunda yetişkinliğe vardığında sana ait olan ne varsa hepsinin üstünü kapatmaya çalıştığın için elinde hiçbir şey kalmıyor. Yani bence sonradan öğrenilen bir şey değil. Sonradan öğrendiğin şey genelde topluma ayak uydurabilmek için kendini eksiltmek oluyor.