İdol, ihtişam, şeytan: BABYMETAL’den Japon metalinin farklı uçlarına
Japon metal fenomeni BABYMETAL, dünyanın dört bir yanındaki dinleyicilere yıllardır aynı soruyu sorduruyor: “Bu gerçekten nasıl bir fikir ve neden bu kadar iyi çalışıyor?” Cevabı yalnızca idol pop ile metalin birleşiminde aramak yetersiz. Çünkü BABYMETAL’i mümkün kılan Japon metal sahnesi; uzun zamandır türleri, karakterleri ve iyi fikir gibi görünmeyen fikirleri birbirine karıştırmakla meşgul.
BABYMETAL’in 1 Temmuz’da LifePark’ta gerçekleşecek ilk İstanbul konserini bahane ederek, Japonya metal sahnesinin farklı uçlarına kafa uzatan kısa bir tura çıkıyoruz.
Şeker kaplı distortion: İdol + metal
Japonya’da idol kültürü ile metal müziğin kesişimi, uzaktan bakıldığında bir pazarlama fikri ya da internet çağına özgü bir tuhaflık gibi görünebilir. Oysa bu iki dünyanın bir araya gelmesi, Japon pop kültürünün türler arasındaki sınırları Batı’dakinden çok daha geçirgen görmesiyle yakından ilişkili. Denklemin bir tarafında koreografiler, incelikle tasarlanmış karakterler, tam anlamıyla kendini adamış fan kültürü ve yüksek prodüksiyonlarla şekillenen idol endüstrisi; diğer tarafında ise speed metal’den deathcore’a, djent’ten metalcore’a uzanan sert müzik gelenekleri var. Bu yaklaşımın küresel ölçekteki en görünür örneği kuşkusuz BABYMETAL ama meraklısına birkaç önerimiz daha var.
Broken By The Scream
Aynı şarkının içinde önce idol pop nakaratı, ardından blast beat, hemen sonrasında djent riff’i ve birkaç saniye sonra yeniden toplu koreografi… İdol kültürü ile ekstrem metalin kesişim grafiğinin muhtemelen en uç noktasındayız.
Ladybaby
Son 10 yıl içinde internete girdiyseniz (!) “Nippon Manju” ile çarpışmış olma ihtimaliniz epey yüksek. Yola Kawaii estetiğini Avustralyalı profesyonel bir güreşçinin guttural (tabiri caizse gırtlak yıpratan) vokalleri ile buluşturarak çıkan Ladybaby, bugüne dek çeşitli dönüşümlerden geçti; şu an grubun dördünü jenerasyonu yaşanıyor.
Necronomidol
Adını H.P. Lovecraft evreninden alan Necronomidol, idol estetiğini black metal, darkwave ve okült korku imgeleriyle bir araya getirerek kendine özgü bir mikro evren kurdu.
İhtişam estetiği: Tiyatro, mitoloji ve büyük duygular
Büyük duygular, büyük melodiler, büyük kostümler ve büyük hikâyeler; özellikle visual kei, power metal ve senfonik metal geleneklerinin yapıtaşları. Müzisyen olmanın karakter tasarlamak, albüm yapmanın ise alternatif evren inşa etmek anlamına geldiği bu dünyayı bir FRP deneyimine benzetmek mümkün.
Dir En Grey
Karakter yaratımı denince akla ilk gelen isimlerden biri olmalarının bir nedeni var. Dir En Grey’nin dünyasında şarkılar kadar maskeler, bedenler ve sahnede yaratılan gerilim de önemli. Sahnedeki kışkırtıcı varlığını kabuki tiyatrosunun jestleriyle performans sanatının sınır tanımayan yaklaşımı arasında kuran Kyo, Japon metalinin en sıra dışı frontmanlerinden biri.
Seikima-II
Kiss’in şeytani kuzenleri olarak lanse ediliyorlar ama Seikima-II’nin numarası yalnızca makyaj ve kostüm değil. Grup, heavy metalin teatral tarafını Japon pop kültürünün rol yapma refleksleriyle buluşturarak 80’lerde büyük bir fenomene evrildi. Seikima-II üyelerinin baş kahramanları olduğu Humane Society adlı anime film 1992’de yayımlanmıştı ama yeni nesil manga / anime meraklıları için verebileceğimiz en güzel referans noktası, ilhamını doğrudan bu gruptan alan Detroit Metal City olacaktır.
Versailles
Bir metal grubunun 18. yüzyıl Fransız aristokrasisini estetik referans noktası olarak seçmesi başlı başına dikkate şayan. 2007’de Tokyo’da kurulan Versailles, rokoko estetiğinin abartılı güzellik anlayışı ile power metalin duygusal yoğunluğu arasında beklenmedik ama ikna edici bir ortaklık kuruyor.
Türlerin karıştığı yer: Metal müzikte sınır ihlalleri
Japon metal sahnesinin en heyecan verici taraflarından biri, türleri birbirinden ayıran çizgileri çoğu zaman pek ciddiye almaması. “Deneysel metal” gibi zorlama bir tabir altında toplanabilecek sahnede maceraperestlik, bir varoluş biçimi. Türler arasında dolaşmak, yön değiştirmek, risk almak ve bazen dinleyiciyi de bilinmez yerlere sürüklemek birer reflekse dönüşmüş hâlde.
Melt-Banana
Melt-Banana, ülkenin kalıp dışı gitar müziğinin simge değerlerinden biri. Şarkılarının nerede başladığını, nerede bittiğini yakalamak bazen zor olabiliyor. Hafif hafif sersemlemeden dinlemek zor. Steve Albini, Merzbow, Mike Patton gibileriyle çalışmış olan grup, 2024’te 11 yıllık aranın ardından yeni bir albüm yayımlayarak sahalara dönmüştü.
Sigh
İskandinav etkili bir black metal grubu olarak kurulan Sigh, zaman içinde türün sınırlarını korumaktan çok onları esnetmekle ilgilenen bir gruba dönüştü. Avangart fikirler, progresif kurgular ve psikedelik unsurlarla “Birazdan nereye toslayacağım?” hissini hep diri tutmayı başarıyorlar.
Boris
Bir Boris albümünü dinledikten sonra sıradakinin nasıl duyulacağını tahmin etmeye çalışmak genellikle anlamsız bir uğraş. Çünkü grubun “dipsiz kuyu” klişeesini sorgusuz sualsiz yapıştırabileceğimiz diskografisi, belirli bir estetiğe sadık kalmaktan ziyade her seferinde başka bir kapıyı aralamak üzerine kurulu. 30 yılı aşkın süredir attıkları her adım, aynı yerde kalmanın onlar için hiçbir zaman bir seçenek olmadığının ispatı oldu.
Zanaat olarak metal: Virtüözitenin Japoncası
Açıkçası “virtüözite”, iyi müzik için aradığımız ilk anahtar kelimelerden biri olmadı hiçbir zaman. Çok hızlı çalınan soloların, karmaşık ölçülerin ve insan anatomisinin sınırlarını zorlayan performansların, şarkıyı gölgede bırakma riski her zaman var. Japonya’nın metal sahnesi ise teknik beceriyle kurulan ilişkinin biraz farklı işlediği yerlerden biri. Power metal, prog, speed metal ve anime müziklerinin kesiştiği yerde asıl mesele, teknik kapasitenin kendisinden çok o kapasitenin hangi hayal gücünün hizmetine sunulduğu.
Unlucky Morpheus
Japon metalinin kusursuzlukla kurduğu ilişkiyi anlamak için Unlucky Morpheus’a bakmak iyi bir başlangıç noktası. Fuki’nin teatral vokalleri, Jill’in kemanı ve baş döndürücü gitarlar; grubun kendine özgü estetiğinin yapıtaşları.
Galneryus
2001’de gitarist Syu ve vokalist Yama-B tarafından kurulan Galneryus, Japon power metalinin neoklasik damarını temsil ediyor. Güç gösterisine dönüşmeyen yüksek hız ve hiç eksilmeyen melodram dozunun birleşiminin en rafine örneklerinden.
Imperial Circus Dead Decadence
Fukuoka çıkışlı grup için “fazla” kelimesi hep yetersiz kalıyor. Bazı şarkılar grup üyelerinin yaratıcısı olduğu Taihaisekai adlı hayali dilde yazılmış. Yer yer tüm tuşlara aynı anda basma çabası hissedilse de ortaya çıkan kaos kendi içinde hep tutarlı duyuluyor.