Bant Mag. No:36’dan // Davulcular anlatıyor: Cevdet Erek (Nekropsi)

Bant Mag. No:36’da yer alan “Nasıl başladım? Neden başladım?¨: Davulcular anlatıyor isimli dosyada, yerli yabancı toplam 32 davulcunun, davulla ilgili hikayelerine yer verdik. Söz şimdi de Nekropsi davulcusu Cevdet Erek’te!

Cevdet Erek
Nekropsi

Evde teyp başında dinlediğim her şeyin davulunu bir yere vurmadan, havada çalmaya başladım, sonradan öğrendim buna ‘air drumming’ deniyormuş, havalı yani!”

Bizim ailede müzisyenlik yoktu. İlkokul 4’te, mahalleden arkadaşlarım ikizler Mert ve Levent ile Michael Jackson’un Thriller (babama yalvar yakar aldırdığım ilk kasedim, Spor Sergi Sarayı’ndaki yılbaşı hediyelik fuarından) üzerine çalar gibi yapıp arkadaşlara ve aileye konser yaptık, ben plastikten oyuncak bowling labutlarıyla ütü masasında ritim tutuyordum, müzik ve davula dair ilk hatırladığım bu. Sonra okulda bir gün spor salonunda kurulu davul bulduk (lise sondaki abla abiler yine Spor Sergi Sarayı’nda yapılan Milliyet Yarışması’na katılacaklardı, solist rahmetli Ajlan Büyükburç’tu sanırım), baget yoktu, cebimden bir tükenmez bir de kurşun kalemle bir 4/4 çaldım, inanamadım nasıl olduğuna, çok zevkliydi, ‘ben bu işi yaparım’, dedim. Tünel’den iki baget aldım; markasız, en uzun ve incelerinden. Evde teyp başında dinlediğim her şeyin davulunu bir yere vurmadan, havada çalmaya başladım, sonradan öğrendim buna ‘air drumming’ deniyormuş, havalı yani! Okulda da ders aralarında, sıra ve sıraaltına vurarak öğrendiğim ritimleri çalıyordum. Okul eski bina, yerler de ahşaptı, bas davul sesi iyi geliyordu. Ardından okula yeni davul aldırdık, bulduğumuz eski parçaları eve götürdüm. Böyle böyle bir çeyrek davulculuk başladı. Çın-ta çın-ta!

“…arkadaşlarımı arayıp sorayım.”

Davul detayları ile ilgili değil pek ama, grubun mühim bir hatırası, ünlülü münlülü:

Okuldan hocamın ofisinde çizim yapıyordum, telefon geldi.
-Jimmy Page – Robert Plant konserinde Nekropsi olarak çalar mısınız?
-Pardon anlayamadım, kimin?
-Hani Led Zeppelin elemanları, konser bu hafta
-… arkadaşlarımı arayıp sorayım

Grup onlara sunulan yerli gruplar içinden bizi seçmiş, hemen bizimkileri aradım, herkes evdeydi şans eseri (o zaman cep telefonu diye Türkçe bir kelime var mıydı bilmiyorum). Bostancı Gösteri Merkezi’ne gittik, zil çantam bile yoktu, birtakım poşetler filan, sahnede Page-Plant hazırlığı yapılıyordu. Neyse benim davulu öne kurduk (siyah Mapex), dev davulun önünde bir minyon durdu, sanırım davul ebatları ile ilgili ilk mühim ders. Konserde seyircinin ritim tutması o kadar yüksek sesle geliyordu ki ritmi kaçırmamak için sadece kendimi dinleyip gözleri kapatıyordum. O zamanlar tuşem o kadar yüksek değildi, sınırlarımı rekorlarımı kırmış olmalıyım. Neyse, o iki gecede davulun arkasından bir gün Page diğer gün Plant bizi seyrettiler, etkilenmişlerdi, bizle turneye gelsenize dediler (beceremedik tabiî), bu ne biçim müzik filan dediler, bana davul çalışla ilgili güzel şeyler söylediler. Ha, bir de şimdiki davulumu, ki bir zamanlar Bonham’ın tanıttığı bir Ludwig modelidir, o konserde olan birisinden aldım. Yıllarca kutusunda saklamış, “Sen o konserde çalmış mıydın?” sorusuna ben “Evet” deyince güzel bir indirimle aldım, davulu alınca çalışım değişti biraz.

Youtube’da bu konsere ait bir videoda sahne arkası ve ilk parça var:

Fotoğraf: Ozan Aktuna