Bant Mag. No:36’dan // “Görsel olan her şey benim için bir malzeme”: Haydi Roket

İnternetin bize sunduğu en büyük güzelliklerden biri belki de GIF’ler. İstanbul’da yaşayan Haydi Roket, ya da gerçek adıyla Mert Keskin, geride bıraktığımız yıllarda yaptığı GIF çalışmalarıyla, tüm dünyada bu alanda en etkileyici işleri üreten birkaç isimden biri hâline geldi. Çin, Kanada, İngiltere, ABD ve daha birçok ülkede sergilere katılan Haydi Roket, büyük firmalardan eğlence sektörünün en üst tabakalarına kadar birçok kurumla da ortak çalışmalar yaptı. Bu ay Museum Of The Moving Image’da işleri sergilenecek olan Haydi Roket’le hem bugüne kadar yaptıklarını hem de kendi GIF estetik algısının nasıl oluştuğunu konuştuk.

Görsel sanatlara olan ilgin ilk olarak nasıl ortaya çıktı? Çocukluğunda görüp, seni çok heyecanlandıran bir çalışma hatırlıyor musun?
Her şey ilk bilgisayarım olan Commodore 64 sayesinde başladı, o yıllarda kullanım kılavuzları ve dergilerin paylaştığı kodlarla yaratılabilen kısa programlardaki grafikler beni büyülemişti. Hattâ oyun yüklemelerindeki renkler bile beni gerçekten çok etkiliyordu. Sonrasında Amiga 500, Deluxe Paint ve Brilliance gibi muhteşem programlar sayesinde, kendimi tamamen bilgisayar grafiklerinin içerisinde buldum. Çocukken beni en çok heyecanlandıran çalışma Spaceballs – State of the Art olmuştur.

GIF kısa sürede bir internet eğlencesinden, sıradışı bir sanat akımına dönüştü diyebiliriz. Senin GIF’lerle tanışman nasıl oldu?
GIF ile tanışmam 90’lı yılların sonunda Internet sitelerinde GIF kullanımının yaygınlaşmasıyla oldu. İnsanlar inanılmaz yaratıcı GIF’ler yapıyordu ve Flash’tan önce internet sitelerinde hareket eden imajlar görmek çok sıradışıydı. GIF’lerin bir sanata dönüşmesi 2007’de Tumblr ile birlikte başladı. Öylesine büyük bir alt kültür oluştu ki GIF bir anda kabul edilebilir bir sanat hâline geldi ve bence zaten her zaman bir sanattı.

Haydi Roket isminin hikâyesi nedir?
Aslında sadece bir arkadaşımın günlük kullandığı bir kelimeydi, “Ben bunu kullanacağım, kabul ediyor musun?” diyerek başlayan bir hikâye… Yabancıların ısrarla “haydirocket” olarak kullanmaları da ayrıca komik geliyor.

haydi_roket_gif_07

İşlerine baktığımız zaman, görsel olan herhangi bir şeyin senin için bir malzeme olabileceğini görüyoruz. Bu alanda kendine oluşturduğun bir tür görsel havuzu mu var yoksa bir anda karşına çıkan şeyler mi seni üretme konusunda tetikliyor?
Her ikisi de diyebiliriz. Evet, Haydi Roket için yaptığım çalışmalar dışında diğer projem olan tremniksek (www.mertkeskin.tumblr.com) var, orada sadece dijital kolajlar yapıyorum. Oradaki tüm kolajları tamamen eski dergiler ve fotoğraflardan kesip/kırparak ürettim.

Görsel olan her şeyin benim için bir malzeme olabileceği doğru, bunun için oluşturduğum ve biriktirdiğim birçok görsel de mevcut tabiî ki. Ama bir anda karşıma çıkan şeyler de beni üretme konusunda tetikliyor ve hemen o an çalışmaya başlıyorum.

Bazı işlerin sade bir anlatıma sahip. Örneğin görüntünün bir yanından girip diğer yanından çıkan Sub-Zero ya da sadece arka planı ve gözlüğü renk değiştiren Mickey Mouse gibi. Fakat kimi zaman da göz yoracak derecede detaylara ve piksellere boğulmuş işlerin var. Bu çeşitlilik de beni çalışma metotların konusunda meraklandırıyor. Bir işe başlarken aklında fikir çoktan oluşmuş mu oluyor?
Çalışmalarımın çoğu 90’lar video oyunları, VHS ve birtakım alt kültür estetiklerini yansıtıyor. Kimi zaman başlamadan önce yapacaklarım hakkında zaten belli bir fikrim oluyor, kimi zamansa herhangi bir yerden başlayıp çok alâkasız bir şekilde biten çalışmalar ortaya çıkıyor. Aslında kafamda belirli bir fikir yokken başlayıp, keyifli bir şekilde devam ederek ve geliştirerek bitiriyorum.

haydi_roket_gif_05

Röp: Cem Kayıran
Röportajın tamamını okumak için buraya tıklayarak Bant Mag. No:36’ya ulaşabilirsiniz.