Bant Mag. sordu, Wolf Eyes cevapladı

13 Şubat gecesi Peyote Nevizade sahnesi bir efsaneyi ağırlayacak. Amerikalı grup Wolf Eyes, yaptığı sonik, hipnotik ve gürültülü müziğin yanısıra diğer disiplinlerden üretimleriyle de son yirmi yılın en kendine has ekiplerinden biri oldu şüphesiz. Grubun ilk İstanbul ziyareti öncesinde sorularımızı üçlüden John Olson’a yönelttik. Bu Türkiye’deki ilk konseriniz olacak. İstanbul’daki dinleyici kitlesinden neler bekliyorsun? Bize acaba konserdeki şarkı listesi hakkında ipuçları verebilir misin? İstanbul’da çalacak olduğumuz için çok heyecanlıyız. Türk müziğinin uzun zamandır büyük bir hayranıyım: Yüksel Özkasap, Son Umut, 21. Person, Şakir Öner Günhan, Fikret Kızılok, Bunalım, Hardal ve tabii ki Edip Akbayram ve Erkin Koray. Hiçbir şeyi yeni yerlerde çalmak ve Michigan Trip Metal kültürümüzü, zengin Türk kültürüyle takas etmek kadar çok istemiyoruz. Genel olarak estetik ve müzikal takaslar kadar iyi bir şey yok. Çok heyecanlıyız! Şarkı listemiz 2015’te bestelenmiş yeni şarkılar ve No Answer albümünden birkaç şarkıdan oluşacak. Bunların dışında, ”Catching The Rich Train” – ”Twister Nightfall” gibi yeniler de var. Wolf Eyes’ı yaklaşık yirmi yıl önce kurduğunuzda aklınızda nasıl bir mzikal kimlik vardı? Her şey 90’ların ikinci yarısında grubun kurucu üyelerinden Nathan Young’la başladı. Ben birkaç yıl sonra katıldım. Ben gruba dahil olduğumda iki saksafon, ev yapımı bir org, gitar ve mücevher hırsızları hakkında şarkılar vardı. Her zaman elektrikli dışlanmışlığın kaynayan kazananına nazaran daha dışlanmış ve küstahtı. Wolf Eyes’ın ilk zamanlarıyla bugününü karşılaştırınca ne gibi farklılıklar görüyorsun? Daha ekonomik bir müzikallik: daha fazla ölçüler ve notalar, vuruşlar ve daha az kozmik seyahat sıkılığı. Daha fazla fikir ve daha kompleks şarkılar. Bölümler artık daha fazla zevk ve kurnazlık içeriyor. Minimal ekipman ve tam anlamıyla TRIP METAL.
Wolf Eyes’ın müzik yolculuğu boyunca her yıl birçok albüm yayınlayarak fazlasıyla aktif olan bir grup oldunuz. Aynı şeyi 2015 için de bekleyebilir miyiz? Tüm fikirlerimizi yeni albüm için ayırdık ve çok fazla doğaçlama ya da demo kayıt yayılamadık. Yeni uzun çalarımız için sabırla bekliyoruz. Belki iki LP ve eşlik edecek bir set ile birlikte yayınlarız. Kompozisyonlarımız ve vuruşlarımızdan çok mutluyuz. Bunları saklarsak eğer, gölgeler güneşin önünde yükselecek ve evreni ”Safety-Last”in uzay-dünyasından boğucu bir zehir gibi yükselen multitonal ufuklar örtecek. Hepinizin birçok yan projesi var. Diğer projelerinize baktığınızda, yanınızda Wolf Eyes’tan taşımız olduğunuz şeyler gözlemliyor musunuz? Tabii ki. Bunların hepsi bir aile, bir şemsiye gibi. Tüm motifler, fikirler, titreşimler birbiriyle ilişkili ve hepsi aynı zihinlerden geliyor. Epey yerel ve ilerici. Tabii ki dışardan bakıldığında görülebilen bazı farklılıklar var ama hepsi aynı ekipten geliyor ve Michigan sound’unun harita puzzle’ında müzikal olarak birarada tutulabilirler. Bugüne kadar düzinelerce farklı plak şirketiyle çalıştınız. Fakat son yıllarda ağırlıklı olarak American Tapes’i albümlerinizi yayınlamak için tercih ediyorsunuz. Bir plak şirketiyle çalışacağınız zaman nelere dikkat ediyorsunuz? Her şeyi kendi başımıza yapmak istiyoruz ama aynı zamanda müziğimizi yeni insanlara ulaştırmak da istiyoruz. Bunu kendi başına yapmak çok zor o yüzden biz de ana albümlerimizi herkes için ulaşılabilir bir hale getirmek istiyoruz. Bu dönemsel fikirlerin doruk noktasının anıtlaştırılması gibi bir şey. Dağın zirve noktası bizim dahil olduğumuz tüm yerel aktivitelerden oluşuyor, bir tür kanon gibi. Ev yapımı ve seri üretim arasında denge kurabilmek için en doğru yol günün sonunda iki dünyanın da dökümanlarını hazırlamak. Ayrıca yıllar geçtikçe diğer insanların, içinde olduğumuz doğrusal ilerlemeyi görebilmeleri de güzel. Peyote Nevizade’de gerçekleşecek Wolf Eyes + Haossaa konseri hakkında detaylı bilgi almak için buraya tıklamanız yeterli.

Röportaj: Elifnaz Koçak – Cem Kayıran İllüstrasyon: Melis Balcı