EPiC, Father Mother Sister Brother ve bu hafta başka ne izlesek?
Yazı: Burcu Teker
Vizyon takviminden ve farklı platformların kataloglarından film, dizi, belgesel ve şov tavsiyelerimizi içeren ne izlesek seçkimizde Baz Luhrmann ellerinden EPiC: Elvis Presley in Concert, Jim Jarmusch’un Altın Aslan ödüllü son filmi Father Mother Sister Brother, Morgan Neville’den Paul McCartney: Man on the Run ve çok daha fazlası yer alıyor.

EPiC: Elvis Presley in Concert (Vizyon, 27 Şubat)
Nedir: Kansas’ta bir tuz madeninin altındaki Warner Bros. arşivinde yatan kutularca kaset… Baz Luhrmann; Austin Butler ve Tom Hanks’in başrollerini paylaştığı Elvis filminin yönetmenliğini üstlenmek için anlaşma imzaladığında araştırma yaptığı esnada keşfettiği, varlığı bir mite dönüşmüş 59 saatlik ham kayda erişim için stüdyoyla masaya oturuyor. Bu öylesine bir çaba değil; gerek maddi gerekse manevî anlamda hırpalayıcı bir süreç. 65 kutu dolusu hazineye ulaşıldığında neme karşı koruma amacıyla tercih edilmiş olan bu yöntem negatifleri yok etmek üzere. Sinemacı, restorasyon konusunda en güvendiği isim olan yönetmen Peter Jackson ve ekibinin yanında alıyor soluğu. 1972 Elvis on Tour reji ekibi tarafından kayda alınmış; Elvis’in hayatı hakkında oldukça samimi bir şekilde konuştuğu, daha önce hiç duyulmamış 45 dakikalık bir röportaj sıyrılıyor konser görüntülerinin arasından. EPiC’i ikonik müzisyenin bizzat anlatması fikri de buradan doğuyor. “Rüyanıza girip hikâyesini kendi anlatıyor, hem de bunu şarkı söyler gibi yapıyor!”. diyor Luhrmann,
Neye benzer: Moonage Daydream ve In the Court of the Crimson King: King Crimson at 50 akla ilk düşenlerden.
Kimler var: Yönetmenin Moulin Rouge!, The Great Gatsby, Elvis gibi projelerinde de birlikte çalıştığı Jonathan Redmond hem kurgucu hem de yapımcı olarak bir kez daha alanda. Görüntüleri hiper-gerçekçi tonla restore eden teknik ekip, Peter Jackson’ın üç bölümlük The Beatles maratonu Get Back deneyimini de üst seviyeye taşıyan Park Road Post.

Father Mother Sister Brother (MUBI, 27 Şubat)
Nedir: ABD’nin kırsalında bir baba, Dublin’de bir anne, Paris’te iki yetim kardeş… “Aile”nin hepsi için bambaşka bir şey ifade ettiği kesin. Rüya görüyormuşuz hissi veren imajlar ve nefis müzik seçimleriyle altı yıl aranın ardından yeniden karşımızda olan Jim Jarmusch, “Her şeyi hemen bir çözüme ulaştırmak zorunda değilsin. Hazır hissettiğinde yüzleşirsin.” diye fısıldıyor kulaklara. Prömiyer yaptığı Venedik’te Altın Aslan ödülüne layık görülen antolojik drama metaforik ve biçimsel bağlantılarla parçalarının yerine oturtulmasını bekleyen bir puzzle gibi sanki. Parçalar yerini bulur mu? En nihayetinde. Ha, her yapboz tamamlanmak zorunda mı? Sanıyoruz değil.
Neye benzer: Yumuşacık tavrı, durup düşünmeye sevk eden insan manzaralarıyla “komediden kedere his keşfi” tabir edilebilecek; karakterlerini, Jarmusch’unki gibi bir perdeden olay örgüsünün önüne koyan Somebody Somewhere.
Kimler var: Filmin akıllara zarar oyuncu kadrosunu oluşturan isimler Tom Waits, Charlotte Rampling, Mayim Bialik, Adam Driver, Cate Blanchett… Görüntü yönetimi için New Jersey’deki ilk bölümde Blue Velvet’ın ardındaki Frederick Elmes, İrlanda’daki ikinci – Paris’teki üçüncü bölümde Only Lovers Left Alive emektarı Yorick Le Saux ile çalışılmış. Jarmusch, 2022’de güzide plak şirketi Sacred Bones’un 15. doğum gününde grubu SQÜRL ile sahne almıştı. Aynı kutlamada Anika’nın sergilediği performanstan epey etkilenmiş kendisi. Father Mother Sister Brother’ın müzikleri de ikilinin Berlin’de beraber doğaçlama olarak ürettikleri kayıtların Jarmusch tarafından küçük parçalara ayrılmasından oluşmuş.
Meltem Demiraran film üzerine düşüncelerini burada paylaşmıştı.
Bunlar da var!

Paul McCartney: Man on the Run (Prime Video, 27 Şubat)
Haftanın ikinci müzik temalı prodüksiyonu da Paul McCartney’nin The Beatles sonrası serüvenine ışık tutan türden. Nisan 1970’de The Beatles’ın dağıldığı resmen duyurulduğunda yarattığı kültürel sarsıntı da grubun kendisi kadar kuvvetli olmuştu. Yas tutan hayranlardan çevrelerini kuşatan eleştirmenlere, merhametten nasibini almamış yorumlar ve spot ışıkları altında kendilerini yeniden tanımlamak zorunda kalmıştı Smart, Cute, Quiet ve Funny Beatle. En çok suçlanan kişi ise Sir Paul McCartney’di şüphesiz. Alışılageldik bir rock müzik belgeselinden çok “düşünsel bir yolculuk” olarak tanımlanabilecek Man on the Run’da Morgan Neville, Wings grubunu hayata geçirmesinin ötesinde hayat ve yol arkadaşı Linda McCartney eşliğinde hikâyesini baştan yazmak zorunda kalan bir sanatçının portresini çiziyor.

DTF St. Louis (HBO Max, 2 Mart)
Beklenti, iletişimsizlik, omuzlara binen sorumluluk gibi türlü faktörün üst üste binerek insanî ilişkileri buzullar gibi günden güne erittiği ve aşina olunmadık enteresan gelişmeleri beraberinde getirdiği modern dünyaya Missouri dolaylarından pencere açan mini seri. Patriot, Wonder, The Secret Life of Walter Mitty gibi işlerin yaratıcısı Steve Conrad kara komedi – suç olarak sınıflandırılan dramasında kıvrımları, tabaka tabaka ilerledikçe değişen renk ve boyutları, beklenmedik virajları olan tür bükücü bir bileşim üzerinden masaya yatırmış konuyu. Yerel televizyon kanalında hava durumu sunucusu olan Clark (Jason Bateman) ve birlikte çalıştığı, profesyonel hayatında tökezlemiş, özgüven konusunda çekinceleri olan işaret dili tercümanı Floyd (David Harbour) “yalnızlıkla boğuşan orta yaş krizindeki kırılgan erkek” paydasında buluşup yakın arkadaş oluyor. Clark’ın, Floyd’un eşi Carol (Linda Cardellini) ile ilişki içinde olması ve bencilce sebeplerden Floyd’u DTF St. Louise uygulamasına yönlendirmesi ise herkes için geri dönülmez, korkunç sonuçlar doğuruyor. Dedektif ikilisi Donoghue Homer (Richard Jenkins) ve Jodie Plumb’ın (Joy Sunday) dâhil olmasını gerektiren türden!

Scrubs – 10. sezon (Disney+, 26 Şubat)
2001 – 2010 yılları arası dokuz sezonluğuna ekranlarda olan ve zamanının en popüler sitcomlarından biri olan Scrubs geri döndü. Her ne kadar 9. sezonda diziyi bambaşka bir evrende ve okul ortamına taşınmış olarak bıraksak da yeni sezon, 8. sezon finalinden 16 yıl sonrasını konu ediyor. Yani J.D. ve ekibi artık Sacred Heart’ın çoluğa çocuğa karışmış deneyimli isimleri ve mentorları olarak karşımızda olacak. Zach Braff, Donald Faison ve Sarah Chalke ile dizinin yaratıcısı Bill Lawrence’ın tekrar buluşuyor ancak elbette merak uyandıran yeni karakterler de var, zira Sacred Heart’a yeni bir stajyer grubu katılıyor.
İzlemeye başlamadan önce hafızasını tazelemek isteyenler buraya.

Arco (Vizyon, 27 Şubat)
En İyi Animasyon dalında Oscar kovalayan Arco, Fransız illüstratör ve yönetmen Ugo Bienvenu’nün ilk uzun metrajı olma özelliğini taşıyor. Zaman yolculuğunun mümkün olduğu uzak diyarlardan 2075 yılına gelen gizem küpü Arco’nun yolu, 10 yaşındaki Iris ile kesişiyor. Iris Arco’yu yanına alıyor hemen ve evine dönebilmesi için elinden gelen her şeyi yapmaya karar veriyor. Filmin özünde yapmaya çabaladığı ise insanlığı ve teknolojik gelişmeler uğruna feda ettiklerimizi sorgulamak; deneyimlere, hayal gücüne, fikir üretmenin kudretine olan inancın önemini vurgulamak. Yoğun teknoloji kullanımının arkasına saklanan projelerden hoşlanmadığını ve mümkün olduğunca görünmez olmayı tercih ettiğini paylaşan yönetmen animasyon için TVPaint, arka plan çizimleri için Photoshop’tan başka programa ihtiyaç duymamış; hikâyeleri anlatmanın en iyi yolunun çabasız sadelik olduğunun altını çiziyor. Yapımcıları arasında Natalie Portman’ın öne çıktığı filmin seslendirme kadrosunda Sophie Mas, Swann Arlaud, Louis Garrel gibi isimler var.

Dead Man’s Wire (Vizyon, 27 Şubat)
1977 Indianapolis’inde yaşanan gerçek bir rehine olayına dayanan suç gerilim draması. Senaryosunu Austin Kolodney’nin kaleme aldığı Gus Van Sant filmi; hüsrana uğrayıp duygusal anlamda dengesizleşen iş insanı Tony Kiritsis’in (Bill Skarsgård), hayatının tepetaklak olmasından sorumlu tuttuğu tanınmış mortgage aracısının oğlu Richard Hall’u (Dacre Montgomery) ev yapımı düzenekle rehin tuttuğu 63 saatlik çatışmayı konu ediniyor. Skarsgård’ın manik kırılganlığı incelikle işlediği performansının, kapitalizm ve medya eleştirisini hedefleyen yapımın gücüne güç kattığını söylemekte fayda var. Kadroda, başrolü paylaşan Skarsgård ile Montgomery’nin yanı sıra Al Pacino, Colman Domingo, Myha’la ve dahasını görmek mümkün.

Gözden kaçmasın
*Sinners (Vizyon, 27 Şubat)
*The Gray House (Prime Video, 26 Şubat)
*Bridgerton 4. sezon 2. kısım (Netflix, 26 Şubat)
*Monarch: Legacy of Monsters – 2. Sezon (Apple TV+, 27 Şubat)
Hâlâ izlemediyseniz
*Retratos Fantasmas / Pictures of Ghosts (MUBI, 20 Şubat)
*Presence (TOD)
*The Life of Chuck (TV+)
*A Man Called Otto (Netflix, 19 Şubat)