Geeva Flava, Mağlova Su Kemeri’nden sesleniyor

Yaratıcı fikirler ve geniş bir skalada müzikal geleneği kapsama alanına alan sonik paletiyle, baştan sona tematik bir anlatı sunan albümü HADAL ZONE’u senenin başlarında Gülbaba Records etiketiyle paylaşan Geeva Flava, kültürel miras ve tabiata sahip çıkma hassasiyeti gösteren özel bir performans videosu kaydetti. Ekibin İstanbul’un Kuzey Ormanları’nın akustiğini ölçtüğü video, Mimar Sinan’ın 1554-1562 arasında inşa ettiği Mağlova Su Kemeri’nde çekildi.

Advertisement

Balbazar Records ve Gülbaba Records ortaklığıyla hayata geçirilen proje için “Nadas” ve “Aquatic” isimli iki parça üretmiş Geeva Flava. “İstanbul daha fazla eksilmesin, tabiat daha fazla yok edilmesin diye Mağlova’da bir de müzikal – çevresel etki değerlendirmesi yapılıyor” sözleriyle tanıtılan performansta zamanın farklı bir şekilde aktığı Mağlova’da bir gezinti sunuluyor.

“Geeva Flava | Live at Malov Aqueduct” isimli performans videosu,  28 Temmuz Çarşamba akşamı saat 20.00’de grubun YouTube kanalında yayımlanacak. Proje hakkında grup üyelerinin size mesajı:  “Mağlova Su Kemerlerinizi bağlayın!” Basın bülteninde kaleme aldıkları “Geeva Flava neden Mağlova’da?” başlıklı mektup da hemen aşağıda.

Unutulmuş bir deyim: Kemer bağlamak. Anlamı işe hazırlanmak. Her şeye rağmen kemer bağlamaya devam ediyoruz; hem de bu sefer bize en yakın olup bizden en hızlı uzaklaşana, doğaya, sığınarak. 

Daha önce Dereboyu’nda, Tavşantepe Metrosu’nda yapmaya çalıştığımız şeyi bu sefer bir kültür varlığında ve İstanbul’un kalan nadir tabiat alanında denedik. Yoğunlaşacağımız bilinçle, su sorununun ortadan kalkacağı, karbon salımının azalacağı, çimento ekonomisine ve ranta yönelik doğa tahribatının biteceği, plastik atıkların ithalat konusu yapılmadığı, doğaya ve insana dönüşün yaşanacağı eşitlikçi yarınlar hayal ettik. 

İstanbul’un Kuzey Ormanları’na ve doğaya yaptıklarımızdan ötürü, hasta yatağında yatan insanlıktan, kültürel mirasına sahip çıkmadığımız için Roma’dan Osmanlı’ya bütün geçmişlerimizden ve gelecek olanlardan af diledik. Sahte eş anlamlılığa, hamasete, sadece silerek değil üst üste bindirerek, kopyalayarak değerlerin içinin boşaltılmasına itiraz ettik. Çevre hassasiyetini hepten kaybeden insanlığın kafasında soru işareti bırakma hakkımızı kullandık. 

Yanıtlarsa tıpkı insanlığın geleceği gibi bulanık kaldı. 

Halbuki bir üflesen toz olup uçacak. İttirsen tarihe devinim katacak.