Günün kısası: Pull My Daisy (1959)

Yazı: Dalya Turunç

Pull My Daisy, 1959’da Beat Kuşağı ile özdeşleşen yazarlardan Jack Kerouac’ın Beat Generation adlı oyunundan uyarlanan bir kısa film. Adı ise 1949 yılında Jack Kerouac’ın Allen Ginsberg ve Neal Cassady ile birlikte kaleme aldığı bir şiirin başlığından geliyor. 

Robert Frank ve Alfred Leslie’nin beraber yönettiği bu kısa film, Beat akımının öncü üç şairi Allen Ginsberg, Gregory Corso ve Peter Orlovsky’yi karakterleştirerek, absürt ve olaylı bir akşam yemeği üzerinden dönemin dinamik bir portresini oluşturuyor. Işık hızıyla yön değiştiren diyalogların, nüanslı şakaların ve trajikomik anların hâkim olduğu Pull My Daisy’yi özel kılan noktalardan biri de Kerouac’ın hayat dolu seslendirmesi diyebiliriz. Ginsberg ve Corso, defterleri açık, kalemleri hazır bir şekilde Milo’nun evinde yeni şiirlerini tartışırken, arkadan Kerouac’ın hafif alaycı sesi devreye giriyor: “Bütün bu şairler, şair olmaya çabalıyor.”

Ardından Kerouac, karakterler aracılığıyla  heyecanla beklenen olayı açıklıyor: Milo’nun Lower East Side’da yer alan evinde, bir akşam yemeği verilecek ve davetliler arasında saygıdeğer bir piskopos ve ailesi var. Milo’nun sert tembihlerine rağmen, şairler yemek boyunca piskoposa karşı çocuksu ve alaycı davranışlardan kendilerini alıkoyamıyor. Yemek boyunca, Milo’nun ressam eşinin şair arkadaşları adına hissettiği mahcubiyet ve çaresizliğe Delphine Seyrig hayat veriyor. Şairler, gerçeklik ve bilinçaltı düşüncelerin iç içe geçtiği bir noktada, piskoposa sorularını soluksuz bir şekilde yöneltiyorlar: “Oyuncaklar kutsal mı? Amerikan bayrağı kutsal mı? Kadınlar kutsal mı? Kız kardeşiniz kutsal mı?” 

Olay örgüleri ve soru-cevap geçişleri, caz doğaçlamalarını andıran bağlantılarla ilerlerken izleyiciyi hem güldürüyor hem de düşündürüyor. 1950’lerde Beat felsefesinin ve edebiyatının devrimci hayat tarzını deneyimlemek ve anlamak için bir fırsat sunuyor.