Isınma turu: Sólstafir

15 Aralık akşamı Zorlu PSM sahnesine Kuzey Avrupa’nın köklü metal geleneğinin rüzgarını estirmeye gelecek İzlandalı post-metal grubu Sólstafir’in performansı öncesinde grubun çeşitli röportajlarından alıntılarla ısınma turu atıyoruz.



Festivalde veya kulüpte çalma tercihleri üzerine:

‘‘İkisi de! İkisi de… O kadar farklılar ki. Ben büyük sahneleri seviyorum. Tamamıyla bizim hayranlarımızdan oluşmayan dinleyicilerin olmasını. Onları tavlamak çok keyif veriyor. Ayrıca biz birbirinden çok farklı festivallerde sahne alıyoruz, metal festivalleri, alternatif festivaller… Metal müzik sevenlerin bizi takdir ettiğini hissetmek harika. Ama metal müzikle alakası olmayan kitlelerin bu müzikten keyif aldıklarını keşfetmelerini sağlamak da bir o kadar mutluluk verici.’’
Aðalbjörn “Addi” Tryggvason

Müziklerinin tanımsızlığı hakkında:

‘‘Yaptığımız müziği tanımlamak istemem. Bazen metalle hiç alakası olmayan parçalar da yapmak istiyoruz. Ama bunun yanı sıra her zaman metal, rock’n roll veya hard rock parçalarımız oldu ve olacak. Biz aslında sadece kendimizin dinlemeyi sevdiği müzikler yazmak istiyoruz. Bazen çok hoşumuza giden bir şey duyuyoruz ve ‘hadi böyle bir parça yapalım.’ diyoruz.’’
Svavar “Svabbi” Austmann

Her albümlerinde farklı prodüksiyon rotaları çizmeleri üzerine:

‘‘Şarkılar yaşayan varlıklar. Her zaman istediğiniz hava koşullarına sahip olamazsınız. Bazı günler farklı dört iklimi birden yaşarsınız. Şarkılar da böyle, hiç bir zaman birbirlerinin aynısı değiller ve her biri farklı kayıt stratejileri gerektiriyor. Bazen Svavar gidip içinde Fransız kornosu olan bir parça yazıyor, haliyle bu parça banjo ile çalınmış gibi durmamalı. Bu aslında neden bütün insanlar birbirine benzemiyor diye sormak kadar saçma. Hiç bir zaman birbirinin aynısı olan iki albüm kaydedemezsiniz, buna çabalasanız bile olmaz. Ayrıca, neden kendimizi tekrar etmek isteyelim ki?!’’
Aðalbjörn “Addi” Tryggvason

İzlanda’nın kendine has doğasının müziklerindeki yerine dair:

Bizim için volkanlar ve depremler olağan şeyler. İzlanda’da günde yüzlerce deprem oluyor. Çoğu ufak şiddette ama bazıları daha şiddetli… Biz buna alışığız. Biz deprem veya volkan patlaması tehlikesiyle büyüdük. Ancak hayatımda sadece bir kez pencerelerimi kapatmak zorunda kaldım, çünkü Reykjavik külden gözükmüyordu. Ben ufak bir balıkçı kasabasında büyüdüm, orada da her zaman çığ tehlikesi vardı. Bu aynı Avustralya’da yaşayıp zehirli yılan veya örümcekler tarafından ısırılma riskiyle büyümek gibi… Bu farkındalık bizim için doğal. İzlanda’nın ıssızlığı bizim zihnimize işlemiş durumda. Ve şarkılarımız da doğanın içinde yazılmıyor aslında. İçimizden geliyor. Etrafımızdan değil. Duyduklarını yazıyorsun, seni etkileyen, sana ilham veren şeyleri… Aslında bu oldukça derin bir konu. Daha ruhani bir konu. Ama ruhani konularda konuşmak insanı biraz deli gibi gösteriyor.’’
Aðalbjörn “Addi” Tryggvason