“Bağımlılık yaratan müzik”: Weval

Hollanda’nın geniş elektronik müzik sahnesinin son yıllardaki en dikkat çekici projelerinden biri olan Weval, Kompakt etiketiyle yayınladığı ilk albümünün ardından merak uyandıran canlı performansıyla 10 Aralık’ta Zorlu PSM’nin bu yıl açılan Studio sahnesine konuk oluyor. İkiliden Harm Coolen, konser öncesinde sorularımızı yanıtladı!

Röp: Cem Kayıran

İlk uzunçalarınız, epeydir dinlediğim en ustaca kurgulanmış ilk albümlerden biri. Albümün geneline yayılan ruh hallerindeki değişikliği göz önüne alınca, albümdeki parçaları çok titiz bir şekilde dizdiğinizi anlamak mümkün. Söz konusu albümün yaratıcıları olarak, ilk kez bu albümü dinleyecek birine nasıl bir ortamda dinlemesini tavsiye ederdiniz?

Albüme yeteri kadar odaklanılabildiği sürece nerede dinlenildiğinin pek bir önemi yok. Farklı janrlara sahip olabilen bir albüm yapmaya çalıştık. Örneğin “Ways to Go” ve “Years to Build” gibi parçalar daha kolay dinlenebilen şarkılara nazaran “I Don’t Need It” ve “Madness” gibi parçalar yüzünüze bir tokat gibi çarpabilir ya da biraz rahatsız   hissetmenize sebep olabilir. Albümün tamamı arka planda çalınacak şekilde kurgulanmadı. Bir keresinde arkadaşlarımlayken arkada çalması için albümü açmıştım ama o sıradaki atmosfere hiç uygun değildi, -ki bunu bizim ilk EP’mizle yapmak mümkündü.

Weval’in müzikal yaklaşımını Hollanda’da epey hareketli olan elektronik müzik sahnesiyle karşılaştırdığınızda ne gibi farklılıklar görüyorsunuz?

Hollanda’daki elektronik müzik sahnesi hakkında çok fazla bilgimiz yok ama şu sıralar insanlar özellikle 120 BPM, dans edilebilir parçalar yapıyor. Albümümüzde buna yaklaşan yalnızca bir iki şarkımız var. Genellikle şarkılarımızın daha yavaş olmasını seviyoruz, 100 BPM civarında ve en fazla 115 BPM’e ulaşacak şekilde. Biz daha yavaş seviyoruz ve bunu kulüplerde de daha fazla duyabilmeyi umuyoruz.

İkinizin de müzik sahnesinde aktif olmadan önce film endüstrisinde çalıştığınızı biliyorum. Müziğinizde sinematik elementler olduğunu düşünüyor musunuz?

İnsanlar bu elementlerin müziğimizde yer aldığını söylüyor ama biz sinematik bir müzik yapmaya çalışmıyoruz. İlk olarak bağımlılık yaratması lazım. Ama Clint Mansell ve The Dust Brothers gibilerinin yaptığı elektronik film müziklerini seviyoruz. Merijn bu soundtrack’leri dinleyerek büyüdü. Sanırım bu detayın prodüksiyon aşamasında bilinçsiz bir şekilde ortaya çıktığını söyleyebiliriz.

Günümüzde müzik endüstrisinde plak şirketlerinin rolleri de evrim geçirdi. Bir grup olarak sizin çalıştığınız plak şirketinden beklentileriniz neler? Bu anlamda Kompakt gibi etkileyici bir plak şirketiyle çalışmanın getirmiş olduğu avantajlar neler?

Söylediğin gibi, Kompakt gerçekten harika bir plak şirketi. İnsanlar ve özellikle de basın, onlarla çalıştıktan sonra senin müziğini daha ciddiye alıyor. Kompakt’la anlaşma imzaladıktan sonra insanlar EP’lerimiz hakkında yazmaya başladı ve biz de önceki dönemlerden çok daha fazla çalmaya başladık. İlk dönemlerimizde bu bize fazlasıyla yardımcı olmuştu!

Weval’in canlı performansından neler beklemeliyiz? Parçalarınızı kayıtlı hallerine sadık kalarak mı çalıyorsunuz yoksa canlı performanslarınızda parçaların başka formlara bürünmesine olanak tanıyor musunuz?

Konserlerde bir davulcuyla birlikte çalıyoruz ve mümkün oldukça doğaçlamalara yer veriyoruz. Böylece hem dinleyici hem de bizim için her şeyi heyecan verici hale getirebiliyoruz. Şarkılar hiçbir zaman orijinaliyle birebir aynı olmuyor, kimi zaman da parçaları kendi aralarında bir araya getirip çalıyoruz. Örneğin “Something” parçasının vokallerini daha yeni bir şarkımız olan “The Battle”la birlikte duyabilirsiniz. Böyle çalmakla birlikte tam anlamıyla bir özgürlüğe sahip oluyoruz ve her konser birbirinden farklı hale geliyor. Kimi zaman hatalar yapabilirsin ama aynı zamanda hiçbir şekilde geri getiremeyeceğin bir sihri de yaratabilirsin.

Weval’in canlı performansıyla Zorlu PSM Studio sahnesinde olacağı 10 Aralık gecesine dair detaylara buradan ulaşabilirsiniz.