İstanbul konserinden hemen önce: Sigur Rós’un müzikal yolculuğu

İzlanda’nın dünya müzik sahnesine en büyük armağanları arasında yer alan efsanevi grup Sigur Rós, yarın akşam Zorlu PSM’de olacak. Grubun etkileyici canlı performansına tanıklık etmeden önce müzikal yolculuğundan satır başlarını hatırlıyoruz.

1994 yılında İzlanda’nın Reykjavik şehrinde kurulan Sigur Rós, kendine has melodik yaklaşımı, minimalist şarkı yapıları ve yer yer gürültüyü de ustaca kullanmasıyla tanınıyor. Grubun lideri olan Jónsi Birgisson’un kimi zaman uydurma bir dil kullanarak söylediği Sigur Rós şarkılarında eşine az rastlanır bir dinginlik hissi yer alıyor.

İlk Sigur Rós albümü 1997 yılında One Little Indian etiketiyle yayınlandı. Von ismini taşıyan albümün prodüksiyon aşaması planlanandan bir hayli uzun sürdü. Sonuç grubun kaydettiği versiyondan farklıydı ve grup üyeleri uzun süreler albümü baştan kaydetme opsiyonunu düşünmüştü. Uzayan prodüksiyon aşamalarının ardından daha fazla zaman kaybetmek istemeyen ekip, sonunda albümü bu haliyle yayınlamaya ve yeni albümler için hazırlıklarına koyulmaya başlamaya karar vermişti.

1998’in ikinci yarısında kayıtları başlayan ve sonraki yıl yayınlanan Ágætis byrjun albümü ise, İzlandalı grubun dünya çapında başarıya ulaştığı ilk kayıt oldu. Ken Thomas’ın prodüksiyonunu üstlendiği albüm, 2000’lerin başlarında dünya genelinde bir akım halini alacak post-rock türünün de öncü albümleri arasında gösteriliyor.

2000’lerin başlarında müzikal karakterini iyice olgunlaştıran Sigur Rós, tamamı isimsiz şarkılardan oluşan ve iki ayrı hikayenin anlatıldığı ( ) ve söz konusu albümden üç yıl sonra yayınlanan Takk… ile müziğine farklı unsurları da dahil etmeyi ve ses paletini genişletmeyi sürdürdü. Kimi zaman yaylılar, kimi zaman çeşitli perküsif enstrümanlar ve üflemelilerle desteklenen Sigur Rós parçaları, canlı performanslarda da farklı boyutlara ulaşıyordu. Grubun 2006 yazında İzlanda’da yaptığı turneyi konu eden Heima belgeseli, Sigur Rós’un büyüleyici canlı performanslarının bulundukları ortama göre nasıl çeşitlenebildiğini gözler önüne seriyordu.

Grubun tamamını İngilizce sözlü şarkılarla oluşturmayı planladığı beşinci stüdyo albümü Með suð í eyrum við spilum endalaust, şarkıların son hallerini almak üzere olduğu dönemde İzlandaca’nın söz konusu düzenlemelerin ruhuna daha uygun olduğu düşüncesiyle değiştirilmişti. EMI ve XL Recordings etiketiyle yayınlanan beşinci Sigur Rós albümü, grubun kısa sürede hit parçaları haline gelen birçok şarkıyı barındırıyor.

Grubu Billboard listelerinde ilk 10’a kadar yükselten Valtari albümü de Parlophone etiketiyle 2012 yılında yayınlanmıştı. Prodüksiyonunu grup üyeleriyle birlikte Alex Somers’in üstlendiği albüm, Sigur Rós’un erken dönemlerine dönüşünü sembolize eden detaylarla dolu bir çalışma. Sonraki yıl servis edilen ve şu ana kadar yayınlanmış son Sigur Rós albümü olan Kveikur da grubun üç kişilik formuyla kaydettiği ilk albüm olma özelliği taşıyor. Önceki kayıtlarına göre daha gürültülü bir tınıyı merkezine alan Sigur Rós, Kveikur‘dan sonra dünyanın dört bir yanında etkileyici turneler yapmıştı. Grubun geçtiğimiz günlerde Primavera Sound Festival’da start alan yeni turnesinde de birçok yeni parçasını çalması bekleniyor.