Ne dinlesek?: mary in the junkyard, Peter Gabriel ve haftanın diğer yeni müzikleri

Yazı: Cem Kayıran, Elif Öz, Şevval Öztemur, Tuana Özcan, Utkan Çınar, Zeynep Naz Günsal - Fotoğraf: Xander Lewis

Bu hafta dikkat kesildiğimiz yeni müzikler: mary in the junkyard, Peter Gabriel, Wolf Alice, The Durutti Column, Vanishing Twin, Tuğçe Şenoğul, Rico Nasty ve dahası.

Taze yayımlanmış albüm ve teklilerden hazırladığımız güncellenen çalma listemiz sizi bekliyor.


BU HAFTA DİNLEMEDEN GEÇMEYİN:
mary in the junkyard – Role Model Hermit
(AMF Records)

Londralı ekibin çıkış albümünün yaratıcı dünyası oldukça şahsına münhasır. Grubun folk janrının ses dünyasından ve hikâye anlatıcılığından istediklerini alıp, pastoral detaylarını bir kenara bıraktıkları, aslında şehirli üç insanın hayatındaki güncel dertlerini mitleştiren bir koleksiyon dinliyoruz. Solist Clari Freeman-Taylor’ın yumuşak ve nefesli icrasıyla da büyüyen bu mitleri hep biraz daha yakından dinleyip hikâyenin parçalarını birleştirmek istiyorsunuz. Prodüktör koltuğunda Oli Bayston’ın oturduğu projede şarkıların büyümesine ve katmanlaşmasına yer verilmiş ama hiçbir zaman da abartıya kaçılmıyor. mary in the junkyard, enstrümanlarıyla yarattıkları modla şarkılardaki modern dünya mitlerini desteklemekte ilk albüm için çok ustaca bir performans sergiliyor. E.Ö.


HAFTANIN DANSI
V.A. – Boddhi Satva Presents Jowice Archives Vol. 1: Bangui Dancefloor Classics
(Jowice Music)

Orta Afrika Cumhuriyeti’nin başkenti Bangui’de 70’ler ve 80’ler boyunca kasetlere kaydedilen rumba kayıtları uzun yıllar boyunca büyük ölçüde kendi dolaşımı içinde kaldı. Artık elimizde bu müziğin hâlâ ne kadar canlı olduğunu gözler önüne seren bir derleme var. Boddhi Satva küratörlüğünde hazırlanan derleme; Canon Stars, Super Stars ve Ouaka Stars gibi grupların kayıtlarını günümüz prodüktörlerinin remiksleriyle aynı akışta buluşturuyor. İki bölüm arasında büyük bir kopukluk hissedilmemesi dikkate değer. Mevcut groove’ları ve bas frekanslarını genişleten remiksler, onlarca yıl önce kurulmuş bir dans pistinde vuku bulan anları günümüz ses sistemlerinden geçirirken hiçbir tümseğe çarpmıyor. C.K. 


TEKLİ: The Yummy Fur – Unity over Europe
(Upset the Rhythm)

The Yummy Fur 28 yıl sonra geri dönüyor. Eylül sonunda gelecek bir albümün haberini veren grubun yıllar sonraki ilk teklisinde, tiz bir gitar sesi ve guruldayan bir basın ayaklarımız altında titreştiğini hissediliyor. Milton Kardeşleri baş karakterleri olarak alan parçayı takip etmek için hikâyelerini illa bilmek gerekmiyor fakat sizi bekleyen sürreal kurgu şöyle özetleniyor: “Birinci perdede, tıpkı Superman 2’daki muhteşem kötüler gibi uzay-zamanda dönen, düz ve iki boyutlu bir Francis Bacon tablosunun içinde sıkışıp kalırlar. İkinci perdede ise Unity, V2 roketinin burun konisine yerleştirilir ve Peenemünde’den Londra’ya fırlatılılar. Bu ceza, Pynchon’un Yerçekiminin Gökkuşağı romanındaki son ölüm parabolüne bir saygı duruşu niteliğindedir.” E.Ö.

ALBÜM: acloudyskye – In a while this will all be gone
(Bağımsız)

Skye Kothari’nin tek kişilik projesi acloudyskye, altıncı albümü In a while this will all be gone‘da shoegaze, post-rock, glitch ve emo etkilerini aynı potada eritiyor. Her parçanın yavaş yavaş inşa edildiği albüm, en sakin anlarında bile altında kaynayan bir gerilim taşıyor. Dijital dokular ile duygusal ağırlık arasındaki dengeyi hiç kaybetmeyen, katmanlı prodüksiyonu ve sinematik akışıyla albüm, büyük patlamalardan çok kurduğu bütünlüklü dünyayla etkisini artırıyor. T.Ö.

TEKLİ: The Durutti Column – Scammer
(London Records)

16 yıl aradan sonra, 31 Temmuz’da yayımlayacağı yeni albümü Renascent’tan gelen ikinci teklisiyle Vini Reilly’nin bir kariyer zirvesi daha yaşayacağı iyice belli oldu. Reilly’nin belli belirsiz vokalinin ambient bir atmosferi duygulandırmasıyla ortaya çıkmış şarkı oldukça etkileyici. Albümün adı “yeniden doğuş” anlamına geliyor ki şarkıların ağırlığının yanı sıra böyle bir pozitif hissiyata da sahip olduğunu söylemeli. Sanki 40 yıl öncesinin o heyecan verici Manchester soundunda payı olan herkese bir ağıt gibi. Geri kalanını da heyecanla bekliyoruz. U.Ç. 

ALBÜM: The Heavenly Bodes – Green Hills
(Fuzz Club)

2025 yazında bir arkadaşlarının salonunda, makaralı teyp ekipmanlarıyla kaydettikleri ilk resmî albümleriyle Cornwall sahillerinden listemize buyuran Paul Rustin, Alex Mantle, Fin Wilson ve Iolo Puleston dörtlüsü garage, surf ve 60’lar asit rock etkilerini sıcak lo-fi frekanslara dolduruyor. Geçen yıldan kısaları A Shelf You Can Applaud From A Distance ardından yine tümüyle kendin-yap usulü kaydettikleri albümdeki spesifik estetik kıyı bölgesi atmosferini vurguyla aktarırken, ekibin cilasızlığı ise mecrayı daha da samimi kılmış. Diğer işlerini de merak ettirme garantili. Z.N.G.

TEKLİ: Ela Minus & Nick León – Espiral
(Smugglers Way)

Ela Minus ve Nick León birlikteliğinden çıkacak üç parçalık EP’nin ilk teklisi “espiral”, bizlerden bir süreliğine belirli bir düzlemde ilerleyen düşünmelerimizi, çerçevelendikleri keskin ve belirgin hatlardan çıkarıp sonsuz bir hayal etme hâlinin içerisine bırakıyor. Sade ama etkisi yüksek elektronik oyunlar üzerinden şekillenen parça, döngüsel ve yutan synthleriyle egzotik bir dans alanı kurgulamış. León’un dediğine göre “Çok özgür bir süreç” olan qué les pasó a mis amigos? kısaçaları için de beklemedeyiz. Ş.Ö.


ŞİFA NİYETİNE
Peter Gabriel – I Belong to The Sky
(Real World)

Geçen hafta kırmızı bir ay tepemizde dolanırken, yeni bir Peter Gabriel şarkısının da zamanının geldiğini de hissedebiliyordunuz. Artık bildiğiniz üzere yeni albüm I/O’nun şarkıları her dolunayda paylaşılmakta ve albümün tamamı da sene sonu geliyor. “Bright” ve “Dark” olarak iki farklı mikse sahip olacak albümden gelen yeni tekli Mark Stent’in elinden çıkma Bright Side’dan. Jazz on a Summer’s Day isimli eski bir filmden ve davulcu Chico Hamilton’dan esinini alan çalışma gene gayet net bir Gabriel şarkısı. Yedi buçuk dakikalık eserin iddialı introsunu usta isim Manu Katché’nin timpani sopalarıyla çaldığı tom-tomlarının taşıdığı sakin anlar takip etmekte. Çok keyifli nefesli bölümleri de var. Gabriel dolunay zamanlarını ihya etmeye devam ediyor. U.Ç.


TEKLİ: Wolf Alice – Gospel Oak
(Columbia Records)

15 Temmuz’da İstanbullu dinleyicilerinin huzuruna çıkacak Wolf Alice’in dördüncü albümü The Clearing seanslarından geriye kalan üç parçanın ilki olan “Gospel Oak”, Ellie Rowsell’ın piyanosu ve sesi ile grubun sessizliğe yaslandığı anlardan biri. Kuzey Londra’daki Gospel Oak semtini yalnızca bir mekân olarak değil; bir özlem simgesi gibi ele almış. Büyük anlara sahip olmayan şarkı, bu sadeliği sayesinde etkileyici. T.Ö.

TEKLİ: Jon Hopkins & Imogen Heap – Reckoning
(Megaphonic Records)

Bir aşkı kurtarmanın değil; hesap tutmadan, zorlamadan, içten tüm duygulara sığınabilmenin şarkısını yapmış Jon Hopkins ile Imogen Heap. Aslında uzun yıllara dayanan arkadaşlıklarının ilk iş birliği olan “Reckoning”, techno yapıları üzerine işlediği ipeksi vokaliyle, şüphesiz dansı çağırıyor. Birkaç dakika sonra yeni gün doğacak ve hareket etmek için son bir şarkılık enerjin kalmışken ellerden tutup, biraz hüzünlü biraz tekinsiz bir şekilde, o güne veda etmek, hissettiklerini kabullenmenin özgürlüğünü kutlamak için. Ş.Ö.

ALBÜM: Tuğçe Şenoğul – ATLAS
(Bağımsız)

Bir “Kırık Hikaye” ile başlayıp “Bu Yaz Ve Sonra”sına sevinmeler ve üzülmeler, acılar ve mutluluklar, hüzünler ve sevmeler gibi farklı duygu durumlarını aynı patikada, kimi zaman el ele kimi zaman birbirine çarpa değe yürüten Tuğçe Şenoğul’un 12 parçalık koleksiyonu, hisleri kalple yakın temasa getiren ses manzarası, ilişkisellikleri kurcaladığı müthiş vokali ve samimi cümleleriyle sımsıkı bir düşünme imkânı sunuyor. Atlas Yerdeniz ve Atlas Gökdeniz EP’lerinin ardından iki parçayla tamamlanan ATLAS, kendisine, sana, bana, bize ve hissetmekle kurduğumuz kocaman birlikteliğimize emanet. Ş.Ö.

Boran Kuzum’un Tuğçe Şenoğul ile ATLAS üzerine yaptığı röportaja buradan ulaşabilirsiniz.

TEKLİ: Adult DVD – Cowboy on Aisle Three
(Fat Possum Records)

Adult DVD’nin çoğu parçası gibi yeni teklileri de başlar başlamaz vücudunuzu ele geçirip sizi dans ettiriyor. Punk ve dans türünü böyle aşırı eğlenceli ve bulaşıcı bir şekilde harmanlayan ekibin sonik dünyaya kinetik enerji katmak konusunda eline su dökülmüyor. Bu kuduruk parçanın arkasındaki fikir de solist Harry Hanson’ın bir gün market alışverişi sırasında çok sıkılıp “Bu alışverişi yapmaktan kurtulmak için şu an çıldırsam ne olurdu?” diye düşünmesinden çıkmış. E.Ö.


UZUN YOLA ÇIKANLARA
Nixon Boyd – Every Time We Turn A Corner
(Royal Mountain)

Ontario çıkışlı grubu Hollerado ile 2010’larda özellikle Kanada’da büyük başarı yakalayan Nixon Boyd solo kariyerine de kaliteli bir giriş yapıyor. İki küsur dakikayı aşamayan, oldukça sıkı çalınmış, indie folk tadındaki şarkılar derdini laf kalabalığı yapmadan anlatabiliyor. Referans olarak özellikle Real Estate rahatlıkla verilebilir. Güneş altında yolculuk aylarındayız, kendinize bir refakatçi ararsanız Boyd makul bir seçim olabilir. U.Ç.


TEKLİ: Vanishing Twin – Archives / Bring Me The Axe
(Fire Records)

Deneysel pop üçlüsü Vanishing Twin, 2 Ekim’de yayımlanacak yeni albümü Archives‘ı duyurdu. Adını grubun yaratım sürecinden alan Archives, Vanishing Twin’in günlük kayıt seanslarından topladığı fikirleri yeniden düzenleyip birbirine ekleyerek inşa ettiği kolektif üretim anlayışını merkezine alıyor. Albümün duyurusuyla birlikte paylaşılan iki yeni parçadan “Archives”, canlı performans kayıtları, elektronik sesler ve vokal kolajlarını bir araya getirirken; “Bring Me The Axe”, canlı deneyime yakın ritmik yapısıyla yerinde durmayan bir akışa sahip. T.Ö.

TEKLİ: Rico Nasty – Cupcake
(Sugar Trap)

Sekiz yıl önce kariyerine SoundCloud’dan verdiği starttan beri alternatif rapçilikte ne denli ayrıksı ve hardcore bir hat kurduğunu vurgulamaya devam eden, yakın zamanda Margot’s Got Money Troubles dizisinde de rol alan Rico Nasty, temmuz sonu yayımlanacak dördüncü uzunçaları RX‘ten klibi tam şuradan izlenebilecek bu tekliyi buyurdu. Uzun aradan sonra Kenny Beats (ya da kendini şu aralar tanıttığı şekliyle Kenneth Blume) ile yeniden bir araya geldiği albümden paylaşılan parça, Rico’nun önceki albümü Lethal‘daki karanlık tonlardan ziyade renk ve simli hisli efektlere doygun, vibe’ı ise tam yazlık. Z.N.G.


ALBÜM: Smirk – Speculative Fiction 
(Smoking Room)

Smirk, üçüncü albümü Speculative Fiction ile önceki işlerinin köşeli punk enerjisini tamamen terk etmiyor ama bu kez melodilere daha fazla alan açıyor. Power pop, post-punk ve 70’ler punk’ının keskin hatlarını bir araya getiren albüm, ilk başta oldukça tanıdık duyulsa da güçlü şarkı yazımı ve akılda kalan nakaratlarıyla 40 dakikayı biraz aşan süresi boyunca ritmini hiç düşürmüyor. T.Ö.

TEKLİ: Dinosaur Jr. – Several Got Away
(Jagjaguwar)

Yeni Dinosaur Jr. albümü There Near,  28 Ağustos’ta Jagjaguwar etiketiyle yayımlanacak. J. Mascis, 13. albümünün kayıtları sırasında grubun 40 yıl önceki ilk albümünde kullandığı tona yaklaşabilmek için 1970’lerden bir Mesa Boogie MK 1 amfi edinmiş. Albümün açılış parçası ve ilk teklisi “Several Got Away”, tam anlamıyla Dinosaur Jr. mizahı barındıran video klibe sahip.  Buradan izlenebilir. T.Ö.