One Love Festival’da sahne alacak Can Güngör’le şarkı şarkı Silik Düşler albümü

13-14 Haziran’da gerçekleşecek olan One Love Festival’da sahne alan yerli isimlerden biri de Can Güngör olacak. Canlı olarak dinleme şansı yakalayacağınız Silik Düşler albümünü Bant Mag. No:39’da yer verdiğimiz Can Güngör röportajı ve Burak Dak’ın çizimleriyle yeniden keşfedin.

Röp: Seçil Kalenderoğlu, İlüstrasyon: Burak Dak, Fotoğraf: Aylin Güngör 

Baştan aşağı müzikten oluşan bir insan Can Güngör. Her yerinde, her şeyinde ve en içinde melodi var. Şubat sonunda çıkardığı ilk solo albümü Silik Düşler, etrafını saran kediler dışında yalnız duran ama müzikle dolan bir evde mırıldanılmış. En ufak bir ürpertinizde hiç çekinmeden üzerinize battaniye örten bir sıcaklığı var. Özellikle de kışın bitmek bilmediği bu günlerde yalnızlığınızı paylaşacak, vazgeçilmeziniz olacak. Silik Düşler’i şarkı şarkı Güngör’e sorduk, Burak Dak’a çizdirdik.

Image

1. Ben Ordaydım ZatenKibrit gibi ağaçlar dizilmiş beyaz yamaçtan, rayların sesi ninni gibi sürerken bir tatlı uyku aldı beni… Nedir “bu yolları, bu yol yapmayan” gitar tınılarına, dolu dolu davul seslerine bunca hüzün yükleyen?
İnsan yolda olduğu kadar varacağı yerin de hayalindedir ya. Yola düşmeden varmıştır aslında. “Yol değil” kısmı benim için böyle bir şey. Hüzünlü değil ama kırılgan sanki.

Image

2. Silik Düşler Biri tekir, biri sarman ayak ucumuzda. Aklımızdaki silik düşleri ikamet ettiren her mevsimin sadece kış olduğu bu soğuk beyaz şarap tatlı yerde onlar (kediler) mı bize muhtaç biz mi onlara?
Kediler hayatta kalmak ve yalnız olmakta çok iyiler. Ama biz insanlar, bu konularda bocalayan varlıklarız. Bu yüzden biz onlara ihtiyaç duyuyoruz. Kendi hâlinde varoluşlarından bir şeyler öğrenmeye çalışıyoruz.

Image

3. Sadece “Umulmadık anıların güzel, duru ve saf zamanları“na konuverse “Sadece”, hangi çocukluk anısını getirirdi gözlerinin önüne?

Çocukluğumun yazlarını Erdek’in koylarından biri olan Tatlısu Koyu’nda geçirdim. Bütün gün dağ bayır gezdiğim, sazlıklardan sazlar koparıp çadırlar kurduğum, akşamüstleri balık tuttuğum, güzel arkadaşlıklar edindiğim değerli zamanlardı. Bütün kış hayalini kurduğum bir yerdi orası, şehrin anti-teziydi.

Image

4. Güneş Orhan Ah aydınlıklardan uzakta bir Orhan Veli. Lâkin güneş yüzüne vuran hangi çiçek olmalıve hangi sokakta, hangi pencerenin önünde açmalı?
Papatya gibi hafif ve dertsiz bir çiçek olmalı. Bütün evler, sokaklar bu hafiflikten nasibini almalı.

Image

5. Hiçbir Sebep Yok Düşünülmüş. Taşınılmış. Işıklar sönmüş. Beyazperdede çok eskilerden bir film. Anlatıyor şarkının bir yerlerine sinen, o tanıdık hikâyeyi. Hangi film?
La Strada.

Image

6. Geriye Dönme Hatırlayınca acıtan, zamanı geri döndürmek mümkün olsa dedirten bir şey var mıdipsiz kuyudan çıkarmak istediğin?
Bir sürü acı, mutsuzluk da olsa içinde her şey olduğu gibi güzel. Öyle kalsın.

Image

7. Bekliyorum Seni Bir küçük umut gibi hemen önünde durmuş. Bekliyorsun onu. En sevdiği tablonun önünde renkleri seslere karışmış. Hangi tablo, neden?
Tablo olarak bilemeyeceğim ama Viktor Pivovarov diye bir Rus illüstratör/ressam var. Onun çizgilerini his olarak epey yakın buluyorum

Image

8. 9:00 Kimi zaman güneşli kimi zaman bulutlu havalardan karlı, çiçekli yollardan sonra. 9:00. Ağırlaşmış seslere eşlik eden kırık sözleriyle nerede, ne zaman, nasıl üretildi?
Kadıköy’e ilk taşındığım zamanki evimi bir süre yadırgamıştım. Yalnız yaşamaya alışmaya çalıştığım buhranlı zamanlardı. Neredeyse bir hafta boyunca dakikası dakikasına aynı saate uyandım. Sonra karalamalar ve birkaç arpejle beraber şarkı filizlenmeye başladı.

Image

9. Belki de Sensin İki yıl önce bu sesler, bu hikâyeler öyle çok biriktirdiler ki taşıyamıyorum artık demiştin. Şarkılar anlamlarını yitiriyor, eskiyor diye korkmuştun. Dinleyicisiyle buluştuğunda “Belki de Sensin” değişti mi sence, değiştiyse nasıl değişti?
İnsanların onda duydukları şeyle beraber benim de hislerim değişti galiba. Daha kırılgan ve edilgen bir şeydi; şimdiyse daha hesap sorar bir havaya büründü.

Image

10. Uçurumlardan Küçükken tuttuğu ajandaların içinden sızmış koşarak kaçmakta sırtını ağırlaştıran “büyüklüğünden”, çocukluk. Bu yolun sonunda sen mi ona dönmek isterdin yoksa onu mu ait olduğu yere göndermek? Yoksa bir orta yolu var mı?
Onun ait olduğu yerde olması iyi olurdu galiba. Birçok düğüm benim için orada çözülüyor çünkü. İçinde çocukluk ve oyun olmayan bir şey ne kadar değerli olabilir ki.

Image

11. Değişmem Yakıp kavuran ateşler içinde neler değiştirebilir seni? Neler asla değişmez? Neler değişmemeli?
İnsanlar değiştirir en çok. Mahalle bakkalıyla ettiğim ayaküstü bir sohbetten bile öğrenecek bir sürü şey çıkartırım ben. Değişmeyi, değişebilmeyi asla kaybetmek istemezdim.

Image

12. Majör Sonuna gelmişken bir hikâyenin, birini konuk etse naif yalnızlığına Can Güngör, kimi ederdi ki? Hayal gücü uçsuz bucaksız, zaman ötesi her yere, herkese uzanabilir.
Orhan Veli’nin kapı komşum olmasını isterdim. Karaköy’de iskelede buluşup balık ekmek yerdik. Vapura beraber binip, gündelik muhabbetler ederdik.