Oscar adayı filmlere dair 55 trivia

İllüstrasyon: Sadi Güran

15 Mart’ı 16 Mart’a bağlayan gece Conan O’Brien’ın sunumuyla sahiplerini bulacak 98. Akademi Ödülleri’nde En İyi Film ödülü için yarışacak 10 filmin en azından birkaçını izlemişsinizdir. Kim bilir belki de hepsini… “Kesin alır” diye düşündüğünüz bir film, bir yandan da “gizli favorim” dedikleriniz bulunuyordur muhtemelen. Hatta arkadaşlar arasında küçük Oscar bahisleri bile dönüyor olabilir.

Oscar haftası geldiğinde sinema sohbetlerinin yönü ister istemez aynı noktaya dönüyor: Bu yıl heykelciği kim kaldıracak? “Kim hangi kategoride iddalı?”, “Kimin sürpriz yapma potansiyeli yüksek?” gibi sorular, konuya ilgili zihinleri zaten bir süredir meşgul ediyor.

Törende yarışacak yapımları tanıtmak -aylardır radarımızda olduklarından- çok gerekli görünmüyor ancak bahsi geçen filmlerin Oscar adaylıklıklarına, prodüksiyon süreçlerine, set arkasındaki hikâyelere dair birkaç küçük trivia’ya göz atmanın; ödül töreni öncesinde keyifli bir ısınma olabileceğini düşündük.


BUGONIA

*Emma Stone bu yıl hem En İyi Kadın Oyuncu hem de -yapımcı ünvanıyla- En İyi Film dallarında aday gösterildi ve bu iki kategoride çifte adaylığı, Poor Things ardından ikinci kez almış oldu. Bunu başaran en genç kişi olmasının yanı sıra, tek kadın.

*Yönetmen Yorgos Lanthimos, Don rolü için özellikle nöroçeşitliliğe sahip bir amatör oyuncu aradı ve rol, daha önce hiç profesyonel oyunculuk deneyimi bulunmayan Aidan Delbis’in oldu.

*Emma Stone’un karakterinin saçını kazıttığı sahne tek seferde çekildi ve tamamen gerçek. Hatta sahneden hemen sonra Stone, yönetmen Lanthimos’un da saçını kazımış.

*Besteci Jerskin Fendrix, bu kez senaryoyu bile görmeden çalıştı. Lanthimos ona sadece dört kelime verdi: “Arılar. Bodrum. Uzay gemisi. Kel Emily.”

*Filmdeki kaçırma sahnesinde karakterler Jennifer Aniston maskeleri takıyor. Bu fikir, büyük bir Friends hayranı olan Lanthimos’tan çıktı. Aniston’dan izin alınarak elbette…

*Dekorda sık sık altıgen şekiller görülüyor: Tavan pencereleri, merdiven ızgaraları ve mutfak dolapları… Hepsi, filmin merkezindeki arı kovanı / bal peteği temasına gönderme.


F1

*Filmin yapımcılarından Dede Gardner 9. adaylığını alarak, En İyi Film kategorisi tarihinde en fazla adaylığı bulunan kadın sinemacı olarak rekor kırdı.

*Brad Pitt’in filmden kazandığı 30 milyon dolar, kariyeri boyunca bir rol için aldığı en yüksek meblağ.

*Yapım ekibi, 2023 – 2024 sezonlarında; gerçek Grand Prix hafta sonlarında çekim yaptı. Hatta Silverstone’da kurulan kurgusal APXGP garajı, Mercedes – AMG Petronas Formula One Team ve Scuderia Ferrari garajlarının arasına yerleştirildi.

*Brad Pitt ve Damson Idris, filmdeki sürüş sahnelerinin çoğunu kendileri üstlendi ve pistte 180 mph (yaklaşık 290 km/s) hızlara ulaştılar.

*Apple ve Panavision, araçlara takılabilen özel mini kameralar tasarladı. Her araba 15 farklı kameraya sahipti.


FRANKENSTEIN

*Guillermo del Toro, Alejandro González Iñárritu’nun ardından En İyi Film dalında üç adaylık alan tek Latin Amerikalı yönetmen olarak tarih yazdı.

*Del Toro, Frankenstein’ın laboratuvarı ve gemi setleri dâhil birçok mekânın tamamen gerçek setler olarak inşa edilmesini istedi. Onun sözleriyle: “Yapay zeka, simülasyon ya da dijital istemiyorum. İnsanların boya yaptığı, çivi çaktığı eski usul setler istiyorum.”

*Canavar rolüne hazırlanan Jacob Elordi, karakterin hareketlerini bulmak için Japon butoh dansı, hatta Moğol gırtlak şarkıcılığı üzerine çalıştı.

*Elordi’nin canavar makyajı 42 ayrı silikon parçadan oluşuyordu ve uygulanması her gün yaklaşık 10 saat sürüyordu. Oyuncu bazen sabah çekimine yetişebilmek için gece 22.00’de makyaja girip bütün gece uyanık kalıyordu.

*İlk olarak canavarı Andrew Garfield’ın oynanması planlanmıştı ancak Garfield projeden ayrılınca yerini Elordi aldı. Makyaj ekibinin dokuz ay boyunca Garfield için hazırladığı tasarımın, birkaç hafta içinde yeniden uyarlaması gerekli oldu.

*Yaratığın iki gözünün de turuncu kontakt lensli olması hayal edilmişti ancak lenslerden biri Elordi’nin gözünü tahriş edince çıkarıldı. Del Toro bir gözü kahverengi, diğer gözü turuncu yaratık görüntüsünü beğendi ve filmde bu şekilde kullandı.


HAMNET

*Chloé Zhao, Jane Campion sonrası iki En İyi Yönetmen adaylığı bulunan ikinci kadın sinemacı! Aynı zamandaki kendisi, bu kategoriye aday olabilmiş beyaz olmayan tek kadın yönetmen. Sektördeki cinsiyet eşitsizliği, neredeyse 100 yıllık Oscar tarihininde de ne yazık ki kendini gösteriyor.

*Filmin yapımcılarından Steven Spielberg, 14 adaylıkla En İyi Film dalında en çok aday gösterilen kişi olmaya ve kendi rekorunu kırmaya devam ediyor.

*Shakespeare’in sarhoş olup, oyunu yazmaya çalıştığı sahnede Paul Mescal gerçekten sarhoştu. Mescal sarhoş sarhoş çekim yapmanın eğlenceli bir deney olduğunu söylese de ertesi gün geceden kalma uyandığını da ekliyor. 

*Hamnet ve Hamlet’i oynayan Jacobi Jupe ve Noah Jupe gerçek hayatta da kardeşler. Oyuncu kadrosunda bir kardeş çift daha var: Agnes’in üvey kardeşlerini oynayan Eva Wishart ile Zac Wishart.

*Filmin sonunda Shakespeare oyununu izleyen seyirciler arasında yönetmen Chloé Zhao da kısa bir cameo ile görünüyor.


MARTY SUPREME

*Timothée Chalamet bu yıl hem En İyi Erkek Oyuncu dalında hem de -yapımcı ünvanıyla- En İyi Film dalında aday gösterilerek, 30 yaşında bunu başaran en genç kişi oldu.

*Géza Röhrig’in canlandırdığı karakter, Polonyalı masa tenisi şampiyonu Alojzy Ehrlich’ten esinleniyor. Ehrlich, Auschwitz’te dört yıl geçirdikten sonra Dachau’ya gönderilmişti. Rivayete göre Naziler onun dünya şampiyonu olduğunu fark edince gaz odasına gönderilmekten kurtuldu.

*Timothée Chalamet, rol için 2018’den beri masa tenisi antrenmanı yapıyordu. Hatta başka filmlerin çekimleri sırasında bile yanında masa taşıyıp çalışmaya devam etti.

*Filmin başındaki turnuva sahnelerinde Chalamet’in karakteri gerçekten olimpik masa tenisi oyuncularına karşı oynuyor. Bunlardan biri, eski dünya bir numarası Alman efsane Timo Boll.

*Film New York Film Festivali’nde sürpriz bir gösterim yapmıştı. Yönetmen Josh Safdie, galadaki konuşmasında filmin kurgusunu gösterimden bir gece önce, sabaha karşı 02:00’de bitirdiğini açıkladı.

*Makyaj sanatçısı Michael Fontaine; Chalamet’nin yüzüne özellikle çiller, yara izleri ve akne izleri ekledi. O kadar gerçekçi olmuş ki bu makyajdan habersiz olan Gwyneth Paltrow, Chalamet’e mikro-iğneleme tedavisi önermiş.

*Filmde profesyonel oyuncu olmayan birçok kişi rol alıyor: Rapçi Tyler, the Creator, iş insanı Kevin O’Leary, emekli NBA yıldızları George Gervin, Tracy McGrady ve Kemba Walker bunlardan bazıları…


ONE BATTLE AFTER ANOTHER

*Bu yıl 3 adet Oscar adaylığı alan Paul Thomas Anderson, kariyeri boyunca toplam 14 adaylık elde etti. Eğer bu ödüllerden hiçbirini kazanamazsa, en fazla adaylığı bulunmasına rağmen ödül kazanamayan altıncı kişi ünvanını elde edecek.

*Başrollerden Leonardo DiCaprio, En İyi Film dalı tarihinde en çok filmi bulunan oyuncu unvanını Robert De Niro ile paylaşıyor; her ikisinin de 12 filmde rolleri bulunuyor. Cate Blanchett ve Jack Nicholson ise 10’ar rol ile ikinci sırada yer alıyor.

*One Battle After Another adı, 1969’da radikal örgüt Weather Underground tarafından yayımlanan bir bildiriden geliyor. “From here on out, it’s one battle after another…” cümlesi, filmde diyalog olarak da geçiyor.

*Paul Thomas Anderson, filmin senaryosunu yazmanın yaklaşık 20 yılını aldığını söylemiş.

*Lockjaw’ın yardımcısı Danvers’ı oynayan James Raterman profesyonel bir oyuncu değil; eski bir federal ajan. Sorgu sahnelerinde gerçek hayattaki tekniklerini kullanmasına izin verilmiş.

*Filmin finalindeki kovalamaca sahnesi; yönetmenin sözleriyle Bullitt, The French Connection ve Vanishing Point gibi klasik 70’ler araba kovalamacalarına bir saygı duruşu.

*One Battle After Another büyük ölçüde VistaVision formatında çekildi. 21. yüzyılda bu formatı kullanan nadir yapımlardan biri…

*Filmin bir gösteriminden sonra Steven Spielberg, Paul Thomas Anderson’a gidip filmi ne kadar hayranlıkla izlediğini bizzat söylemiş.


THE SECRET AGENT

*Brezilya sinemasının yükselişine Oscarlar da kayıtsız kalamıyor: The Secret Agent, geçen senenin adaylarından I’m Still Here sonrası En İyi Film adaylığı bulunan ikinci Brezilya filmi oldu.

*Başroldeki Wagner Moura ise Fernanda Torres ve Fernanda Montenegro’nun ardından Oscar’a aday gösterilen üçüncü Brezilyalı ve ilk Brezilyalı erkek oyuncu.

*Efsane oyuncu Udo Kier (1944-2025), kariyerindeki son rolünü bu filmde oynadı. Kier, başrol olmadığı projeleri ancak izleyicide güçlü bir iz bırakacağına inandığında kabul ettiğini söylemişti.

*Filmdeki projeksiyonist Alexandre karakteri, yönetmenin daha önce çektiği kısa belgeselde yer alan gerçek bir sinema projeksiyonisti Alexandre Moura’dan esinleniyor.

*Filmin başında görülen sarı Volkswagen Beetle, yönetmenin bilinçli bir tercihi. Amaç, The Shining’in açılışındaki benzer arabaya küçük bir gönderme yapmaktı.


SENTIMENTAL VALUE

*Stellan Skarsgård, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu kategorisinde, çoğunluğu İngilizce olmayan bir rolle aday olan ilk kişi.

*Yönetmen Joachim Trier, ailesinin yıllarca yaşadığı ev satışa çıkınca hikâyeyi düşünmeye başlamış. Bu ev zamanla aile, hatıra ve geçmişle yüzleşme temalarını anlatan bir filmin çıkış noktasına dönüşmüş.

*Film, geçtiğimiz Cannes Film Festival’de gösterildiğinde 19 dakika boyunca ayakta alkışlandı. 

*Bir sahnede görülen plaket, yönetmenin ilk filmi Reprise’ta karakterlerin hayran olduğu hayali yazar Sten Egil Dahl’a ait. Trier’in kendi filmografisine yaptığı küçük bir gönderme.


SINNERS

*Tam 16 Oscar adaylığı kazanarak Akademi tarihindeki en fazla adaylık rekorunu kıran Sinners; 14’er adaylıkları bulunan All About Eve, Titanic ve La La Land gibi devleri geride bırakmış oldu.

*Film aynı zamanda, en fazla Siyah sanatçının Oscar’a aday gösterildiği yapım ünvanına da sahip.

*Yönetmen Ryan Coogler, şu dört kategoride adaylığı bulunan ikinci isim olmayı başardı: En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo (Özgün veya Uyarlama) ve En İyi Şarkı. Kendisinden önce bunu başaran isim ise Spike Jonze’dan başkası değil…

*Kulüpte geçen, Sammie’nin farklı dönemlerin ruhlarını müziğiyle çağırdığı sürreel sahne; aylarca prova edilmiş olsa da tek günde ve kesintisiz bir çekimle kaydedilmiş.

*Sinners‘taki blues performanslarının çoğu playback değil. Birçok müzik sahnesi gerçekten sette canlı çalınmış ve söylenmiş. 

*Filmin finalinde görülen yaşlı blues efsanesini gerçek bir blues efsanesi, Buddy Guy oynuyor. Bu cameo, karakterin müzikal kaderine bir gönderme olarak düşünülmüş.


TRAIN DREAMS

*James Bond serisinin şarkılarını saymazsak; son çeyrek asırda kendisiyle aynı adı taşıyan bir şarkıyla En İyi Şarkı kategorisine aday olan ilk yapım. Bunu en son Vanilla Sky başarmıştı. Nick Cave’in kaydettiği “Train Dreams”, Sundance Film Festival’de gösterilen ilk versiyonda yer almıyordu; daha sonra filme eklendi.

*Filmdeki dış ses Will Patton’a ait. Patton daha önce Denis Johnson’ın aynı adlı novellasının audiobook versiyonunu da seslendirmişti.

*Prodüksiyon ekibi çevresel etkiyi azaltmak için çoğu sahnede fiberglas ve ahşaptan yapılmış yapay bir ağaç kullandı ve bu dekor, görsel efektlerle dev bir ağaca dönüştürüldü.

*Robert’ın gölde yıkandığı sahne Washington’daki Rattlesnake Lake’te çekildi. Su seviyesi düştüğünde, gölün altında kalan eski Moncton kasabasının kalıntıları bugün bile görülebiliyor.