Oyuncu Günlükleri: Derya Alabora
Fotoğraf: Muhsin Akgün
Derya Alabora bir senaryoyu ilk kez okurken nelere dikkat ediyor? Canlandırdığı karakterlerle nasıl bağlar kuruyor? Oyuncu olmasa ne olurdu?
Oyuncular Sendikası ile oyuncuların pratiklerini ve duygu dünyalarını kurcaladığımız soru-cevap serimizin konuğu, şu sıralar Kanlı Kabare oyunuyla sahnede olan ve yakında yeni HBO Max dizisi Mira’da izleyeceğimiz Derya Alabora.

Oyuncular Sendikası senin için ne / neyi ifade ediyor?
Oyuncular sendikasını sektör için çok önemli buluyorum ama ne yazık ki yaptırım gücü fazla değil. Tabii ki bu sektörün durumundan, var olan kanunların yaptırım gücünün olmamasından kaynaklanıyor. Dünyanın her yerinde senin haklarını savunan bir sendika önemli. Umut ediyorum biz de yakın bir gelecekte daha geniş haklara kavuşuruz.
Hayatta yapmak istediğinin oyunculuk olduğunu ne zaman ve nasıl anladın?
Sanırım lise sona doğru. Ben zaten tiyatro ve operanın içinde büyüdüm. Ama önceleri dansçı olmak istiyordum, sonradan son sınıfta oyuncu olmaya karar verdim.
Bugüne kadar canlandırdığın karakterler arasında sana en çok benzeyen hangisi? Neden?
Bence Masumiyet’teki Uğur’da benden de çok şey vardı; aşkının peşinden yıllarca yılmadan gitmesi, korkusuzluğu, dik başlılığı… Benim için inandığımız şeylerin arkasından yılmadan gitmek çok önemlidir.
Tabii ki oynadığım her karakter bana benzemiyor. Zaten benzer karakterler oynasam sanırım kendimi çok beceriksiz hissederdim. Bu işin en büyüleyici yanı senden bambaşka karakterdeki insanları canlandırmak. Ben, oyuncunun karakter yaratırken öbür bedenin bakış açısına girmesi gerektiğini düşünürüm; onun ruh hâlini oyuncu kendi bedeninde yaşatmalı. Bir katili canlandırmıştım, insanda başka şeylere duyduğu arzunun, o ısı yükselmesinin çok işime yaradığını gördüm. Normal bir insanın cinsel birleşmeden sonra duyduğu tatmin duygusunu öldürdükten sonra hissetmek gibi.
Bir rolü senin için çekici kılan unsurlar, senaryoyu okurken mutlaka dikkat ettiğin detaylar neler?
Ben uç noktada karakterlerden hoşlanıyorum. Çünkü oyunculukta kendinin dışına çıkıp bambaşka dünyalara girmek heyecan verici. Ayrıca bir karakterin iyi yazılması lazım.
Oyunculuğa dair algı kapılarını açan, yaklaşımını değiştiren bir söz?
Uğur Yücel’in oyunculuk hakkında “ruh göçü” diye bir tanımlaması vardır, bence kilit tanımlamalardan biridir.
Sence uzun soluklu bir kariyerin sırrı ne?
Çalışmak, okumak, duygu dünyana yeni açılımlar katmak.
Sete girmeden önce kendini nasıl hazırlarsın? Ritüelin, çalışan yöntemlerin var mıdır?
Öncesinde çok okurum. Senaryoyu ilk anda asla ezberlemem. Duyguları buldukça yavaş yavaş cümleler ve karakter kafamda belirir. Konuşma biçimi, ses tonu çok önemlidir; hangi sınıfa ait olduğu.

Karaktere girmek kadar ondan çıkmak da bazen zorlayıcı olabilir. Sende böyle bir etki bırakan bir rol oldu mu?
Bence karaktere girip çıkamamak diye bir şey pek yoktur. Öbürü hastalığa girer. Bizim zaten oyuncular olarak öğrenmemiz gereken şey bu olmalı: O karakteri hem yaşamak, aynı zamanda da ondan çıkmak.
Az önce aradılar, biyografin çekiliyormuş. Seni kim oynasın?
Merve Dizdar.
Oyuncu olmasan mesleğin ne olurdu?
Arkeolog.
“Keşke bende de olsaydı” dediğin (ama olmayan) yetenek?
Taklit kabiliyetim pek yoktur. Ama olsaydı memnun olurdum.
Yakın gelecekteki projelerine dair verebileceğin ipuçları var mı?
Disney’e bir dizi. Sahnede bir arkadaşımla müzik ve anlatıyla ilgili bir proje.
Oyunculuğuyla sana ilham veren üç isim?
Meryl Streep
Julianne Moore
Cate Blanchett

Sinema, televizyon veya tiyatro farketmez; aklından çıkmayan üç oyunculuk performansı?
Anthony Hopkins’in bir Japon oyuncuyla oynadığı M Butterfly oyunu
Uğur Yücel’in Hiç oyunundaki performansı
Merve Dizdar’ın son oyununda oynadığı bağımlı karakter